Çöken umutlar ve boşa geçen yıllar
Gündem, 16 Eylul 2020 08:23CHP Kocaeli Milletvekili Tahsin Tarhan iktidara yüklendi.
İşte o açıklamanın içeriği: Artık sonuna yaklaşmakta olan AKP iktidarının sanayi ve teknolojideki serüveni Derviş Programı ile başlamıştı. Kendisine miras kalan bu programı harfiyen uygulayan AKP, sıkı para ve maliye politikası ve dar gelirlilerin daha da baskı altına alınması gibin neo-liberal reçetelerle ülkeyi bir büyüme trendine sokmayı başarmış görünüyordu.
Dünyadaki para bolluğu da bu süreçte ellerini kolaylaştırdı. 2008’de yaşanan finansal krizle birlikte küresel piyasalarda likidite bolluğu görülmemiş bir oranda artınca, Dolar-TL kuru AKP hükümetlerinin ilk on yılı boyunca kayda değer bir artış göstermedi.
Ne var ki Derviş Programı ve AKP uygulamaları sınai gelişime odaklı değillerdi. Temel amaç makro-ekonomik göstergelerde istikrarın sağlanmasıydı. Ülkenin sınai kalkınması ve uluslararası rekabetçiliği ile ilgili pek bir şey söylemiyordu. Bu dönemde uzun vadeli planlama eksikliğine ilişkin itirazlarımız hep kulak arkası edildi ve ekonomi yönetimi de sürekli övüldü. Ta ki FED’in 2013 yılında parasal genişlemeden kademeli olarak çıkacağını açıklaması kararıyla bu yalancı baharı sona erdirmesine değin.
2013-2020: Yeni Türkiye’nin Çöküşü
Türkiye’nin ihracatı son sekiz yıldır yerinde sayıyor. Halbuki kur büyük bir sıçrama yapmış ve ABD doları için 7.5 TL’ler seviyesine gelmiş durumda. Türkiye’de ekonomik krizler politik krizleri, politik krizler ise ekonomik krizleri besliyor. Ülkeyi uçuracağı vaadiyle gelen yeni rejim, Türkiye’yi karaya oturttu.
İktidarın ilk on senede yapmadıklarının da bu karanlık tabloda etkisi büyük. O dönemde Türkiye’ye önemli fırsatlar sunan parasal bolluk iyi değerlendirilemedi. O yıllarda bol döviz ortamında çalışan Türk Sanayisi büyük ölçüde ucuz yabancı hammadde ve ara mamul ile üretim faaliyetlerinde bulunmuş, stratejisini de dış finansman kaynaklarının ülkeye akması üzerine kurmuştu. Ekonomi yönetimi değirmenin suyunun bitebileceğini hiç göz önünde bulundurmamıştı. Maliyet ve ucuz emek avantajını kullanarak ihracat rakamlarını artırıyorken, gerekli teknolojik dönüşümü gerçekleştirmek iktidarın aklına hiç gelmedi.
Küresel Değer Zincirlerinde üretim odağı olarak yer alıyor fakat üretimi daha katma değerli ve teknolojik bir hale çeviremiyorduk. Ucuz ve bol döviz ile birlikte ülkemiz bir “hizmetler, al-sat ve AVM Cumhuriyeti” haline dönerken sermayedarlar için üretim faaliyetinin getirisi de sürekli azalıyordu. Ucuz kredi ile AVM yapmak ya da ithalata dayalı olarak iç pazarda ticaret çok daha kârlıydı. Sonuçta sermaye çevresi sanayi faaliyetlerinden çıkarken inşaat sektörüne akın etti ve sınai üretim önemini yitirmeye başladı.
Dışarıdan alınan ucuz borca dayalı bu sistem elbette sürdürülebilir değildi. FED’in daralma kararı geldiği zaman Türkiye çoktan orta-gelir tuzağına girmişti. Kişi başı GSYH sonucunda son on yılda görece artan emek ücretleri ve yükselen döviz kuru yüksek girdi maliyetleri düşük üretime izin vermiyordu. Teknolojik gelişim tamamlanamadığı için de ülke sanayisinde katma-değerli ürün üretilemiyordu. Teknolojik kabiliyetleri geliştirecek bir sanayi politikasını tutarlı biçimde uygulamadığımız için orta-teknoloji tuzağına da düşmüştük. Katma-değerli üretim yapma kabiliyetimizdeki eksiklik, ülkemizde ihracatını belirleyen temel etmen oldu.
Kısacası, ilk 10 seneyi de doğru yönetemeyenler yüzünden, son 8 senede katlanarak artan döviz krizleri, borç bataklıkları ve önemli bir fakirleşme süreci yaşamaktayız. Dışarıdan borç ile alınan sahte refah, düşük katma-değerli üretim ile ödenemiyor. AKP hükümetleri kendi tabirleriyle “yerli ve milli” üretimin önemini ve yerli sanayinin desteklenmesi gerektiğini anlamakta maalesef çok geç kaldı.
Yeni Bir Hikaye
Türkiye’nin yeni bir hikayeye ihtiyacı var. AKP döneminde yıllar ve kaynaklar boşa harcandı. Öncelikle şu tespiti yapmalıyız: Sürdürülebilir bir sanayi politikası ve kalkınma stratejisi adalet ve eğitim sistemlerinde kalıcı iyileşmelere sıkı sıkıya bağlı. Yargı bağımsızlığının olmadığı bir ülkede ekonomik kalkınma söz konusu olamaz. Sermaye, özellikle de yabancı sermaye hukuki güvenlik istiyor. Eğitim sistemi de en az adalet kadar önemli. Yapılan son araştırmalar Türkiye’de gençlerin % 63’ün yurt dışında yaşamak istediğini gösteriyor. Beyin göçü lise seviyesine kadar inmiş durumda.
Adalet ve eğitimde ivme sağlarsak ekonomik kalkınma için gerekli ortamı yaratmış oluruz. Tabii bu noktada kamu bütçesinin kullanım koşulları bakımından da adım atılması gerek. Kullanmadığımız S-400’lere 2.5 milyar dolar vermeye, yap-işlet-devret modeli kapsamında müşteri garantili ve ödemeleri dolar üzerinden yapılan pahalı kamu yatırımları yapmaya devam edersek sanayi temelli ekonomik kalkınma hayal olmaya devam edecektir. Yap-işlet-devret modelinin kamu bütçesi, kamu bütçesinin ise ekonomi üzerindeki olumsuz etkisi Türkiye’nin kamburudur.
Türkiye yokluk zamanında, savaştan çıkmış genç bir ülkeyken bile, Atatürk’ün vizyon ve iradesi sayesinde uçak fabrikası kurabilmiş bir ülkeydi. Sonuç olarak Cumhuriyeti kuran iradenin kalkınma temelli ekonomik bağımsızlık ülküsüne geri dönmeliyiz. Çünkü gelecek teknolojide, gelecek sanayide, gelecek üretimde.
Gündem, 16 Eylul 2020 08:23
Yorumlar (0)
Kalan karakter : 450
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Anayasa’yı değiştirmeyi teklif edeni dahi tarihten sileriz
Başkan Ömeroğlu, 65 yaş üstü vatandaşlarla bir araya geldi
CHP'liler o partiye mi iltihak edecek?
Kocaeli'den 2 vekile ait dokunulmazlık dosyaları TBMM'de
KARBADER Başkanı Perihan Dede: Kadının olduğu yerde başarı vardır
En büyük banknotla yemek yiyemem!
Kapanca Sokak Festivali’nde müzik dolu unutulmaz bir akşam!
Altın yatırımcılarına uyarı!
Kocaelili akademisyen Sakarya Üniversitesi rektörlüğüne aday oldu
Erdoğan, CHP'lileri milleti ayrıştırmakla itham etti
Okulda siyasi propaganda!
Büyükakın: İzmit’in kurtuluşunun haklı gururunu yaşıyoruz
KOTO’dan uluslararası davet turu
Deniz ulaşımında 115 vapurla hizmet
Halka soruldu! En önemli sorun ne?
Sıcak çarpması kalıcı nörolojik hasara yol açabilir!
Hayrettin Ulusoy 96 yaşında vefat etti
İşte en zengin iller! Kocaeli kaçıncı sırada?
Parti sayısı patladı!
Bu ne hal gençler!
Derince’de minik yüreklerin karne sevinci
Kocaeli’nde süt otu tohumu üreticilerin yüzünü güldürdü
Vali İlhami Aktaş, karne heyecanına ortak oldu
Hesabı kendi seçmenlerine verirler
Yavru tilki Ormanya’da doğaya dönüş gününü bekliyor
Bunaltıcı sıcaklar geliyor!
Çayırova’nın genç basketbolcularından gururlandıran başarı
Pazarlar olmasa vatandaş ucuz meyve sebze yiyemez
Elektrik, su ve doğalgaz faturaları tek ekranda!
Bakan Şimşek'e soruldu: Seçim ihtimali yüksek mi?
Kocaeli’nde plajları gitmeden önce gösteren teknoloji!
Dilovası’ndaki yangın faciasıyla ilgili 7 kişi tutuklandı
Herkes memleketinde yaşasa Kocaeli nüfusu ne kadar olurdu?
3. Kapanca Festivali böyle başladı
Dilovası Belediyesi’nin yeni hizmet binasında sona yaklaşılıyor
Geleceğin kadın girişimcileri Gebze’de ödüllendirildi
Kocaeli Bilnet Okulları’nda mezuniyet coşkusu
Kocaeli’ndeki toplu taşımada yeni hatlar yolda
Tarihçi Volkan Şenel Körfez Meclisi’nde konuştu
