Ertuğrul Günay, mevcut yapıda seçmenin karar mekanizmasından nasıl dışlandığını ve milletvekili adaylarının halk yerine siyasi merkezler tarafından belirlenmesinin yarattığı "temsil krizini" kaleme aldı.
Deneyimli siyasetçi Ertuğrul Günay ‘Millet vekilini seçebilir mi?' başlıklı yazısında, "milletin vekilini seçmesi" fikrinin mevcut yasalar ve uygulamalarla nasıl bir yanılsamaya dönüştüğünü çarpıcı saptamalarla ortaya koydu.
‘’SEÇMEN ZORUNLU BİR ONAY UNSURU HALİNE GETİRİLDİ’’
Mevcut yasal düzenlemelerin partilere ön seçim, aday yoklaması veya merkez yoklaması gibi seçenekler sunduğunu hatırlatan Günay, uygulamada seçmenin devre dışı bırakıldığını savunuyor. Günay, yazısında bu durumu şu sözlerle özetliyor:
"Milyonlarca seçmen, sonuçta bir kaç kişinin, en fazla birkaç yüz, yahut birkaç bin kişinin tercihleriyle oluşan listeyi onaylamak zorunluğuyla karşı karşıya kalıyor. Seçmeni, zorunlu ve sıradan bir onay unsuru haline getiren bu sistem değişmeden milletin, vekilini seçmekte söz ve karar sahibi olması olanaksızdır."
‘’Seçilenler gerçekte milletvekili değil atanmış parti görevlileri oluyor’’
Aday belirleme sürecinin şeffaf ve demokratik olmamasının, parlamentonun niteliğini doğrudan etkilediğini belirten Günay, seçilenlerin halka değil kendilerini atayan liderlere sadık kaldığını vurguluyor:
"Bu sistemle seçilenler de gerçekte 'milletvekili' değil, atanmış parti görevlileri oluyor ki, Türkiye’de demokratikleşmeyi büyük ölçüde engelleyeN siyasi gerçek de budur."
Günay'a göre bu yapı, vekillerin özgür iradesini ipotek altına alıyor.
'SEÇMENLE ADAYIN TANIŞIKLIĞI GERÇEK BİR SEÇİM İÇİN ÖN GEREKLİLİKTİR'
Büyük seçim bölgelerinin seçmen ile aday arasındaki bağı kopardığını ifade eden Günay, temsilde adaleti ve etkinliği sağlamak için seçim bölgelerinin küçültülmesi gerektiğini savunuyor. Özellikle kalabalık bölgelerde adayların tanınmadığına dikkat çekerek şu öneriyi getiriyor:
"Seçim bölgeleri tek sayıyı (örneğin 9’u) aşmayacak biçimde yeniden düzenlenmelidir. Seçmenle adayın tanışıklığını sağlamak, gerçek bir seçim için göz ardı edilemeyecek bir ön gerekliliktir."
‘KUVVETLER AYRILIĞI ADAYLARIN ATANDIĞI BİR SİSTEMDE GERÇEKLEŞEMEZ..’
Eski Devlet Bakanı Günay, seçim sistemi ile kuvvetler ayrılığı ilkesi arasındaki kopmaz bağa işaret ediyor. Parti genel merkezlerinin aday belirleme üzerindeki mutlak hakimiyetinin demokrasiyi imkansız kıldığını belirterek analizini noktalıyor:
"Milletvekillerinin parti merkezleri tarafından atandığı bir sistemde, adı ne olursa olsun 'kuvvetler ayrılığı' gerçekleşemez. Kuvvetler ayrılığının gerçeklik kazanamadığı bir sistemle de demokrasi olmaz, olamaz."
Derince’de Başkan Gökçe sürekli halkın içinde
İşte Çayırova’da Nisan ayı tiyatro takvimi
Kocaeli Bölge Tiyatrosu’ndan yine bir prömiyer!
Vali Aktaş, İYİ Partilileri ağırladı




