Panele, Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında adaya paraşütle inen ilk birlikler arasında yer alan ve o dönemde Kurmay Binbaşı rütbesiyle görev yapan Emekli Tümgeneral Cumhur Evcil ile Gülhane Askerî Tıp Akademisi Haydarpaşa Eğitim ve Araştırma Hastanesinin kurucu öğretim üyelerinden, Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Emekli Kıdemli Albay Prof. Dr. İbrahim Öztek konuşmacı olarak katıldı.
Panele ayrıca AK Parti Kocaeli Milletvekili Prof. Dr. Sadettin Hülagü, Kıbrıs Gazisi Muzaffer Karamus, Kocaeli Aydınlar Ocağının önceki dönem başkanları Mali Müşavir Ahsen Okyar, Uzm. Dr. Halil İbrahim Kahraman, Av. Ruhittin Sönmez ve Dr. Süleyman Pekin, Kocaeli Millî Kuruluşlar Birliği önceki dönem başkanı Yücel Alpay Demir, Hürriyetçi Eğitim-Sen Kocaeli Şube Başkanı Adem Ellialtıoğlu, Tüm Sanatçılar ve Şairler Derneği Başkanı Dila Mert, Kocaeli Yozgatlılar Derneği Başkanı Salih Ata, Derince Seyahat Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Badem, Halk Kürsüleri Derneği Başkanı Ramazan Sevinç, Ankara Halk Kürsüleri Derneği Başkanı Asuman Ünlü, Diş Hekimi Ömer Erdal, Kocaeli Aydınlar Ocağı Yönetim Kurulu üyeleri, Kocaeli Millî Kuruluşlar Birliği İcra Kurulu üyeleri ve çok sayıda davetli katıldı.
Enosis’in tarihsel bir dayanağı bulunmamaktadır
Panelin açılış konuşmasını yapan Kocaeli Aydınlar Ocağı ve Kocaeli Millî Kuruluşlar Birliği Başkanı Prof. Dr. Tahir Serkan Irmak, Kıbrıs’ın tarihsel geçmişi hakkında bilgi verdi.
Adadaki ilk yerleşimlere ilişkin bulguların yaklaşık 12 bin yıl öncesine dayandığını belirten Irmak, Kıbrıs’ın tarih boyunca Miken, Hitit, Asur, Mısır, Pers, Roma, Lüzinyan, Venedik ve Osmanlı egemenliğinde kaldığını söyledi. Kıbrıs’ın yalnızca bir Yunan adası olduğu iddiasının tarihsel bir dayanağının bulunmadığını ifade eden Irmak, bu nedenle adanın Yunanistan’a bağlanmasını amaçlayan Enosis düşüncesinin kabul edilemeyeceğini vurguladı.
Büyük Ortadoğu Projesi bir iş birliği projesi değildir
Panelin konuşmacılarından Prof. Dr. İbrahim Öztek, Büyük Ortadoğu Projesi’nin ekonomik, kültürel, bilimsel, siyasi veya askerî bir iş birliği girişimi olmadığını savundu.
Projenin Fas’tan Pakistan’a uzanan geniş coğrafyadaki Türk ve İslam ülkelerinin kaynaklarını denetim altına alma amacı taşıdığını belirten Öztek, ABD’nin bu kapsamda Ortadoğu’yu kontrol etmeyi, enerji kaynaklarına hâkim olmayı, kendisine rakip olabilecek güçlerin ortaya çıkmasını engellemeyi ve İsrail’in güvenliğini sağlamayı hedeflediğini ileri sürdü.
Terörle mücadele söyleminin de ABD’nin bölgedeki etkisini artırmak amacıyla kullanıldığını ifade eden Öztek; Türkiye ve Azerbaycan’ın enerji kaynakları ile ulaşım hatlarının, İran ve Orta Asya üzerinden Çin’e ulaşan enerji yollarının küresel mücadelenin önemli unsurları olduğunu söyledi.
Kıbrıs, projenin en önemli ayaklarından biridir
Kıbrıs’ın enerji kaynakları, taşıma güzergâhları, Doğu Akdeniz, Ege Adaları, Mavi Vatan ve stratejik konumu bakımından büyük önem taşıdığını vurgulayan Öztek, adanın Büyük Ortadoğu Projesi’nin son ve en önemli ayaklarından biri olduğunu savundu.
Türkiye’nin güneydoğu sınırlarındaki güvenlik önlemlerini artırması, yabancı müdahalelere karşı dikkatli olması ve Irak ile Suriye’de yaşanan gelişmelerden ders çıkarması gerektiğini belirten Öztek, Türkiye, Azerbaycan ve İran’ın bölgesel planların öncelikli hedefleri arasında bulunduğunu ileri sürdü.
Kıbrıs üzerindeki hakların Türkiye’ye Doğu Akdeniz’de geniş bir kıta sahanlığı, deniz yetki alanları ve Münhasır Ekonomik Bölge hakları sağladığını ifade eden Öztek, KKTC ile birlikte petrol ve doğal gaz kaynakları üzerinde söz sahibi olunmasının stratejik önem taşıdığını kaydetti.
Türkiye enerji diplomasisinde daha etkin olmalıdır
Doğu Akdeniz’de keşfedilen petrol ve doğal gaz yataklarının bölge ülkeleri ile küresel enerji şirketlerini harekete geçirdiğini belirten Öztek, söz konusu kaynakların küresel enerji dengelerini değiştirebileceğini söyledi. Bölgedeki hidrokarbon rezervlerinin ekonomik değerinin 1,5 trilyon doları aştığının tahmin edildiğini aktaran Öztek, Türkiye’nin coğrafi konumuna ve sahip olduğu sismik araştırma ve sondaj filosuna rağmen enerji diplomasisinde, deniz yetki alanları mücadelesinde ve üretim faaliyetlerinde daha etkin olması gerektiğini dile getirdi.
.gif)
Kıbrıs çevresinde çıkarılacak petrol ve doğal gazın taşınması amacıyla kurulacak hatların Türk deniz yetki alanlarından geçebileceğine dikkat çeken Öztek, Türkiye’nin enerji güzergâhlarının belirlenmesinde etkin bir rol üstlenmesinin kaçınılmaz olduğunu söyledi. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarının Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin iddialarıyla çakıştığını belirten Öztek, karasuları, kıta sahanlığı ve Münhasır Ekonomik Bölge haklarını kapsayan Mavi Vatan Doktrini’nin Türkiye’nin denizlerdeki hak ve çıkarlarını korumaya yönelik stratejik bir yaklaşım olduğunu ifade etti.
KKTC’nin tanınması için diplomatik girişimler artırılmalıdır
Enerji kaynakları üzerindeki küresel rekabetin Ortadoğu ve Orta Asya’daki mücadeleyi derinleştirdiğini savunan Öztek, Türkiye ile KKTC’nin Doğu Akdeniz’deki jeopolitik gelişmelere karşı daha güçlü ve kapsamlı bir politika izlemesi gerektiğini söyledi.
Kıbrıs Türklerinin güvenliği ve egemenliği açısından iki devletli çözümün savunulması gerektiğini belirten Öztek, KKTC’nin uluslararası alanda tanınması için diplomatik girişimlerin artırılması çağrısında bulundu. KKTC’nin uluslararası kuruluşlardaki üyelik ve gözlemci statülerinin, yurt dışındaki temsilciliklerinin ve eğitim, kültür ve spor alanlarındaki faaliyetlerinin uluslararası izolasyonun kısmen aşılmasına katkı sağladığını belirten Öztek, Türk Devletleri Teşkilatındaki gözlemci üyeliğin de önemli bir diplomatik kazanım olduğunu kaydetti.
Kıbrıs Türk varlığının korunması ve KKTC’nin tanınmasının yalnızca Türkiye’nin değil, bütün Türk devletlerinin ortak meselesi olduğunu vurgulayan Öztek, Türkiye’nin diplomasi, medya, eğitim, kültür, spor ve enerji politikaları aracılığıyla KKTC’nin uluslararası görünürlüğünü artırması gerektiğini söyledi. Kıbrıs meselesinin artık yalnızca siyasi bir sorun olmaktan çıkarak enerji merkezli küresel bir güç mücadelesine dönüştüğünü ifade eden Öztek, Doğu Akdeniz’in uzun süreli ve çok boyutlu krizlere sahne olabileceği uyarısında bulundu. Öztek, Türkiye’nin bu gelişmelere karşı hazırlıklı ve kararlı bir politika izlemesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Cumhur Evcil harekât hatıralarını anlattı
Prof. Dr. İbrahim Öztek’in ardından söz alan Emekli Tümgeneral Cumhur Evcil, 1925’ten günümüze Kıbrıs Adası’nda yaşanan gelişmeleri ve Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında yaşadığı hatıraları anlattı.
Kanlı Noel olarak bilinen 24 Aralık 1963 olaylarının ardından Türkiye’nin 20 Temmuz 1974’e kadar yedi kez müdahale kararı aldığını, ancak farklı nedenlerle bu kararların uygulanamadığını belirten Evcil, nihai adımın 20 Temmuz 1974’te atıldığını söyledi.
Harekât sırasında çok sıcak bir mevsim yaşandığını aktaran Evcil, paraşüt birliklerinin inişini engellemek amacıyla kuruyan otların Rumlar tarafından yakıldığını, ancak çıkan yangınlara rağmen Türk birliklerinin hava indirme harekâtını planlandığı şekilde gerçekleştirdiğini anlattı.
Cenevre görüşmelerinin harekâtı kısa süreli olarak durdurduğunu belirten Evcil, görüşmelerin sonuçsuz kalmasının ardından birliklerin yeniden hızlı biçimde ilerlemeye başladığını ifade etti.
Harekât sırasında yaşadığı hatıralarla dinleyicileri zaman zaman hüzünlendiren, zaman zaman da gülümseten Evcil, Kahramanmaraş’tan Mersin’e kamyonuyla karpuz satmaya gelen bir çiftçinin hikâyesini de paylaştı. Çiftçinin Mersin’de harekâtın başladığını öğrenmesinin ardından karpuzlarını Türk askerlerine ulaştırmak amacıyla kamyonuyla çıkarma gemisine binerek Kıbrıs’a geçtiğini anlatan Evcil, çiftçinin ateş hattındaki askerlere karpuz dağıttığını ve geldiğini haber vermek için kamyonunun havalı kornasını kullandığını söyledi.
Bu inanmışlık ve kararlılık karşısında hiçbir gücün duramayacağını vurgulayan Evcil, böylesine güçlü bir dayanışma ruhunu Türk milleti dışında görmenin zor olduğunu ifade etti. Panel, konuşmacılara plaket ve hediyelerin takdim edilmesinin ardından hatıra fotoğraflarının çekilmesiyle sona erdi.
İYİ Parti Akşener'i savunmak zorunda değildir
Bakan Çiftçi’den gençlere: Yeter ki siz okuyun, çalışın




