Türkiye’de milyonlarca hanenin temel gıda maddesi olan ekmek fiyatlarına birçok ilde zam yapılmasıyla 200 gram ekmeğin fiyatı 17.5 liraya yükseldi. Gebze'de ise 230 gram satılan ekmek 20 lira olarak belirlendi. Türkiye Fırıncılar Federasyonu Başkanı Halil İbrahim Balcı’nın “Ekmekte zam kaçınılmaz oldu” sözleriyle duyurduğu bu gelişme, asgari ücretli ve dar gelirli yurttaşların geçim sıkıntısını daha da derinleştirdi.
İktidarın daha 2026'nın ilk iki ayında ranta ve faize ödediği tutar yüzde 111.5 artışla 640.1 milyar TL’ye fırladı. Ekmek fiyatlarındaki bu son zam ve devasa faiz ödemeleri karşılaştırıldığında, bütçenin “sermaye ve rant” odaklı karakteri ile faturanın nasıl halka kesildiği ortaya çıkıyor. Sadece faize aktarılan bu devasa rakam, Türkiye'deki tüm hanelerin 1,5 yıllık ekmek ihtiyacını karşılamaya yetiyor.
ASGARİ ÜCRETLİ ZAMLA BİRLİKTE 468 EKMEK KAYBETTİ
Ekmek zammını asgari ücret üzerinden değerlendiren EMEP Gebze İlçe Başkanı Yusuf Akar, "Açlık sınırının altında yaşam mücadelesi veren ve net 28 bin 75 TL olan asgari ücretle geçinmeye çalışan bir işçinin alım gücü, ekmeğe gelen zamla birlikte bir darbe daha aldı. Zammın ardından 230 gramlık ekmeğin fiyatının 15 liradan 20 liraya çıkması, asgari ücretlinin sofrasından her ay 468 ekmeği çaldı. Zam öncesi 15 liralık fiyatla maaşının tamamıyla 1871 adet ekmek alabilen asgari ücretli, yeni fiyatla (20 TL) ancak 1403 adet ekmek alabiliyor. Bu aradaki devasa fark, işçi ve emekçileri daha yoksul hale getirecek. Zamlar ekmekle de kalmayacak, yağmur gibi yağacak ama işçilerin ve emekçilerin maaşı olduğu yerde sayacak, günden güne eriyip gidecek" diye konuştu.
.jpeg)
"İKİ AYLIK FAİZ ÖDEMESİYLE TÜM HANELERİN 1.5 YILLIK EKMEK İHTİYACI KARŞILANIRDI"
2026 yılının ilk iki ayında bütçeden faize tam 640.1 milyar TL ödendiğini aktaran Akar, "Bu devasa tutar, eğer halkın temel gıdası olan ekmeğin fiyatını sübvanse etmek için kullanılsaydı ve ekmek zam öncesi fiyatı olan 15 liradan satılsaydı, tam 42 milyar 673 milyon adet ekmek alınabilirdi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye’de yaklaşık 26 milyon hane bulunuyor. Bir hanenin günlük ortalama 3 ekmek tükettiği varsayıldığında, 26 milyon hanenin günlük ekmek tüketimi 78 milyon adedi buluyor. Bu hanelerin aylık tüketimi 2 milyar 340 milyon adet, yıllık tüketimi ise yaklaşık 28 milyar 80 milyon adet ekmeğe denk geliyor. Hükümetin sadece ocak ve şubat aylarında faizcilere aktardığı 640,1 milyar TL ile alınan 42.6 milyar adet ekmek, Türkiye’deki 26 milyon hanenin tam 547 günlük, yani yaklaşık 1.5 yıllık ekmek ihtiyacını zamsız fiyattan karşılamaya yetiyordu. Şimdi zamlı fiyattan dahi alınmak istense, 32 milyar ekmek 2 aylık faiz tutarıyla alınabilirdi" dedi.
"EKMEĞİMİZİ ÇALAN ANLAYIŞA KARŞI BİRLEŞELİM"
Vergi yüküyle beli bükülen işçi ve emekçilerin gelen zamlarla daha da zor durumda kaldığını belirten Akar, "Yılın ilk iki ayında gelir vergisi kaleminde 558.5 milyar TL tahsil edilirken, bunun büyük çoğunluğunu kaynağında kesilen vergilerle işçi ve emekçiler ödedi. Şirket kârlarından alınan kurumlar vergisi tahsilatı ise iki ayda 390 milyar TL’de kaldı. Yani emeğiyle geçinenler, sermayeye göre yüzde 43 daha fazla doğrudan vergi ödedi. Sermayeye ve faize milyarlarca lira akıtılırken; tarımsal destekleme ödemeleri geçen yılın şubat ayına göre 12.3 milyar TL’den 156 milyon TL’ye düşerek neredeyse sıfırlandı. Eğitime 1.2 milyar TL, sağlığa ise yalnızca 230 milyon TL transfer ayrıldı. Halkın cebinden çıkan vergiler ranta akarken, sofradaki ekmek ise her geçen gün küçülmeye devam ediyor. Biz bu anlayışı kabul etmiyoruz. Emekçiyi ezen, zengine dokunmayan bu düzen değişmelidir. Her gün soframızdan ekmeğimizi çalan bu anlayışla dur demek için birleşmekten ve birlikte mücadele etmekten başka yolumuz yok" diye konuştu.
Zeytinoğlu: Sanayicimizi rahatlatacak adımların atılması oldukça önemli
Çayırova’da spor lisesi projesi Başkan Çiftçi’nin takibinde
Kadınlar için uygulamalı eğitim alanı Ana Kafe hizmette
Kamu araçları kişisel işlerde mi kullanılıyor?





