CHP lideri Özgür Özel, TBMM'de yaptığı konuşmada yoksul ve zengin çocukların eğitimde yaşadıkları fırsat eşitsizliğini verilerle ortaya koydu.
'ÇOCUKLARIMIZ AĞIR SALDIRI ALTINDA'
Ulusal Egemenliğimiz de çocuklarımız da ağır saldırı altındadır. İkisi de güvende değildir. Bugün çocuklarımızın 8.5 milyonu yoksulluk çekiyor. OECD ülkeleri arasında çocuk yoksulluğu konusunda Kosta Rika'dan sonra 2. sıradayız. Yoksulluk çocuklara artık babadan miras kalıyor.
EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTSİZLİĞİ
Bir yanda okula özel araçlarla, özel servislerle giden çocuklar var; diğer yanda sosyal yardıma muhtaç, boş beslenme çantası yerine okula umutsuzluğunu götüren çocuklar...
Biri özel okulda zil çaldığında yemeğe koşuyor, diğeri kantinden aldığı yarım tostu veresiye yazdırıyor. Biri cam şişesindeki suyunu kana kana içerken, diğeri tuvalet musluğuna ağzını dayamak zorunda kalıyor.
Biri özel güvenlik eşliğinde okulunda güven içinde derslerine girerken, diğeri eli silahlı bir saldırganın hedefi olmaktan korkuyor. Yoksul çocukların okulunun önünde tefeciler, torbacılar geziyor. O çeteler, o umutsuz çocuklara kimlik kazandırma vaadiyle kendilerine eleman devşiriyor. Her yıl ortalama 180 bin çocuk suça bulaşıyor. En acı haliyle tecrübe ettiğimiz gibi çocuklar cinayet işliyor.
"852 ÇOCUK İŞ CİNAYETİNE KURBAN GİTTİ"
Gelirde adaletsizlik, vergide adaletsizlik, mahkemelerde adaletsizlik ve sosyal hayatta adaletsizlikler toplumsal çöküşe neden oluyor. Evlatlarımız okulda olmasalar bu kez iş cinayetlerinde ölüyorlar. MESEM'lerde güvensiz koşullarda ucuz iş gücü haline getiriliyorlar. Son 13 yılda iş cinayetlerinde ölen çocuk sayısı 852'ye ulaştı.
Bu ülkede birileri güvende, birileri güvende değil. 24 yıldır tek parti ile yönetilen ülkemizde maalesef çocuklar güvende değil. Çünkü bu kara düzenin çarkları çocukları değil makamları güvende tutmak için dönüyor. İşte biz bu çark artık milletin lehine, yoksulların lehine, çocukların lehine dönsün diye siyaset yapıyoruz, bunun için mücadele ediyoruz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ilk bayramımız Ulusal Egemenlik Bayramı. Bakın elimde 1921 yılından meclis tutanakları var. O esnada Teşkilat-ı Esasiye Kanunu görüşülüyor. Görüşmelerde nahiye müdürüne yani bir bucağın yerel siyasi amirine 24 saat ile bir hafta arasında tutuklama yetkisi verilmek isteniyor. Bolu Mebusu Tunalı Hilmi Bey buna şiddetle itiraz ediyor. Diyor ki: 'Eğer tutuklama yetkisi bağımsız ve tarafsız birine değil de nahiye müdürüne verilirse siyasi rakiplerini tutuklar' diyor. Tunalı Hilmi Bey: 'Örneğin benim gibi birinin bir hafta değil, bir saat bile hapsi bile benim haysiyetimi kesmek için yeterli olur. Yalancı şahitler yaratırlar ve beni içeriye atarlar' diyor. Yani mesele şudur: Bir vatandaşı ya da bir siyasetçiyi gözaltına alıp tutuklama yetkisi başka bir siyasetçinin eline bırakılamaz.
"BAKAN, PARTİSİ İÇİN ÇALIŞTI"
Tunalı Hilmi Bey'in bu kürsüde anlattıkları 105 yıl sonra 19 Mart darbesi ile bu ülkenin gerçeği haline gelmiştir. Öncesinde hakim olan, verdiği tüm kararlar Anayasa Mahkemesi'nden dönmesine rağmen bakan yardımcısı yapılarak siyasete sokulan biri, Anayasa'ya aykırı olarak bu kez başsavcı olarak atanıyor ve partisine rakip olanları hapse attırıyor. Görevi tamamlanınca da yine muvafakat alıp ödül alıp aferin alıp bu kez Adalet ve Kalkınma Partisi'nden Adalet Bakanı oluyor. Bir gün önce savcı bir gün sonra bakan olan kişi ilk açıklamasını il başkanları toplantısında yapıyor ve 'Bundan önce olduğu gibi bundan sonra da partimizin başarısı için çalışmaya devam edeceğim' diyebiliyor.
Tunalı Hilmi Bey'in tarif ettiği gibi gizli tanıklarla, yalancı şahitlerle Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu ve onlarca seçilmiş belediye başkanımız, siyaset arkadaşımız ve bürokratımız bir yıldan fazladır hapiste yatıyor. Bu darbe ortadayken darbeyi yapanların hukuksuzlukları ve haksız zenginleşmeleri kanıtlanmışken şimdi burada hangi hukuktan, hangi demokrasiden bahsedeceğiz?
"MİLLETİN HANGİ EGEMENLİĞİNİ KONUŞACAĞIZ?"
Terörsüz ve demokratik Türkiye sürecindeyiz. Partimize yönelik tüm saldırılara rağmen, hatta kapatma davası açılması talebine rağmen Ortadoğu'daki tehditleri görerek Türklerin ve Kürtlerin kardeşliğinin önemini bilerek bu milletin barışı ve bekası için bu süreci savunuyoruz. Ve daha fazla zaman kaybetmeden başarıya ulaşmasını bekliyoruz. Ama bu Meclis Komisyon Raporuna kayyumların son bulmasını yazdığı halde buna rağmen hala 13 seçilmiş başkanın yerinde kayyumlar oturabilmektedir. Bu Meclis Komisyon Raporuna Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyulmalıdır yazdığı halde halen daha bu kararlar uyulmamakta, Can Atalay'ı Hatay halkı seçtiği halde Meclis'e gelememektedir. Sayın Bahçeli o gün meclis başkanı sıfatıyla ismini okuttu ve yemin etmeye çağırdı. Ama bir yerel mahkeme Anayasa Mahkemesi'nu de Meclis'i de yok sayıp Can Atalay'ı hapisten çıkarmadı. Biz şimdi bu şartlarda milletin hangi egemenliğini konuşacağız?
"BİR AVUÇ DARBECİYE TESLİM OLMAYIZ"
İstanbul İl Başkanlığımızı 5000 polis bastı, milletvekillerimiz darbedildi. Bursa'da, Ankara'da kadın milletvekillerimizin gözüne bir karış mesafeden gaz sıkıldı. Şimdi burada milletvekillerinin, Meclis'in hangi itibarını konuşacağız? Bugün Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Cumhuriyet Halk Partisi'ne kapatma davasından butlana kadar dedikodular yapılıyor. Bu partinin evini yakmaya çalışanlar başarılı olursa bu Meclis'in, bu demokrasinin kül olmasına nasıl engel olacağız?
"SİZE SALDIRDIKLARINDA DA DARBECİLERİN KARŞISINDAYDIK"
Demokrasiye kasteden vesayetçiler her gün saldırıyor. Bu millet her sabah bir operasyona uyanıyor. Değerli arkadaşlar, bizi iyi tanıyın. Biz boynumuzu veririz ama boyun eğmeyiz. Biz devleti kuran partiyiz. Bir avuç darbeciye teslim olmayız. Size saldırdıklarında da darbecilerin karşısındaydık, bize saldırdıklarında da darbecilerin karşısındayız.
"YARIN HERKES BİR PARTİYE ÇÖKEBİLİR"
Çünkü biz sussak evlatlarımız susmayacak. Biz unutsak tarih unutmayacak, tarih affetmeyecek. Ama şunu da bilin; Türkiye'de çok kirli ve riskli bir yol açılmıştır. Yarın günü gelir, bir gözü dönmüş savcı, bir gizli tanık bulan her istediğine her iftirayı atabilir. Yarın günü gelir, bir asliye hukuk hakimini şeytana uyduran her siyasi partinin il başkanlığını ele geçirebilir. Yarın günü gelir, Bölge Adliye Mahkemesi'ne bastıran bir siyasi partinin seçilmişlerini görevinden edebilir.
"ATEŞLE OYNUYORLAR"
Ateşle oynuyorlar değerli arkadaşlar. Ateşle oynayan elini yakar, ateşle oynayan evini yakar. Yargıyla oynayan memleketin geleceğini yakar. İşte bu yüzden biz 19 Mart 2025 tarihinden beri bir mevzi olarak partimizi değil, bir cephe olarak demokrasiyi savunuyoruz. Kimseden de partimizi savunmasını beklemiyoruz. Hepinizden temsil ettiğiniz milletin iradesini savunmanızı bekliyoruz. Birileri siyaseti toptan tasfiye etmek istiyor. Biz ayrı partileriz. Ekonomide, ulaştırmada, sağlık hizmetlerinde rekabet edebiliriz. Ama adalet ve demokrasinin yokluğunda rekabet edemeyiz. Biz sizden her birinizin eşit ve özgür yarışabileceği demokratik ortamı savunmanızı bekliyoruz.
'YENİLGİYİ BAŞTAN KABUL ETTİLER"
Unutmayın; bu milletten isteyin canını verir, evladını verir, ama Atatürk'ün emaneti sandığı kimseye vermez. Bu millet vesayetçinin postal giyenine de, kravat takanına da, cübbelisine de geçit vermedi ve vermeyecek. Bu millet huzurunu bozanları, ekmeğini küçültenleri asla affetmeyecek. Milletimiz sözünü söylemek için artık bir sandık beklemektedir. Bugün Can Atalay'ın hakkı teslim edilmezse sekiz milletvekilliği boştur. Anayasa'nın 78. maddesinin emrettiği ara seçimin zamanı gelmiştir. Boşalan milletvekillikleri için sandık kurulması anayasal zorunluluktur. Üstelik bu yerlerin tamamında son seçimlerde Adalet ve Kalkınma Partisi üç yıl önce birinci çıktığı seçim bölgelerinde seçimden kaçan, yenilgiyi baştan kabul eden bir iktidarın meşruiyeti sorgulanır. Ve milletin vermediği meşruiyet, o çok güvenilen Amerikan Başkanı Trump'tan, onun monarşi rejimlerini öven büyükelçisinden alınmaz. Meşruiyet milletten alınır. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Aziz Türk milletini ve onun verdiği yetkinin kıymetini bilen tüm temsilcilerini saygıyla selamlıyorum."
Hakan Bal, Merkez Ana Parti Kocaeli İl Başkanı oldu
Dilovası’nda 23 Nisan’da duygu dolu gösteriler
Kocaeli’de turizm masaya yatırıldı





