AKP, Cumhuriyet düşmanlığına doğru gidiyor
Gündem, 13 Temmuz 2020 00:10Deniz Zeyrek, AKP'nin kuruluş politikasından uzakta olduğunu ve cumhuriyet düşmanlığına doğru gittiğini yazdı.
Sözcü yazarı Deniz Zeyrek bugünkü "Erdoğan haklı, Türkiye eski Türkiye değil" başlıklı yazısında AKP'nin kuruluş dönemi politikalarına ve şu an izlediği politikaya değindi.
AKP'nin zaman içerisinde Cumhuriyet'in temel ilkelerinin yanı sıra Atatürk ve silah arkaşlarıyla hesaplaşma içine gittiğini ifade eden Zeyrek'in yazısının ilgili kısmı şöyle: "“Eski Türkiye” kavramı, AK Parti'nin kendi iktidarını ve ideolojisini tanımlamak için yarattığı bir “karşı tez”di..
AKP'nin zaman içerisinde Cumhuriyet'in temel ilkelerinin yanı sıra Atatürk ve silah arkaşlarıyla hesaplaşma içine gittiğini ifade eden Zeyrek'in yazısının ilgili kısmı şöyle: "“Eski Türkiye” kavramı, AK Parti'nin kendi iktidarını ve ideolojisini tanımlamak için yarattığı bir “karşı tez”di..
AK Partililer, başlangıçta “eski Türkiye” dediklerinde Atatürk ve silah arkadaşlarının kurduğu Cumhuriyet'te zamanla ortaya çıkan demokrasi dışı uygulamaları, vesayetçi anlayışı ve yanlışları kastettiklerini söylüyorlardı.
Cumhuriyet tarihinde muhafazakarlara yapılan baskıları, 27 Mayıs darbesinin sonuçlarını, 28 Şubat gibi baskıcı yönetim anlayışını, askerlerin siyaset üzerindeki yoğun etkisini, laiklik kavramının katı uygulanışını, eski Türkiye'nin sembolleri olarak gösteriyorlardı..
AK Parti'nin “mağduriyet” üzerinden yarattığı bu yaklaşım, Avrupa Birliği'ne tam üyelik süreci çerçevesinde atılan demokratikleşme adımları, haliyle Türkiye'de demokratların, liberallerin, solcuların, insan hakları savunucularının da desteğini aldı.
O dönemde çizilen “eski Türkiye” tanımı çok fazla kesim tarafından benimsendi ve AK Parti bu sayede uzun süre tek başına iktidarda kalmayı başardı.. Ancak, zamanla hükümet “eski Türkiye” ile hesaplaşırken, perde gerisinde müttefiklerinin, yani cemaatlerin, tarikatların, aşırıcıların aslında yanlışlarla, aksaklıklarla, yanlış uygulamalarla değil, bizzat Cumhuriyet'in temel ilkeleriyle, Atatürk devrimleriyle, hatta Atatürk ve silah arkadaşlarıyla hesaplaşmaya giriştiğini gördük.. "
ZAMANLA DEĞİŞTİ"
Bizzat Tayyip Erdoğan'ın “aynı menzile farklı yollardan gittiğimiz yapı” diye tanımladığı FETÖ'nün yıllardır “muhafazakarlara yapılan zulmün odağı” gibi gösterilen TSK da dahil bütün devletin kılcallarına sızdığını, muhafazakarlara baskı yapılırken TSK'da kilit noktalarda onlarını oturduğunu, giriştikleri kanlı 15 Temmuz kalkışmasını yaşayarak öğrendik..
İktidarının 19. yılına girmeye hazırlanırken, başlangıçta ortaya attıkları “eski Türkiye” tanımının, AK Parti için de tamamen değiştiğine tanık oluyoruz.. Artık sadece perde gerisinde tarikatlar, cemaatler değil, bizzat iktidar da Atatürk Cumhuriyeti ile açıktan hesaplaşmaya girişmiş vaziyette..
Eski Türkiye'de muhafazakarlar sıkıntı yaşarken, yeni Türkiye'de iktidarın dini yaklaşımını ve ideolojisini, siyaset tarzını, dış politikasını benimsemeyenler sıkıntı yaşıyor.. Ülkenin kurucu babalarının isimleri, statlardan, havaalanlarından, hastanelerden bizzat iktidar tarafından silinmeye çalışılıyor. Atatürk ve arkadaşları rahatlıkla “ihanetle” suçlanabiliyor..
"KİMSE ÇIKIP 'ORADA DURUN' DEMİYOR"
Bir avuç insan hariç herkes, Atatürk'ün ihanetle suçlanmasına, eriyecek taş heykellere benzetilmesine sessiz kalıyor.. Kimse çıkıp, “Orada durun! Atatürk ve silah arkadaşları kırmızı çizgimizdir. Onlar olmasa, Kurtuluş Savaşı kazanılmasa bugün ibadete açacak bir Ayasofyamız olmayacaktı” diyemiyor..
Birkaçı hariç, koca koca tarihçilerimiz Ayasofya'yı tartışırken, cesaret edip Fatih'in 1453'te fethettiği İstanbul'un, haliyle Ayasofya'nın, 13 Kasım 1918'de Haydarpaşa önlerine demirleyen ihtilaf devletleri donanmasına teslim edildiğini söyleyemiyor.
Benzer şekilde, 6 Ekim 1923'te Şükrü Naili Paşa komutasındaki 3. Kolordu İstanbul'a girene dek geçen 5 yıldaki asıl ihanetleri de hatırlatamıyorlar!. Cumhuriyet'in teminatı diye gördüğümüz bazı yargı mensupları, daha önce meslektaşlarının defalarca reddettiği bir davayı kabul edebiliyor.
TARİHE GEÇTİLER
Mevcut siyasi iktidarın arzu ve taleplerini, kurucu önderlerin kararlarından üstte tutabiliyorlar. Pekala “buna karar vermek bizim işimiz değil, Cumhurbaşkanı karar verebilir” diyebilecekken, tarihe “86 yıl sonra kurucu önderlerin kararını iptal eden hakimler” olarak geçmeyi göze alabiliyorlar..
Evet, kesinlikle Türkiye eski Türkiye değil. Maalesef, Cumhuriyet'in temel ilkeleri olan hak, hukuk, adalet, demokratikleşme, özgürlükler, insan hakları, yargı bağımsızlığı, inanç özgürlüğü, ifade özgürlüğü, iş kazaları (cinayetleri), kadına yönelik şiddet, barışçıl dış politika gibi konularda her geçen gün bir mevzi daha kaybediyoruz..
İktidar ise kendisini betonla, asfaltla, akıllı füzelerle, savaşlarla, (içeride ve dışarıda) aşırıcıların taleplerini ön planda tutmakla ifade etmeye devam ediyor..
Cumhuriyet tarihinde muhafazakarlara yapılan baskıları, 27 Mayıs darbesinin sonuçlarını, 28 Şubat gibi baskıcı yönetim anlayışını, askerlerin siyaset üzerindeki yoğun etkisini, laiklik kavramının katı uygulanışını, eski Türkiye'nin sembolleri olarak gösteriyorlardı..
AK Parti'nin “mağduriyet” üzerinden yarattığı bu yaklaşım, Avrupa Birliği'ne tam üyelik süreci çerçevesinde atılan demokratikleşme adımları, haliyle Türkiye'de demokratların, liberallerin, solcuların, insan hakları savunucularının da desteğini aldı.
O dönemde çizilen “eski Türkiye” tanımı çok fazla kesim tarafından benimsendi ve AK Parti bu sayede uzun süre tek başına iktidarda kalmayı başardı.. Ancak, zamanla hükümet “eski Türkiye” ile hesaplaşırken, perde gerisinde müttefiklerinin, yani cemaatlerin, tarikatların, aşırıcıların aslında yanlışlarla, aksaklıklarla, yanlış uygulamalarla değil, bizzat Cumhuriyet'in temel ilkeleriyle, Atatürk devrimleriyle, hatta Atatürk ve silah arkadaşlarıyla hesaplaşmaya giriştiğini gördük.. "
ZAMANLA DEĞİŞTİ"
Bizzat Tayyip Erdoğan'ın “aynı menzile farklı yollardan gittiğimiz yapı” diye tanımladığı FETÖ'nün yıllardır “muhafazakarlara yapılan zulmün odağı” gibi gösterilen TSK da dahil bütün devletin kılcallarına sızdığını, muhafazakarlara baskı yapılırken TSK'da kilit noktalarda onlarını oturduğunu, giriştikleri kanlı 15 Temmuz kalkışmasını yaşayarak öğrendik..
İktidarının 19. yılına girmeye hazırlanırken, başlangıçta ortaya attıkları “eski Türkiye” tanımının, AK Parti için de tamamen değiştiğine tanık oluyoruz.. Artık sadece perde gerisinde tarikatlar, cemaatler değil, bizzat iktidar da Atatürk Cumhuriyeti ile açıktan hesaplaşmaya girişmiş vaziyette..
Eski Türkiye'de muhafazakarlar sıkıntı yaşarken, yeni Türkiye'de iktidarın dini yaklaşımını ve ideolojisini, siyaset tarzını, dış politikasını benimsemeyenler sıkıntı yaşıyor.. Ülkenin kurucu babalarının isimleri, statlardan, havaalanlarından, hastanelerden bizzat iktidar tarafından silinmeye çalışılıyor. Atatürk ve arkadaşları rahatlıkla “ihanetle” suçlanabiliyor..
"KİMSE ÇIKIP 'ORADA DURUN' DEMİYOR"
Bir avuç insan hariç herkes, Atatürk'ün ihanetle suçlanmasına, eriyecek taş heykellere benzetilmesine sessiz kalıyor.. Kimse çıkıp, “Orada durun! Atatürk ve silah arkadaşları kırmızı çizgimizdir. Onlar olmasa, Kurtuluş Savaşı kazanılmasa bugün ibadete açacak bir Ayasofyamız olmayacaktı” diyemiyor..
Birkaçı hariç, koca koca tarihçilerimiz Ayasofya'yı tartışırken, cesaret edip Fatih'in 1453'te fethettiği İstanbul'un, haliyle Ayasofya'nın, 13 Kasım 1918'de Haydarpaşa önlerine demirleyen ihtilaf devletleri donanmasına teslim edildiğini söyleyemiyor.
Benzer şekilde, 6 Ekim 1923'te Şükrü Naili Paşa komutasındaki 3. Kolordu İstanbul'a girene dek geçen 5 yıldaki asıl ihanetleri de hatırlatamıyorlar!. Cumhuriyet'in teminatı diye gördüğümüz bazı yargı mensupları, daha önce meslektaşlarının defalarca reddettiği bir davayı kabul edebiliyor.
TARİHE GEÇTİLER
Mevcut siyasi iktidarın arzu ve taleplerini, kurucu önderlerin kararlarından üstte tutabiliyorlar. Pekala “buna karar vermek bizim işimiz değil, Cumhurbaşkanı karar verebilir” diyebilecekken, tarihe “86 yıl sonra kurucu önderlerin kararını iptal eden hakimler” olarak geçmeyi göze alabiliyorlar..
Evet, kesinlikle Türkiye eski Türkiye değil. Maalesef, Cumhuriyet'in temel ilkeleri olan hak, hukuk, adalet, demokratikleşme, özgürlükler, insan hakları, yargı bağımsızlığı, inanç özgürlüğü, ifade özgürlüğü, iş kazaları (cinayetleri), kadına yönelik şiddet, barışçıl dış politika gibi konularda her geçen gün bir mevzi daha kaybediyoruz..
İktidar ise kendisini betonla, asfaltla, akıllı füzelerle, savaşlarla, (içeride ve dışarıda) aşırıcıların taleplerini ön planda tutmakla ifade etmeye devam ediyor..
Gündem, 13 Temmuz 2020 00:10
Yorumlar (0)
Kalan karakter : 450
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Başkan Büyükakın başarılı öğrenci ve sporcuları kutladı
Altında yeni rekorlar kapıda mı?
Kocaeli Büyükşehir Ahlat’ta çadır kurdu
Okullar açılmadan bunlar yapılacak mı?
Terör örgütü liderinden müzakere eden bir siyasetçi çıkardılar
Asgari ücrete yüzde 50 zam mı yapılacak?
Av. Görkem Bora Taner, Kocaeli Barosu Yönetim Kurulu üyeliğine adayım dedi
Yemek kartından o ücreti almak yasak!
Erdoğan'ın övdüğü marketin 30 şubesi kapandı!
Gölcük’te intihar şoku! 19 yaşındaki genç canına kıydı
Başiskele Kavşağı Projesi’nde sona gelindi
Başkan Hürriyet’e iftira mı atıldı?
Kocaeli İl Sağlık Müdürü Pehlevan şimşekleri üzerine çekiyor!
TBMM’nin artık hiçbir kıymeti harbiyesi kalmadı
Körfez’de doğalgazlı mangal ünitelerinin sayısı artacak
Seçim barajı yüzde 5'e mi inecek?
Akaryakıtta 4 liralık indirim
OYAK Çimento’da kadın çalışanlara yönelik o programın ilk dönemi tamamlandı
Büyükakın’a dengeli yatırım çağrısı
Türkiye’nin serveti yüzde 1’in elinde
Elden ödeme yapanlara ceza
Gürcistan heyeti Gölcük’te ağırlandı
Büyükakın’dan Kocaelispor’a tam destek
Sahillerde 3 haftada 201 hayat kurtardılar
Şikayetler bir ayda yüzde 168 arttı
Kadın Elim İzmit Kooperatifi anlamlı bir iş birliği protokolüne daha imza attı
Kocaeli İl Sağlık Müdürü Pehlevan yapımı devam eden projeleri yerinde inceledi
Darıcalı aileye Muğla’da ölüm şoku
İzmit’te dolu mağduru çiftçilere destek
Dilovası’nda iş insanı Enver Yıldırım’dan iki ayrı spor kulübüne moral ziyareti
AİHM'den Kavala derhal serbest bırakılsın kararı
Kandıra sahillerinde bugünde yasak var
Başiskele’de ulaşım güvenliği artırıldı
O sektörlerde güven azaldı
Kandıra sahillerde izinsiz su sporları faaliyetlerine sıkı denetim
Tarım arazilerinden Aşevi’ne un desteği
İktidara yakın yazar erken seçim için tarih verdi
O belediye kendi betonunu da üretecek
Gölcük’teki Mavi Vatan’a 245 bin kişi böyle ulaştırıldı
