“Zamlar, boş tencereler, ödenemeyen kiralar, işsizlik, kabaran borçlar. Uzayan mesailer, güvencesiz işler, düşük ücretler. Sokakta güvensizlik, işyerinde baskı, evde şiddet, gericilik, adaletsizlik, geleceksizlik.
Şiddet dolu hayatlarda ayakta kalma çabası. İktidar sözcülerinin aymazlıkları, meclisin her an halk düşmanı yasalarla meşguliyeti, halkın derdiyle dalga geçişleri.
Emperyalist haydutların bombaları, tehdit ve savaşları...” denilen açıklamada, kadınların hayatı yoksullukla, eşitsizlikle, şiddetle, savaşla kuşatıldığı belirtildi.
“KADINLAR GERÇEĞİ GÖRÜYOR, YAŞIYOR, HER ZORLUĞU GAYET İYİ BİLİYOR”
Bu ülkede her kadının bu kuşatmanın ne demek olduğunu gayet iyi bildiği ifade edilen açıklamada; “‘Fatmanur’lardan, ‘Bahar’lardan, İran’da okulda bombalanan kız çocuklarından, Filistin’de açlıktan ölen bebeklerden, Afganistan’da kadınların gözlerinin bile artık görünmemesinden, Rojavalı kadınların saç örgülerinden, Epstein belgelerinde kodlanan çocuklardan, iş cinayetlerinde ölen arkadaşlarından, ustabaşının, patronun taciziyle sınanmaktan, sokakta yürürken avucunda sıktığı anahtardan, her gün okula gönderirken endişeyle öptüğü çocuk başlarından, tarikatlara, cemaatlere peşkeş çekilmiş yaşamlardan, okuyamadığı üniversiteler, tedavi göremediği hastanelerden... Kadınlar gerçeği görüyor, yaşıyor ve belki de hiç bilmemesi gereken her zorluğu gayet iyi biliyor” denildi.
“KADINLARI KUŞATAN CENDERENİN MİMARI BU DÜZENİN SAHİPLERİ”
Kadınları kuşatan cenderenin mimarları olduğu ve bu tablonun tesadüf olmadığına işaret edilen açıklamada şunlar söylendi; “Saray rejimi, bu rejimin sahiplerinin kulu olduğu sermaye düzeni ve sermaye düzenini yaşatmak için halkları savaşın ortasına atmaktan çekinmeyen emperyalist haydutlar bu tablonun baş sorumlusudur.
Yoksulluk, işsizlik, iş cinayetleri, kadın cinayetleri, çocuk istismarı, adaletsizlik, çürüme, kumar, uyuşturucu, taciz, cezasızlık… Savaş, katliam, kırım, yıkım... Dünyanın her yerinde ortaya saçılan bu karanlığın kaynağı aynı. Bu düzenin sahipleri ve temsilcileri çıkarları için birleşmiş durumda... Onlar azınlık. Bu düzenin yarattığı karanlığın yükünü çeken kadınlar ise çoğunluk. Onlar bir tarafta, biz bir tarafta.”
“DİRENEN KADINLARIN ORTAK GÜCÜNÜ GÖSTERECEĞİ GÜN 8 MART”
Bu düzene öfke duyan, her gün öfkesi büyüyen kadınların taraflarını açık açık ilan edecekleri, çok olduğunu gösterecekleri günün 8 Mart olduğunun altı çizilen açıklamada; “Çaresizlik dayatmasına karşı çareyi birbirimizle ve mücadeleyle öreceğimiz gün 8 Mart. Sadece ülkemizde değil, dünyanın dört bir yanında aynı cendereye karşı “Mücadelemiz var” sözüyle direnen kadınların ortak gücünü göstereceği gün 8 Mart. Bu örgütlü saldırganlık karşısında örgütlü gücün bir parçası olmaktan, derdi nerede yaşıyor ve öfkemizi nerede büyütüyorsak orada mücadelenin bir parçası olmaktan yok başka bir yol Bir avuç azınlığın sömürü, şiddet, savaş ve zorbalık düzenine karşı “Mücadelemiz var” diyen kadınlar bu 8 Mart’ta her alanda sesini büyütmeli, birleştirmeli. 8 Mart’ın tarihi de bunu anlatır” ifadelerine yer verildi
“BUGÜN İHTİYAÇ DUYULAN ŞEY KADINLARIN BİRLEŞİK, ÖRGÜTLÜ VE ANTİEMPERYALİST MÜCADELESİNİ BÜYÜTMEKTİR”
İşçi kadınların “ekmek ve barış” diyerek başlattığı mücadelenin, dünyanın gidişatını değiştiren büyük halk hareketlerinin parçası olduğu vurgulanan açıklamada; “8 Mart’ı yaratan mücadele gerçek bir çıkışın ancak ekmek mücadelesinin, şiddete karşı mücadele ve barış mücadelesi ile birleşmesiyle mümkün olduğunu göstermiştir.
Bugün de ihtiyaç duyulan şey aynıdır: Kadınların birleşik, örgütlü ve antiemperyalist mücadelesini büyütmek. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nün tarihinden, işçi kadınların mücadelelerinden öğrendiklerimizle bu düzeni değiştirecek gücümüz var.
İnsanca, eşit bir yaşam, güvenceli çalışma, barış içinde bir dünya için mücadelemiz var! Yoksulluğa, şiddete ve savaşa karşı mücadelemiz var” denildi.
Başkan Hürriyet Yenişehirlilerle de iftarda bir araya geldi
Dilovası’nda Amil Akbulut son yolculuğuna uğurlandı
Diplomasız Erdoğan deyince alınıyor, e varsa göster
Yargı bağımsız diyenlerin yüzleri kızarır mı?






