banner873

BİST
4.854,16
ALTIN
1.043,73
DOLAR
18,62
STERLİN
22,41
EURO
19,31

Erdoğan yine CHP'lilere saydırdı!

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada CHP'ye yüklendi. Şikayet edenin de dava açanın da CHP’li olduğunu söyleyen Erdoğan, “Tembel, vizyonsuz, kavgalı muhalefetten kimseye fayda gelmez." dedi. 

10 Haziran 2026 20:58
Erdoğan yine CHP'lilere saydırdı!

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Meclis Grup toplantısında konuştu.

Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları;

"Ak Parti Grup toplantımızın açılışında sizleri hürmetle selamlıyorum. Grup Toplantımızın ve burada yapacağımız değerlendirmelerin hayırlara vesile olmasını diliyorum. Türk siyasetine hiç yakışmayan olayların yaşandığı bugünlerde AK Parti Grubundaki kardeşlik tablosunun herkese örnek olmasını temenni ediyorum.

"CUMHUR ÇOK ÖNEMLİ BİR BAŞARIYA İMZA ATTI"
 

Yola çıktığımız ilk günden beri milletle bütünleşmemiz katlanarak devam ediyor. Aziz milletimizle kurduğumuz gönül köprülerinin sağlamlığını hafta sonu bir kez daha gördük. 6 beldede Belediye Başkanlarını ve Meclis Üyelerini seçmek için sandık başına gittik. 4'ün de AK Parti birinde ise Millet İttifakımızın ortağı ipi göğüsledi. Cumhur ittifakı çok önemli bir başarıya imza attı.

SEÇİMLERE TEBRİK VE MUHALEFETE TEPKİ
 

Öncelikle hemşerilerinin takdiriyle belediye başkanı olarak seçilen Tokat Bağtaşı Beldesi'nde Mustafa Karadağ'ı, Tokat Yolüstü Beldesi'nde Mustafa Altın'ı, Gümüşhane Tekke Beldesi'nde Kemalettin Demirkıran'ı, Nevşehir Mustafapaşa Beldesi'nde Mustafa Özer'i canı gönülden tebrik ediyorum. Aynı şekilde Milliyetçi Hareket Partisi'nden Tokat Kuşçu Beldesi Belediye Başkanlığı'na seçilen Hikmet Temizel'e tebriklerimi iletiyorum. Belediye başkanlarımıza ve meclis üyelerimize, beldelerine hizmet yolunda Rabbimden üstün muvaffakiyetler temenni ediyorum. Kelimenin tam anlamıyla sandıkları patlatan vatandaşlarımıza da partimize ve ittifakımıza yönelik teveccühleri için teşekkür ediyorum. İnşallah bu güveni ve muhabbeti asla boşa çıkarmayacak, milletimize olan şükran borcumuzu daha çok çalışarak ödemenin gayretinde olacağız.

"AVAZI ÇIKTIĞI KADAR BAĞIRANLARIN 3 GÜNDÜR SESİ, SOLUĞU ÇIKMAZ OLDU"

Değerli arkadaşlarım, bakınız burada 7 Haziran seçimlerinde ortaya çıkan tablonun önemli bir yönüne dikkatlerinizi çekmek istiyorum. Malumunuz, bir süredir ana muhalefet partisinin kimi aktörleri üst perdeden konuşarak kendilerince bir gündem oluşturma çabasındaydılar. Otobüslerle o şehirden bu şehirlere sürükledikleri vatandaşlarımız üzerinden güya ahkam kesiyor kendilerini dev aynasında görüyorlardı. Sandık sonuçlarının gelmesiyle birlikte ortadan kayboldular. Avazı çıktığı kadar bağıranların 3 gündür sesi, soluğu çıkmaz oldu. Aslında benzer bir yüzsüzlüğe biz 14-28 Mayıs seçimleri sonrasında da şahit olduk. Geride olduklarını çok iyi bildikleri halde öndeyiz diye halkımıza yalan söylediler.

"SİZ BU KAFAYLA GİDERSENİZ SANDIKTA MİLLETTEN ÇOK TOKAT YERSİNİZ"

Bugün de aynısını yapıp faturayı kendi beceriksizlikleri dışında herkese kesen kibir abidelerine şunu söylemek isterim; Beyler siz bu kafayla giderseniz sandıkta daha çok tokat yersiniz. Kendinizi düzeltmezseniz daha çok dut yemiş bülbüle dönersiniz. Sorun bunların sadece siyasete bakış açılarında siyaset tarzlarında çirkef üsluplarında değil. Sorun bunların zihniyetindedir. Sokakla kurdukları bağın sahici ve samimi olmamasındadır.

"ŞİKAYET EDEN DE DAVA AÇAN DA CHP'Lİ"

CHP'nin 38. kurultayına ilişkin tartışmalarda kurultayı mahkeme götüren, şikayet eden de CHP'lilerdir. Gazi Mustafa Kemal'in partisini affınıza sığınarak söylüyorum pavyon masalarına düşürenler kendileridir. Rüşvet aldım verdim, şu kişiye şu kadar para verdim diyenler kendileridir. Dün halkın umudu diyenler bugün hain damgası vuranlar yine kendileridir.

Tüm tarafların CHP'li olduğu hukuki bir ihtilafta belge ve bilgiler ışığında yargı gerekli değerlendirmeleri yapmış, neticede hükmünü vermiştir. Mahkeme kararı sonrası yaşananlar bizim haklılığımızı teyit etmiştir. Dikkat ederseniz, partimize yönelik edep, adap ve siyasi nezaket dışı onca hakarete rağmen karar sonrasında da tartışmaların uzağında durduk. Hiç elimizi dilimizi bulaştırmadık. Siyaset bezirgânlarının sataşmalarına kulak asmadık. Medyadaki silahşörlerin tuzaklarına düşmedik. Aklı ile ağzı arasındaki rabıta kopmuş olan çapsızlara prim vermedik. Hadiseleri ve tartışmaları güvenli bir mesafeden takip etmekle yetindik. Aynı tavrımızı koruyoruz.

"KOLTUK VE SALON KAPMACA SAVAŞININ TARAFI DEĞİLİZ"

Toplumsal barışa, kamu düzenine ve siyaset kurumuna zarar vermediği sürece CHP'deki anafor bizi zerre ilgilendirmiyor. Biz bu girdabın içine sürüklenmek veya çekilmek asla istemiyoruz. Koltuk ve salon kapmaca savaşının tarafı değiliz ve olmayacağız. Esasen milletimizin arzusu ve bizden beklentisi de bu yöndedir. Biz kendimize yakışanı yapmakla mükellefiz. Nitekim bunu yapıyoruz. AK Parti olarak samimi temennimiz, suç örgütlerinin güdümünden çıkamayan kimi tiplerin sorumsuz tavırları sebebiyle saatli bir bombaya dönüşen bu krizin bir an önce aşılmasıdır.

Bakın, açık söylüyorum. Siyasette rakibimiz dahi olsa bu yüce çatı altında milleti temsil eden hiçbir partinin kavgayla, çatışmayla, sokaklara ve Meclis koridorlarına taşan güç mücadelesiyle anılmasını biz arzu etmeyiz. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin terörize edilmesine, Gazi Meclisin nümayiş arenasına dönüştürülmesine de rıza göstermeyiz. Az dinleyip çok bağırarak, az düşünüp çok konuşarak siyaset yapılmaz. Herkes 86 milyona karşı sorumluluk duygusuyla hareket etmelidir. Siyasette polarizasyonu artıracak adımlardan herkes uzak durmalıdır.

"MÜCADELEMİZ 28 ŞUBAT ZORBALARIYLA"

Bugüne kadar bizim şahıslarla işimiz olmadı. Bundan sonra da olmayacak. Çünkü AK Parti hareketi olarak bizim mücadelemiz kişilerle değil, CHP'nin halk düşmanı, millî irade düşmanı ideolojisiyledir. Bizim mücadelemiz başörtülü kızlarımızı üniversite kapılarında ağlatan 28 Şubat zorbalarıyladır. Bizim mücadelemiz milletin inancına, kutsalına, değerlerine dil uzatan, millete tepeden bakan Jakoben zihniyetledir. Bizim mücadelemiz hacca gitmek için yardım isteyen vatandaşa, "Boş ver, Araplara paranı kaptırma." diyen gafillerledir. Bizim mücadelemiz milletin kaynaklarını siyasi ikballerine basamak yapan yağmacılarladır. Bizim mücadelemiz Batılı patronlarından aferin alabilmek için Türkiye'yi yurt dışına şikayet eden mandacılarladır.

Ellerine fırsat geçse Türkiye'yi tek parti karanlığına tekrar götürecek faşizm hevesleriyle mücadelemiz sürecektir. Bizim mücadelemiz Mehter Marşı'ndan rahatsız olanlarla, okullarımızda Ramazan etkinliklerine tahammül edemeyenlerle, laikliği siper alarak milletin inanç değerlerine ateş edenlerledir. Bizim mücadelemiz Sultan Fatih'in emaneti aziz İstanbul'un duvarlarını "Zulüm 1453'te başladı." yazılarıyla kirleten mankurtlardır. Bu makamlarda olduğumuz müddetçe mücadelemiz devam edecektir.

"KENDİMİZLE YARIŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ"

Değerli yol arkadaşlarım, şunu bir kere daha sizlere ve aziz milletime hatırlatmak durumundayım. Tembel muhalefetten, vizyonsuz muhalefetten, kavgalı muhalefetten ne bu ülkeye ne de bu millete hiçbir fayda gelmez. Türkiye'nin güçlü, dirayetli, başarılı ve istikrarlı bir iktidar kadar vizyon, ufuk ve hassasiyet sahibi bir muhalefete de ihtiyacı var. Bizimle eser, hizmet ve projede yarışacak muhalefet arayışımız son 23 yıldır makes bulmadı. Ama buna rağmen umutlarımızı tüketmiş değiliz. Er veya geç Türkiye'nin hak ettiği kalitede bir muhalefete kavuşacağına yürekten inanıyorum. Biz o gün gelene kadar kendimizle yarışmaya devam edeceğiz. Rakiplerimiz kendi kısır çekişmeleri ile meşgulken, her zaman söylediğim gibi biz sadece işimize bakıyoruz.

NATO LİDERLER ZİRVESİ ANKARA'DA

2026 yılı inşallah Türkiye'nin uluslararası itibarı ve görünürlüğünün doruğa çıktığı bir sene olacak. 7-8 Temmuz'da Ankara'da tertiplenecek NATO Liderler Zirvesi'ne büyük önem atfediyoruz. Trump'ın NATO zirvesine bizzat katılacak olması ittifak için önemli. Dünyanın Ankara'daki zirveye ilgisi büyük. Bunun için hazırlıklarımızı yoğunlaştırdık. Geride kalan yaklaşık bir aylık zamanı da en etkin şekilde kullanacağız.

NATO dışında, biliyorsunuz, ekim ayında 77. Uluslararası Uzay Kongresi'ne ev sahipliği yapacağız. Akabinde aile meclisimiz olarak gördüğümüz Türk Devletleri Teşkilatı'nın 13. Liderler Zirvesi'ni ülkemizde tertipleyeceğiz. 9-20 Kasım tarihleri arasında ise Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansları'nın 31'incisini Antalya'da düzenleyeceğiz. 197 farklı ülkeden 100 bin katılımcıyla COP31'in tarihin en büyük çevre zirvesi olarak kayıtlara geçtiğini göreceğiz.

"DOĞU AKDENİZ'DE CEVABIMIZ SERT OLUR"

Coğrafyamızda ne yazık ki krizlerin ve savaşların ardı arkası kesilmiyor. Gazze'den Lübnan'a, yönümüzü nereye dönsek mazlumların yüreklerimizi dağlayan feryatlarıyla karşılaşıyoruz. İsrail, kurulduğu günden bu yana bölgemizde barışı, huzuru, refahı ve güvenliği mütemadiyen tehdit eden bir fonksiyon icra ediyor. Filistin'e yönelik işgal ve Filistinlilere yönelik soykırım sistematik bir şekilde devam ediyor. Bakınız, Gazze'de tüm dünyanın gözleri önünde 73 bin masum insan katledilmiştir. Bu soykırım halen hem katliam boyutuyla hem de insanlık dışı tecrit boyutuyla sürmektedir. İnsanlık tarihinin en kanlı soykırımını gerçekleştiren İsrail, aynı anda İran'a saldırmış, yetmemiş aynı anda Lübnan'ı işgal etmeye başlamıştır. Türkiye başta olmak üzere bölge ülkelerinin tepkilerine rağmen İsrail, Lübnan'dan çekilmeyi reddetmekte, buradaki kanlı operasyonlarını devam ettirmektedir. 2 Mart'tan bu yana Lübnan'da katledilenlerin sayısı 3 bin 700'e, yaralıların sayısı ise 11 bin 400'e ulaşmıştır. İsrail eş zamanlı olarak Afrika ülkelerini ve Akdeniz'i istikrarsız hale getirmek için de sinsi bir çabanın içine girmiştir. Kimse maceraya atılmasın, ham hayal peşindeler. Doğu Akdeniz'de cevabımız sert olur.

Siyonist yönetim tam anlamıyla bir çıbanbaşı, bir fitne fabrikası olarak geniş bir coğrafyada sürekli huzursuzluk üretmektedir. İsrail'in bu kural tanımaz, hukuk tanımaz, ilke, değer ve sınır tanımaz politikalarına maalesef dünyadan gerekli reaksiyon gösterilmiyor. İsrail, mevcut hükümetin yönetiminde şımardıkça şımarmış, sadece bölge için değil, insanlık için de bir tehdit kaynağı hâline gelmiştir. Netanyahu ve cinayet şebekesinin Suriye ve Lübnan'a yönelik saldırıları, bu iki kardeş ülkeyi olduğu kadar artık Türkiye'yi de tehdit eder bir noktaya taşınmıştır.

Şunu bir defa herkesin bilmesini isterim. Suriye ve Lübnan müstakil, bağımsız iki devlettir. Ancak bu iki devlet, yani Suriye ve Lübnan, aynı zamanda Türkiye'nin sevgi ve kardeşlik coğrafyasının içinde yer alan iki devlettir. Şam ve Beyrut, İstanbul'un iki kardeş şehridir. Türkiye'nin güvenliği sadece Hatay'dan değil, Halep'ten başlar, Şam'dan başlar. Türkiye'nin güvenliği Beyrut'tan başlar. Kardeşlerimizin ülkelerinde hiçbir emrivakiye müsamaha göstermeyiz. Kardeşlerimize yönelik hiçbir saldırıya göz yummayız.

Şimdi bunlar ve tetikçileri çıkıyorlar, sağda solda Türkiye'yi hedef alan güya tehditler savuruyorlar. Hiç bunu söylemenize gerek yok. Biz sizin niyetinizi, amacınızı ve hedefinizi zaten çok iyi biliyoruz.

Çiftçilerimize destek tutarlarımızı artırıyoruz. Şimdiden hayırlı bereketli olsun."

ERSİN BEYAZ AK PARTİ'DE

İYİ Parti kurucularından Milletvekili Ersin Beyaz Ak Parti'ye katıldı.

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.