Sanat, kadının elinden alınmaya çalışılan "ifade alanının" en uç kalesi. Müzik sektörü ise sadece notalarla değil, cinsiyetçi kodlar ve "makul kadın" dayatmalarıyla örülü bir barikat gibi karşılarında duruyor.
AKP iktidarının kadın düşmanlığı her alanda hissedilirken gözümüzün gördüğü, kulağımızın en çok işittiği kadın sanatçılara sokakta, sahnede, evdeki baskılar, dayatmalar, sindirme çabaları yetmiyormuş gibi panaptikon kuramını her alanda hissediyor bir de iktidarca gözleniyor. Bir kostüm, bir sözcük, bir duruş bile iktidar tarafını rahatsız etmeye yetiyor. Kadın sanatçılar ise dört bir yandan gözlenmelerine rağmen var olma bayrağımızı göğe çıkarmaktan bir an olsun geri durmayarak sanatlarını en iyi şekilde icra etmek için fazlasıyla kararlı ve inatçı
Paptircem, Dilhan Şeşen ve Selin Geçit bu barikatları üretimleriyle nasıl aştıklarını ve dayanışmanın dönüştürücü gücünü BirGün’e anlattı. Kendi dilleriyle kendi hikâyelerini kuran bu üç isim, "erkek egemen" sektörün sınırlarını ihlal ederek kendi ekollerini yarattı.
KENDİ HİKÂYENİ YAZMAK POLİTİK BİR EYLEMDİR
Sena Gül (Paptircem):
Konservatuvar çıkışlı bir piyanist ve besteci olan Sena Gül, klasik müzik disiplinini modern Synth-Pop ve Alternatif Pop ile harmanlayarak Türkiye müziğinde nev-i şahsına münhasır bir alan açtı. Sosyal medyadaki zekice kurgulanmış müzikal içerikleriyle başlayan yolculuğu, kısa sürede milyonlarca dinlenmeye ulaşan "Padişahım" ve "Böcek" gibi hitlere evrildi.
Sena Gül için sanat ile özgürlük arasındaki bağ koparılamaz:
"Bir kadın sahneye çıktığında yalnızca şarkı söylemiyor; ‘Nasıl görünmeli, ne kadar ses çıkarmalı?’ kodlarıyla savaşıyor. Zihnimiz maalesef ‘Şarkı sözlerim insanları ne kadar az rahatsız edebilir?’ sorusuyla pasif bir savaş içinde. Teknik konularda otomatik olarak ciddiye alınmamak, prodüktör değil ‘amatör’ olarak algılanmak en net engeller. Bana ‘şanslısın’ diyorlar ama kimse bu engelleri aşmak için harcanan stratejik emeği görmüyor. Kendi dilinle kendi hikâyeni kurabilme cesareti hâlâ politiktir."
KAPI KIRILMADIKÇA ASLA AÇILMAYACAK
Dilhan Şeşen:
Alternatif Rock ve Indie-Pop sularında, kimseye benzemeyen o buğulu vokaliyle kendine has bir evren kuran Dilhan Şeşen, 2023 yılında çıkardığı "Kumdan İnşaa Putlarla" albümüyle müzikal rüştünü ispatladı. Müzisyen bir aileden gelmesine rağmen kendi imzasını atan Şeşen, sahnede "kendiliğini" yaşama pratiğini en doğal haliyle sergileyen isimlerden biri. Şeşen’in tarzı, sahnedeki duruşu ise “makul kadın” kalıbına sığmayacak boyutta, e yani.
Şeşen’in sektörün kadınları "çıkıntılık yapmayacak şekillerde" görme isteğine yanıtı sert oluyor:
"En görünmez engel, sürekli test ediliyor olmak. ‘Gerçekten bu müzik onun eseri mi yoksa erkek prodüktörler mi sağlıyor?’ gibi küçümseyici imalar... Yemezler! Sektörde kadınlar genellikle ‘çeşitlilik unsuru’ gibi konumlandırılıyor. Estetik baskılar bazen absürt noktaya ulaşıyor; sarı saçım ve mavi gözümden dolayı 0 beden olmam gerektiğini, 130 kiloluk adamlardan çok işittim. Gerçek eşitlik, kadınların sadece sahnede değil, karar verici masalarda yer almasıyla mümkün olacak. O kapıyı biz kırmadıkça asla açılmayacak."
KUSURSUZLUK DEĞİL VAR OLMA MÜCADELESİ
Selin Geçit:
Londra ve İstanbul ekseninde büyüyen Selin Geçit, Modern Pop ve R&B tınılarını Türkçe-İngilizce sözlerle birleştirerek müziğini sınırların ötesine taşıdı. "Gidip Gel" ve "Yalancı" gibi parçalarıyla listelerde üst sıralarda yer alan, prestijli dergilerin kapaklarını süsleyen Selin, global standartlardaki prodüksiyon kalitesiyle "kadınlar teknikten anlamaz" diyenlerin ezberini bozdu.
Geçit için Türkiye’de kadın sanatçı olmak, bir "dayanıklılık sınavı" demek:
"Bir kadın sanatçıdan çoğu zaman sadece iyi olması değil, kusursuz olması bekleniyor. Benzer performansı sergileyen bir erkeğe göre eleştiri daha hızlı ve acımasız geliyor. Görünüşü, sesi, özel hayatı müziğinden daha fazla konuşulabiliyor. Bu durum kadınları, sadece var olabilmek için bile daha çok çalışmak ve kendini daha güçlü ifade etmek zorunda bırakıyor. Ancak bu zorluklar büyük bir irade kazandırıyor. Birbirimize alan açmak en kıymetli getirimiz."
YETER Kİ SEN DEVAM ET!
Sanatçılar, bu engebeli yola yeni girecek kadınlara da ortak bir çağrıda bulunuyor. Paptircem’in "Kimliğiniz yük değil, pusulanız" sözü, bu mücadelenin özeti oluyor:
"Size ‘fazlasın’ ya da ‘eksiksin’ diyecekler. En sağlam zemin, kendi iç sesiniz. Her şeyi tek başınıza yapmak zorunda değilsiniz; dayanışabileceğiniz arkadaşlarınıza sırtınızı yaslayın. Sanat kanıtlamak için değil, ifade etmek için var. Vazgeçmemek romantik bir slogan değil, günlük bir pratik burada. Bazen düşük, bazen kırgın, yeter ki devam et."
İsrail'den İran'a yeni lideri de vururuz tehdidi
MARİMDER, İzmit’teki iftarda Türk dünyasını buluşturdu
Kamil Şirin: Kadının korkarak yaşadığı bir ülke güçlü olamaz
İzmit'te ilham veren buluşma! Kadının gücü konuşuldu




