TÜRK-İŞ’in ekim ayı araştırması, iktidarın ekonomi politikalarının emekçileri sürüklediği geçim krizini bir kez daha ortaya koydu. Dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 38 bin 24 TL’ye, yoksulluk sınırı 123 bin 856 TL’ye yükseldi. Bekâr bir çalışanın yaşama maliyeti ise 49 bin 124 TL’ye ulaştı. Milyonlar borçla ayakta kalmaya çalışırken iktidar, emekliye yılonuna doğru aylık iyileştirmesi vaat ediyor.
Türkiye’de derinleşen hayat pahalılığı, ücretli çalışanların ve emeklilerin yaşamını her geçen gün daha da zorlaştırıyor. İktidarın ekonomi politikalarıyla ücretleri baskılanan, alım gücü eritilen milyonlar çalışsa da geçinemiyor. Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (TÜRK-İŞ) ekim ayı Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırması, geçim krizinin boyutlarını bir kez daha gözler önüne serdi.
Araştırmaya göre dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması, yani açlık sınırı, ekim ayında 38 bin 24 TL’ye yükseldi. Gıda harcamasının yanı sıra giyim, konut, ulaşım, eğitim ve sağlık gibi zorunlu ihtiyaçların karşılanabilmesi için haneye girmesi gereken toplam tutarı ifade eden yoksulluk sınırı ise 123 bin 856 TL oldu. Bekâr bir çalışanın aylık yaşama maliyeti de 49 bin 124 TL’ye ulaştı.
Açlık sınırının asgari ücreti geride bıraktığı tabloda, milyonlarca emekçi daha ayın başında temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale geldi. Emeklilerin yükü de ağır. Aylığı 23 bin 552 TL düzeyinde kalan milyonlarca emekli, dört kişilik bir ailenin yalnızca gıda harcamasını dahi karşılayamıyor. İktidar ise emeklilerin yaşadığı yoksulluğa çözüm üretmek yerine, yılın sonunda içeriği belirsiz düzenlemelere işaret etti.
MUTFAKTA YANGIN SÜRÜYOR
İktidarın enflasyonda düşüş söylemine karşın yurttaşın mutfağındaki yangın sönmüyor. Enflasyon oranlarındaki gerileme, fiyatların düştüğü anlamına gelmezken ücretler ve aylıklar karşısında temel ihtiyaçların maliyeti büyümeye devam ediyor.
TÜRK-İŞ verilerine göre Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin gıda harcaması ekim ayında bir önceki aya göre yüzde 0,59 arttı. Gıda harcamalarındaki 12 aylık artış yüzde 33,83, yıllık ortalama artış ise yüzde 39,26 olarak hesaplandı. Yılın ilk 10 ayındaki artış yüzde 26,14’e ulaştı.
Üretim maliyetlerindeki yükseliş de sofradaki pahalılığı besliyor. Gübreden mazota, yemden elektriğe kadar pek çok girdide yaşanan artış, üreticiyi üretimden koparırken tüketicinin gıdaya erişimini de zorlaştırıyor. Ekim ayı enflasyonunu, 3 Kasım'da açıklayacak TÜİK’in eylül ayı verilerinde yıllık gıda enflasyonu yüzde 27,62 olarak açıklanırken üretici cephesindeki maliyet baskısı sürüyor. Tarımsal girdi fiyat endeksi Ağustos'ta aylık bazda yüzde 3,41 artarken, yıllık bazda yüzde 30,28 yükseldi. Endekste, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 21,15 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 33,05 yükseliş gerçekleşti. Üretici katlanan maliyetlere rağmen düşük açıklanan alım fiyatları ve serbest piyasa nedeniyle bu yıl neredeyse hiçbir üründe kâr sağlayamadı, borç bataklığına daldı.
Geçim krizini derinleştiren bir diğer başlık ise işsizlik. İktidarın dar tanımlı işsizlik verileri üzerinden çizdiği iyimser tablonun aksine geniş tanımlı işsizlik, çalışma çağındaki nüfusun önemli bir bölümünün iş bulamadığını ya da istediği kadar çalışamadığını ortaya koyuyor.
İŞSİZLİK DE BASKI ARACI
TÜİK’in en son açıkladığı verilere göre, Eylül 2026 döneminde mevsim etkilerinden arındırılmış işsizlik oranı bir önceki aya göre 0,5 puan artarak yüzde 8,4 olarak gerçekleşti. Bu dönemde toplam işsiz sayısı 198 bin kişi artışla 2 milyon 967 bin kişiye ulaşırken, istihdam oranı yüzde 48,3'e geriledi, genç nüfustaki işsizlik oranı yüzde 14,8 ve geniş tanımlı atıl iş gücü oranı ise yüzde 31,2 olarak kayıtlara geçti.
Haftalık 40 saatten az çalışmasına rağmen daha fazla çalışmak isteyen 4,4 milyon kişi bulunuyor. DİSK-AR’ın çalışmasına göre çalışmak istediği halde iş bulamayanların sayısı 5,5 milyona ulaşırken gerçek işsiz sayısı 12,6 milyon olarak hesaplandı.
BORÇLA YAŞAM MÜCADELESİ
Geçinemeyen yurttaşların başvurduğu borçlanma da giderek ağırlaşıyor. Adalet Bakanlığı UYAP verilerine göre icra dairelerinde açık bulunan dosya sayısı 26 milyon 700 bin 905 kişiyi aştı. Yılın başından bu yana icra dairelerine ulaşan yeni dosya sayısı 8 milyon 606 bin 886 oldu. Ücretleri temel ihtiyaçlarını karşılamaya yetmeyen işçiler, kamu emekçileri ve emekliler borçla borç kapatmaya çalışıyor.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verileri de borçluluğun boyutunu ortaya koydu. Ekimin son haftasında tüketici kredileri 35 milyar 392 milyon TL artışla 3 trilyon 524 milyar 535 milyon TL seviyesine ulaştı. Bunun 2 trilyon 630 milyar TL'sini ihtiyaç kredileri oluşturdu. Bireysel kredi kartı alacakları bir haftada 23 milyar 948 milyon TL artarak 3 trilyon 414 milyar 194 milyon TL'ye yükseldi.
Bireysel kredi kartı borçları ise yalnızca bir haftada 69 milyar 706 milyon TL artışla 3 trilyon 533 milyar 557 milyon TL’ye yükseldi. Bankaların takipteki alacakları aynı hafta 26 milyar 775 milyon TL artarak 914 milyar 579 milyon TL’ye ulaştı. Bankaların tahsil edemediği takipteki alacaklar bir haftada 19 milyar 473 milyon TL artış göstererek 965 milyar 84 milyon TL'ye dayandı.
Mezarlıklarda da altyapı yenileniyor
Asırlık Çınarlar Topluluğu bu gösterisi ile büyük beğeni topladı
Kademeli emeklilik açıklaması
Sosyal medya yasağı 1 Kasım'da başlıyor






