Dün Suriye'de yaşanan gelişmeleri ve Terörsüz Türkiye sürecini değerlendiren İYİ Parti lideri Dervişoğlu şöyle konuştu:
Geçtiğimiz hafta Suriye’de yaşanan gelişmeler, bir buçuk senedir devam eden ve bize “devlet aklı” olarak pazarlanan ihanet sürecinin mimar, ortak ve komisyoncularının maskelerini düşürmüştür. Bölgemizdeki jeopolitik gelişmeler Türkiye’yi PKK elebaşıyla müzakereye zorluyor dediler. Yeni bir oyun kuruyoruz dediler. İlk andan itibaren bu hikâye ne millidir ne de yerlidir dedik. Bu hikâye emperyalizmin 100 yıl sonraki ikinci taarruzudur dedik. Burada Türkiye’ye biçilen rol figüranlıktır dedik.
"ÖCALAN'I AKİL BİR ADAMMIŞ GİBİ PAZARLADILAR"
Teröristi Meclis’e getiremediler ama Meclis’i o hainin ayağına getirdiler. İhanet sürecini tezgâhlayanlar hâlâ Öcalan’a büyük bir rol atfediyor ve “kurucu önder” diyor. Bize karşı mangalda kül bırakmazken mangalda yakılan silahlardan medet umuyorlar. Geride bıraktığımız bir buçuk senede eli kanlı katile barış güvercini kostümü giydirerek, akil bir adammış gibi her yerde söz verdiler.
“Öcalan Suriye PKK’sına çağrı yapar” dediler. Yapamazdı, yapamadı. “YPG’yi kapsamıyor” dediler. Şimdi ortalama zekâya sahip bir insanın sorması gereken soru şudur:
"PKK ASKERİ BİR GÜÇLE BASTIRILDIYSA NEDEN ÖCALAN'A MEŞRUİYET VERİLDİ
Ülke içindeki PKK varlığını bizim askerimiz bitirdiyse ve Suriye’deki PKK varlığı askerî güçle bastırıldıysa; Öcalan’la müzakere etmek, onu meşrulaştırmak, Cumhuriyet’in temel unsurlarını tartışmaya açmak, terör örgütünün Meclis’teki ulaklarını ve medyadaki uşaklarını şımartmak kimin işine yaramıştır?
Birinci ihanet sürecinde olduğu gibi yine bayrağımıza el uzatıldı. O gün Diyarbakır’da bayrağı indirenler, aynı cüreti Nusaybin’de gösterdiler. Türkiye’de devlet refleksi bu kadar mı körelmiştir? Bu cüretkârlık nereye kadar gidecektir?
Her iki ihanet sürecinin de sonucu aynıdır. PKK, Kürtlerin temsilcisi değildir. Kürtler; vatanına, bayrağına âşık, devletine bağlı insanlardır. Böyle giderse örgütün 40 yılda yapamadığını bir yılda siz yaparsınız dedik.
Sabah akşam mafya dizileri izlete izlete, çocukları bu rollere özendire özendire mafya düzeni yarattılar. Türkiye’yi mafya düzenine alıştırdılar. Latin Amerika’ya çevirdiler. Diplomasına güvenmiyor, hayal kuramıyor, cebi boş… Pazarda sebze arayan anacığı için yüreği sızlıyor. Diğer yanda da plazalara, spor arabalara, teknelere bakıyor.
Diyor ki: “Sizi bu hayattan kurtaracağım. Size bunu yaşatan ülkeden intikam alacağım.”
Kumar reklamları düşüyor önüne, bahis sitelerinin mesajları geliyor. “Neden olmasın, ne kaybederim?” diyor. Çünkü seçimle iş başına gelenler onlara kaybedecek bir şey ve seçenek bırakmadı. Kazanmanın her yolunu mübah kıldılar.
Hepimizin gözünden sakındığı evlatları var. Baba olarak isyan ediyorum. Ant ve yemin olsun ki Türkiye’yi bir suç cennetine çevirenleri, masumlara her gün kabus yaşatanları vallahi affetmeyeceğim, billahi affetmeyeceğim.
Üç yılda bir af çıkartanları; katili, sapığı, torbacıyı baş tacı edenleri; talimatla iş yapanları; yasaları uygulamayıp devlet gücünü kendilerine zırh yapanları asla ama asla affetmeyeceğim. Çocuğunuz ekmek almaya, okula, işe giderken eliniz yüreğinizdeyse affetmeyin. Yetkili sorumsuz iktidarı affetmeyin, yetkisiz sorumlu ortaklarını da affetmeyin.
O gölgelerin altında, karanlığın içinde bırakılan toplumu güvensizlik çukurundan çıkarmak zorundayız. Alışmayın ve sabretmeyin. Milleti tövbe zincirlerine esir edip kendi haram düzenlerini örüyorlar. Buna yol vermeyin; asla onların yerine de tövbe etmeyin. Toplum olmamızdan çok korkuyorlar. Millet kalmamızdan ölesiye nefret ediyorlar. Bunları artık dinlemeyin.
İktidar, vatandaşın kefen parasını da gözüne kestirmiştir. İktidar Türkiye’yi 50 yıl öncesine götürmeye karar vermiş durumdadır. Vatandaşın döviz almasını yasaklamayı hayal ediyorlar. Bu işin sonu kıtlıktır, yoksulluktur. Halkın yastık altındaki parasına göz dikiyorlar. Vatandaşın parasını bırakın; yıllardır tutturamadığınız enflasyon hesaplarınızın hesabını verin. Siz önce halka güven verin. Güvenin olmadığı bir ekonomide yasaklar sadece kaos getirir. Halkın altın sevdası değil, sizin yüzsüzlüğünüz ve beceriksizliğinizden bıktık.
Hukuksuzluğu yaratıp adalet inşa etmeye çalışıyorsunuz. Sefalet yaratıp sefaletle savaşmaya çalışıyorsunuz. Gençler neden kara paranın peşinde koşuyorlar diye sorumluluğu başkasına yıkmaya kalkıyorsunuz. Son 20 yıldır tablo, millî paramızın enflasyon karşısında pul olduğunu gösteriyor. Bugün en büyük paramız olan 200 TL ile tıraş bile olamıyorsun.
Bahçeli bayrak provokasyonunda DEM'lileri sorumlu tuttu
Dilovası’nda projeler masaya yatırıldı, sahada ortak inceleme yapıldı
Erdoğan emeklilere kapıyı kapattı!
Çayırova’da spor lisesinin inşaatı hızla devam ediyor






