Beklenen deprem öncesi ürkütücü detay
Gündem, 09 Kasım 2017 15:27İTÜ Makine Fakültesi Öğretim Üyesi, Türkiye Yangından Korunma Vakfı Kurucu Başkanı ve Onursal Başkanı Prof. Dr. Abdurrahman Kılıç, halkı ve yetkilileri deprem sonrası yangınlarla ilgili uyardı. Yüksek binalardaki yangın riskine de dikkat çeken Kılıç, muhtemel İstanbul depremi sonrası çıkacak yangın sayısını 3 bin olarak işaret ederken, yüksek katlı binaların yüzde 80'inde yeterli yangın güvenliği bulunmadığını savundu.
Prof. Dr. Abdurrahman Kılıç, basit önlemlerle engellenebilecek yangın felaketinin yaratabileceği etki ile ilgili bilgi verdi. Deprem sonrası oluşacak yangın sayısının ve bu yangınların vereceği zararların o anda, o ortamda bulunan açık ocak, açık ateş sayısına bağlı olarak değiştiğini söyleyen Prof. Dr. Kılıç; “En büyük korkumuz beklenen İstanbul depreminin kış aylarında gerçekleşmesi” dedi. Prof. Dr. Kılıç sözlerine şöyle devam etti; “Deprem olduğu sırada açık ocak sayısı fazlaysa, deprem sonrası yangınların görülme oranı büyük ölçüde artıyor. Özellikle yemek zamanı olan sabah ve akşam saatlerinde yaşanan depremler bu anlamda büyük risk yaratıyor. Muhtemel İstanbul depremi sobaların, kombilerin yandığı, ocakların açık olduğu bir zamanda olursa çok sayıda yangına da sebep olacaktır. İstanbul'da kış aylarında, akşam saatlerinde bir depremin olduğunu varsayarsak, deprem sonrası meydana gelecek yangın sayısını yaklaşık 3.000 adet olarak öngörebiliriz” diye konuştu.
DEPREM SONRASI YANGINLARIN EN BÜYÜK NEDENİ GAZ KAÇAKLARI
Deprem sonrası, ayakta kalan binaların tesisatlarında kırılma, kopma tarzı hasarların meydana gelebileceğini belirten Prof. Dr. Abdurrahman Kılıç, aynı ortamda açık ateş bulunmasının yangına neden olacağını söyledi. Prof. Dr. Abdurrahman Kılıç “Deprem sonrası yaşanan patlamaların en büyük nedeni gaz. Genellikle doğalgaz kullanılan yerlerde, deprem sonrası boruların kırılmasıyla ortaya çıkan gaz, ortamdaki açık ateşle veya kıvılcımla karşılaşınca patlamalar meydana geliyor. Deprem esnasında, her ne kadar doğalgaz akışı ana vanadan kapansa da, doğalgaz borularının içerisinde kalan gazlar risk oluşturuyor. Deprem durumunda borunun içerisinde kalan gazın tahliye edilmesini sağlayan, alev görmeyince gazı direkt olarak kesen sistemlerin kurulması gerekli” şeklinde konuştu.
TÜRKİYE’DEKİ BİNALARIN YÜZDE 95’İNDE DEPREM SONRASI YANGIN GÜVENLİĞİ AÇISINDAN UYGUN DEĞİL
Türkiye'deki yüksek binaların yüzde 95'inin depremde yangın güvenliği açısından uygun olmadığını söyleyen Prof. Dr. Abdurrahman Kılıç “Binaların yüzde 95'i deprem sonrasında oluşabilecek yangınlara karşı güvenliği olmayan binalar. Uygun olan yüzde 5'lik kısım da son dönemde yapılmış binalar arasından çıkar. Binaların ve tesisatların eski, binaların sık, insanların fazla, yolların dar, yanıcı maddelerin fazla olduğu bölgeler yangın açısından en riskli bölgeler. Bu bölgelerde bir de şiddetli deprem yaşanırsa yangın riski daha da artar” dedi.
“YÜKSEK KATLI BİNALARIN YÜZDE 80’İ YANGIN GÜVENLİĞİ AÇISINDAN YETERSİZ”
Bilgilendirme toplantısında yüksek katlı binalardaki yangın riskine de dikkat çeken Prof. Dr. Abdurrahman Kılıç; Türkiye'deki yüksek katlı binaların 2007 yılından önce yapılanlar, 51,5 metreden kısa olanlar ve çok yüksek ve yeni olanlar olarak üç gruba ayrıldığını söyledi. 2007 yılından önce yapılan binalarda yangın önlemi ve yangın tesisatı deprem şartlarına uygun olarak yapılmadığını ifade eden Prof. Dr. Kılıç “Bu binaların çoğunda, özellikle konutların nerdeyse tamamında bir yangın önlemi yok. Yağmurlama sistemi bulunmuyor, kaçışlar yeterli değil, olanlarda ise algılama sistemi mevcut değil dedi.
BİNALARDAKİ BÜYÜK HİLE
51,5 metrenin üzerindeki binalarda ise, algılama, söndürme, güvenlik holü, anons sistemi gibi önlemler yönetmelikle zorunlu hale getirilmiş durumda olduğunu söyleyen Prof. Dr. Kılıç, özellikle yap-sat zihniyeti ile hareket eden bazı müteahhitlerin bu sistemleri yapmamak için bina uzunluklarını 51 metrede bıraktıklarını ifade etti. Bu uzunluğun aşağı yukarı 17 kata denk geldiğini söyleyen Prof. Dr. Kılıç sözlerine şöyle devam etti “10 katın üzerindeki bir binayı dışarıdan söndürebilmeniz mümkün değil. Yanan binanın içerisine girip söndürmek de mümkün değil. Bu tür binalar ancak yangın söndürme tesisatı ile söndürülür. İçeride mutlaka korunmuş merdiven olmalı, algılama sistemi ve söndürme sistemi bulunmalı.” Üçüncü grup yüksek binaların ise, çok daha yüksek olan, içlerinde algılama sistemi, söndürme sistemi gibi sistemlerin bulunduğu binalar olduğunu söyleyen Prof. Dr. Kılıç; “Bu binaları da; yangın söndürme sistemleri yapılmış ama tasarımı uygun olmayan, tasarımı yapılmış ama uygun yapılmayan ve tasarlanmış, uygun yapılmış ama sistemlerin bakımı yapılmamış binalar olarak üçe ayırabiliriz. Tüm bu faktörlere baktığımızda, Türkiye'deki yüksek katlı binaların yüzde 80'ine yakınının yeterli yangın güvenliğine sahip olmadığını söyleyebiliriz” şeklinde konuştu.
“DIŞ CEPHE KAPLAMALARINDA BÜYÜK TEHLİKE”
Dış cephe kaplamalarında yanıcı malzemelerin kullanılmasının da büyük tehlike yarattığına dikkat çeken Prof. Dr. Abdurrahman Kılıç “Polistiren malzeme aşırı yanıcı, tutuştuğu zaman hızla yayılan bir malzeme. Mantolamada bir çok ülkede 12 metre, en fazla 18 metreden sonra polistiren malzemenin kullanılması yasak. Türkiye'de bu sınır 21 metreydi, maalesef bu yönetmelikte değişiklik yapılarak 28 metreye çıkarıldı. Yani 28 metrenin altındaki binalarda cephede mantolama için son derece yanıcı olan polistiren malzeme kullanılabiliyor” şeklinde konuştu.
“YANGIN TASARIMLA SÖNDÜRÜLÜR”
Yangının yayılmasını önlemede ve söndürmede en büyük etkenin tasarım olduğunu belirten Prof. Dr. Abdurrahman Kılıç “Yangın tasarımla önlenir, bina tasarımla söndürülür. Binaların proje aşamasında yangın tehlikesi düşünülerek tasarlanmış olması gerekir. Bu bilincin başta idareci ve yöneticiler olmak üzere toplumun her kesiminde olması gerekir. Ancak bu şekilde yangınlar ve yangınlar nedeniyle oluşan kayıplar en aza indirilebilir” dedi.
Gündem, 09 Kasım 2017 15:27
Yorumlar (0)
Kalan karakter : 450
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Körfez Kent Konseyi’nde projeler için ihtisas komisyonları kuruldu
Buraya neden kaldırım yapılmıyor?
İSU’dan Halıdere’ye 25 kilometrelik altyapı
İYİ Parti’de Derince ilçe yönetimi görevden alındı
O teröristler İzmit'ten araç kiralamışlar
İzmitli kadınlar Dünya Sağlık Günü’nde de yürüdü
Bu yeşil alanı temizleyin!
Kıbrıs eski Cumhurbaşkanı Tatar, Başkan Büyükakın’ı ziyaret etti
Körfez Yarış Pisti’nde karting heyecanı sizi bekliyor!
Bahçeli yine CHP'yi hedef aldı
Derince’de kahkaha ve sanat aynı sahnede buluştu
Kocaelili üreticilere bir zirai don uyarısı daha
Ağzını açsa soruşturma açılıyor!
Körfezli İsmail Çelik’ten 8 yıldır haber alınamıyor
Milli maçta o golü atan Aktürkoğlu’ndan Büyükakın’a milli forma
Körfez Kent Konseyi Kadın Meclisi’nden özel annelere dayanışma mesajı
Kocaeli Valiliği’nden zirai don uyarısı
400 TL’lik yolculuk vatandaşı eziyor
ABD kağıttan imparatorlukmuş
Bu işler bu kadar ucuz mu?
Birçok insan masum ve tamamı tutuksuz yargılanmalı
Başiskele’deki projeler Başkan Özlü’nün takibinde
Dilovası’nda MHP’ye yeni genç üyeler
Başkan Bıyık o okulda da derse girdi
Kitap tutkunu Maksut amca, Alev Alatlı Kütüphanesi’ne hayran kaldı
Zamlar, enflasyonda ciddi artışın habercisi olabilir
Körfezli Rafet ile Poyraz’dan Kick Boksta gururlandıran başarı
MHP'de işler böyle! Görevden alındılar
İzmit’teki Bağ Projesi’nde eğitim süreci başladı
O çay markasından boya çıktı!
Gölcük Saraylı’daki tarihi yapı yeniden ayağa kaldırıldı
Başkan Gökçe sporu sevdiriyor!
Elif Rana Aksoy, Çayırova’daki ses yarışmasının kazananı oldu
Eski bakandan Erdoğan'ı çıldırtacak sözler!
Gazeteci Sadun Çetin’in annesi vefat etti
Tarihin en büyük zammı geliyor!
Erdoğan, Altaylı'yı kuzuya çevirdi!
Doğayla iç içe unutulmaz bir deneyim yaşadılar
Milli iradeye darbe ve milli irade hırsızlığı
