Ülke ekonomisindeki tablo, büyüme ve enflasyon oranlarının ötesinde, milyonlarca emekçinin günlük yaşamında derinleşen bir geçim krizine işaret ediyor.
Sanayide üretimin gerilemesi işsizlik tehdidini büyütürken iş bulmak zorlaşıyor, eriyen gelirler borçlanmayı artırırken gıda ve temel ihtiyaçların maliyeti yükseliyor. Krizin her halkası emeğe ulaşıyor.
ENFLASYON EMEKÇİNİN CEBİNDEN ÇALIYOR
Gelir dağılımı piramidi alarm verirken toplumun en üst yüzde 20'lik şanslı azınlığı, milli gelirin yüzde 48'lik aslan payına el koyuyor. Toplumun alt kesiminde yer alan milyonlarca emekçi ve dar gelirli ise büyüyen pastadan sadece kırıntılar alabiliyor. Zaten bozuk gelir dağılımında enflasyon, yine en çok emeğiyle geçinenleri vuruyor.
TÜİK’in Eylül enflasyonu verilerine göre yıllık enflasyon yüzde 29,73 olarak gerçekleşse de, pazarda ve mutfakta hissedilen gerçek hayat pahalılığı ücretleri eritmeye devam ediyor.
Yıl başında zaten eksi seviyelerde yapılan zamlar, temel mal ve hizmetlere gelen artışlar karşısında birkaç ay içinde eriyip gitti. DİSK-Ar'a göre asgari ücret 9 ayda yüzde 28 eridi. 2026’nın 9 ayında vergi ve enflasyonun 17 milyonun üzerindeki sigortalı işçiye birikimli toplam maliyeti en az 2 trilyon 254 milyar 221 milyon lira oldu. Net asgari ücretin enflasyona göre parasal kaybı 6 bin 828 lira olurken asgari ücretin alım gücü yılın başındaki 21 bin 248 lira seviyesine geriledi.
YAŞAM BORÇLA DÖNDÜRÜLÜYOR
Emek gelirleri bile isteye eritilirken ücretleri temel yaşamsal ihtiyaçlarına dahi yetmeyen emekçiler, günlük hayatlarını sürdürebilmek için kredi kartlarına ve tüketici kredilerine sığınmaya devam ediyor. Yüksek faiz oranları ve fahiş yaşam maliyetleri altında ödeme gücünü yitiren milyonlar, kitlesel bir borç krizine sürüklenmiş durumda.
Adalet Bakanlığı UYAP verilerine göre icra dairelerinde açık bulunan dosya sayısı 26 milyon 450 bin dosyayı aşmış durumda. Yılın başından bu yana icra dairelerine 8 milyona yakın yeni dosya ulaştı. Ücretiyle geçinemeyen işçiler, kamu emekçileri ve emekliler borcu borçla kapatmaya çalışırken, hanehalkları haciz tehdidi altında yaşam mücadelesi veriyor.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre de 2 Ekim'le biten haftada orçlar şişmeye devam etti. Bu dönemde, yurttaşın kullandığı tüketici kredileri 2 Ekim itibarıyla haftalık 16 milyar 491 milyon lira artarak 3 trilyon 501 milyar 950 milyon liraya çıktı.
Bireysel kredi kartı borçları da bir haftada 69 milyar 706 milyon lira artışla 3 trilyon 533 milyar 557 milyon lira düzeyinde gerçekleşti.
Borçla birlikte, ödenemediği için yasal takibe intikal eden borç tutarı da arttı. Bankaların takipteki alacakları, 2 Ekim itibarıyla önceki haftaya göre 26 milyar 775 milyon lira artışla 914 milyar 579 milyon liraya çıktı.
GIDA PAHALI SOFRA KÜÇÜLÜYOR
Tarlada üretimin maliyeti, sofrada hayat pahalılığı olarak emekçiye dönüyor. Gübreden mazota, yemden elektriğe artan girdi maliyetleri küçük üreticiyi üretimden koparırken gıda fiyatlarını yukarı çekiyor. TÜİK’in Eylül 2026 verilerine göre gıda enflasyonu yıllık yüzde 27,62. Ücretleri enflasyon karşısında eriyen milyonlar için bu oran, her ay sofradan biraz daha fazla eksilmek anlamına geliyor. Dünyada gıda fiyatları gerilerken ülkede milyonlar yeterli ve sağlıklı beslenmeyi karşılayamaz halde. Türk-İş'e göre dört kişilik bir ailenin yalnızca yeterli ve dengeli beslenebilmesi için aylık 37 bin 801 TL gerekiyor. Açlık sınırı artışlarıyla hesaplanan mutfak enflasyonu da eylülde yıllık yüzde 35,14 olarak açıklandı.
Üretim cephesinde de tablo ağır. Temmuz 2026 döneminde tarımsal girdi enflasyonu yıllık yüzde 27,62 oranında artış gösterdi. Tarımda üretici enflasyonu, ağustosta yıllık yüzde 21,91 oldu.
İŞSİZLİĞİN YÜKÜ GİDEREK AĞIRLAŞIYOR
Artan işsizlik, işverenler tarafından düşük ücretlerin, güvencesiz ve ağır çalışma koşullarının emekçilere dayatılmasında en büyük tehdit ve baskı aracı olarak kullanılıyor. TÜİK'in dar tanımlı işsizlik verilerine bakarak müjdeler sunan iktidarın yorumlarının aksine, gerçek işsizlik çalışabilir nüfusta her 3 kişiden birinin işsiz olduğunu ortaya koyuyor.
TÜİK'in Ağustos ayı işsizlik verilerine göre geniş tanımlı işsizlik yüzde 31 seviyesine ulaştı. Manşete yazılan yüzde 7,8'lik dar tanımlı işsizliğe bakıldığında, dar ve geniş tanımlı işsizlik oranı arasındaki puan farkı 23,2 oldu. Geniş tanımlı kadın işsizliği yüzde 40,1 ile tüm işsizlik türleri içinde en yüksek seviyede. İktidarın dayattığı esnek çalışma modellerine karşı ülkede 4,4 milyon kişi haftalık 40 saatten az çalışıyor ve daha fazla çalışmak istiyor. DİSK-Ar'ın çalışmasına göre 5,5 milyon kişi, çalışmak istemesine rağmen iş bulamıyor. Gerçek işsizlerin sayısı, 12,6 milyon kişi seviyesinde.
SANAYİ KÜÇÜLÜRKEN İFLAS BÜYÜYOR
İmalat sanayisinde daralma sürüyor. TÜİK’in Ağustos verilerine göre toplam sanayi üretimi yıllık yüzde 1,9, aylık yüzde 1 geriledi. Asıl kayıp ise sanayinin belkemiği olan imalatta yaşandı. İmalat sanayi üretimi yıllık yüzde 2,5, aylık yüzde 1,6 azaldı. Eylül verileri de toparlanmaya işaret etmiyor. İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) beklentilerle ilgili anket endeksi İmalat PMI da 47,9 seviyesine gerileyerek 50 eşik değerinin altında kaldı. İmalatta izlenen 10 sektörden 9’unda üretim yavaşladı. TÜİK'in imalata ilişkin verileri Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezi'nin aynı aya ilişkin raporuyla birlikte incelendiğinde, sektörlerin ödeme gücünü kaybettiği ortaya konuyor.
İmalat sanayinde özellikle konfeksiyon ve tekstil banka borçları ile önünü göremez hale geldi.
Ticari kredilerde en büyük payı imalat sanayi aldı. İmalat sektörünün Ağustos ayında kullandığı nakdi kredi tutarı 6 trilyon 434,4 milyar TL olurken brüt kredi büyüklüğü 6 trilyon 609,4 milyar TL’ye ulaştı. İmalatta en yüksek krediyi, metal ana sanayi kullandı. Sektörün kredi hacmi 1 trilyon 58,2 milyar TL’ye çıktı. Son üç yılı zorlu geçiren tekstil sanayi, 836,5 milyar TL kredi kullandı. Gıda, meşrubat ve tütün sanayinde bu tutar 822,7 milyar TL olarak hesaplandı.
İmalat sanayi içinde özellikle tekstil ve konfeksiyonda takipteki alacaklar dikkat çekti. Tekstil ve tekstil ürünleri sanayinin takipteki alacakları 37,77 milyar TL’ye yükseldi. Böylece tekstil, bankacılık sektöründeki toplam takipteki alacakların yüzde 3,7’sini tek başına oluşturdu. Konfeksiyonda da tablo dikkati çekti. Konfeksiyon sektörünün 193,6 milyar TL’lik brüt kredi hacmine karşılık 13,61 milyar TL takipteki alacağı bulunurken sektörde takibe dönüşüm oranı yüzde 7,03’e çıktı. Bu oran, bankacılık sektörünün yüzde 3,47’lik genel takip oranının yaklaşık iki katı. Tekstil sanayinin kendi içinde ise 629,2 milyar TL’lik nakdi krediye karşılık 23,86 milyar TL takipteki alacak bulunuyor. Tekstil sanayinde takip oranı yüzde 3,65 olarak hesaplandı.
Ölümün böylesi! Şoför koltuğundan indiği otobüsün altında kaldı
Fatma başkan Silivri’de, yöntemleri İzmit’te!
Vali Aktaş haftaya o liseyi ziyaret ederek başladı
Kaç bin terör suçlusu serbest bırakılacak?







