CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Tanju Özcan'ın gözaltına alınmasının "itibar suikastı" olarak niteledi; ABD ve İsrail'in İran'a saldırı hakkında ise iktidara diploması çağrısı yaptı.
CHP'nin 81 ilde düzenlemeyi planladığı "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinginin bu haftaki durağı Burdur oldu.
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasının ardından planlanan mitinglerin 93'cüsü saat 14.00'te Burdur'da Cumhuriyet Meydanı'nda başladı.
Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, mitingin açılış konuşmasını gerçekleştirdi. Ardından CHP Burdur İl Başkanı Barış Ayten, Silivri'de 347 gündür tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu'nun mektubunu okudu.
İmamoğlu, mektubunda şunlara yer verdi:
"Demokrasi tarihimizin en zorlu döneminden geçiyoruz. Cumhuriyetimizin temel ilkeleri baştan sona geçersiz kılınmak isteniyor. Oysa biz, Cumhuriyetimizi özgür ve onurlu bir yaşamın güvencesi olsun diye kurduk.
"TUTUKLULUĞUMUZ, KATMERLİ BİR ZORBALIĞA DÖNÜŞMÜŞTÜR"
Cumhuriyet, bizim için herhangi bir rejim tercihi değildi, milletçe var olma, ayakta kalma meselesiydi. Egemenliğe sahip olmayan bir millet yok olur gider. Onun için, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve yol arkadaşları, ülkemizin geleceğini cumhuriyette gördüler. Çünkü bu topraklarda egemenliğin kayıtsız şartsız millette olması ancak cumhuriyetle sağlanabilirdi. Ne acı ki, bugün milletin kendine ait egemenliğini kullanması yargı marifetiyle engellenmeye çalışılıyor. Seçilmiş belediye başkanlarının tutuklu yargılanması, açıkça bir milli irade gaspıdır. 15,5 milyon oyla görevlendirilmiş bir cumhurbaşkanı adayının tutuklu yargılanması, milletin egemenliğini baskı altına alma girişimidir. Tutukluluğumuz, ilk günden beri haksızdı, hukuksuzdu. Bugün ise katmerli bir zorbalığa dönüşmüştür. Çünkü deliller çoktan toplanmış, iddianame çoktan hazırlanmıştır.
"SADECE SEÇİM KAZANACAĞIMIZDAN ŞÜPHELENİYORLAR"
Bizlerin, tutuksuz yargılanmamız halinde, ülkeden kaçacağımızdan şüphe duyan tek bir sağduyulu vatandaşım yoktur. Aslında, bizi zindana atan akıl da bundan şüphe duymuyor. Onlar, sadece seçim kazanacağımızdan şüpheleniyorlar. Haklılar. Ne kadar şüphelenseler az; çünkü kazanacağız. Kazanacağız ve cumhuriyetimizin temel ilkelerini eksiksiz hayata geçireceğiz. Biz Cumhuriyeti, bu aziz vatanda yaşayan herkes eşit olsun diye kurduk. Yalnızca kanun önünde değil, tüm haklar, tüm fırsatlar karşısında eşit olsun diye kurduk. Biz Cumhuriyeti, ‘millet ne derse o olsun’ diye kurduk. Devlet, milletin emrinden çıkmasın, kurumlar ve kurallar çerçevesinde hareket etsin diye kurduk. Biz Cumhuriyeti; bir arada, kardeşçe yaşayalım diye kurduk. Biz Cumhuriyeti, kimsesizlerin kimsesi olsun diye kurduk. Cumhuriyet, bizim tarihimizdeki en büyük uzlaşmanın, en geniş mutabakatın adıdır.
"MİLLET SANDIKTA HADLERİNİ BİLDİRECEK"
Ülkemizin güzel geleceğini de yine en büyük uzlaşmayla, en geniş mutabakatla kuracağız. Devlet, milletin olacak. Bütün gücüyle, bütün yetkileriyle, bütün imkân ve kaynaklarıyla devlet, milletin olacak. Baştan sona adaletle işleyen, herkesin daha iyi, daha rahat, daha özgür yaşamasını hedefleyen, üretim odaklı, bereketli bir düzen kuracağız. Bu yeni düzenin hiçbir yerinde partizanlık olmayacak, liyakatsizlik olmayacak. Biz, siyasi rakiplerimizle uğraşmaya değil, sorun çözmeye, çare bulmaya geliyoruz. Biz, vatandaşın inancıyla, fikriyle, yaşam tarzıyla değil; refahıyla, mutluluğuyla, huzuruyla ilgilenmek için geliyoruz. Bir kişinin aklıyla değil, milletin aklıyla hareket etmeye geliyoruz. Az kaldı. Günü gelecek, devletin gücünü kendi gücü zannedenlere millet sandıkta hadlerini bildirecek. Herkes, hayalini kurduğu, özlemini duyduğu, hak ettiği hayata kavuşacak."
ÖZGÜR ÖZEL'DEN DİKKAT ÇEKEN AÇIKLAMALAR
Mektubun okunmasının ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel konuşmaya başladı.
Özel, "Alnının terini toprağa damlatan emekçilere, ömrünü bu ülkeye adamış emeklilere yiğit Burdur'a selam olsun" dedi.
Türkiye ve dünya gündemlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özel'in konuşmasında öne çıkan başlıklar şunlar:
"Daha önce Tayyip Bey, aylar aylar önce demişti ki: 'Göreceksiniz bir aya kalmaz insan içine çıkamayacaklar. Birbirlerinin yüzüne bakamayacaklar, eşlerinin gözüne bakamayacaklar' demişti. O lafı dedikten sonra bırakın bir ayı, 11 ay geçti.
Bugün ben Burdur’da meydandayım. Her gün bir başka meydanda, sokakta, tarlada, çarşıda, kahvede, iş yerlerinde, işçi servislerini uğurlarken ya da ev hanımlarının evinde ziyarette Cumhuriyet Halk Partililer meydanda. Siz hiç AK Partiliyi şimdi çarşıda görüyor musunuz? Pazara çıkabiliyorlar mı? Hatır sorabiliyorlar mı?
Çünkü artık onlar siyaseti bıraktılar. Kadın kollarına güvenmiyorlar, gençlik kollarına güvenmiyorlar, ana kademeye güvenmiyorlar. Varsa yoksa yargı kolları; varsa yoksa siyasi davalar, iftiralar, hakaretler, tutuklamalar ve bu şekilde bizim iktidarımıza engel olacaklarını sanıyorlar.
Ancak bir yanda ağır ithamlar var. Biri birine diyor ki, biri birine: 'Sen hırsızsın, sen yolsuzsun' ya da 'Sen ajansın, sen muhbirsin, sen teröristin, sen her türlü kötülüğün içindesin.' Biri birine bu lafı dediğinde ikisinden biri sokağa çıkamaz. İddialar doğruysa söylenen çıkamaz, iddialar yalansa öbürü çıkamaz. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi sokaktadır, meydandadır, milletin içindedir, milletin yüzüne bakmaktadır. Milletin yüzüne bakamayanlar iftiracılardır, iftiracılar!"
TANJU ÖZCAN'IN GÖZALTINA ALINMASI
Bu sabah ben Muhittin Başkana ulaşmak için günün erken saatlerinde uçağa giderken Bolu'dan bir haber geldi. Bolu Belediye Başkanımız Tanju Özcan’ı jandarma tarafından çağrılsa gideceği, zaten her gün çöpünü aldığı, önünü temizlediği, her gün hizmet ettiği Bolu'nun adliyesine jandarma zoruyla götürdüler. Maksat itibar suikastı, amaç küçük düşürmek, amaç suçluymuş gibi göstermek.
Hal böyle olunca biz Bolu'ya hukukçu arkadaşlarımızı, siyasi arkadaşlarımızı yönlendirdik. 'Neymiş, ne soruyorlarmış?' dedik. Cevap geldi, cevap geldi. Suçlandığı husus şu: Bir vakıf var, vakıf. Bu vakfa para giriyor, para çıkıyor. Çıkan para Bolu'da, Boluluların; Bolu'da ve Türkiye'de okuyan çocuklarına ya da yoksul ailelerin Bolu'ya gelmiş çocuklarına burs veren vakıf. Bu vakfa iş insanları yardım yapmışlar.
Efendim, sen Bolu Belediye Başkanı olarak iş insanlarına diyorsun ki: 'Bu vakfa para yatırın, ondan sonra gelin bakalım işlerinizi yapalım.' Şimdi bu iddianın neresi doğru, neresi eğri bilmem; ama eğer iş adamına 'İş yapıyorsun, şunun %20'si bizim, 10'u bizim, 10'u üst tarafın, yukarıların' diyen bir anlayış var mı? Var, biz onu çok iyi tanıyoruz. Ancak bizde belediye başkanı kendine kör kuruş almamışsa, bir başka tarafa para istememişse, devletin kontrolündeki bir şey 'Verecekseniz vakfa verin, garibanın çocuğuna burs olsun' demişse vallahi de billahi de bunda utanılacak değil, övünülecek bir şey var kardeşim.
"DİKKATLİ BİR DİPLOMASİ TAKİP EDİLMELİ'"
Biz kimlerin lakabının yüzde 10 olduğunu, kimlerin tarifeyi %10'dan 20'ye çıkardığını, 'Benim dönemimde zengin oldun, nasıl başka tarafa selam verirsin?' diye mala çökenleri biliyoruz. Biz kazanılan her kuruştan payını isteyenleri de biliyoruz. Biz şu kadarını biliyoruz; bizim arkadaşlarımızın kör kuruşa tenezzül etmediğini, ne yaptıysa şehir için, kent için, fakirin fukaranın kursağından geçecek bir şey için yaptığını biliyoruz, hepsiyle de gurur duyuyoruz.
ABD VE İSRAİL'İN İRAN'A SALDIRISI
Malum, İran’da bizim destekleyemeyeceğiz, yaptığı muamelelerle çok eleştirdiğimiz kadın hakları konusunda son derece sorumlu bir yönetim var. İran’ın kendi geleceğini tayin etmesi, demokratik bir Cumhuriyet’e evrilmesi en büyük temennimiz ama şimdi oradaki o durumdan istifade Trump ile Netanyahu İran’a füzeler yollamaya bombardıman yapmaya sevdirin hayatını kaybedeceği bir saldırıya girişmeye kalkıştılar.
Bu açıdan, İran konusunda Türkiye’nin çok dikkatli çok özenli, sivilleri göz atan, İran’ın toprak bütünlüğüne dikkat eden, oradaki istikrarlı süreci başlatmamak üzere son derece dikkatli bir diplomasiyi mutlaka ve mutlaka Türkiye’nin takip etmesi gerek. İran’ı, İran’daki kadınları kurtarmak ne Trump’a ne eli kanlı Netanyahu‘ya düşmüştür. İran’ın kararını İran halkı verecektir.
"TÜRKİYE İLE BİRLİKTE BU MEMNUNİYETLERİ ÖLÇECEĞİZ"
Bütün belediye başkanlarımızdan memnunuz. Mitingin yapıldığı ilçedeki hizmetler sayılıyor ama diğer üç başkanımız da kısıtlı imkanlarına rağmen çok önemli gayretler gösteriyorlar. İlçelerinde yaptığımız memnuniyet anketleri geçen sene çok iyiydi; bu sene de mart ayının 15'inde başlayarak bir ay içinde bütün Türkiye ile birlikte bu memnuniyetleri ölçeceğiz.
Ancak şu kadarını söyleyeyim; Cumhuriyet Halk Partisi'nin tüm belediyeleri, teker teker yapılan bütün ölçümlerde, çok ufak tefek istisnalar hariç, seçildiklerinden çok daha iyi bir noktadalar. Memnuniyetin en temeline gittiğinizde eskiden yapılan borçların eridiğini görüyorsunuz; aynen Burdur'da olduğu gibi. Bizim İller Bankası paylarımız %40 kesiliyor ama yeni aldığımız belediyelerde yine de borçlarımız eriyor.
Ayrıca CHP seçim kazanmadan önce özellikle küçük ilçelerde ya da nüfusu daha az olan illerde 'CHP gelirse sosyal yardımları keser' yalanının çöktüğünü; en az artan yerde 3 kat arttığını, ortalama sosyal yardımların belediyelerimizde 5 kat arttığını, küçük çocuklara özellikle 'Hoş Geldin Bebek' paketleriyle çocuklara, yeni doğum yapan annelere yapılan hizmetlerin, kreşlerin ve okul çağındaki çocuklara yapılan desteklerin büyük bir karşılık gördüğünü görüyoruz.
"İKTİDAR ZENGİNE ÇALIŞAN BİR İKTİDARDIR"
Buradan bütün Türkiye'ye büyük bir mutlulukla, umutla söylemek isteriz ki şu anda Cumhuriyet Halk Partisi -'silkeleyin' diyorlar- bütün maddi imkanların yetersizliğine rağmen hepinizin hissettiği, gözle görülür, evde hissedilir sımsıcak bir belediyecilik yapıyor. Elini arkanızdan çekmiyor. Şunu herkes bilsin ki siyaset öncelik belirleme işidir. Nasıl bir evde para her şeye yeter ama hepsine birden yetmez; öyle olunca evi geçindiren anne-baba nasıl önceliği evladına veriyorsa, evladının boğazına, giyimine kuşamına veriyorsa, onun eğitimine veriyorsa; sonra diğer öncelikler geliyorsa Türkiye'de de iktidarın Türkiye'nin var olan kaynaklarını hangi öncelikle harcadığına bakmak lazım.
Bugünkü iktidar maalesef zengini seven, fakiri görmeyen, emekliye selam vermeyen, emekçinin sesini duymayan, çiftçinin derdiyle dertlenmeyen, süt üreticisinin derdini tasasını duymayan, varsa yoksa zengine çalışan bir iktidardır. O yüzden Türkiye'nin kaynak sorunu yoktur, Türkiye'nin öncelik belirleme sorunu vardır. Ve şubatın 28'inde Burdur'un meydanından andolsun ki Cumhuriyet Halk Partisi gelecektir, halkın partisi gelecektir; önceliği emekliye, önceliği çalışana, işçiye, emekçiye, önceliği çiftçiye, hayvancıya, arıcıya, önceliği esnafa, önceliği millete verecektir, millete verecektir.
"VATAN EVLATLARININ DEVRİ BAŞLAYACAK"
Yapılacak seçim bir referandum niteliğindedir. 'Demokrasi' diyenlerle 'otokrasi' diyenler sandıkta karar verecektir. Ülkeyi 'her şeyi ben bilirim' diyen, sert, başına buyruk, kendini ve yandaşını seven bir iktidar mı yönetecek? Yoksa yumuşak, kapsayan, kucaklayan, emekliyi, emekçiyi seven, köylünün dostu, köylüyü milletin efendisi gören bir iktidar mı yönetecek?
O gün karar vereceğiz; artık bundan sonra bu devir böyle mi gidecek, yoksa bir devir kapanacak yeni bir devir mi açılacak? Sandığa gitmeye ve bir devri kapatıp bir devri açmaya var mısınız? Hazır mısınız? O zaman o sandık gelecek ve bakan evlatlarının devri bitecek, vatan evlatlarının devri başlayacak, vatan evlatlarının.
Sesimi duyan herkese şunu bir oturup düşünmesini bekliyorum: Bugüne kadar bu oyları alan iktidar kime iyi geldi, kime iyi geldi? Sekiz çeyrek altın alırdı emekli, bugün bir buçuk çeyreğe düştü. Yedi çeyrek alıyordu asgari ücretli, bugün iki buçuk çeyreğe düştü. Ya da bir kilo buğday satıp bir kilo mazot alıyordu çiftçi; şimdi altı kilo buğday satıp bir kilo mazot alamaz duruma düştü. Demek ki sana, bana iyi gelmeyen iktidar, iyi geliyorsa başkasına zamanı gelmiştir artık bu tercihleri değiştirip milleti koruyacak bir partiyi iktidar yapmaya."
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "rüşvet" soruşturması kapsamında tutuklanarak görevinden uzaklaştırılan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek'i cezaevinde ziyaret etti.
Döşemealtı Kapalı Ceza İnfaz Kurumu çıkışında gazetecilere açıklamada bulunan Özel, Muhittin Böcek'in ağır sağlık sorunları yaşadığını söyledi.
Böcek'in günde 22 ilaç içtiğini belirten Özel, "Başkanımız daha önce Kovid-19 nedeniyle yüz günden fazla yoğun bakımda kaldı, ciğerleri ciddi hasar gördü. Şu an şeker, tansiyon ve kalp rahatsızlıklarının yanı sıra ileri derece uyku apnesi teşhisiyle günde 22 ilaç kullanıyor. Tek başına hücrede kalması hayati risk taşıyor" dedi.
Emep Kocaeli İl Başkanı Şahbaz: Derhal NATO ve ABD üsleri kapatılmalıdır
Lafa gelince yerli yerliyiz milliyiz diyenler yabancı şirketleri ihya ediyor!
Üç harfli marketlere boykot çağrısı!
Gölcük’te Saadet partilileri rahatsız eden müdahale!





