Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 53’ü tutuklu 436 sanıklı İBB davasının 100. günü, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Silivri’deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde görülüyor.
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Yeşil Sol Parti Genel Başkanı Ahmet Asena, İYİ Parti Milletvekili Buğra Kavuncu, DEVA Partisi Milletvekili Sadullah Kısacık, Saadet Partisi Milletvekilleri Bülent Kaya ve Birol Aydın ve DEM Parti Milletvekili İbrahim Akın duruşmayı takip ediyor.
Mahkemenin takvimine göre İmamoğlu ve avukatlarının savunmaları için 17 Ekim Cumartesi gününe kadar süre ayrıldı.
MAHKEMEDEN DAKİKA DAKİKA
18.56
İBB Davası’nda savunmasının üçüncü gününü tamamlayan Ekrem İmamoğlu, Kemal Kılıçdaroğlu'nu kastederek “Bu dava siyasi değilmiş, senin alnını karışlarım” ifadelerini kullandı.
İmamoğlu, “Burada canıma okunuyor. ‘Siyasi değilmiş!’ Dilimin kemiği yok. Şu anda onurum, namusum, haysiyetim ve şerefim hakkında konuşuyorum” dedi.
İmamoğlu, yarın savunmasına devam edecek.
18.27
Öte yandan Ekrem İmamoğlu'nun savunmasını YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel ve İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu da izledi.
17.45
Şirketinin çalışanlarına uygun fiyatlarla ve taksitle ev sattığını ifade eden Ekrem İmamoğlu, “Bunu kara para aklama diyerek dosyaya eklediniz. Bütün işlerimize saldırdınız. Taşeronlarımızla barter yapmamız bile suç olmuş. Biri hapse girdi, aylarca yattı” dedi.
17.35
Mutlak butlan kararıyla CHP’nin başına geçirilen Kemal Kılıçdaroğlu’nun İBB davasına ilişkin “Siyasi değil” sözlerine atıf yapan Ekrem İmamoğlu, “Senin alnını karışlarım ya! Seninle siyaset yapan Ekrem İmamoğlu olarak söylüyorum, ister bir partinin kayyumu ol, ister ne olursan ol” dedi.
17.25
2019’da aday olduktan sonra hayattaki tüm eski İBB Başkanlarını ziyaret ettiğini belirten Ekrem İmamoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan da randevu istediğini, 15 dakikalık randevunun 1 saat 40 dakika sürdüğünü ifade etti. Erdoğan’ın kendisiyle ilgili, “Makarios Anıtı’nı yapanı mı İstanbul’a belediye başkanı yapacaksınız” sözlerini görüşmede dile getirdiğini anlatan İmamoğlu, “Kendisine anıtı gösterdik. Siz Cumhurbaşkanısınız, bunlar size araştırılarak gelmiyor mu diye sordum. Kendisi bana, ‘Daha neler göreceksin’ dedi. Siz benim de Cumhurbaşkanımsınız benim hakkımda iftirada bulunamazsınız” dediğini ifade ederek Erdoğan’la yaptığı görüşmeyi duruşma salonunda aktardı.
17.15
Babasından dürüstlüğü, esnaflık, annesinden çalışkanlığı, emeği, eşi Dilek İmamoğlu’ndan yok arkadaşlığını, iyi evlat yetiştirmeyi, kadının gücünü öğrendiğini belirten Ekrem İmamoğlu, çocuklarından da her gün yeni şeyler öğrendiğini ifade etti. İmamoğlu, “Bu yıl aile yılıymış. Yerle bir ettiniz aile duygusunu. Böyle aile yılı mı olur, yalancılar. Aileye hakaret edilir mi?” diye konuştu.
17.10
Duruşmadaki sözleri nedeniyle hakkında soruşturma açılmasını eleştiren Ekrem İmamoğlu, “Dün söylediklerimi tekrar ediyorum. Kim masumiyet karinesine saldırıyorsa, kim lekelenmeme hakkını çiğniyorsa, insanlara haksız hukuksuz davranıyorsa aynen Cumhurbaşkanı’nın da dediği gibi namussuz, şerefsiz, haysiyetsizdir.” ifadelerini kullandı.
16.55
81 ilde proje yürüttüklerini, bu projelerin hiçbir zaman için bir avuç insanı zengin etme amacını taşımadıklarını ifade eden Ekrem İmamoğlu, yaptıkları açılışlara valilerin kaymakamların gelemediğini belirtti.
16.45
“Benim siyasi yolculuğum Beylikdüzü’nden başlayan bir millete hizmet iradesidir” diyen Ekrem İmamoğlu, merkezi iktidarın yaptığı yanlışların doğrusunu gösterdiklerini ve bunu da nezaketle yaptıklarını ifade etti. Karşılığında iktidardan büyük bir nezaketsizlik gördüklerini de ifade eden İmamoğlu, “Elinden malını mülkünü almışız gibi muamele gösterdi” diye konuştu.
16.30
Ekrem İmamoğlu, İBB'de göreve geldiklerinde borç yükü ve boş kasa aldıklarını söyledi. AKP döneminde İBB'nin bankalardan kredi kullandığını ifade eden İmamoğlu, kendilerinin döneminde sıfır lira kaynak olduğunu belirtti. İBB'nin para kaynaklarının kısıldığını ifade eden İmamoğlu, Erdoğan'dan defalarca randevu istediğini belirtti. Erdoğan'ın 30 belediye başkanına birden randevu verdiğini anlatan İmamoğlu, "Kırık sandalyeye oturttu" dedi.
16.25
Ekrem İmamoğlu, Özgür Özel'in partisinin lideri olduğunu ancak kutsal olmadığını söyledi. "Kutsal olan devlettir, yönümüz budur" diyen İmamoğlu, Erdoğan'ın sözlerini hatırlatarak, "Silkeleyin' demedi mi? 'Paraları kaynağından kesin' demedi mi? Birebir söyledi. 2024'ten sonra koltuğunu tehlikede gördü. İBB koltuğu benim mi? Seçim bittiğinde ceketini alıp eve gideceksin. Oraya kazık çakmadım. Orası milletin" dedi.
16.15
Ekrem İmamoğlu, Fatma Betül Sayan'ın AKP'li İBB döneminde 105 bin dolar burs aldığını söyledi. 6 yılda 588 bin 18 kişiye burs verdiklerini söyleyen İmamoğlu, "Malum eski bakan gibi 5 kişiye vermişlerdi. Biz işte bir öğrenciye 25 bin lira veriyoruz" dedi.
16.05
Ekrem İmamoğlu, AKP'li Esenyurt ve AKP'li İBB zamanında Haramidere'nin bir kolu üzerine imar verildiğini söyledi. "Burada her sene bir yağmur yağar ve insanlar ölür" diyen İmamoğlu, "Biz burada çözüm ararken çizmeleri giymiş bakanlar burada şov yaptı. Biz şov yapmadık. Kavşakları yolları onlara göre yaptık" dedi.
16.00
Ekrem İmamoğlu, İstanbul modelinin herkese gerçeği gösterdiğinden dolayı korkulu rüyaları olduğunu ifade etti. Bu modeli 2014'te Beylikdüzü'nde inşa etmeye başladıklarını söyleyen İmamoğlu, "Dere yataklarını, kent ormanlarını bir avuç rantçının değil, vatandaşın hizmetine sunmayı o kıyıda köşede dediğiniz ilçede başardık" dedi.
15.50
Ekrem İmamoğlu, bu davanın altında yatan siyasi husumetin kökeninin İstanbul İttifakı olduğunu söyledi. İstanbul modelinin büyük başarısının siyasi husumetin kökeni olduğunu belirten İmamoğlu, "Yandaşa şunu bunu dağıtmadık. Kendimize yandaş kurumlar, dernekler tespit etmedik. Kişilere mal, mülk dağıtmadık. Bu tür işgal edilmiş İstanbul'u arındırmaya, temizlemeye gayret ettik" dedi.
15.45
Ekrem İmamoğlu, adaylığının İYİ Parti ve CHP ittifakından yola çıktığını ifade etti. Duruşmayı takip eden İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ve Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel'e selamlarını ileten İmamoğlu, 6 yılda bize güvenenlerin başını öne eğdirmediklerini belirtti. 1600 denetimden aklanarak çıktıklarını vurgulayan İmamoğlu, önceki döneme göre 11 kat denetlendiklerini söyledi.
15.35
Ara sona erdi.
Ekrem İmamoğlu, sözlerine kaldığı yerden devam ediyor. İddianameye atıfta bulunan İmamoğlu, yazılanın siyaset olduğunu ve siyasetin bir zümreye ait değil millete ait olduğunu söyledi.
14.10
İmamoğlu’nun sözleri devam ederken mahkeme başkanı duruşmaya öğle arası verdi.
ÖĞLE ARASI ÖNCESİ
Ekrem İmamoğlu, 14 Ekim'de başladığı savunmasının üçüncü gününde AKP yönetimi dönemindeki arazi satışları ve imar uygulamalarına ilişkin iddiaları gündeme taşıdı. İddianamedeki bilirkişi raporlarını ve etkin pişmanlık kapsamında verilen ifadeleri eleştiren İmamoğlu, tutuklu yargılamalara yönelik itirazlarını da sürdürdü.
İmamoğlu, 100. günün öğle öncesi oturumunda yaptığı savunmaya İstanbul ve çevre illerde yaşanan sel felaketinde hayatını kaybedenleri anarak başladı. Can kaybının üçe yükseldiğini öğrendiğini belirten İmamoğlu, kayıp kişilerin bulunmasını temenni etti.
Afetlerle mücadelede devletin bütün kurumlarının birlikte hareket etmesi gerektiğini vurgulayan İmamoğlu, Üsküdar Belediye Başkan Vekili Dündar Ziya Gültekin'in vefatından ötürü ailesine ve AKP teşkilatına başsağlığı diledi.
TÜRKİYE BELEDİYELER BİRLİĞİ'NDE DÖRDÜNCÜ BAŞKAN
Savunmasının başlangıcında Türkiye Belediyeler Birliği'ndeki (TBB) başkanlık değişimlerine değinen İmamoğlu, 2024 yerel seçimlerinden bu yana birliğin dört kez başkan seçtiğini söyledi.
2024 seçimlerinin ardından TBB Başkanı seçildiğini hatırlatan İmamoğlu, kendisinin tutuklanmasının ardından Zeydan Karalar'ın, daha sonra Vahap Seçer'in ve son olarak Ayşe Ünlüce'nin başkanlık görevine geldiğini anlattı.
Bu değişimlerin muhalefete yönelik adli süreçlerle bağlantılı olduğunu savunan İmamoğlu, "Türkiye'deki hükümet, yargı eliyle ben sizi görevinizden almak için her şeyi yapacağım diyor. Türkiye'deki muhalefet de ben sonuna kadar demokrasi adına, milli irade adına direneceğim diyor" ifadelerini kullandı.
Ünlüce'yi tebrik eden İmamoğlu, muhalefet partileri ile sivil toplum kuruluşlarının birlikte hareket etmesinin demokratik açıdan önem taşıdığını belirtti.
AKP DÖNEMİNDEN 33 DOSYA: 2,5 MİLYAR DOLAR İDDİASI
İmamoğlu, savunmasının devamında 2019'da İBB yönetimini devralmalarının ardından başlattıkları incelemelerde elde ettiklerini belirttiği dosyaları mahkemeye anlattı.
Önceki belediye yönetimi dönemine ait işlemler hakkında İBB Teftiş Kurulu tarafından incelemeler yapıldığını söyleyen İmamoğlu, 33 dosyanın İçişleri Bakanlığı tarafından devralındığını, 64 dosya için savcılıklara suç duyurusunda bulunulduğunu ve 146 dosyanın da çeşitli kurumlara bildirildiğini açıkladı.
İmamoğlu, 33 dosyada tespit edildiğini savunduğu toplam tutarın 2,5 milyar dolar olduğunu belirtti. Hazırlanan tablodaki Türk lirası karşılıklarının güncel kura göre değişebileceğini ifade etti.
İçişleri Bakanlığının söz konusu 33 dosyayı İBB müfettişlerinden almasına itiraz eden İmamoğlu, soruşturmaların belediye tarafından sürdürülmesinin engellendiğini öne sürdü.
Dosyaların bir bölümünde kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararlar verildiğini belirten İmamoğlu, bazı işlemlerde zamanaşımı ve bilirkişi raporlarına dayanıldığını savundu.
İmamoğlu, kendisine yöneltilen suçlamalar bakımından da somut delil bulunmadığını ileri sürerek dava kapsamında belge ve kayıtların yeterince ortaya konulmadığını iddia etti.
13,5 MİLYON DOLARA ALINAN ARAZİYE 2 MİLYON DOLAR DEĞERLEME
İmamoğlu'nun mahkemede ayrıntılarını anlattığı ilk işlem, Başakşehir'deki askeri alan niteliğindeki bir taşınmazın satın alınması oldu.
İmamoğlu, 24 Ekim 2016'da İBB tarafından özel mülkiyette bulunan arazinin dönemin kuruyla 13,5 milyon dolar karşılığında kamulaştırıldığını söyledi.
Taşınmazın imar planlarında askeri stratejik alan olarak yer aldığını belirten İmamoğlu, belediyenin söz konusu araziyi herhangi bir hizmet amacıyla kullanmasının mümkün olmadığını savundu.
İmamoğlu, taşınmaz maliklerinin vekilinin eski AKP Maltepe İlçe Başkanı olduğunu ve satın alma bedelinin bu kişinin hesabına aktarıldığının müfettiş raporunda yer aldığını da ileri sürdü.
2021 yılında yaptırılan gayrimenkul değerlemesinde arazinin değerinin 13 milyon 350 bin lira olarak belirlendiğini ifade eden İmamoğlu, bu tutarın dönemin kuruyla yaklaşık 2 milyon dolara karşılık geldiğini söyledi.
İmamoğlu, satın alma bedeliyle değerleme arasındaki farkı gerekçe göstererek 11,5 milyon dolarlık kamu zararı oluştuğunu savundu.
Askeri alan niteliği nedeniyle kullanılamayacağını belirttiği bir taşınmazın belediye tarafından neden satın alındığının araştırılması gerektiğini söyledi.
DÖRT GÜNDE 27 MİLYON DOLARLIK FARK
İmamoğlu'nun gündeme getirdiği ikinci işlem, 2016 yılında KİPTAŞ'a satılan Bahçeşehir'deki bir arazi oldu.
İmamoğlu, söz konusu taşınmazın 7 Ocak 2016'da bir şirket tarafından 49,5 milyon liraya satın alındığını, yalnızca dört gün sonra, 11 Ocak'ta ise 130 milyon liraya KİPTAŞ'a satıldığını belirtti.
Aynı arazinin dört gün içinde yaklaşık 81 milyon lira daha yüksek bedelle el değiştirdiğine dikkat çeken İmamoğlu, bu farkın dönemin kuruyla yaklaşık 27 milyon dolara karşılık geldiğini söyledi.
İBB müfettişlerinin hazırladığı raporda KİPTAŞ'ın araziyi rayiç bedelinin üzerinde satın aldığının tespit edildiğini savunan İmamoğlu, işlem nedeniyle oluşan zararın yaklaşık 50 milyon dolar olarak hesaplandığını ifade etti.
İmamoğlu, müfettiş raporunun 8 Mart 2021'de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiğini, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının ise 14 Ağustos 2024'te kovuşturmaya yer olmadığına karar verdiğini açıkladı.
Karara yapılan itirazların da sonuçsuz kaldığını söyleyen İmamoğlu, araziyi KİPTAŞ'a satan şirketin hükümete yakın olduğunu öne sürdüğü bir vakıf için bölgede öğrenci yurdu yaptırdığını da iddia etti.
İmamoğlu'nun savunmasında yeniden gündeme getirdiği dört günlük arazi satışı, daha önce 2021 yılında da kamuoyunda tartışma konusu olmuştu.
VATAN CADDESİ'NDEKİ ARAZİ: 13 MİLYON DOLARDAN 119 MİLYON DOLARA
İmamoğlu, üçüncü örnek olarak İstanbul'da Vatan Caddesi üzerindeki eski lunapark arazisinin satışını anlattı.
İmamoğlu'nun aktardığına göre Metal Yapı adlı şirket, taşınmazı 2011 yılında Fatih Belediyesinden yaklaşık 13 milyon dolara satın aldı. Aynı taşınmaz, 2017 yılında İBB'ye yaklaşık 430 milyon liraya, dönemin kuruyla 119 milyon dolara satıldı.
Aradaki yaklaşık 106 milyon dolarlık farkı gündeme getiren İmamoğlu, satın alma ve satış işlemleri arasında arazinin imar planlarında değişiklik yapıldığını ileri sürdü.
İmamoğlu, taşınmazın önce yapılaşmaya açıldığını, imar hakkı üzerinden değerinin yükseltildiğini, ardından İBB tarafından satın alındığını söyledi. Satış sonrasında ise arazinin yeniden eski imar durumuna döndüğünü savundu.
Şirket yöneticisinin idareye sunduğu iki dilekçenin belediye kayıtlarında bulunduğunu belirten İmamoğlu, bu belgelerde işlemlerle ilgili Cumhurbaşkanlığı nezdinde görüşmeler yapıldığının ifade edildiğini öne sürdü.
İmamoğlu, Teftiş Kurulunun incelemeleri sürerken dosyanın İçişleri Bakanlığına devredildiğini belirterek işlemin kamuya verdiği zararın araştırılması gerektiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın geçmişte yolsuzluk tartışmaları sırasında devletin kasasından para çıkıp çıkmadığına ilişkin yaptığı açıklamayı hatırlatan İmamoğlu, söz konusu satışta belediye bütçesinden yüksek miktarda ödeme yapıldığını savundu.
İmamoğlu, 106 milyon dolarlık farkın nihai olarak kimin yararına kullanıldığının da araştırılması gerektiğini ileri sürdü.
2019 SEÇİMİ SONRASI 154 MİLYON LİRALIK ÖDEME İDDİASI
İmamoğlu, 31 Mart 2019 yerel seçimlerinin hemen ardından yapılan bir belediye ödemesini de mahkemenin gündemine taşıdı.
8 Nisan 2019'da, kendisine mazbatası verilmeden önce, bilgi işlemle ilgili bir iş için yaklaşık 154 milyon lira ödeme yapıldığını söyledi.
İmamoğlu, söz konusu işin gerçekleştirilmediğinin kendi dönemlerinde yapılan incelemelerde tespit edildiğini ileri sürdü.
Ödemeye ilişkin belgelerin, daha sonra bakanlık görevinde de bulunan eski bir belediye yöneticisinin imzasını taşıdığını belirten İmamoğlu, yapılan suç duyurusunun kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla sonuçlandığını anlattı.
Bu dosyada bilirkişi olarak Satılmış Büyükcanayakın'ın görev aldığını söyleyen İmamoğlu, aynı kişinin farklı uzmanlık alanlarındaki dosyalarda rapor hazırlamasını eleştirdi.
130 İMAR PROJESİNDE 85 MİLYAR DOLARLIK DEĞER ARTIŞI İDDİASI
İmamoğlu'nun savunmasında üzerinde durduğu en yüksek tutarlı başlıklardan biri, 2009-2019 yılları arasındaki imar planı değişiklikleri oldu.
İBB ekiplerinin incelediği 130 projede, mevcut imar haklarına sonradan eklenen yapılaşma alanlarının değerini hesapladıklarını belirten İmamoğlu, ortaya çıkan tutarın 85 milyar dolar olduğunu söyledi.
Hesaplamada arazilerin başlangıçtaki yasal imar haklarının dikkate alınmadığını, yalnızca plan değişiklikleriyle sağlanan ilave hakların değerinin hesaplandığını anlattı.
İmamoğlu, söz konusu 85 milyar dolarlık tutarın İBB'nin yaklaşık 10 yıllık bütçesine karşılık geldiğini savundu.
İncelenen projelerin önemli bölümünde kamuya ait alanların kullanım amaçlarının değiştirildiğini veya özel yapılaşmaya açıldığını ileri sürdü.
Bu işlemlerin büyük bir imar rantı doğurduğunu savunan İmamoğlu, söz konusu projelerin her birinin ayrı ayrı incelenmesi gerektiğini belirtti.
ŞEHRİZAR KONAKLARI, KORU FLORYA, 16/9 KULELERİ
İmamoğlu, 85 milyar dolarlık hesaplamaya ilişkin örnekler de verdi.
Şehrizar Konakları projesinde daha önce Karayollarına ait olan arazinin Emlak Konuta devredildiğini, ardından imar planlarıyla yapılaşmaya açıldığını anlattı. Projenin sit alanı ve Boğaziçi silüeti bakımından tartışmalara konu olduğunu, mahkeme kararlarına rağmen yapılaşmanın sürdüğünü savundu.
Koru Florya projesine de değinen İmamoğlu, daha önce sağlık tesisi ve afet helikopter pisti olarak planlanan bir kamu arazisinin ticaret alanına dönüştürüldüğünü belirtti.
Hattat Tower, Zeytinburnu'ndaki 16/9 kuleleri ve Halkalı'daki Tema Park projesini de örnek gösterdi.
Tema Park alanında 600 bin metrekarelik inşaat hakkı oluşturulduğunu ileri süren İmamoğlu, Fikirtepe'deki yapılaşma yoğunluğunun da zaman içinde büyük ölçüde artırıldığını söyledi.
Fikirtepe'de 2,5 olarak başlayan emsal değerlerinin bazı uygulamalarda 4,5, 5,5 ve 6 seviyelerine ulaştığını ifade etti.
Üsküdar sahilindeki yapılaşmaya da değinen İmamoğlu, yeşil alan, sit alanı ve afet toplanma alanlarının ticari kullanımlara açılmasını eleştirdi.
AKP DÖNEMİNDE 2 BİN 278 PARSEL, KENDİ DÖNEMİNDE 69 İŞLEM
İmamoğlu, mahkemeye yansıttığı tabloda 2009-2019 yılları arasında İstanbul'da 2 bin 278 parsel bazlı imar değişikliği yapıldığını söyledi.
Bu toplamın 716, 1.521 ve 41 işlemden oluşan üç kategorinin toplamı olduğunu belirtti.
Parsel bazlı değişikliklerle bazı taşınmazlarda yapılaşma hakkının artırıldığını, bazı imarsız alanların ise imara açıldığını anlattı.
İmamoğlu, kendi yönetimleri döneminde yedi yılda 69 parsel bazlı plan değişikliği yapıldığını belirterek bunların hukuki hakların uygulanması veya kamu yararına düzenlemeler olduğunu savundu.
"İmar artışına yönelik müellifi bizim yönetimimiz olan tek bir plan değişikliği yapılmamıştır" diyen İmamoğlu, kendi dönemlerinde özel kişilere ayrıcalıklı yapılaşma hakkı tanıyan plan değişikliği hazırlanmadığını ileri sürdü.
İBB İmar Komisyonunun önceki dönemde taşınmazların değerini artırmaya yönelik işlemler için kullanıldığını savunan İmamoğlu, şehir plancılarının kamu yararına aykırı projelere karşı verdiği mücadelenin önemini vurguladı.
KANAL İSTANBUL VE ASKERİ ALANLAR
İmamoğlu, Kanal İstanbul projesini de savunmasının gündemine taşıdı.
Projeye ilişkin arazi sahiplerinin, elde edilen imar haklarının ve ekonomik kazançların açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirten İmamoğlu, Kanal İstanbul çevresinde iki milyon kişilik yeni nüfus öngörüldüğünü söyledi.
Projenin su havzaları, tarım alanları ve ormanlar üzerinde büyük bir risk oluşturduğunu savundu.
İmamoğlu, 135 milyon metrekarelik yeşil alan, tarım alanı ve kamu alanının etkilenebileceğini ileri sürerek Sazlıdere ve Terkos havzalarının korunması gerektiğini ifade etti.
15 Temmuz darbe girişiminin ardından İstanbul'daki askeri alanların yeşil alan ve sosyal donatı amacıyla kullanılacağının açıklandığını hatırlatan İmamoğlu, bazı askeri taşınmazların yapılaşmaya açıldığını söyledi.
Zeytinburnu Tank Bakım Atölyesi, Başakşehir Şehit Ahmet Öztürk Kışlası, Çekmeköy Şehit Onbaşı Azim Özdemir Kışlası, Beşiktaş Askeri Lojmanları, Beşiktaş Jandarma Dikimevi ve Maslak'taki askeri alanları örnek gösterdi.
ERDOĞAN BAYRAKTAR'IN 2013 YILINDAKİ SÖZLERİNİ HATIRLATTI
İmamoğlu, imar planı değişikliklerine ilişkin eleştirilerini sürdürürken eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar'ın 25 Aralık 2013'te yaptığı açıklamayı mahkemede gündeme getirdi.
Bayraktar'ın o tarihte imar planlarının önemli bölümünün dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatları doğrultusunda gerçekleştirildiğine ilişkin sözlerini hatırlattı.
İmamoğlu, kendi belediye başkanlığı dönemlerinde kişiye özel imar artışı talimatı vermediğini savundu.
Ayrıca 2 Nisan 1996 tarihli Meydan gazetesinde yer aldığını belirttiği, dönemin belediye uygulamalarına ilişkin bir haberi de gösterdi.
MURAT AĞIREL'İN GÖZALTINA ALINMASINA TEPKİ
İmamoğlu, savunması sırasında gazeteci Murat Ağırel'in fon soruşturması kapsamında gözaltına alınmasına da değindi.
Ağırel'in elektronik kelepçe ve ev hapsi koşulları altındayken yeniden gözaltına alınmasını eleştiren İmamoğlu, fon piyasasındaki haksız kazanç iddialarıyla ilgili kamu görevlileri ve siyasetçiler hakkında benzer işlemler yapılıp yapılmadığını sorguladı.
İmamoğlu, gazetecilere yönelik adli işlemlerin kamuoyunun bilgi alma hakkını etkilediğini savundu.
MURAT KAPKİ'NİN MAL VARLIĞI BEYANINI GÜNDEME GETİRDİ
İmamoğlu, iddianamede yer alan kişilerle ilgili farklı soruşturma uygulamaları yapıldığını ileri sürdü.
Sanık Murat Kapki'nin Acarkent'teki bazı taşınmazlarını ve şirketlerini Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yakın olduğunu öne sürdüğü bir aileye devrettiğine ilişkin beyanını hatırlattı.
İmamoğlu, Kapki'nin sekiz taşınmaz ve üç şirketten söz ettiğini belirterek adı geçen kişilerin ifadelerinin neden alınmadığını sordu.
Söz konusu işlemlerin niteliğinin mahkeme tarafından araştırılması gerektiğini savundu.
İmamoğlu, 11 milyon İstanbullunun verilerinin bir şirkete aktarıldığı yönündeki suçlamada adı geçen şirket hakkında da yeterli soruşturma yürütülmediğini ileri sürdü. Şirketin siyasi bağlantılarına ilişkin bilgisinin duyuma dayandığını ise konuşmasında açıkça belirtti.
İddianamede adı geçen bazı kişilerin sanık olarak dosyaya alınırken bazılarının aynı şekilde soruşturulmadığını savunan İmamoğlu, bu durumu hukuk önünde eşitlik ilkesi bakımından eleştirdi.
BİLİRKİŞİ RAPORLARINA İTİRAZ: 810 LİRA, 810 BİN LİRA OLDU
İmamoğlu, iddianamede kullanılan bilirkişi raporlarına ilişkin çok sayıda örnek verdi.
Savcılığın 10 Nisan 2025 tarihli yazısında bilirkişilerden ihalelerde yapılan usulsüzlüklerin tespit edilmesinin istendiğini belirten İmamoğlu, bu ifadeyle usulsüzlüğün varlığının baştan kabul edildiğini savundu.
Bilirkişilere tarafsız inceleme yaptırılması gerektiğini belirten İmamoğlu, aynı tür işlemlerin farklı değerlendirmelere tabi tutulduğunu ileri sürdü.
İmamoğlu, bazı raporlarda işlerin birleştirilmesinin rekabeti kısıtladığı, bölünmesinin ise iş bütünlüğünü bozduğu değerlendirmesi yapıldığını söyledi.
İhalelerde kamuya açık bedellerin gizli bilgi olarak kabul edildiğini, belediye şirketlerinin kendi araçlarında kullandığı yakıtın da ücretsiz yakıt verilmesi şeklinde yorumlandığını öne sürdü.
Bir dijital müze alımında bir bilirkişinin kamu zararı tespit ettiğini, başka bir bilirkişinin ise aynı alımlarda yüzde 34 ve yüzde 29 oranlarında daha düşük bedeller bulunduğunu belirtti.
MASAK kayıtlarına ilişkin de örnek veren İmamoğlu, bir sanığın 810 liralık para hareketinin iddianameye 810 bin lira olarak geçirildiğini ileri sürdü.
Reklam ihaleleriyle ilgili rapor hazırlayan bir bilirkişinin daha sonra TBMM tarafından Sayıştay üyeliğine seçildiğini hatırlatan İmamoğlu, söz konusu raporların hazırlanma ve değerlendirilme süreçlerinin sorgulanması gerektiğini savundu.
İTİRAFÇI İFADELERİNDEKİ ÇELİŞKİLERİ ANLATTI
İmamoğlu, savunmasının önemli bir bölümünü etkin pişmanlık kapsamında ifade veren sanıklara ayırdı.
Bazı sanıkların duruşmada önceki beyanlarını kabul etmediklerini, bazı ifadelerin duyuma dayandığını veya baskı altında verildiğinin söylendiğini belirten İmamoğlu, bu açıklamaların duruşma kayıtlarında bulunduğunu ifade etti.
İmamoğlu, bazı sanıkların soruşturma aşamasında verdiği ifadelerde yer alan bilgileri duruşmada değiştirdiğini, bazı kişilerin de ifadelerinin tutanağa eksik geçirildiğini söylediğini aktardı.
İki ayrı kişinin farklı tarihlerde verdiği ifadelerin noktalama işaretlerine kadar aynı olduğunu öne süren İmamoğlu, bu durumun nasıl ortaya çıktığının araştırılması gerektiğini savundu.
Bir ifadenin yaklaşık 14 saat sürdüğünü ancak tutanakta soruların yer almadığını belirten İmamoğlu, başka bir sorgunun ise 15 saati aştığını söyledi.
Bazı ifadelerin avukat olmadan alındığını ileri süren İmamoğlu, sanıkların lehine olan cümlelerin tutanaklara yansıtılmadığını savundu.
İmamoğlu, parayı tahsil ettiği iddia edilen bir kişinin kendisini ilk kez emniyette gördüğünü söylediğini belirterek bunun birden fazla eylemle ilgili suçlamayı etkilediğini ifade etti.
Savunma sırasında gerçekleştirilen beyanlarla soruşturma tutanakları arasında farklılıklar bulunduğunu iddia eden İmamoğlu, duruşma kayıtlarının tamamının incelenmesi gerektiğini söyledi.
CANLI YAYIN TALEBİNİ YİNELEDİ
İmamoğlu, İBB davasının canlı yayımlanması yönündeki talebini de tekrarladı.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in daha önce duruşmaların yayımlanmasını istediğini, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin de bu yönde açıklama yaptığını hatırlattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın canlı yayın fikrine olumlu yaklaştığını belirten İmamoğlu, buna rağmen duruşmaların kamuoyuna doğrudan aktarılmadığını söyledi.
İmamoğlu, savunmasının ve dava dosyasındaki iddiaların kamuoyu önünde tartışılmasını istediğini ifade ederek mahkemedeki ses ve görüntü kayıtlarının yayımlanması çağrısında bulundu.
Duruşmaların zaman zaman 15 saati aştığını, cezaevi kampüsündeki salonda uzun süreler boyunca yargılamanın sürdüğünü de anlattı.
"HAKKIMDAKİ DAVALARDA 23 HAKİM GÖREVDEN ALINDI"
İmamoğlu, kendisi hakkında açılan farklı davalarda görev yapan 23 hakimin değiştirildiğini ileri sürdü.
Bu değişikliklerin yargı bağımsızlığı bakımından sorgulanması gerektiğini savunan İmamoğlu, bazı hâkimlerin farklı yerlere atandığını söyledi.
Ankara 2 No'lu Baro Başkanının geçmişte yaptığı, baro üyelerinin hâkim ve savcı olarak atanmasına ilişkin açıklamayı da gündeme getirdi.
İmamoğlu, yargı mensuplarının görev değişikliklerinin siyasi etkilerden uzak biçimde gerçekleştirilmesi gerektiğini vurguladı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek'in kendisi hakkında kullandığı ifadeleri de eleştiren İmamoğlu, hakkında kesinleşmiş hüküm bulunmadığını ve masumiyet karinesinin korunması gerektiğini söyledi.
AVUKATI MEHMET PEHLİVAN'IN TUTUKLULUĞUNU ANLATTI
İmamoğlu, savunma hakkına yönelik müdahalelerin avukatı Mehmet Pehlivan'ın 19 Haziran 2025'te tutuklanmasıyla başladığını savundu.
Pehlivan'ın avukatlık faaliyetlerinin suçlama konusu yapılmasına itiraz eden İmamoğlu, müdafilerin görevlerini yerine getirmesinin engellenmemesi gerektiğini ifade etti.
Cezaevinde kendisini ziyaret eden avukatların görüş tarihlerinin ve saatlerinin ifşa edildiğini ileri süren İmamoğlu, bu bilgilerin nasıl dışarıya çıktığının araştırılmasını istediğini söyledi.
Avukatlara ve kendisini ziyaret eden bazı kişilere yönelik adli işlemleri de eleştiren İmamoğlu, Pehlivan'ın farklı cezaevlerine sevk edilmesine tepki gösterdi.
ERDOĞAN'IN 2002 YILINDAKİ DAVASIYLA KARŞILAŞTIRDI
İmamoğlu, tutukluluk konusundaki itirazlarını anlatırken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı sonrasında yargılandığı bir davayı örnek gösterdi.
2002 yılında zimmet, sahtecilik ve örgüt kurma gibi suçlamaların yer aldığı davada Erdoğan'ın da aralarında bulunduğu 37 sanığın yargılandığını söyleyen İmamoğlu, söz konusu dosyada üç kişinin tutuklandığını belirtti.
İmamoğlu, Erdoğan'ın yargılama sürecinde tutuklanmadığını, bu dönemde partisinin genel başkanlığını yaptığını, seçim kazandığını, milletvekili ve başbakan olduğunu hatırlattı.
Kendisinin ise uzun süredir tutuklu bulunduğunu söyleyen İmamoğlu, iki süreç arasında tutuklama tedbirinin uygulanması bakımından farklılık olduğunu savundu.
İmamoğlu, "O yargılanırken 1 gün bile tutuklanmadı, 1 gün, 1 tek gün bile tutuklanmadı" ifadelerini kullandı.
Tutuklamanın istisnai bir tedbir olması gerektiğini vurgulayan İmamoğlu, yargılanmaya karşı olmadığını ancak tutuklu yargılanmasına itiraz ettiğini söyledi.
19 BELEDİYE, 60 OPERASYON, 1568 GÖZALTI İDDİASI
İmamoğlu, savunmasının devamında İstanbul'daki belediyelere yönelik adli operasyonlara ilişkin bir tablo paylaştı.
İmamoğlu'nun açıkladığı rakamlara göre 19 belediyeye yönelik 60 operasyon gerçekleştirildi, 1568 kişi gözaltına alındı ve 336 kişi tutuklandı.
Tutuklananlar arasında 20 belediye başkanı veya belediye başkan vekilinin bulunduğunu belirten İmamoğlu, toplam tutukluluk süresinin yaklaşık 90 bin güne ulaştığını ileri sürdü.
Bu süreyi yaklaşık 250 yıl olarak ifade eden İmamoğlu, gözaltı ve tutuklama işlemlerinin yalnızca sanıkları değil ailelerini ve çocuklarını da etkilediğini söyledi.
19 Mart sonrasındaki protestolara ilişkin de rakamlar paylaşan İmamoğlu, 593 öğrencinin gözaltına alındığını, 238 kişinin tutuklandığını ileri sürdü. Tutuklanan öğrencilerin eğitim hayatlarının olumsuz etkilendiğini belirtti ve bu kişiler hakkındaki yargılamaların beraatle sonuçlandığını savundu.
"BİR ŞOFÖR HANGİ DELİLİ KARARTACAK"
İmamoğlu, tutuklamanın hukuken istisna olması gerektiğini vurgulayarak belediye çalışanlarının tutuklu yargılanmasına itiraz etti.
Şoförlerin, zabıta memurlarının, mühendislerin, şehir plancılarının ve belediye yöneticilerinin uzun süre tutuklu kaldığını belirten İmamoğlu, bu kişilerin kaçma veya delil karartma şüphelerinin somut olarak açıklanması gerektiğini savundu.
"Bir şoför hangi delili karartacak" diye soran İmamoğlu, belediye arşivlerinde bulunan belgelerin çalışanlar tarafından ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığını ileri sürdü.
Tutuklu bulunan kişilerin bir bölümünün düşük ücretlerle çalışan belediye personeli olduğunu söyleyen İmamoğlu, ailelerin uzun süreli tutukluluk nedeniyle ekonomik ve sosyal sorunlar yaşadığını ifade etti.
Tutukluluk tedbirlerinin bir cezalandırma yöntemine dönüşmemesi gerektiğini belirten İmamoğlu, mahkemeden bu uygulamaların yeniden değerlendirilmesini istedi.
"YENİ BİR DELİL YOK"
İmamoğlu, öğle öncesi savunmasının son bölümünde dosyadaki tutuklama gerekçelerinin değişmediğini savundu.
İddianamedeki suçlamaların yeni delillerle desteklenmediğini ileri süren İmamoğlu, sanıkların tutuksuz yargılanmasının mümkün olduğunu söyledi.
İmamoğlu, savunmasını sürdürürken tutuklamaların aileler üzerinde yarattığı etkileri de anlattı. Çocukların ebeveynlerinden ayrı kalmasına, tutukluların bayramlarda aileleriyle bir araya gelememesine ve cezaevi sevkleri nedeniyle yaşanan güçlüklere dikkat çekti.
İmamoğlu, kendisi ve diğer sanıklar hakkında yürütülen yargılamanın siyasi amaç taşıdığını savunarak suçlamaları reddetti.
İBB davası 99. gün: İmamoğlu savunmasına devam ediyor: Bir tane delegenin adını verinİBB davası 99. gün: İmamoğlu savunmasına devam ediyor: Bir tane delegenin adını verin
İMAMOĞLU 14 VE 15 EKİM'DE YAPTIĞI SAVUNMA: İDDİANAMEDEKİ İDDİALARA NE YANIT VERDİ
İmamoğlu, 14 Ekim'de başlayan savunmasını 15 Ekim'de de sürdürdü. İki gün boyunca iddianamede yer alan suçlamalara yanıt veren İmamoğlu, özellikle kamu zararı hesaplarına, belediye iştiraklerinin faaliyetlerine ve suç örgütü iddiasına itiraz etti.
Davanın 98. duruşma günü olan 14 Ekim'de savunmasına başlayan İmamoğlu, soruşturmanın hazırlanma sürecini ve kendisine yöneltilen suçlamaları eleştirdi. Davanın siyasi amaçlarla yürütüldüğünü ileri süren İmamoğlu, hakkındaki yolsuzluk ve suç örgütü iddialarını kabul etmedi. Soruşturma kapsamında incelenen mal varlığı ve banka hesaplarına ilişkin iddialara da yanıt verdi.
İmamoğlu, savunmasının ilk gününde gazetecilere yönelik adli işlemler, kayyum uygulamaları ve Kent Uzlaşısı soruşturması üzerinde de durdu. Muhalefetin siyasi faaliyetlerinin suçlama konusu yapıldığını savundu.
İBB davası 98. gün: İmamoğlu savunma yapıyor: Bu yargılama bir cezalandırma yöntemine dönüştüİBB davası 98. gün: İmamoğlu savunma yapıyor: Bu yargılama bir cezalandırma yöntemine dönüştü
İDDİANAMEDE YAZAN 155 EYLEMİ ELE ALDI
15 Ekim'de devam eden savunmasında ise iddianamede yer alan 155 eylemi ele aldı. Farklı olayların tek bir suç örgütü iddiası altında toplandığını ileri süren İmamoğlu, rüşvet, irtikap, ihaleye fesat karıştırma, dolandırıcılık ve suç gelirlerini aklama gibi suçlamaları reddetti. Kendisine isnat edilen eylemlerle şahsi sorumluluğu arasında somut bağlantı kurulamadığını savundu.
İkinci günün dikkat çeken başlıklarından biri Cebeci maden sahasındaki hafriyat dökümüne ilişkin kamu zararı iddiası oldu. İmamoğlu, dosyada yaklaşık 110 milyar liralık zarardan söz edildiğini belirterek hesaplamaların dayanaklarını sorguladı. Bu tutarın yaklaşık 31 milyar liralık kaçak döküm geliri ile 80 milyar liraya yakın maden rezervi kaybı iddialarından oluştuğunu anlattı.
Cebeci sahasında valilik, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) gibi kurumların yetkilerinin bulunduğunu belirten İmamoğlu, ilgili kamu görevlilerinin dinlenmesini istedi.
İmamoğlu'nun itiraz ettiği bir diğer konu, İBB'nin yurt dışından sağladığı krediler ve tahvil işlemleri nedeniyle oluştuğu öne sürülen 53,5 milyar liralık kamu zararı oldu. Söz konusu finansmanın ulaşım yatırımlarında kullanıldığını ifade eden İmamoğlu, kredi veren uluslararası bankaların şikâyetçi olmadığını söyledi.
Savunmasında İBB iştiraklerine yönelik suçlamalara da geniş yer ayıran İmamoğlu, Ağaç AŞ, İSFALT, KİPTAŞ, Kültür AŞ ve Medya AŞ'nin faaliyetlerini anlattı. Ağaç AŞ'nin 2019 yılında 412 milyon lira olan cirosunun 9,7 milyar liraya yükseldiğini belirterek şirketin mali yapısının güçlendirildiğini savundu. KİPTAŞ'ın konut üretimi ve kentsel dönüşüm çalışmalarını anlatan İmamoğlu, Kültür AŞ ve Medya AŞ üzerinden yöneltilen suçlamalara da itiraz etti.
İmamoğlu, belediyenin reklam alanlarının işletilmesine ilişkin iddiaları yanıtlarken 1994 yılına ait bir ihale belgesini gündeme getirdi. Recep Tayyip Erdoğan'ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde de reklam panolarının belediye şirketleri aracılığıyla işletildiğini belirterek benzer uygulamaların kendi yönetimi döneminde suçlama konusu yapılmasını eleştirdi.
"KILIÇDAROĞLU TANIK OLARAK DİNLENSİN"
15 Ekim'deki savunmada Kemal Kılıçdaroğlu'nun adı da gündeme geldi. İmamoğlu, CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının satın alınmasına ilişkin iddialara yanıt verirken Kılıçdaroğlu'nun mahkemede tanık olarak dinlenmesini talep etti. Binanın alım sürecinde yürütülen para toplama ve ödeme işlemlerinin suç olarak değerlendirilmesine itiraz etti.
İmamoğlu ayrıca 15 Ekim'deki savunmasına İstanbul'da yaşanan sel felaketinde hayatını kaybedenleri anarak başladı. Plansız kentleşme, dere yataklarındaki yapılaşma ve geçmiş yıllardaki imar uygulamalarının afet risklerine etkisine dikkat çekti.
Savunmanın ardından Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, İmamoğlu hakkında yeni bir soruşturma başlattı. Başsavcılık, duruşmada kamu görevlilerine yönelik kullandığı ifadeler nedeniyle İmamoğlu hakkında “kamu görevlilerine görevinden dolayı aleni hakaret” suçlamasıyla resen soruşturma açıldığını duyurdu. Soruşturmanın, İmamoğlu'nun Adalet Bakanı Akın Gürlek'le geçmişte yaptığı bir telefon görüşmesini anlatırken kullandığı ifadelerle ilgili olduğu bildirildi.
MHP Dilovası İlçe Başkanı Turhan: Atatürk ve Türk milletine yönelik hakaretleri en sert şekilde kınıyorum
Sel suları ne bulursa denize taşıdı
Kocaeli’de ralli heyecanı
Başkan Büyükakın: Kimseyi mağdur etmeyeceğiz





