Beklenen deprem öncesi ürkütücü detay
Gündem, 09 Kasım 2017 20:57İTÜ Makine Fakültesi Öğretim Üyesi, Türkiye Yangından Korunma Vakfı Kurucu Başkanı ve Onursal Başkanı Prof. Dr. Abdurrahman Kılıç, halkı ve yetkilileri deprem sonrası yangınlarla ilgili uyardı. Yüksek binalardaki yangın riskine de dikkat çeken Kılıç, muhtemel İstanbul depremi sonrası çıkacak yangın sayısını 3 bin olarak işaret ederken, yüksek katlı binaların yüzde 80'inde yeterli yangın güvenliği bulunmadığını savundu.
Prof. Dr. Abdurrahman Kılıç, basit önlemlerle engellenebilecek yangın felaketinin yaratabileceği etki ile ilgili bilgi verdi. Deprem sonrası oluşacak yangın sayısının ve bu yangınların vereceği zararların o anda, o ortamda bulunan açık ocak, açık ateş sayısına bağlı olarak değiştiğini söyleyen Prof. Dr. Kılıç; “En büyük korkumuz beklenen İstanbul depreminin kış aylarında gerçekleşmesi” dedi. Prof. Dr. Kılıç sözlerine şöyle devam etti; “Deprem olduğu sırada açık ocak sayısı fazlaysa, deprem sonrası yangınların görülme oranı büyük ölçüde artıyor. Özellikle yemek zamanı olan sabah ve akşam saatlerinde yaşanan depremler bu anlamda büyük risk yaratıyor. Muhtemel İstanbul depremi sobaların, kombilerin yandığı, ocakların açık olduğu bir zamanda olursa çok sayıda yangına da sebep olacaktır. İstanbul'da kış aylarında, akşam saatlerinde bir depremin olduğunu varsayarsak, deprem sonrası meydana gelecek yangın sayısını yaklaşık 3.000 adet olarak öngörebiliriz” diye konuştu.
DEPREM SONRASI YANGINLARIN EN BÜYÜK NEDENİ GAZ KAÇAKLARI
Deprem sonrası, ayakta kalan binaların tesisatlarında kırılma, kopma tarzı hasarların meydana gelebileceğini belirten Prof. Dr. Abdurrahman Kılıç, aynı ortamda açık ateş bulunmasının yangına neden olacağını söyledi. Prof. Dr. Abdurrahman Kılıç “Deprem sonrası yaşanan patlamaların en büyük nedeni gaz. Genellikle doğalgaz kullanılan yerlerde, deprem sonrası boruların kırılmasıyla ortaya çıkan gaz, ortamdaki açık ateşle veya kıvılcımla karşılaşınca patlamalar meydana geliyor. Deprem esnasında, her ne kadar doğalgaz akışı ana vanadan kapansa da, doğalgaz borularının içerisinde kalan gazlar risk oluşturuyor. Deprem durumunda borunun içerisinde kalan gazın tahliye edilmesini sağlayan, alev görmeyince gazı direkt olarak kesen sistemlerin kurulması gerekli” şeklinde konuştu.
TÜRKİYE’DEKİ BİNALARIN YÜZDE 95’İNDE DEPREM SONRASI YANGIN GÜVENLİĞİ AÇISINDAN UYGUN DEĞİL
Türkiye'deki yüksek binaların yüzde 95'inin depremde yangın güvenliği açısından uygun olmadığını söyleyen Prof. Dr. Abdurrahman Kılıç “Binaların yüzde 95'i deprem sonrasında oluşabilecek yangınlara karşı güvenliği olmayan binalar. Uygun olan yüzde 5'lik kısım da son dönemde yapılmış binalar arasından çıkar. Binaların ve tesisatların eski, binaların sık, insanların fazla, yolların dar, yanıcı maddelerin fazla olduğu bölgeler yangın açısından en riskli bölgeler. Bu bölgelerde bir de şiddetli deprem yaşanırsa yangın riski daha da artar” dedi.
“YÜKSEK KATLI BİNALARIN YÜZDE 80’İ YANGIN GÜVENLİĞİ AÇISINDAN YETERSİZ”
Bilgilendirme toplantısında yüksek katlı binalardaki yangın riskine de dikkat çeken Prof. Dr. Abdurrahman Kılıç; Türkiye'deki yüksek katlı binaların 2007 yılından önce yapılanlar, 51,5 metreden kısa olanlar ve çok yüksek ve yeni olanlar olarak üç gruba ayrıldığını söyledi. 2007 yılından önce yapılan binalarda yangın önlemi ve yangın tesisatı deprem şartlarına uygun olarak yapılmadığını ifade eden Prof. Dr. Kılıç “Bu binaların çoğunda, özellikle konutların nerdeyse tamamında bir yangın önlemi yok. Yağmurlama sistemi bulunmuyor, kaçışlar yeterli değil, olanlarda ise algılama sistemi mevcut değil dedi.
BİNALARDAKİ BÜYÜK HİLE
51,5 metrenin üzerindeki binalarda ise, algılama, söndürme, güvenlik holü, anons sistemi gibi önlemler yönetmelikle zorunlu hale getirilmiş durumda olduğunu söyleyen Prof. Dr. Kılıç, özellikle yap-sat zihniyeti ile hareket eden bazı müteahhitlerin bu sistemleri yapmamak için bina uzunluklarını 51 metrede bıraktıklarını ifade etti. Bu uzunluğun aşağı yukarı 17 kata denk geldiğini söyleyen Prof. Dr. Kılıç sözlerine şöyle devam etti “10 katın üzerindeki bir binayı dışarıdan söndürebilmeniz mümkün değil. Yanan binanın içerisine girip söndürmek de mümkün değil. Bu tür binalar ancak yangın söndürme tesisatı ile söndürülür. İçeride mutlaka korunmuş merdiven olmalı, algılama sistemi ve söndürme sistemi bulunmalı.” Üçüncü grup yüksek binaların ise, çok daha yüksek olan, içlerinde algılama sistemi, söndürme sistemi gibi sistemlerin bulunduğu binalar olduğunu söyleyen Prof. Dr. Kılıç; “Bu binaları da; yangın söndürme sistemleri yapılmış ama tasarımı uygun olmayan, tasarımı yapılmış ama uygun yapılmayan ve tasarlanmış, uygun yapılmış ama sistemlerin bakımı yapılmamış binalar olarak üçe ayırabiliriz. Tüm bu faktörlere baktığımızda, Türkiye'deki yüksek katlı binaların yüzde 80'ine yakınının yeterli yangın güvenliğine sahip olmadığını söyleyebiliriz” şeklinde konuştu.
“DIŞ CEPHE KAPLAMALARINDA BÜYÜK TEHLİKE”
Dış cephe kaplamalarında yanıcı malzemelerin kullanılmasının da büyük tehlike yarattığına dikkat çeken Prof. Dr. Abdurrahman Kılıç “Polistiren malzeme aşırı yanıcı, tutuştuğu zaman hızla yayılan bir malzeme. Mantolamada bir çok ülkede 12 metre, en fazla 18 metreden sonra polistiren malzemenin kullanılması yasak. Türkiye'de bu sınır 21 metreydi, maalesef bu yönetmelikte değişiklik yapılarak 28 metreye çıkarıldı. Yani 28 metrenin altındaki binalarda cephede mantolama için son derece yanıcı olan polistiren malzeme kullanılabiliyor” şeklinde konuştu.
“YANGIN TASARIMLA SÖNDÜRÜLÜR”
Yangının yayılmasını önlemede ve söndürmede en büyük etkenin tasarım olduğunu belirten Prof. Dr. Abdurrahman Kılıç “Yangın tasarımla önlenir, bina tasarımla söndürülür. Binaların proje aşamasında yangın tehlikesi düşünülerek tasarlanmış olması gerekir. Bu bilincin başta idareci ve yöneticiler olmak üzere toplumun her kesiminde olması gerekir. Ancak bu şekilde yangınlar ve yangınlar nedeniyle oluşan kayıplar en aza indirilebilir” dedi.
Gündem, 09 Kasım 2017 20:57
Yorumlar (0)
Kalan karakter : 450
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Motokuryelerin trafiğe çıkma yasağı kaldırılmadı!
Yine gök gürültülü yağmur yağacak
Kocaeli Valiliği’nden yeni uyarı! Fırtınaya dikkat
Ücretsiz tren yolculuğunda T.C. kimlik numarası yeterli olacak!
İzmitliler bu seminere davetli! Konu prostat kanseri
Vali Aktaş’tan 112 Acil Çağrı Merkezi’nde yerinde inceleme
Başkan Bulut, Bakan Yardımcılığı görevine atanan Kocaelili Bayrakdar’ı tebrik etti
Başiskele’de sel mesaisi
Darıca’da MHP’li başkandan yağmur altında esnaf ziyareti
Seçim için DEM parti ile anlaşma mı yapıldı?
CHP Kocaeli İl Kadın Kolları Başkanı Korkmaz: Kadın emeği güvence altına alınmalı!
Kocaeli’nin turizm potansiyeli masaya yatırıldı
Çayırova’da Kitap Günleri 7’inci kez kapılarını açıyor
Patlayan Ak Parti foseptik çukurudur!
Kocaeli GÜDEF, Gümüşhaneli 100 gence burs verecek
Dilovası’nda yağmur nöbeti
Körfez Gençlerbirliği’nden potada 5’inci galibiyet
Bazı bölgelerde aylık yağış ortalaması aşıldı
Kocaeli’de çevre yönetiminde teknoloji odaklı yeni adım
Körfez’de sağanak yağışa karşı ekipler sahada
Balık alıp derin dondurucuda saklayın!
Liranın dolar ve euro karşısındaki eriyişi devam ediyor
İzmit Sanat Akademisi Tiyatro Bölümü’nü kazanan adaylar belli oldu
TBB seçimini YENİ Parti adayı kazandı
Yerli ve millî söylemi, borsa vurgunlarının üzerini örtme kalkanı olamaz!
Zeytinoğlu: Gelirlerdeki artışın harcamaların gerisinde kalması bütçe açığını artırıyor
Başiskele’de eski muhtar Gedikli sel sularına kapılarak hayatını kaybetti
Gebze Ticaret Odası üyeleri yabancı firma yöneticileri ile bir araya getirildi
Cadde üzerinde kasis var, uyarı tabelası yok!
Dilovası’nda iş insanı Yıldırım otizm sınıfına sponsor oldu
Kocaeli’de pazartesi gününe kadar okul yok!
Erdoğan kimsenin gözünün yaşına bakmayacak!
Gölcük’te yeni Kültür Merkezi için o tarihte ihale yapılacak
Çayırova’da da ekipler yağmur mesaisinde
284 eski vekilden Halk TV çağrısı
Kandıra’da Kapalı Pazara el atıldı
Kocaeli’de yağmur, sel ve su baskını alarmı
Sel ve su baskınlarının önüne geçmek için gayret ediyorlar
Kocaeli’de kriz merkezi kuruldu
