BİST
4.854,16
ALTIN
1.043,73
DOLAR
18,62
STERLİN
22,41
EURO
19,31

Binalar dere yataklarına bu iktidar döneminde yapıldı

İstanbul’da can alan sel felaketi sonrası Vali Gül “Dere yatağını işgal eden yerler yıkılacak” dedi. Bu açıklama, Ayazağa gibi bölgelerdeki yoğun yapılaşmanın tüm itirazlara rağmen mevcut iktidar döneminde yapıldığını hatırlattı. 

18 Ekim 2026 10:53
Binalar dere yataklarına bu iktidar döneminde yapıldı

İstanbul başta olmak üzere ülke genelinde etkisini gösteren sağanak yaşamı felç ederken, yaşanan yıkım, iktidarın yıllardır "şehircilik" diyerek pazarladığı anlayışın hem altyapısızlık hem de rant odaklı imar politikaları yüzünden nasıl çöktüğünü gözler önüne serdi.

Yıllardır çözülmeyen altyapı yetersizliği, dere yataklarının kontrolsüzce yapılaşmaya açılması ve kenti boğan betonlaşma felaketin boyutlarını giderek büyüttü. Uzmanların uyarılarına ve doğaya meydan okunarak üzeri betonla kapatılan Dereboyu Deresi’nde ortaya çıkan görüntüler ise skandalın boyutunu gösterdi. Derelerin üzerine binalar dikildiği, suyun bu yapıların altından akmaya zorlandığı ve molozlarla daraltılan su yollarının taşmasıyla can kayıplarıyla sonuçlanan olaylar peş peşe geldi. Yaşanan felaketin ardından İstanbul Ayazağa’da inceleme yapıp dere yatağındaki binaların yıkılması için talimat veren İstanbul Valisi Davut Gül’ün son açıklamaları da altyapıyı ihmal eden ve dere yataklarını betona boğan anlayışın yarattığı enkazı bir kez daha gözler önüne serdi.

İŞGALSE NEDEN İZİN VERİLDİ?

İstanbul Valisi Davut Gül Ayazağa’da dere yatağındaki yapılaşmalara ilişkin başlatılan çalışmalara işaret ederek "Daha önce de yaptığımız toplantılarda alınan kararlardan bir tanesi dere yataklarındaki işgallerin ortadan kaldırılmasıydı” dedi. Ayrıca Gül, kayıp 3 kişinin arama çalışmalarına ilişkin de bilgi vererek "Kayıpların kimlikleri belli. Biri Türkmenistan vatandaşı. Üç kişiyi arıyoruz" diye konuştu.

Öte yandan İstanbul’da selin yaşandığı bölgelerde kayıp oldukları bildirilen kişilerin arama çalışmaları dördüncü gününü geride bıraktı. Çalışmalarda arama kurtarma ekipleri, dere yatakları ve derelerin döküldükleri noktalar ile Haliç bölgesinde kayıp kişilere ulaşmak için çalışma yaptı. Ekipler, Kağıthane, Cendere, Alibeyköy ve Ayazağa’daki dere yataklarında çalışmalarını yoğunlaştırırken derelerin Haliç’e döküldüğü noktalar da arandı.

Uzmanlar da betonlaşma, yetersiz altyapı ve dere yataklarındaki yapılaşmanın yağışların afete dönüşmesinde etkili olduğunu bir kez daha ifade etti. Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş, "Pek çok metropolde bu kadar kısa sürede bu kadar yüksek yağışı emebilecek toprak kalmadığı için yüzey seli ve su baskınları oluşuyor" dedi.

DERE YAKININDA BÜYÜYEN PROJELER

Rant hırsı ve vahşi ‘kentleşme’ İstanbul’un göbeğindeki dere yataklarını ve su havzalarını doğrudan hedef aldı. Bilimsel uyarılara ve taşkın risklerine rağmen derenin tam üzerine ya da hemen yanı başına inşa edilen mega projeler, felaketlere davetiye çıkardı. Su yataklarının üzerine kurulan o projelerden bazıları şunlar:

Vadi İstanbul: Kağıthane Deresi’nin yatağı üzerine ve hemen yanına kurulan, rezidanslar, AVM ve ofislerden oluşan en büyük projelerden biri. Bölge, yoğun yağışlardan doğrudan etkilendi.

Kanal İstanbul: Sazlıdere Barajı çevresi ve Sazlıdere Havzası’nda imara açılan alanlarda lüks konut ve şantiye projeleri giderek yükseldi. Sazlıdere Barajı’nın su kullanım oranının düşürülmesiyle birlikte bu su toplama ve dere/havza yataklarına binlerce konutluk yeni yerleşim planlandı.

Ispartakule: Kanal İstanbul güzergahına ve su yollarına komşu olan Ispartakule ile dere/su akış güzergahlarına yakın noktalarda çok sayıda konut yapıldı.

Basın Ekspres Yolu Çevresi: Geçmişte dere yataklarının daraltılması ve su akışının değiştirilmesiyle bilinen Basın Ekspres hattı, bugün oteller, rezidanslar ve gökdelenlerle yoğun bir yapılaşma alanı.

Cendere Vadisi Projeleri: Eski sanayi alanlarının dönüşümü adı altında devasa plazalar, lüks rezidanslar ve AVM’lerle dolduruldu. Vadinin tabanına oturan bu çok katlı yapılar, ani sağanaklarda suyun tahliye olabileceği doğal toprak alanlarını yok etti.

3. Havalimanı: İstanbul’un kuzeyindeki kritik su havzaları, göletler ve yer altı su kaynaklarının üzerine inşa edildi. Büyük bir beton alanı oluşturulması, bölgedeki doğal su akış rotalarını kalıcı olarak değiştirdi ve çevresindeki dere yatakları üzerinde taşkın baskısı oluşturdu.

Kuzey Marmara Otoyolu güzergahı: Alibeyköy, Sazlıdere ile Ömerli Barajı gibi hayati içme suyu havzalarının koruma bantlarını keserek inşa edilen bu otoyol projesi olarak akıllara kazındı. Çevresinde yeni şantiyelerin ve lojistik yapılaşmaların önünü açtı. Asfalt ve beton yüzeyler, yağmur sularının barajları beslemek yerine doğrudan sele dönüşmesine neden oldu.

‘ÇILGIN PROJE’ SULAR ALTINDA

AKP iktidarının uzmanların tüm bilimsel uyarılarına rağmen ‘çılgın proje’ diyerek ambalajladığı Kanal İstanbul güzergahında rant hırsı bir kez daha felaketlere kapı araladı. Kentin doğal su havzası olan ve İstanbul’un geleceğini koruyan alanların imara açılmasıyla yükselen güzergâhtaki TOKİ inşaatları, yaşanan şiddetli yağışta adeta suya gömüldü. Bahçeşehir Gölet Gönüllüleri tarafından paylaşılan görüntülerde binaların ilk katına kadar su biriktiği ve sularda çöplerin yüzdüğü görüldü. Projeyle Megakente ihanet edildiği ifade eden gönüllüler “Yıllardır su havzası olarak kalmış bu alanı imara açmak ne kadar doğru” diye sordu.

HEYELAN OLDU ULAŞIM DURDU

Yağışların ardından bazı kentlerde istinat duvarı çöktü, bazı illerde ise heyelan yaşandı. Dünkü olaylardan bazıları şöyle:

Kocaeli: Halıdere Kabakkıran Caddesi’nde 6 bloklu sitede incelendi ve 51 daire boşaltıldı.

Zonguldak: Sağanağın ardından denize taşınan atıklar, dalga ve akıntılarla Kozlu Sahili’ne sürüklendi. Sahil boyunca biriken çöpler nedeniyle kirlilik oluştu.

Artvin: Meydancık köyü yolunda heyelan yaşandı. Kaya parçalarının düştüğü yol, ulaşıma kapandı.

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.