YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, NOW TV'de katıldığı programda gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
Fon skandalına ilişkin AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a seslenen Özgür Özel, "Soyan sen isen istifa et, hesap ver. Soyuldu da görmediysen bu millet kendini soydurmayacak bir Cumhurbaşkanı seçsin, derhal sandığı getir" dedi.
Özel, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum'un "2028 seçimlerinin mart ya da nisanda olabileceği büyük ölçüde netleşti" sözlerine de tepki gösterdi. 3 ihtimalin olduğunu belirten Özel, "Ben YENİ Parti olarak söylüyorum ki asla ve asla böyle bir işin içinde yokuz. Mehmet Uçum DEM Parti’nin kendileriyle bir gizli anlaşma yaptığını mı söylüyor? Yoksa butlan CHP’sinin zaten başa getirildiğini ve buradaki oylamada kendileriyle birlikte davranacağını mı söylüyor?" ifadelerini kullandı.
Halk TV'ye kayyum atanmasına tepki gösteren Özel, "Halk TV’ye yapılan iş muhalefetin sesini kısmaktır ve gelecek seçimlere giderken kendilerini rahatsız eden bir yayın mecrasından kurtulma çabasıdır" diye konuştu.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'a da tepki gösteren Özel, "İstanbul’u dere yataklarındaki iskandan kurtarmaya çalışan İmamoğlu içeridedir. Buna yol veren AK Parti, 25 yıldır iktidardadır. O iktidarın bu işlerden sorumlu bakanının adı da Murat Kurum’dur" dedi.
Özgür Özel'in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
İBB DAVASI
Bugün duyurmaya çalıştığımız ses, bir arkadaşımızın sesi değil. Milletin ‘Bir sonraki Cumhurbaşkanı’ diye işaret ettiği kişinin sesi. Bugün kısılan ses, uğranan haksızlık ‘Sen mi benim karşıma çıktın? Sen mi İstanbul’u benim elimden aldın? Sen mi mazbatanı iptal etmeme rağmen daha büyük farkla kazandın? Beş yıl sonunda bir daha kazandın? Demek ki sen Türkiye’de iktidara yürüyorsun, ben buna izin vermem’ diyor. Bu mesele aslında görünüşte Ekrem İmamoğlu ile Erdoğan arasında. Dün CHP ile onun arasındaydı. CHP’yi elimizden aldı. Şimdi ana muhalefet partisi olan YENİ Parti ile Erdoğan arasında gibi görünse de esas mesele milletle Erdoğan arasında. Millet ‘Patron benim’ diyor, ‘İstediğimi getiririm, seni getirdiğim gibi’ diyor. ‘İstediğimi götürürüm’ diyor, o noktada diyor ki ‘Getirmeye getirdin ama beni götüremezsin. Yerime kimseyi getiremezsin. Ben burada kalacağım, yerime kimi koyuyorsan da onun canına okuyacağım.’ Bizim duyurmaya çalıştığımız ses milletin sandıkta iktidarı değiştirme kararına direnen ve ‘Değiştiremezsin’ diyen Erdoğan’ın yaklaşımı ve onun hedefe koyduğu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Silivri’den üç gündür yükselen feryadıdır.
Bizim ilk günden beri özgüvenimiz şuradan kaynaklanıyor. Düşünün bir korkumuz olsa, bir endişemiz olsa, Ekrem Başkan’ın veremeyeceği hesap, oradaki arkadaşlarımızın veremeyeceği hesap olsa, partimizin veremeyeceği bir hesap olsa biz canlı yayın talep eder miyiz? Ya da ben ‘İstanbul halkından bir jüri kurulsun, bir kişi bile suçludur derse hapis yatalım’ der miyim? Ama gerçekten karşı karşıya olduğumuz durum şu. 100 yılın iftirası ile karşı karşıyayız.
MEHMET UÇUM'UN SEÇİM TARİHİ AÇIKLAMASI
Mesela Mehmet Uçum, ‘Seçim olabilir’ diyebilir, ‘Öneriyoruz’ diyebilir, ‘Bekliyorum’ diyebilir. Bunlar demokrasi içinde var. Konuşacak, konuşabilir. Cumhurbaşkanı Danışmanı. Ama dünkü cümle olmaz. Bu bir saçmalık, bu bir hadsizlik. Ne demek ‘Netleşmiş durumda.’ Bir tarih var. O tarihe karar vermişler. ‘Netleşti o tarih’ diyor.
Anayasa ne diyor? Biz hukuk devletiyiz değil mi? Yani padişah yönetmiyor. Mehmet Uçum bunu normalde şöyle söyleyebilir. Dolmabahçe Sarayı’ndan Türkiye yönetiliyor olursa orada bir padişah olursa, Mehmet Uçum da padişahın kapısındaki ya da yanındakilerden birisi olursa padişahın kafası netleşirse Mehmet Uçum bunu söyleyebilir. Bizim bir anayasamız var, anayasada seçimlerin öne alınmasının şartı belli, 360 milletvekilinin oy vermesi.
Öyle de yapsa kendi partisine büyük saygısızlık ama hadi 280 milletvekili AK Parti’nin. Mehmet Uçum diyor ki ‘Bunlar kurşun asker, cepte.’ Bu da her bir AK Parti milletvekiline hakarettir de hadi orayı geçtim. Veya o meseleyi Mehmet Uçum ile AK Partili vekillerin arasına bırakayım. Hadi 46 tane de MHP’li milletvekili var. Cumhur İttifakı birbirine sıkı sıkıya bağlı. MHP de cepte. Bu da MHP milletvekillerine ve Sayın Bahçeli’ye hakarettir de hadi bunu da Mehmet Uçum’la Bahçeli arasında bırakayım. Yaptığı 326 - 327, hadi 3 - 4 tane de DSP’dir, diğer ittifak ortaklarından falan. 330. Daha 30 milletvekili lazım değil mi buraya?
"ASLA VE ASLA BÖYLE BİR İŞİN İÇİNDE YOKUZ"
Şimdi Mehmet Uçum ‘Bu konu netleşti’ diyor. Bu ne demek? Bir; Meclis’in iradesini yok saymak demek. Milletvekillerine hakaret demek. Devam ediyorum. Ben YENİ Parti olarak söylüyorum ki asla ve asla böyle bir işin içinde yokuz. Ben 91 milletvekilimi aldım çıkardım kenara? Mehmet Uçum bu rakama kimle ulaşıyormuş? Kimle ulaşıyormuş onu söylesin bana. Ulaşılacağının netleştiğini söylemek Meclis’e haksızlık ve hakaret ama bu düzende Mehmet Uçum DEM Parti’nin kendileriyle bir gizli anlaşma yaptığını mı söylüyor? Yoksa butlan CHP’sinin zaten başa getirildiğini ve buradaki oylamada kendileriyle birlikte davranacağını mı söylüyor? Butlan CHP’sinde işte 17 tane salt butlancı arkadaş var, bildiğin butlancı onlar. Bir de ‘Partimizi bırakmayalım, şimdilik burada duralım’ diyen o 17’nin üstüne 13 - 14 tane daha arkadaşın emir komuta zinciri içinde sarayın emrinde oy vereceğini mi söylüyor? Çıksın bunu söylesin ki bu millet kimle hesaplaşacağını bilsin.
Bakın üç ihtimal var. YENİ Parti, ben diyorum ki ‘Ben yokum kardeşim, biz yokuz hiçbirimiz yokuz biz.’ Geriye DEM Parti kalıyor. Millet DEM’e mi sorsun ‘Sen bu sarayla gizli bir anlaşma mı yaptın?’ diye yoksa butlan CHP’sine mi sorsun?
FON SKANDALI
Geldiğimiz noktada büyük bir fon vurgunu var. Görünüşte 455 bin tekil hesap, 2 milyon kişi. Ama borsadaki çöküş ve mağduriyetle birlikte 10 milyon kişiyi aştığı, 15 milyon kişiye ulaştığı söylenen bir mağduriyet. Milletin sırtına binen büyük bir yük var. Bu işin sorumlularını Meclis’ten kaçırıyorlar. İşin esas söylediğimiz boyutu bu. AK Parti bunu bu seferlik yapmış değil, darbede de kaçırdı, 17 - 25’te de kaçırdı, fonda da kaçırıyor. Soru sorulamasın, hesap sorulamasın diye.
Bu dümeni kuranların hepsini Tayyip Erdoğan atadı. Hepsini atayan Recep Tayyip Erdoğan, hepsi onun kaleminden atanmış kişiler. Şimdi diyorlar ki ‘Efendim Cumhurbaşkanımızın haberi’ yok. Ben de şunu söylüyorum, ana muhalefet lideri olarak yürütmenin başına. Eğer bu dümeni kuran sensen derhal istifa et. Bu milleti soyan sensin. Yok sen kurmadıysan, bu dümenin kuruluşunu attığın imzalarla onayladın, sana bunları yaptılar ve burnunun dibinde bu dümeni çevirdilerse senin bu ülkeyi yönetme kabiliyetin kalmamış. Sandığı getir, işi ehline ver. Millet kendisini soydurmayacak bir Cumhurbaşkanı bulsun. Soyan sen isen istifa et, hesap ver. Soyuldu da görmediysen bu millet kendini soydurmayacak bir Cumhurbaşkanı seçsin, derhal sandığı getir.
HALK TV'YE KAYYUM ATANMASI
Halk TV’yi tam bu savunma başlamadan, 3 saat önce sesini kıstılar. Bir, bu savunma duyulmasın diye. ‘Üç şey var’ dedim. İkincisi, fon meselesi. Söylediniz. Atanan, atanan, çalan ve malı çalınanlar AK Partili’dir. Yüzde 90 AK Partili’dir, AK Parti’ye en az bir kez oy vermiş kişilerdir. Bunların sesini en çok duyuran mecralardan birisi, haber kanalı olarak en çok izlenen kanal olan Halk TV susturulmuştur. Çünkü son dönemde zaten Now’ın izlenme oranları ortada. İktidar seçmenin en çok dönüp ‘Doğrusu neymiş?’ diye baktığı ekranlar sabah ve akşam kuşağında sizsiniz. Gün boyunca da en çok izlenen haber kanalı Halk TV idi ve milletin ‘Fonda esasen ne olmuş?’ diye açıp baktığı bir kanalı kapatmışlardır.
Halk TV’ye yapılan iş muhalefetin sesini kısmaktır ve gelecek seçimlere giderken kendilerini rahatsız eden bir yayın mecrasından kurtulma çabasıdır. Bunların hiçbirisi bugün içinde bulunduğumuz organize kötülükten ayrı değildir.
MURAT KURUM'A TEPKİ
AK Parti’nin geçmiş dönem İstanbul yönetimleri var ve Şehircilik Bakanlığı var, bunu söyleyelim. Geçen sefer 31 kişinin hayatını kaybettiği Ayamama Deresi’nden de ders alacağımızı söylüyorduk. Ama aynı yanlışlar var.
Şimdi Sayın Bakan’a şunu soruyorum. Diyorsun ya ‘Ders alalım.’ Sazlıbosna neresidir? Sizin şu anda bizim itirazlarımıza rağmen Kanal İstanbul diye yaptığınız Sazlıbosna’da bir barajı kurutup yerine evler yapıyorsunuz. Baraj dediğin yer, bütün derelerin toplandığı yerdir. Oranın zemini de sorunludur, oraya yapılaşma da sorunludur. ‘Dere yatağına yapılaşma yapmamalıyız’ diyen Murat Kurum, şu anda bütün bir proje, Kanal İstanbul dediğimiz mesele dere yatağı ve aktığı yere yapılmaktadır. Bütün sorumluluk Murat Kurum’dadır, Kanal İstanbul projesindedir. ‘Ya kanal ya İstanbul’ diyen Ekrem İmamoğlu içeridedir. İstanbul’u dere yataklarındaki iskandan kurtarmaya çalışan İmamoğlu içeridedir. Buna yol veren AK Parti, 25 yıldır iktidardadır. O iktidarın bu işlerden sorumlu bakanının adı da Murat Kurum’dur.
AK Parti İstanbul’u Murat Kurum yönetsin diye İstanbullulara teklif etmiştir; 1 milyon 150 bin farkla ‘Çekin İstanbul’dan elinizi. Ne Murat Kurum’u, Ekrem yönetecek’ demiştir. Şimdi birileri gelmiş, Ekrem’i hapse atmış, Ekrem İmamoğlu’nun yerine de bir AK Partili getirmek için teker teker belediyeler operasyon yapmaktadır ki İBB’de denge değişsin. Halen daha İstanbul Büyükşehir’de aslanlar gibi duran, gönlü YENİ Partili, şeklen - mecburen CHP’li bir İstanbul büyükşehir belediye meclis grubu dimdik ayaktadır ve mücadelesini sürdürmektedir. ‘İstanbul’dan elinizi çekin’ denilen Murat Kurum İstanbul’a el atıp, İstanbul’daki belediyelerin transferi için Adalet Bakanlığı ile birlikte çalışıp seçimde alamadığı İstanbul’u yargı oyunları ve bakanlık transfer gücüyle almaya çalışmaktadır. Bunu net olarak söylemek isterim.
SEÇİM MESAJI
Bekliyoruz. Sabırsızlıkla bekliyoruz. Dünden hazırız, bugünden razıyız. Sandık geldiği takdirde millet kararı verecektir, bu işi bitirecektir."
İzmitliler bu seminere davetli! Konu prostat kanseri
Vali Aktaş’tan 112 Acil Çağrı Merkezi’nde yerinde inceleme
Başkan Bulut, Bakan Yardımcılığı görevine atanan Kocaelili Bayrakdar’ı tebrik etti
Başiskele’de sel mesaisi






