BİST
4.854,16
ALTIN
1.043,73
DOLAR
18,62
STERLİN
22,41
EURO
19,31

(1923-1945) 

Çok partili döneme geçiş 

(1945-2023)

28 Ekim 1945 Milli Kalkınma Partisi açıldı.

CHP’den ayrılan milletvekilleri 7 Ocak 1946 demokrat Celal Bayar, Adnan Menderes, Refik Koraltan, Fuat Köprülü partiyi kurdular.

Demokrat Parti Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı olduğunu, ekonomide özel teşebbüse daha çok imkan tanıyacak bir ekonomi politikası benimsediğini bildirdi.

Orta ayrıca parti programında hak ve özgürlüklerin genişletileceği, seçimlerin tek dereceli ve gizli oy ile yapılacağını belirtti.

Çok partili demokratik hayata geçiş ve demokrat partinin kurulmasıyla birlikte mecliste CHP’nin politikalarını eleştirilen ve hükümet üzerinde denetim görevi üstlenen bir muhalefet mekanizması kurulmuş oldu.
 
Atatürk’ün sağlığında görmek istediği demokratik yönetim yapısı gerçekleşmiş oldu.

Halk bir gün kendi siyasi ve ekonomik görüşlerine uygun siyasi partilere oy verme ve temsil edilme hakkına kavuştu.

DP = Yeter söz milletindir söylemiyle seçimlere girdi.

24 Temmuz 1946'da gerçekleştirilen ilk genel seçim de DP teşkilatlanması tam olarak tamamlamadığı için 16 ilde aday gösteremedi.
 
465 milletvekili seçilecek iken 273 aday göstereceğini açıkladı.
 
Yapılan seçimde şu sonuç alındı
 
Açık oy gizli sayım.
                                                  
Cumhuriyet Halk Partisi=Milletvekili (397) oy oranı (%85.4)

Demokrat parti=Milletvekili (61) oy oranı (%13.1)

Bağımsız adaylar=Milletvekili (7) oy oranı (%1.5)

İsmet İnönü, Kazım Karabekir, Hamdullah Suphi Tanrıöver, Recep Peker, Cemil Cahit Toydemir o dönemde seçilen milletvekillerinden bazılarıdır.

CHP ile DP arasındaki ilişkiler zamanla gerginleşti.

DP, 1946 seçimlerinin şaibeli olduğunu gündeme getirerek uzun süre itirazda bulundu.

1940 sekizde bir grup milletvekilleri daha sert bir muhalefet yapmak için DP den ayrılarak Millet Partisi’ni kurdu.

Ancak Millet Partisi siyasi hayatta önemli bir başarı kazanamadı.

1950 yılında yapılan genel seçimler öncesi seçim kanununda önemli değişiklikler yapıldı. 

Açık oy gizli tasnif yerine bugün de geçerli olan gizli oy açık sayım usulü benimsendi.
 
YSK kurularak seçimler adli kontrol altına alındı. 

14 Mayıs 1950 de yapılan genel seçimlere katılım yüksek oldu. 

DP’nin başarılı olduğu seçimler şu şekilde sonuçlandı.

DP Milletvekili (416) oy oranı (%55.2)

CHP Milletvekili (69) oy oranı (%39.6)

Millet partisi Milletvekili (1) oy oranı (%4.6)

Bağımsız adaylar Milletvekili (1) oy oranı (%0.6)

Bu seçimlerde aşırı yağmurlar seçimi etkilemişti.

1950 genel seçimleriyle birlikte CHP’nin 27 yıllık iktidarı son buldu. 

DP’nin 10 yıl sürecek iktidarı başladı. 

Oyların çoğunluğunu alan Celal Bayar TBMM’de Cumhurbaşkanı seçildi. 

Cumhurbaşkanı Celal Bayar hükümeti kurma görevini Adnan Menderes’e verdi. 

Adnan Menderes’in başbakanlığında yeni hükümet görevine başladı. 

Bu dönemde ülke bütçesinin yarısından fazlası savunma harcamalarına gidiyordu.

Sanayi yatırımları durma noktasına gelmiş, ihracat ve ithalat azalmıştı.

Üretimin azalması bütçe açığının artmasına neden olmuştu. 

Bu durumda hükümet harcamaları karşılayabilmek için para basma yoluna gitti. 

Bu da enflasyonun artmasına neden olmuştu. 

Kırsal kesimlerde yaşayanlar ürünleri düşük fiyattan sattıkları için şehirlere göç etmeye başladılar.
 
Ekonomik sıkıntılardan en az etkilenenler memurlardı.

Memurlar rahat bir hayat sürüyorlardı. 

Nüfus artış hızı yükselmişti. 

Bu yıllarda 2 kutuplu dünya 2 kutuplu durumdaydı.

 ABD ve SSCB olarak ikiye bölünmüştü.

Türkiye NATO’ya, Avrupa Konseyi’ne, IMF’e üye oluyor.

Bugün sıkıntısı çekilen tarihi hatalar yapılıyor. 

Marshall yardımları alınıyor. 

Türkiye’de Amerikan üsleri kuruluyor.

IMF’den borç paralar alınıyor.

Savaş meydanlarında kazanılan özgürlük ve bağımsızlık tehlikeye giriyordu. 

DP’li milletvekilleri çeşitli yolsuzluk olaylarına karışıyor. 

Adnan Menderes tomruğu aday göstersem kazanır diyerek kibrini gösteriyor.

İl ve ilçe başkanları kendilerini vali ve kaymakamlardan üstün görüyor. 

Görevden alabiliyordu
 
Kırşehir’de oy alamadığı için ilçe yapılıyor.

Adnan Menderes bir sanatçı ile dost hayatı yaşıyor ve bütün bunlar toplumda huzursuzluğa sebep oluyordu.

Kore’ye asker gönderilerek birçok askerimiz şehit ve gazi oluyordu. 

Tüm bu gelişmeler TSK tarafından dikkatlice izleniyordu. 

2 Mayıs 1950'de yapılan seçimlerde DP yine 1. parti çıkıyordu.

Sonuçlar şöyleydi;

DP (%58.4) Milletvekili sayısı (503)

CHP (%35.1) Milletvekili sayısı (31)

CMP (%5.3) Milletvekili sayısı (5)

Bağımsız adaylar (%0.6) Milletvekili sayısı (2)

İktidarı ele geçiren DP çeşitli hilelere başvuruyor, seçim günü radyodan saat başı CHP’nin seçimden çekildiğini ve seçimleri kazandıklarını duyuruyordu.

Bu arada yeni partiler kurularak siyaset hayatına giriyordu. 

1955’te Hürriyet Partisi kuruluyordu.
 
Kıbrıs’ta Rumların Kıbrıs Türklerine karşı yaptıkları baskı ve eylemler hız kazanıyordu. 

Atatürk’ün Selanik’teki evine bomba atılıyordu.

1950 beşte gayrimüslimlerin mal varlıklarına yönelik bir tahrip ve talan gerçekleşiyor. 

Olayların ardından sıkıyönetim ilan ediliyor ve pek çok kişi tutuklanıyordu.

27 Ekim 1950’de yapılan genel seçimlerde DP’nin oyları düşüyordu. 

Sonuçlar şöyleydi:

Demokrat parti= Milletvekili 424 oy oranı %48.6

CHP= Milletvekili 178 oy oranı %41.4

CMP= Milletvekili 4 oy oranı %6.5

Hürriyet partisi= Milletvekili 4 oy oranı %3.5

Menderes seçim zaferlerinin sarhoşluğu içindeydi. 

Ülkede alınan Marshall yardımları ve dolu olarak devredilen hazine birikimlerin keyfi olarak harcanması ile ülkede sahte bir refah dönemi yaşanıyordu. 

DP iktidardaydı fakat bürokrasinin, yargının ve ordunun yanlarında olmadıklarını biliyorlardı.

1960 yılında siyasal gerilim had safhaya ulaşmıştı. 

Ordu içinde askeri müdahale hazırlığı giderek olgunlaştı. 

27 Mayıs 1960 da askeri darbeyle ülke yönetimine el konuldu.

Türk Silahlı Kuvvetleri adına yönetime el koyan Milli Birlik Komitesi ilk iş olarak anayasayı yürürlükten kaldırdı. 

TBMM ve hükümeti feshetti ve her türlü siyasal faaliyeti yasakladı. 

Böylece demokrasi kesintiye uğradı. 

Türkiye bu darbeden siyasi, sosyal ve ekonomik açıdan olumsuz etkilendi. 

MBK Yayınladığı bildiride Hareket hiçbir şahıs ve zümreye karşı olmadığını açıkladı. 

Ancak Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes ve pek çok bakan ve milletvekili tutuklandı ve yargılandı. 

Bu yargılamalar sonucunda Başbakanı Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan 1961 de idam edildi.
 
Bu kişilerin itibarları 1990 da kabul edilen bir yasayla İade edildi. 

Bu dönemlerde dünyada Arap İsrail savaşları cereyan ediyor. İsrail ABD’nin silah teçhizat ve desteğiyle üstünlüğü ele aldı ve savaşı kazandı. 

Savaş sonrasında tüm dünyayı etkileyen büyük bir petrol krizi başladı ve petrol fiyatları yükseldi.

Kıbrıs’ta sorunlar devam ediyor. 

Rumlar Türk köylerine saldırıyor. 

Pek çok Türk öldürülüyor. 

Enosis fikrini hayata geçirilmesi sağlamak için Türklere karşı her türlü baskı, zulüm ve şiddet uyguluyorlardı.

Yunanistan’ın Ege Denizinde Türkiye ile olan kıta sahanlığının arttırmaya çalışıyor.

Megali idea Planlarını uygulamaya çalışıyordu.

Kıta sahanlığı, karaları çevreleyen ve kara sayılan 200 m derinliğe kadar olan sığ deniz tipleridir.

Kıyıya sahip olan her devlet kıta sahanlığında da sahiptir.
 
Kıta sahanlığında sahip ülkenin bu bölgedeki canlı cansız doğal kaynakları arama ve işletmede egemen yetkileri vardır.
 
Yunanistan 6 mil olarak belirlemiş kara sularını 12 mile çıkarmak istemektedir. 

Bu durumda Türkiye’nin gemi ve uçaklarının ege de serbest manevra yapmasını engellemeye çalışmakta.
 
Bu durumda Türk askeri Ege üzerinde serbestçe uçamayacak, tatbikat yapılamayacak, balıkçılar avlanamayacak, deniz ulaşımında sorunlar yaşanacak.

Bu sorunlar günümüzde de gündeme gelmektedir.

O dönemde batı Trakya Türkleri azınlık olarak yaşadıkları bu bölgede birçok haksız uygulamaya ve baskıyla karşı karşıyadır.

Türkçe eğitim almaları yasaklanmış, Türkçe adları kullanmak yasaklanmış.

Bu bölgedeki Türkleri göçe zorlamak temel siyasetleri olmuştur. 

Bu arada Ermeniler asala adı verilen terör örgütünü kurarak yurtdışı diplomatlarımız diplomatlarımız öldürülmeye başlanmıştır. 

Bu arada ABD’de Vietnam’a girmiş ama çıkamamıştır. 

27 Mayıs 1960 da MBK ORG. Cemal Gürsel’i MBK Başkanlığının yanında Başbakanlık, Milli Savunma Bakanlığı ve başkomutanlık görevlerini de verdi. 

Cemal Gürsel asker ve sivillerden oluşan Bakanlar Kurulu listesini aynı gün ilan etti.

MBK yeni bir anayasa ve seçim Kanunu’nun hazırlanacağını, ardından da en yakın zamanda seçime gidileceğini duyurdu. 

Bu arada TBMM’nin nütün anayasal hak ve yetkilerini yeni meclis açılıncaya kadar MBK tarafından kullanılacaktır. 

MBK yasama yetkisini doğrudan kendisi kullanırken yürütme yetkisini devlet başkanını atadığı ve MBK onayladığı bir Bakanlar Kurulu eliyle kullanacaktı.

Bakanlar Kurulu kararıyla birçok subay emekli edilirken çok sayıda öğretim üyesi üniversitelerden uzaklaştırılacaktır.
 
Siyasi partiler, barolar, basın, ticaret odaları temsilcileri, sendikalar, gençlik kuruluşlarından seçilerek oluşturulan kurucu meclis üyeleri 6 Ocak 1961 de Çalışmalarına başladı. 

Yeni anayasanın ve seçim kanunun hazırlanmaya başlamasıyla sivil yönetime geçiş süreci hızlandı. 

Siyasi partilerin faaliyetlerine izin verildi.

Bu arada yeni siyasal partiler kuruluyordu. 

Adalet Partisi, Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi, Milli Nizam Partisi…

Kurucu meclis tarafından hazırlanan yeni anayasa 9 Temmuz 1961 de yapılan halk oylaması sonucunda kabul edilerek yürürlüğe girdi. 

13 milyon seçmen oy kullanan 9 milyon evet 6 milyon hayır 3 milyon, 15 Ekim 1961 yılında yapılan seçimler de şu sonuçlar alınıyordu

CHP= kazanılan milletvekili 173 oy oranı %36.7

ADALET PARTİSİ= kazanılan milletvekili 158 oy oranı %34.8

CKMP= kazanılan milletvekili 54 oy oranı %14

YENİ TÜRKİYE PARTİSİ= kazanılan milletvekili 65 oy oranı %13.7

Partiler tek başına hükümeti kuracak sayıda milletvekili çıkaramadığı için Türkiye ilk defa koalisyonlarla karşılaşıyordu. 

Seçimlerden sonra oluşan meclis Cemal Gürsel’i Cumhurbaşkanı seçiyor ve Cemal Gürsel hükümeti kurma görevini İsmet İnönü’ye verdi. 

10 Ekim 1965 te yapılan seçimleri Süleyman Demirel Başbakanlığındaki Adalet Partisi kazanıyordu.

1969 yılında yapılan genel seçimlerin galibi ise yine Adalet Partisi oldu ve iktidarını sürdürdü.

Türkiye 1970’li yıllara çeşitli problemlerle girdi. 

1069’lu yılların ortalarında başlayan öğrenci hareketleri 1970’lerin hemen başında silahlı eylemlere dönüştü.

Dünya üzerinde 68 kuşağı değişim rüzgarları Türkiye’nin üzerinde esiyordu. 

Sendikalar için hazırlanan yasa tasarısına karşı başlayan işçi eylemleri artarak devam etti. 

Süleyman Demirel sorun çözen bir lider değil, kaos yaratan bir lider konumundaydı. 

Artan huzursuzlukla birlikte ordu içinde bir grubun reform taleplerini yüksek sesle ifade etmeye başlaması kuvvet komutanlarının ve kuvvet komutanlarının Başbakana ülkenin içinde bulunduğu durumla ilgili uyarı mektuplarını göndermesi askeri müdahale söylentilerinin yaygınlaşmasına neden oldu. 

Bu ortam içerisinde 12 Mart 1971 de TSK’nın üst yönetimi hükümete bir muhtıra verdi. 

Muhtırayı anayasa ve hukuk devleti anlayışıyla bağdaştırmanın mümkün olmayacağını belirten Başbakan Süleyman Demirel istifa etti ve Türkiye 14 Ekim 1973’te yapılan seçimlere kadar sürecek ara rejim dönemine girdi.

Bu dönem içinde Nihat Erim, Ferit Melen, Naim tolu gibi isimler rejim hükümeti kurarak bakanlık yaptılar. 

CHP’de de önemli değişiklikler oldu. 

Parti içerisindeki anlaşmazlıklar nedeniyle istifa eden İsmet İnönü’nün yerine Bülent Ecevit genel başkanlığa seçildi. 

Nisan 1973’de  görev süresi dolan Cevdet Sunay’ın yerine emekli uğur amiral Fahri Korutürk Cumhurbaşkanı seçildi. 

25 Aralık 1973'de Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci Cumhurbaşkanı ismet İnönü vefat etti.

1973 seçimlerinde hiçbir parti çoğunluğu sağlayamadığından Türkiye yeniden 12 Eylül 1980 askeri darbesine kadar sürecek koalisyonlar dönemine girdi. 

Süleyman Demirel ve Bülent Ecevit’in kurduğu hükümetler kısa sıra görevde kalırken ülkede siyasi istikrar sağlanamadı. 

Siyasi istikrarsızlık ekonomiyi olumsuz etkilerken ülke içinde artan huzursuzlukla birlikte şiddet ve terör olayları baş göstermişti. 

Dev-Yol, Dev-Sol, TİKKO gibi terör örgütleri kurulmuş her gün onlarca kişi ölüyor, kanlı 1 Mayıs olayları yaşanıyor.

Köylerde bile sağcı solcu kavgaları oluyor ve oturdukları kahveler bile ayrılıyordu. 

Tam bir kaos ortamı ve anarşizm ortamı oluşturulmuştu. 

Tabii ki bunlar kendiliğinden olmuyor. 

Dış güçlerin desteklediği kişiler ve provokatörler bu durumu ateşliyordu..

Görev süresi dolan Fahri Korutürk’ün yerine TBMM yeni Cumhurbaşkanını seçemiyor. 

Yapılan seçimlerde Bülent Ersoy gibi alakasız kişilere oylar çıkıyordu. 

12 Eylül 1980’de TSK terör olaylarını gerekçe göstererek yönetime el koydu.

Demokrasi bir kez daha kesintiye uğradı. 

TSK ordu üst komitesinden oluşan başkanlığını Genelkurmay başkanı Kenan Evren’in yaptığı Milli Güvenlik Konseyi’ni kurdu.

(KKK=  Nurettin Ersin, DKK= Nejat Tümer, HKK= Tahsin Şahinkaya, JKG= Sedat Celosun) MGK Yönetim ve yasama yetkilerini tek elde topladı. 

Kenan Evren aynı zamanda Devlet Başkanlığı görevini de üstlendi. 

Bülent Ulus’un Başkanlığında Bakanlar Kurulu oluşturuldu.

Siyasi partilerle birlikte pek çok dernek ve sendika kapatılırken TBMM feshedildi. 

Böylece 1983 kadar devam edecek MGK yönetimi başladı.

Feshedilen 1961 anayasanın yerine hazırlanan anayasa 7 Kasım 1982 de halkoylamasına sunularak kabul edildi. ( Evet %92 Hayır %8) 

1982 anayasasının temel özelliklerine bakıldığında birey yerine devlet otoritesine ağırlık verildiği görülür. 

Bu anayasada devlet organları yürütmeyi, yürütme içinde de Cumhurbaşkanını güçlendiren ve 1961 anayasasına göre daha az katılımcı bir demokrasi modeli benimsenmiştir.

Yasama tek meclise kanun yapım süreci hızlandırılmıştır. 

MGK’nın konumu güçlendirilmiştir. 

Üniversiteliler ve TRT’nin özelliklerine son verilirken hukuk devleti ve yargı bağımsızlığını sağlamaya yönelik ilkelerden bazı ödünler verilmiştir. 

Temel hak ve özgürlükler alanında başta, siyasi haklar, sosyal haklar ve ifade özgürlüğü olmak üzere birçok hak ve özgürlüğün kullanımını bizzat anayasada sınırlandırılmış ve bunların kanunla sınırlandırılması daha kolay hale getirilmiştir. 

Ancak zaman içerisinde yapılan değişikliklerle birlikte 1982 anayasası ilk metninden oldukça farklıdır. 

2010 ve 2017 yılında yeni anayasalar hazırlanmış halkoyu ile kabul edilmiştir.

Fakat bu anayasalar belli bir kesime hitap etmek de, evet tüm toplumu kapsamamaktadır.

(2010 %58 Evet %42 Hayır)  

(2017 %52 Evet %42 Hayır) 

Bu oranlardan çıkaracağımız sonuç baskı altında evet diyen toplumdan, yanlışlara hayır diyebilme bilincinin arttığının sonucunu çıkarabiliriz.

Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Alparslan Türkeş, Necmettin Erbakan gibi siyasetçilere yasak gelmiştir. 

1961 anayasası devlet karşısında bireyi ön planda tutmuştur.

Hak ve özgürlükler ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.
 
Siyasal haklarında ayrıntılı bir biçimde düzenlendiği 1961 anayasasının en önemli katkılarından biri ise sosyal devlet ve sosyal adalet ilkelerinin yanı sıra sosyal haklara da yer vermesidir. 

Temel haklar bakımından evrensel ölçüleri yakalayan 1961 anayasası, temel hak ve özgürlüklerin korunması yönünden de özgürlükçü bir yaklaşım benimsenmiştir. 

Meclisin çıkardığı yasaların anayasaya uygunluğu denetlemek için Anayasa Mahkemesi kurulmuştur. 

Anayasa Mahkemesinin yanında Cumhuriyet Senatosu ve Yüksek Hakimler Kurulu gibi yeni kurumlar oluşturulmuştur. 

Senato ile 2 meclisli yasama sistemi uygulamaya geçmiştir.

1961 ve 1982 anayasaları askeri müdahaleler sonunda oluşturulmuş ana yasalardır. 

Her 2 anayasada yürürlüğe girmeden önce halk oylamasına sunulmuş anayasalardadır. 

7 Kasım 1982 de anayasanın kabulü ile askeri darbenin ardından devlet başkanlığını görevini üstlenen Kenan Evren Türkiye’nin yedinci Cumhurbaşkanı olmuştur. 

Anayasanın kabulü sonrasında seçim hazırlıkları başlamıştır. 

Bu dönem içerisinde Anavatan Partisi, Sosyal Demokrat Halkçı Parti, Milliyetçi Çalışma Partisi gibi partiler seçime girmiş. 

Turgut Özal, Turgut Sünalp, Necdet Calp , Erdal İnönü gibi isimler siyaset sahnesinde yer almaya başlamıştı.

6 Kasım 1983 de yapılan seçimleri Anavatan Partisi kazandı.

DEVAMI GELECEK...

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.