Marketlerde satılan o ürünlerdeki gizli tehlike
Gündem, 03 Haziran 2026 11:07Her gün "sağlıklı" diyerek tükettiğimiz yoğurtlar aslında birer tüketici aldatmacası mı? Gıda mühendisleri ve uzmanlar uyardı: Meyvelisinden yağsızına, probiyotiğinden bitkisel olanına kadar market raflarındaki yoğurtların arkasındaki gizli tehlikeler ve çarpıcı laboratuvar sonuçları...
Market raflarında yer alan ve günlük olarak evlerimizde tüketip yemeklerimize dahil ettiğimiz bazı ürünleri sık sık satın alırız. Ne var ki, marketlerden temin edilen ve her gün tüketilen bu ürünlerin insan sağlığı üzerinde ciddi olumsuz etkiler yaratabileceği tespit edildi.
Süpermarket alışverişi yaparken yolumuz ne zaman süt ürünleri bölümüne düşse, içimizde tuhaf bir rahatlık ve güven hissi uyanır. Özellikle mevzu "yoğurt" olduğunda, birçoğumuz onun ne kadar doğal ve yararlı olduğuna o denli ikna olmuşuzdur ki arkasındaki etiketi incelemeyi aklımızdan bile geçirmeyiz. "En fazla ne zararı olabilir?" mantığıyla yaklaşırız.
Sözcü'nün haberine göre, buna karşın gıda mühendisleri, diyetisyenler ve uluslararası tüketici hakları kuruluşları, günümüz market raflarını incelediklerinde bizim hissettiğimiz bu huzuru taşımıyorlar. Hatta büyük bir kısmının birleştiği nokta tam olarak şu: "Şu an marketlerden satın aldığınız yoğurtların pek çoğu, gerçekte ambalajıyla sağlıklı görünmeye çalışan birer tüketici aldatmacasından ibaret."
Fransa merkezli popüler tüketici dergisi 60 Millions de Consommateurs (60 Milyon Tüketici) başta olmak üzere, dünya çapındaki gıda araştırmacılarının yürüttüğü çalışmalar, her gün alışveriş sepetimize eklediğimiz o masum paketlerin arkasında dönen oyunları açıkça ortaya koyuyor.
FORM DEĞİŞTİRMİŞ BİR GAZLI İÇECEĞE BENZİYOR
Çocuklarına süt ürünlerini sevdirmeyi amaçlayan anne babaların ya da tatlı krizlerini zararsız bir şekilde geçiştirmek isteyenlerin ilk yöneldiği ürünler genellikle meyveli yoğurtlardır. Ne var ki, tanınmış beslenme uzmanı Raphaël Gruman bu hususta oldukça net bir ikazda bulunuyor: "Yalnızca bir kap meyveli yoğurdun içinde, kimi zaman 3 ya da 4 küp şekere denk gelecek düzeyde ilave şeker yer almaktadır."
Laboratuvar sonuçları, söz konusu yoğurtların her porsiyonunda tahminen 15 gram şeker barındığını gözler önüne seriyor. Bu miktar, neredeyse bir kutu asitli, asetonlu gazlı içecekle eş değer! Başka bir deyişle, kendiniz ya da çocuğunuz için faydalı bir ara öğün tercih ettiğinizi düşünürken, gerçekte yalnızca meyve aroması verilmiş, yoğun kıvamlı endüstriyel bir tatlı yiyorsunuz.
YAĞSIZ DİYE SATILAN YOĞURTLARA DİKKAT!
Zayıflamak ya da formunu muhafaza etmek isteyenlerin "imdadına yetişen" %0 yağlı yoğurtlar, aslında gıda sektörünün en büyük yanılsamalarından biridir. Yürütülen mantık düzdür: Yağ yoksa, kilo almak da yok. Fakat sütten yağı tümüyle ayrıştırdığınızda ortaya çıkan o akışkan, çorba benzeri yapı nasıl oluyor da kaşıkta katı bir biçimde durabiliyor?
Bu sorunun yanıtı gıda mühendislerinin hazırladığı raporlarda saklı: Endüstriyel işlemlerle yapısı değiştirilmiş mısır nişastası ve jelatin. Yağ tüketiminden uzak durmaya çalışırken, organizmanıza yüksek oranda karbonhidrat ve nişasta almış oluyorsunuz. Bu tablo, rejim yapmasına karşın bir türlü zayıflayamayan kişilerin neden hedefledikleri kiloya ulaşamadıklarını da çok iyi açıklıyor.
PROBİYOTİK RAFTA ÇÖKTÜ
Bağırsak florasının korunması, günümüz tıp dünyasının en çok üzerinde durduğu konulardan biri haline geldi. Durum böyle olunca, üzerinde "probiyotik" ibaresi taşıyan yüksek fiyatlı yoğurtlar market tezgahlarını doldurdu.
Gelgelelim, bu noktada gözden kaçırılan can sıkıcı bir lojistik gerçeklik bulunuyor. Bu yoğurtların bünyesindeki yararlı bakterilerin hayatta kalabilmesi, eksiksiz işleyen bir soğuk zincire bağlıdır.
Üretim tesisinden çıkıp market tezgahına, oradan da mutfağımıza ulaşana dek gerçekleşen en küçük sıcaklık dalgalanmalarında, o yere göğe sığdırılamayan canlı bakteri yapısı süratle yok oluyor. Neticede ne mi kalıyor? Yüksek meblağlar ödenerek satın alınmış fakat normal bir yoğurttan farkı kalmamış bir ürün.
Hayvansal gıdaları beslenme düzeninden çıkaranların ya da laktoz intoleransı bulunanların tercih ettiği soya yoğurtları da göründüğü kadar masum değil. Soya, yapısı gereği "izoflavon" (bitkisel östrojen) barındırır.
Bilim insanları, çok fazla soya tüketilmesinin insan vücudundaki mevcut hormon dengesini taklit ederek bu yapıyı bozabileceği yönünde uyarılarda bulunuyor. Bunun yanı sıra, badem ya da Hindistan cevizi sütü kullanılarak üretilen bitkisel alternatiflerin, kalsiyum değeri bakımından klasik hayvansal yoğurdun seviyesine dahi ulaşamadığı besin analizleriyle doğrulanmış vaziyette
Gündem, 03 Haziran 2026 11:07
Yorumlar (0)
Altın o açıklamadan sonra yükselişe geçti
Bir belediyeye daha gözaltı operasyonu
Denizde 30’a yakın balık türü yeniden görüldü
Yasal düzenleme yapılmazsa sıfır zam alacaklar
Altın yatırımcılarına uyarı!
Henkel, Kocaeli’deki GEBKİM Fabrikası’nı karbon nötr hale getirdi
Tarım alanı 38,6 milyon hektara nasıl düştü? Önce bunun hesabını verin
Çayırova’da yeni meslek lisesi inşaatı yükseliyor
İzmit’te eğlence dolu şenlik
Vatandaş soracak, Başkan Ömeroğlu cevaplayacak
Satıyoruz satıyoruz bitmiyor!
İzmit bir kadın kenti!
Gebze Ticaret Odası, iş insanlarını Çinlilerle bir araya getirdi!
Büyükakın: Vicdanım buna el vermez
İnsanları ekmeğe muhtaç ettiniz!
Derince’de ücretsiz drama kursu için kayıt duyurusu
Büyükşehir Encümeni’nden 88 şoför ve 23 markete ceza çıktı!
İzmitli Ertuğral’dan CHP’yi kaostan çıkaracak öneri!
İktidarın gizli ajandasında ne var?
Her gün operasyon, her gün gözaltı!
İYİ Parti Kocaeli’de Acur ve Ercan, Anadolu turuna çıkacak
Erdoğan'dan çiftçilere: Destekleri artırıyoruz
Başkan Söğüt hacdan dönenleri ziyaret etti
263 yıl hapsi istenen Tanju Özcan'a bir soruşturma daha
Erdoğan yine CHP'lilere saydırdı!
Buna erken seçim için düğmeye basıldı denir!
Kötü yönetimde altın madalyaya koşuyorlar
KEV Başkanı Sirmen’den, Büyükakın’a hediye
Ekmek fiyatlarında Ali Cengiz oyunu!
Ahmet Emre Aydın'dan yeni başkanlara ziyaret
Çocuğunuzu bu parkta oynatır mısınız?
Bin 700 pehlivan, İzmit Atletizm Pisti’nde er meydanına çıkacak
Dilovası’ndan Marmara Denizi’nin korunmasına yönelik önemli mesajlar
Boğulma vakalarını önlemek için sahillere geri dönüyorlar!
Büyükakın: Çok güçlü bir dayanışma sistemi kurduk
D-130’un Gölcük kesiminde kaza riski
İlaca erişimde 36 ülke arasında son sıradayız
Üreticilerin dayanacak gücü kalmadı
Gebze Ticaret Odası’ndan örnek çalışma
