Erdoğan soygunu yapan yol arkadaşlarının listesini milletten saklıyor
Siyaset, 27 Ekim 2026 15:36Partisinin İl Başkanları Toplantısı'nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan YENİ Parti lideri Özel, on vurgununa karışan siyasi isimlerin listesinin saklandığına ilişkin iddiasını yineledi. Özel, "Erdoğan bu soygunu yapan yol arkadaşlarının listesini ısrarla milletten saklıyor!" dedi. Mevcut iktidarın siyasi ömrünü tamamladığını söyleyen Özel, "Artık mücadelede bizden beklenen yeni bir evreye geçiyoruz" dedi. Dış politikaya ilişkin de eleştirilerde bulunan Özel, ABD-Türkiye ilişkilerine yönelik "Trump'ı Türkiye'de seven tek kişi ülkeyi yönetiyor" ifadelerini kullandı.
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, "Bundan sonra kadrolarımızı daha çok sokakta, meydanda, çarşıda, pazarda, tarlada, fabrikada, işçi servislerinde; yani vatandaşa dokunabileceğimiz, seçmene dokunabileceğimiz her yerde göreceğiz. Artık mücadelede bizden beklenen yeni bir evreye geçiyoruz" dedi.
Özel, partisinin İl Başkanları Toplantısı'nda açıklamalarda bulundu.Üye sayılarının 800 bine yaklaştığını kaydeden Özel, yeni siyaset anlayışları kapsamında kurulacak mahalle meclislerine değindi. Özel, "Kararı parti üyesiyle verdiğimiz bir mekanizma kuracağız" ifadelerini kullandı.
"ARTIK MÜCADELEDE YENİ BİR EVREYE GEÇİYORUZ"
YENİ Parti'nin iktidar olmak için kurulduğunu vurgulayan Özel, "YENİ Parti, yarının iktidar partisidir" dedi. Ülkenin zor ve karanlık bir dönemden geçtiğini anlatan Özel, mevcut iktidarın siyasi ömrünü tamamladığını söyledi.
Özel, şu ifadeleri kullandı: "Türkiye'ye demokrasi vadediyorsak demokrasiyi önce kendi evimizde kuracağız demiştik. Bundan sonra kadrolarımızı daha çok sokakta, meydanda, çarşıda, pazarda, tarlada, fabrikada, işçi servislerinde; yani vatandaşa dokunabileceğimiz, seçmene dokunabileceğimiz her yerde göreceğiz. Artık mücadelede bizden beklenen yeni bir evreye geçiyoruz."
Bu sabah Denizli’de Merkezefendi Belediyesi’ne ve İstanbul'da Bakırköy Belediyesi'ne düzenlenen operasyonlara değinen Özel, operasyonda Bakırköy Belediye Başkanı Ayşegül Ovalıoğlu'nun 86 yaşındaki babasının da gözaltına alındığını söyledi. Özel, "Muhalefet kurumlarına, medya kuruluşlarına, gazetecilere saldırıldığı bir darbe döneminin içindeyiz" diye konuştu.
VURGUNA KARIŞAN İSİMLER SAKLANIYOR
Devamla sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürütülen fon vurgunu soruşturmalarına değinen Özel, AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a seslenerek "Atayan AK Partili, atanan AK Partili, soyanlar AK Partili. Biz bu işin hiçbir yerinde yokuz" dedi.
Özel, fon vurgununa karışan siyasi isimlerin listesinin saklandığına ilişkin iddiasını da yineledi. Özel, "Erdoğan bu soygunu yapan yol arkadaşlarının listesini ısrarla milletten saklıyor. Açığa çıkaranları hedefe koyuyor, açığa çıkarmamak için elinden geleni yapıyor. Hukuk işletilmemekte, hukukta görülmemiş 'tövbe hesabı' diye yeni bir kavram tarif edilmektedir. Suçüstü yakalananlar cami bahçesine çocuk bırakıp gider gibi günahlarını tövbe hesabına bırakıp soruşturmadan kovuşturmadan kurtulmayı, yani Erdoğan'ın kendi yargı sistemi içinde affa uğramayı beklemektedirler" şeklinde konuştu.
Dış politikaya ilişkin eleştirilerde bulunan Özel, AKP'nin dış politikasının ilkesi, stratejisi olmadığını söyledi. Özel, Türkiye'nin dış politikasının "şahsileştirildiğini" kaydetti.
ABD ile ilişkilerde gelinen noktaya tepki gösteren Özel, "Trump'ın her dediğine 'evet' deniyor. Trump'ı Türkiye'de seven tek kişi ülkeyi yönetiyor" dedi.
Özel'in açıklamalarının tamamı şöyle:
“Sizler, partimizin 81 ildeki temsilcilerisiniz. Bugün bu salonda Anadolu’nun ve Trakya’nın derdini, tasasını, beklentilerini, umudunu ve mücadelesini konuşacağız. Biz bu binayı Ankara’da kurduk ama bu hareketin tapusu ne Ankara’da kayıtlıdır ne Özgür Özel’e kayıtlıdır. Bu hareket büyük bir zaruretten, büyük bir mağduriyetten ve büyük bir direnişten örgütlenmiştir. Doğrudan vatandaşın iktidarı değiştirme umuduna yapılan bir saldırıya karşı milletin verdiği tepkidir YENİ Parti. Yıllardır süregiden bir iktidar, o iktidarın yarattığı mağduriyetler, Cumhuriyet’in, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emaneti Cumhuriyet’in en önemli kazanımı sandığa olan inanç, bu inancın kırılmaya çalışılması, ülkenin kurucu partisine, son seçimlerin birinci partisine, 25 yıllık bir iktidarı ilk kez yenen bir yönetime ve 47 yıl sonra yeniden birinci parti olmuş olan bir partiye adaysızlaştırma, kurumsuzlaştırma, lidersizleştirme çabasına karşı milletin arkasında durduğu, milletin kuruluş talimatını bizzat sokakta verdiği, bunu öyle bir kişiye verip de o bir kişinin gidip de sizi ikna ettiği, sizin de etrafınıza kurucular bulduğunuz bir süreci yaşamadık biz. Milletin doğrudan talimatı size verdiği, 900’ün üzerindeki ilçemizde yapılan bu büyük haksızlığa karşı milletin ayağa kalktığı, 81 ilde, tüm Türkiye’de biz iktidarı değiştirme umudumuz, karanlığımıza uzanan eli ittiririz, sandığa uzanan eli kırarız. İktidar yürüyüşümüzü durdurmaya çalışan kimse biz onunla mücadele ederiz. Onlarla işbirliği yapanla bizim işimiz olmaz. Bizim kararlılıkla yanımda duracak, arkamda duracak, gerektiğinde önümden yürüyecek, gerektiğinde birlikte mücadele edeceğimiz yeni bir siyasete ihtiyacımız var’ dedi. YENİ Parti, bu yeni siyasetin partisidir. Siz de bu yeni siyasetin 81 ildeki kurucuları, sorumluluk üstlenenlerisiniz. Hepinize yürekten teşekkür ediyorum. Bir kez daha hoş geldiniz.
“TÜRKİYE SİYASETİNDE GERİ ALINAMAYACAK BİR ADIM”
Hep birlikte çok zorluklar gördük, az zamanda da çok iş başardık. Partimizi kurarken milletimize söz vermiştik. ‘Yeni nesil siyaset yapacağız. Türkiye’ye demokrasi vaat ediyorsak demokrasiyi önce kendi evimizde kuracağız’ demiştik. YENİ Parti’de ilçe başkanlarını, il başkanlarını ve Genel Başkan’ı doğrudan üyelerin seçeceğinin müjdesini vermiştik. Bu tüm Türkiye’de siyasette geri adım atılamayacak, geri alınamayacak ileri bir adımdı. Yapıp yapamayacağımızı tartıştılar. Sizlerin deneyimine, gayretine, örgütümüzün inancına güvendik. Hep birlikte hem bütün yasal prosedürleri eksiksiz yerine getirerek… Yani daha önce ‘Bu delege sistemi kötüdür. Bu delege sistemi partiyi içine kapatıyor. Bu delege sistemi tartışmalar başlatıyor mahalleden başlayarak. Terk edelim, bu işleri üyeyle yapalım’ denildiğinde Siyasi Partiler Kanunu’nun önümüzdeki engelleri sıralanır, bu işin imkansızlığı dile getirilirdi. Kanuna karşı çıkmadan, kanunun öngördüğü mahalle delegelerini seçerek, kanunun öngördüğü ilçe delegelerini seçerek, kanunun öngördüğü il delegelerini seçerek, doğdu günde listelere askıya çıkararak, tam gününde indirerek, itirazlar varsa değerlendirerek, listeleri kesinleştirerek kanunun söylediğini A’dan Z’ye yaptığımız bir süreci de yaptık. Söz verdiğimiz gibi partiye ilçeler için ağustos sonuna, il için ekim başına kadar gelip kaydolan herkesin oy kullanmasını da sağladık. Bütün üyelerimiz geldiler, ilçe başkanlarını seçtiler. İl başkanlarında cumartesi sizi dinlediler, pazar günü ilçelerde büyük semtlerde kurulan sandıklarda yüzde 65 katılım oranıyla il başkanlarını belirlediler.
“GENEL BAŞKAN’I DOĞRUDAN SEÇECEKLER”
Bundan sonraki süreçte de Türkiye siyasi tarihinde bir ilk olmak üzere Genel Başkan’ı doğrudan seçecekler. Bu meselenin, normalden iki kat fazla çalışmayı, normalden iki kat fazla toplantı yapmayı, iki kere salon tutmayı, iki kere masraf etmeyi gerektiren zorlukları vardı. İlçelerimizdeki en yeni üyelerimizden, bu salondaki en kıdemli il başkanımıza kadar herkesin bu konuda muhteşem bir emeği, büyük bir gayreti oldu. Hem Örgütlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız Ensar Aytekin’e, hem 81 ildeki kurucu il başkanlarımıza ve yapılan kongrelerde göreve devam edenlere ya da yeni göreve gelenlere bu sürece yaptığınız büyük katkılar ve gerçekten her türlü takdirin üzerindeki emeğiniz için yürekten teşekkür ediyorum. Sağ olun, var olun.
“DEMOKRASİYİ BİR VAAT OLMAKTAN ÇIKARDIK”
Bu sayede 80 bine yaklaşan üyemizle iradenin milletin kendinde olduğunu, sözün, yetkinin, kararın artık üyede olduğunu ve YENİ Parti’ye üye olmanın artık şeklen siyasete dahil olmak değil her aşamasında doğrudan sorumluluk almak olduğunu gösterdik. Demokrasiyi bir vaat olmaktan çıkarttık, kendi partimizde yaşanan bir gerçekliğe dönüştürdük. İnanıyorum ki YENİ Parti’de filizlenen bu demokrasi anlayışı; yarın, özellikle de YENİ Parti’nin iktidarı ile birlikte de Türkiye’nin dört bir yanında yerleşecek, kurumsallaşacak bir yeni siyasi partiler düzenine, yepyeni bir demokrasiye, demokrasi için yepyeni bir aşamaya evrilecektir. Bu demokrasi şölenini mümkün kılanların emekleri de, bugünlerde yaşananlar da ileride hep takdirle anılacak.
“BİZDEN BEKLENEN YENİ EVREYE GEÇİYORUZ”
Değerli yol arkadaşlarım illerimizdeki parti içi seçimlerimizi artık tamamladık. Artık mücadelede bizden beklenen yeni bir evreye geçiyoruz. İktidar yürüyüşünü yepyeni bir partiyle, yepyeni bir isimle, bütün tartışmaları geride bırakmış yeni bir isim, yeni bir logo, yeni bir enerjiyle birlikte, yeni katılımlarla güçlenerek, kapıları sonuna kadar açık tutarak yepyeni bir aşamaya geçiyoruz. Parti için mücadelenin ki bu konuda örgütümüz geçmiş tecrübelere bakıldığında çok istisnai birkaç durum dışında, çok önemli bir başarı gösterdi, çok önemli bir sınav verdi. Ama artık parti için mücadelenin bittiği, hep birlikte 81 ilimizde yüzümüzü dışarıya yani millete döndüğümüz, elimizi uzattığımız, vatandaşa dokunduğumuz, göz hizasında siyaset yaptığımız ve hep birlikte durmadan, yorulmadan çalışmaya başladığımız bir dönem başlıyor artık. Bundan sonra kadrolarımızı daha çok sokakta, meydanda, çarşıda, pazarda, tarlada, fabrikada, işçi servislerinde yani vatandaşa dokunabileceğimiz, seçmene dokunabileceğimiz her yerde göreceğiz.
“YEDİ HEDEF VE YEDİ GÖREV BELİRLEMİŞTİK”
Daha önceki toplantımızda yedi görev belirlemiştik, YENİ Parti’nin yeni hedefi ve örgütün yedi görevi. Buradan samimiyetle ifade etmeliyim ki kuruluş döneminin bütün zorluklarına rağmen kimi gittiğim yerde bunları broşür haline getirip, dağıtanları, il binasının duvarına asanları, her fırsatta bunu tekrarlayanları, yerel basınında bu toplantıda aldığı yedi görevi ve partinin yedi büyük hedefini kendi illerinde çokça kullanan arkadaşlarımızı gördük. İlk toplantıdaki o yedi hedef konusundaki sahiplenmeniz benim için son derece değerliydi. Disiplinden, yoldaşlık hukukundan taviz vermeden büyük bir gayretle çalışmak hepimizin birbirinden birinci beklentisi. Yeni siyasetin gereği olarak verdiğimiz bir diğer sözü de hayata geçirmek ve yeni nesil siyaseti buradan başlatma zamanı. Biz tüm üyelerle seçimi söylerken ayrıca şunu da söylemiştik. İlçe delegeliği, il delegeliği, kurultay delegeliği hukuki, kanuni, zararlı bir işlem olacak. Ama esas yetki, görev elbette üyede olacak. Ayrıca il yönetimi, ilçe yönetimi zamanı olanın, bu konuda emek vermek isteyenin, hepimiz adına yapacağı teknik, lojistik görevler olacak. Ama esas olarak siyaset mümkün olan her mahallede kuracağımız mahalle meclisleriyle, ilçelerde kuracağımız ilçe meclisleriyle, illerde kuracağımız il meclisleriyle yapılacak. Yani YENİ Parti’de yarın partiye yeni gelen bir üyenin potansiyeli, yeteneği, yetkinliği, bize verebileceği her türlü katkının değerlendirilebileceği, üyeyi tanıyacağımız ve doğru alana yönlendireceğimiz mahalle meclislerimiz olacak. Siyaset yukarıdan aşağıya dayatılan kararlarla değil, ihtiyaç duyulduğunda aşağıdan yukarıya, partinin hangi kararı vermesi gerektiğini sorgulandığı ve mekanizmaların kurulduğu, yani ‘Bunu bir mahalle meclislerinde tartıştırın’ dediğimiz, ‘Bunu ilçe, il meclislerinde bir karara bağlayın’ dediğimiz, kararı yerelden sizinle tartışarak genelde uygulayacağımız belki Meclis’te olduğuna göre oy kullanacağımız süreçleri başlatmak durumundayız.
“SANDIK GÜVENLİĞİ KONUSUNDA ÜYELERİMİZE ÖNEMLİ GÖREVLER DÜŞÜYOR”
Ayrıca seçimlere en çok bir buçuk yılın kaldığı böyle bir dönemde partinin politikaları, vaatlerinin hem ilk önce konuşulup tartışılıp yerelde nasıl anlatılacağını, nasıl en iyi şekilde savunulabileceğinin de konuşulduğu, adeta bir parti için hızlı eğitim mekanizmasının da orada mahalle meclisleri düzeyinde hayata geçirildiği ve mahallede partinin yapacağı siyasetin mahalledeki üyelerce planlandığı, tasarlandığı, bölüşüldüğü ve hayata geçirildiği bir süreç açısından mahalle meclislerini önemsiyoruz. Sandık güvenliği ki Siyasi Partiler Kanunu gereğince son seçime girmemiş bir partinin resmi sandık görevlileri olmuyor, bu yüzden işin sandıklara sahip çıkma noktasında hem müşahitlik hem gönüllülük hem de farklı yöntemlerle sandıklarda var olma noktasında tüm üyelerimize çok önemli görevler düşüyor. Daha önce 186 bin sandık görevlisi ile birlikte, biz sandık görevlilerinin, sandık sorumlularının sadece seçim günü sandıkta görev yapan değil şimdiden seçime kadar zamanında yapılırsa en az 6 kez sandığında oy kullanacakları, evlerinde işyerlerinde ziyaret ettiği, tanış olduğu, mümkünse sandık başında ona adıyla hitap ettiği bir örgütlenmeden bahsediyorduk. Bu kararlılıktan vazgeçmedik, bunu mahalle meclislerinde de konuşarak, tartışarak yeniden organize etmeyi ve mahalledeki tüm seçmene, mahalledeki tüm üyemizle birlikte doğrudan temas etmeyi, vaatlerimizi doğrudan anlatmayı ve onlara kendimizi doğrudan o mahallenin diliyle, o mahalleli üyelerimizle ulaşmayı son derece önemsiyoruz. Bunun için olabilen tüm mahallelerde bu çalışmaların yapılması, tüm ilçelerde ve tüm illerde mahalle meclislerinin ilin ve ilçenin özel özellikleri de gözetilerek esnek bir modelleme ile ama tavizsiz bir kararlılıkla uygulanmasını son derece önemsediğimizi ifade etmek isterim.
“YENİ PARTİ, YARININ İKTİDAR PARTİSİDİR”
Partinin kapılarını farklı görüşlere açtık, açık tutmaya da devam edeceğiz. Bu ülkenin birliği ile bütünlüğü ile bayrağı ile kurucu kadrolarıyla sorunu olmayan, otokrasi yerine demokrasinin tarafında duran, bugünkü para düzenden rahatsız olan ve bizimle birlikte olmak isteyen herkese YENİ Parti’nin kapıları bundan sonra da ardına kadar açık olacak. İllerimizden genel merkeze sadece sorun ve şikayetleri değil bu sıkıntıları nasıl çözeceğimize yönelik somut önerileri de taşıyacağız. Çünkü YENİ Parti’nin ana sloganı şudur, ana yaklaşım şudur; YENİ Parti, bir partimiz olsun diye kurulmuş bir parti değildir. İktidar olsun diye kurulmuş bir partidir. YENİ Parti, bir muhalefet partisi olarak kendini konumlandıran bir parti değildir. YENİ Parti’nin önümüzdeki ay yapacağı ilk kurultay, YENİ Parti’nin muhalefetteyken yapacağı tek kurultaydır. YENİ Parti iktidar olmak için kurulmuştur ve bu yüzden hiçbirimiz unutmamalıyız ki sorunu söyleyen, sorunları anlatan, dertleri konuşan iyi bir muhalefet olur. Ama çözümü hazırlayan iktidar olur. Bunun için YENİ Parti, sorunlara nasıl çözüm getireceğini her fırsatta anlatan, yarının iktidar partisidir. Siz de yarının iktidar partisinin 81 ildeki il başkanlarısınız.
“‘YENİ PARTİ’YE UYANACAKTIM, OPERASYONA UYANDIM’ DİYOR”
Değerli arkadaşlar hepimiz zor ve karanlık dönemden geçiyoruz. Artık gitmekte olan bir iktidar var. Onlar yolun sonuna geldiler, biz daha yolun başındayız. Muhalefetin kurumlarına ve seçilmiş siyasetçilere saldırıldığı, akademisyenlere, öğrencilere, sivil topluma saldırıldığı, medya kuruluşlarına, gazetecilere saldırıldığı, sosyal medya hesaplarının saatler içinde kapatıldığı ağır bir darbe döneminin içindeyiz. Bugün sabah da erken saatlerde Denizli’de Şeniz Başkanımızın gözaltına alındığı ve Merkezefendi Belediyesi’ne bir operasyon yapıldığı, Bakırköy’de ise belediye meclis üyelerimize, bürolarımıza operasyon yapıldığı, Belediye Başkanımız Ayşegül Ovalıoğlu’nun 86 yaşındaki babasının gözaltına alındığı, bütün ailenin şaşkınlık içinde olduğu bir süreci izliyoruz. Belediye Başkanımız kendisi dışarıda. 86 yaşında belediyenin kapısından girmeyen, vaktinin çoğunu Bakırköy dışında geçiren amcamızın gözaltına alındığı süreçteyiz. Başkanımız diyor ki ‘Bugün biz dört ilçe birlikte Bakırköy’de YENİ Parti’ye katılacaktık. Sabah YENİ Parti’ye uyanacaktım, operasyona uyandım. 86 yaşındaki babamı aldılar. Bu kadar kötülük niye Genel Başkanım?’ diye bana sabah sorduğu bir soruyla uyandım.
“ASLA UNUTKAN OLMAYACAĞIZ”
Pazar günü ise Şeniz Başkan beni Denizli’de karşılamış, sonra kendi belediyesinin bir etkinliğinin ödül törenine koşmuş, gitmişti. Ama bütün Denizli, Şeniz Başkan’a daha önce bir belediyeye yapılan operasyondan sonra hem birilerinin zorla itirafçı yapılmaya çalışıldığını, hem de Şeniz Başkan’a ‘Ya gel AK Parti’ye katıl, olmazsa hapse atıl’ noktasında büyük bir baskı kurulduğunu, Şeniz Başkan’ın psikolojisinin hiç iyi bir noktada olmadığını bütün arkadaşlarımız ifade etmişti. Şeniz Başkan’ın gözlerindeki hem o direnci, hem bu kaygıyı gördükten iki gün sonra ve bugün partimize dört belediye başkanının daha katılacağı törenden birkaç saat önce iki kadın belediye başkanına aileleri ile birlikte yapılan bu zulmü de bir kez daha bu toplantıda kayda geçiriyoruz. Her şey bitecek arkadaşlar, her şey bitecek ve bittiğinde vatandaşa birçok vaadimizi yerine getirmek için görevimizin başında olacağız. Partinin Genel Başkanı olarak ifade ediyorum ki benim vaadim milletimize şudur. Herkes emin olsun, asla unutkan olmayacağız. Bu zulmü edenleri de kanun dışına çıkıp yargı yetkisini bir parti için kullananları da 86 yaşındaki babalara, analara ya da 6 yaşındaki çocuklara zulmedenleri de bunlara direnenleri de bu süreçte teslim olup, gidip, işbirliği yapanları da asla unutmayacağız. Asla unutkan olmayacağız.
“ESKİSİ OLMAYAN, HEYECANI YÜKSEK, TESLİM OLMAMIŞ BİR PARTİYİZ”
Olağanüstü koşullara karşı olağanüstü mücadele pratikleri gerekir. O yüzden YENİ Parti’nin politikalarını tespitlerini, teşhislerini ve tedavi önerilerini milletimize ulaştırmak birinci vazifemiz. Örgütümüzün her temsilcisini, her bir üyesini YENİ Parti’nin mesajlarını millete ulaştıracak bir nefer olarak görüyoruz. Onlar televizyonları kapatabilirler, sosyal medya hesaplarını engelleyebilirler ancak bizim üyemizin komşusuna, akrabasına, eşine, dostuna çalışmasını, onun derdine çözümü söylemesini engelleyemezler. YENİ Parti ne söylüyorsa 81 ilde dilden dile ulaştırmak örgütümüzün vazifesidir. Bu konuda örgütümüze de güvenim tamdır. Okumayı seven, dinlemeyi seven, araştıran, sorgulayan, tartışan, derdini iyi anlatan çok güçlü bir üye yapımız var. Son dönemde ilk kez siyasete dahil olan üyelerimizin heyecanı, teknolojik yatkınlıkları, pratikleri de bu konuda bize son derece elverişli bir siyaset zemini yaratıyor. Kapatılan televizyonlara, erişim engeli gelen hesaplara, gazetelere üzülmek ve bunlar için mücadele etmek evet; ancak bunun yerine yepyeni iletişim olanaklarını kullanmak ya da klasik iletişim olanaklarını bir büyük seçim ordusu eliyle hayata geçirmek de karşımızdakilerin baş edemeyeceği ve bizimle yarışamayacakları bir alan. Bir tarafta hantallaşmış, yorulmuş, yaşlanmış, köhneleşmiş, siyaseti siyasetçilerin elinden alıp bürokratlara emanet etmiş bir siyaset var. Bir tarafta eskisi olmayan bir parti, heyecanı yüksek bir parti, baskılardan yılmamış, teslim olmamış, tüm saldırılardan küllerinden yeniden doğmuş, ayağa kalkmış çok güçlü bir parti var. Onlar yolun sonunda, biz daha yeni başındayız başkanlarım.
“GÖREVİMİZ, SOYGUNU UNUTTURMAMAKTIR”
Değerli arkadaşlar, son dönemde medyaya yöneltilen saldırıların bir sebebi de hiç şüphesiz asrın soygununun millete ulaştırılmasına engel olmak. Fon vurgunun hakikatlerinin özgürce konuşulmasına engel olmak istiyorlar. Bunu Halk TV’yi karartarak da yapıyorlar, diğer televizyonlara ‘Halk TV fon vurgunun üstüne çok gidiyordu, bak ne hale geldi’ diyerek korku salarak da yapmaya çalışıyorlar. Ama bizim görevimiz bu soygunu unutturmamak, mağdurların hakkını da sonuna kadar savunmaktır. Milletimiz geçim derdinde kıvranırken, iktidar partisinin açtığı yolda, bizzat iktidar partisinin mensupları tarafından vurgun yapılmıştır. Bu vurgununu 86 milyona maliyeti her geçen gün artmaktadır. Erdoğan’ın dediği gibi ‘Fonların yüzde 4,6’sında sınırlı bir iştir’ diyerek küçük göstermeye çalıştığı meselenin nasıl ikinci, üçüncü etkileri olduğu her yeni gün yeniden ortaya çıkmakta, uzmanlar tarafından ifade edilmekte, tüketici güven endeksinde ölçülmeye başlandığı günden beri tarihin en büyük aylık düşüşünün yaşandığı da memleketteki iktidara güven, tüketicinin yarınları güveninin tamamen ortadan kalkmakta olduğunu göstermektedir. Ekonomiye doğrudan maliyet ilk günlerde 20 milyar dolar olarak ölçüldü. Birkaç gün içinde diğer etkileri ile birlikte 90 milyara çıktığı söylendi. Geçtiğimiz hafta YENİ Parti’nin Ekonomi Eşgüdüm Konseyi 110 milyar dolar olduğunu söyledi. Ben açıkladım, Parti Sözcümüz, Grup Başkanvekilimiz, ilgili arkadaşlar söyledi. Nihayet bizim bu açıklamamızdan üç gün sonra dünyanın bu konuda en önemli kuruluşlarının yaptığı açıklamalarda Türkiye’nin tam 114 milyar dolarlık ttoplam bir kayıpla karşı karşıya olduğu ortaya çıktı. Yani krizin mağduru 455 bin tekil yatırımcı, 2 milyon vatandaş ya da 5,5 milyon borsa mağduru değil, bu krizin mağduru artık 86 milyondur.
“YATIRIM YAPANLARIN PERİŞAN OLDUĞU GÜNLERDEYİZ”
Bu soygunun perde arkasında çok acı hikayeler var. Parasını bir umut fona yatırıp borçlarından kurtulmaya çalışan KOBİ’lerin, ‘Şu fon çok getiriyormuş, parayı burada büyütelim. Uygun kredi bulamıyoruz, faiz ödemek yerine aksine parayı birkaç kata katlarsak düze çıkarız’ diyen mağdur KOBİ’lerin günü gelmiş borçlarını ödeyemediği ve işçilerinin maaşlarını ödeyemediği bir süreçteyiz. ‘Bir ay dursun ve nemalansın’ diye ev kirasını fona koyanların ev sahibiyle davalık olmaya başladıkları süreçteyiz. Ameliyat parasını günü gelene kadar fona yatıranların ameliyat olamadığı günlerdeyiz. Maaşından artırdığı birikimi ile fona girenlerin mağdur olduğu, perişan olduğu günlerdeyiz. Hatta garanti olsun diye Türkiye’nin en büyük şirketlerine borsada yatırım yapan milyonlarca insanın bile parasının neredeyse üçte birini kaybettiği günlerdeyiz. Şimdi o mağdurlar borçlarını ödeyemiyorlar, kiralarını ödeyemiyorlar, planlanan yatırımlarını, alışverişlerini yapamıyorlar. Ve bu krizin yeni, yeni etkileri her birimizi daha derinden sarsmaya devam edecek. Bu kuralsız, denetimsiz, hukuksuz çarpık düzen milleti büyük bir kaosun içine sürüklemiştir.
“AYNI SİYASİ YÖNELİMDE OLMALARI TESADÜF DEĞİL”
Peki tüm bunlar neden başımıza geldi? Çünkü bizim AK Parti’nin kara düzeni dediğimiz, AK Parti seçmeninin, ‘Çarpık bir düzen kurmuşlar, bizi de perişan ettiler’ dediği çarpık bir düzenin içindeyiz. Sayın Erdoğan’ın kendi atadıkları bu soygunun bizzat başındadır, içindedir. Hem büyükelçisi, başdanışmanı, saraydaki kurulların başkanları bu işlerin başındadır. Tüm fonların yönetiminde görev yapanların tamamı Erdoğan tarafından görevlendirilmiştir. Bazıları, bazı mağdurlar ‘Ya bana saraydan telefon açtılar. Efendim özel kalemden söylediler. ‘Sen burada bir maaş alıyorsun, bir maaş da TERA fondan al, yönetimine gir’ dediler. İki toplantı katıldım, birkaç imza attım, uyardılar ve ayrıldım’ diyenlerin tutuklandığı, isyan ettiği ama büyük oyunu kurgulayanların bir kenarda sanki haberi yokmuş gibi davrandığı bir sürecin içindeyiz. Soygunu yapıp parayı kazananlarla soyulanların geçmiş dönemde aynı siyasi yöneliminde oldukları bir tesadüf değildir.
“GÜN, YARININ UMUDUNU BİRLİKTE PAYLAŞMA GÜNÜ”
Erdoğan’ın dönüp dönüp bir yargı süreci ile ilgili, CHP’de olduğumuz dönemde bir tekerleme gibi söylediği meseleyi ona söyleyince sinirleri, asabı bozulmaktadır. Ey Erdoğan, atayan AK Partili, atanan AK Partili, soyanlar AK Partili, soydurdukların da AK Partili. Biz bu işin hiçbir yerinde yokuz. Tabii biz bu işin şurasında varız. Mağdurların hakkının korunmasında varız. Çünkü biz mağdura, haksızlığa uğrayana, maaşından artırdığı çalınana, ameliyat parasını kaptırana ya da kredi bulamıyor diye son çare buraya başvurup şirketini batırana geçmişte AK Parti‘ye oy verdi diye düşmanlık yapacak insanlar değiliz. AK Parti’nin kara yüzüyle bugün tanışmış olmaları, AK Parti seçmeninin suçu değildir. Onlara kusuru bulup, kabahati yükleyip, ‘İyi oldu’ diyecek halde değiliz. O yüzden de bizim tepedeki yöneticilerden hesap soracak, AK Parti’nin kibirli yöneticilerinin yaraladığı seçmenlerine de sahip çıkması gerekenler yine bizleriz. Bu yönetim anlayışı zaten AK Parti’yi iki sınıfa bölmüştür. Bir tarafta muhafazakarlık maskesi altında zenginleşmeye çalışan faydacılar, bir tarafta samimi muhafazakarlar. Yani AK Parti seçmeni vatan evlatlarıyla bakan evlatları arasındaki ayrımla tanışmış ve yaşadığı rahatsızlık artık bu siyasetten kendilerini uzak tutma noktasına gelmiştir. Gün, AK Parti seçmenine, geçmişin hesabını sorma değil; yarının umudunu birlikte paylaşma günüdür. Bir yanda evladı sigortalı bir iş bulsun diye kapı aşındıran AK Partililer, diğer yanda evladı fonda milyarları götüren AK Partili bakanlar, milletvekilleri vardır. Bir yanda hac ibadeti için yıllarca biriktirdiği parayı kenarda tutan, sonra da kura bekleyen, kurada bile ‘Acaba bir şeyler mi var?’ diye artık şüpheye düşen AK Partililer var. Diğer tarafta foncuların özel jetleriyle hacca giden, hacdan selfie paylaşan eski Bakan, Erdoğan’ın evlatları, daha biz ismini zikredene kadar Genel Başkan Yardımcısı olarak görev verdikleri var.
“MİLLETİN VİCDANINDA MAHKUM OLACAKLAR”
Sayın Erdoğan bu soygunu yapan yol arkadaşlarının listesini ısrarla milletten saklıyor. Açığa çıkaranları hedefe koyuyor, açığa çıkarmamak için elinden geleni yapıyor. Hukuk işletilmemekte, hukukta görülmemiş tövbe hesabı diye yeni bir kavram tarif edilmektedir. Suçüstü yakalananlar cami bahçesine çocuk bırakıp gider gibi günahlarını tövbe hesabına bırakıp; soruşturmadan, kovuşturmadan kurtulmayı, yani Erdoğan’ın kendi yargı sistemi içinde affa uğramayı beklemektedirler. Tabii bu beklenti kökünü 17-25 Aralık’tan önce yapılanların görülmeyip, sonrasında kira yatıranların terörist olduğu, yani banka şubesine kira yatıranın terörist olup, o bankanın kurdelesini kesenlerin 17-25 miladından önde olduğu için suçsuz olduğu bir süreç ve kendilerini her fırsatta evlerinden çıkan ayakkabı kutularındaki paraları önce ‘FETÖ’cüler, dış güçler’ deyip sonra faiziyle geri alanların ve FETÖ’cülerle kurdukları tüm ilişkilerden sonra ‘Milletim affetsin’ deyip elini de FETÖ sabunu ile yıkayıp kendince kirlerden ve günahlardan arınanların bir kez daha bu milleti bu yöntemle kandıracağını sanmaları beyhudedir. Bu kez mesele doğrudan vatandaşın canını yakmıştır ve vatandaş olanın bitenin farkına varmıştır. Bu yüzden tövbe hesabına üç-beş kuruş atanların AK Parti mahkemesinde temize çıkması ya da Türk yargısından kaçırılmasının bir faydası yoktur. Milletin vicdanında mahkum olacaklar, cezayı da sandıkta çekeceklerdir.
“MAĞDURLARA SON DARBE YASA İLE VURULDU”
Mağdurlara son darbe ise Meclis’ten geçen yeni yasa ile vurulmuştur. Mağdurları haklarını ödememek için yeni yeni usuller uydurulmuştur. Milletin bu çarpık düzene isyanını duyuyor, bu konuda Anayasa Mahkemesi’ne başvurup mağdurları cezalandıracak, daha çok mağdur yaratacak, mağdurların önüne set çekecek maddelerin iptali yönünden gerekli hazırlıklarımızı yapıyoruz. Biz YENİ Parti olarak ilk günden önerimizi sunmuştuk. İlk günden. Nasıl yıllar önce Amerika’da yaşanmış ve ciddiyetle üstüne gidilmiş, bir daha hem tekrarı engellenmiş hem de mağduriyet giderilmişse burada da yapılacak olanları bizim önerimize detaylı şekilde yazmıştık ve bu meselenin esası uluslararası anlaşmalardan yararlanıp, uluslararası yetkilerin kullanılıp dünyanın öbür ucuna götürülmüş paraların, bilhassa İBB borsası, FETÖ borsası ile temin edilmiş, yurt dışına götürülüp yurtdışından yabancıların parasıymış gibi fonlarda değerlendirilen paraların, TERA fonun bir kirli para yıkama, aklama çamaşır makinesine döndürüldüğü gerçeğini de tespit ederek gerçek bir mücadelenin bunlarla verilmesi gerekmektedir. Dün Ekonomi Koordinasyon Kurulumuz ve partimizin bu konuda yetkilendirdiği isimlerle altıncı toplantımızı yaptık. Bu kez iki farklı çalışma grubu oluşturduk. Bu noktada illerimizdeki mağdurlarla arkadaşlarınızı buluşturmak için size, ilçe başkanlarımıza da görevler düşüyor.
“DAYANIŞMA VE HUKUK MÜCADELESİ İÇİNDE OLACAĞIZ”
Birinci heyet mağdurlarla görüşecek, bir çağrı merkezi de oluşturulacak, bir veri tabanı da oluşturulacak. Mağdurların haklarını müştereken arayacakları resmi zeminler, dernekler, birtakım çalışmalar bu konuda yapılıyor. Bunlar da yapılacak ve mağdurlarla dayanışma içinde olacağız. İkinci heyetimiz ise şu anda cezaevinde bulunan fon tutuklularını gidecek, ziyaret edecek, kendilerine soruları soracak millet adına. Yanıtları arayacak. Kendilerinin cezaevinde düştükleri süreçte esas bu meselenin kökünün nereden kaynaklandığı konusunda söylemek istedikleri varsa onları dinleyecek ve Meclis’in kurmadığı, araştırmadığı komisyon yönünden partimizden 10 milletvekili, diğer siyasi partilerden de, muhalefet partilerinden de bu konuda eşgüdüm arayışında olanlar var, birkaçı ile görüştük. Bunu da diğer partilerle ortaklaştırarak hiç değilse muhalefetin bir arada bu fon mağduriyeti ile mücadelesi noktasında gayret gösterilecek. Elbette biz kimseyi suçu ispatlanana kadar suçlu görme durumunda değiliz ya da bir cezaevi ziyaretinin mağdura yapılan bir dayanışma ziyareti gibi değil; hakikatin peşinde, fon vurgununun sorumlusu olduğu düşünülerek içeriye konulanlarla görüşmelerin hakikat peşindeki bir hukuk mücadelesine katkı sağlayacağının da altını çiziyoruz. Bugünlerde bundan sonraki günlerde Türkiye kamuoyunda bu konu önemini korumaya ve ciddiyetle ele alınmaya partimiz tarafından devam edilecek. YENİ Parti olarak bu işin peşini bırakma niyetinde asla değiliz.
“ŞİMDİ BAKANLARIN İLLERİ VAR MI?”
Değerli arkadaşlarım, değerli başkanlarım, bozuk düzende maalesef sağlam çark olmuyor. Eşin bir ucu ekonomi, bir ucu dış politika, milli güvenlik. Ama birileri olguyla algıyı yer değiştirip, tepetaklak edip, sanki yönetme kapasiteleri varmış, sürüyormuş gibi göstermeye çalışıyorlar. Oysaki Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminden sonra bilhassa bir kişinin göreve geldiği, bütün yetkilerin o kişide toplandığı, adeta millete ‘Ya sen seç, sonra yerine geç. Beş sene boyunca gerisine karışma. Seçtiğin vekilden de hesap soramazsın, o da zaten gelip hesap soramaz. Sözlü soru soramaz, gensoru veremez, bakan düşüremez, hükümet düşüremez. Beş yıl o oyunu ver, yerine geç. Gerisine karışma’ dediği bir sürecin içindeyiz. İşte bu iktidarın siyasizleşme ve ülkeyi siyasetsizleştirme sürecinin ta kendisidir. Ta karşısında siyaseti bırakmayan ve mücadeleyi bırakmayan bir muhalefet partisi gördüğünde onu hedefine almasının sebebi de budur. Baradan hatırlatalım. Eskiden illerin bakanları vardı. Şimdi bakanların illeri var mı? Manisa kabinede kaç bakanla temsil edilecek tartışması vardı. Bir bakan gelince memleketine pozitif ayrımcılık yapar, yatırım gelir umudu vardı. Kabineden düşen bakan veya kabineye bakanı girmemiş illerin, ‘Öksüz kaldık’ diye iktidara sitemleri vardı. Şimdi özel bir merak yoksa kim hangi bakanın hangi memleketin bakanı görüyor. Hangi bakan yan iline gidip ‘Üzülmeyin ben sizin hemşehriniz olarak size de sahip çıkacağım’ diyor? Bakanların seçilmiş milletvekillerinden olmadığı, atandıkları güne kadar çoğunun isminin dahi bilinmediği, göreve geldiğinde bürokrat olarak görev yaptıkları, istifada bile inisiyatifin kendinde değil, ‘Cumhurbaşkanımızın takdir ve tensiplerinde olduğu’ bir düzenin içindeyiz.
“REZALETLERİN KİMSE TARAFINDAN ÜSTLENİLMEDİĞİ SÜREÇLERDEYİZ”
O yüzden de kimse kendi yaptığı bakanlık dönemi ile ilgili övülecek işler yaparak değil, dövünülecek işler yapsa da Erdoğan karar vermeden gidebilecek kapasitede de değildir. İnsanlara örneğin, yenidoğan çetesinin hesabını Sağlık Bakanı’ndan soramadığımız, Kartalkaya yangınının Turizm Bakanı’nı görevden almaya, aldırmaya, istifaya yetmediği, Cumhuriyet tarihinin en büyük krizlerinin Maliye Bakanını veya ekonomiden sorumlu bakanları sorgulatmadığı, dış işlerindeki rezaletlerin kimse tarafından üstlenilmediği süreçlerin içindeyiz. Öyle bir şey ki kuvözde torununuz varsa bu düzende güvende değildir. Yenidoğan çetesinin hedefi olabilir. Çocuğunuz okul bahçesinde, aklınız okulda. Çünkü evladınız güvende değildir. Madene inen oğlunuz güvende değildir. Seçtiğiniz belediye başkanı başarılı ise AKP’ye tehdit ise güvende değildir. Cumhurbaşkanına tehdit ise devletin verdiği diploması dahi güvende değildir. İstanbul’da dere yatağına imar izni verilmiş evlerde oturanlar güvende değildir. Uyuşturucu çetelerinin cirit attığı yerde gençler, çocuklar, arka mahalleler güvende değildir. Esnaftan para isteyen, istediği haraç verilmezse 15 yaşında motosikletli çetelere kurşun attıranlar yüzünden esnafımız güvende değildir. Kadınlar karanlık sokaklarda güvende değildir. Tarladaki ürüne bakarsan Rize’deki Çaycı, Giresun’da, Ordu’daki fındıkçı, Gaziantep’teki fıstık üreticisi, Manisa’daki üzüm üreticisi, Trakya’nın buğdaycısı, ayçiçekçisi, Çukurova’nın pamukçusu güvende değildir. Paranız bankada durmasına rağmen güvende değildir. Bu devletin, bu yönetim anlayışıyla yarınlarımız, evlatlarımız güvende değildir.
“İZLENEN, ÜLKEYE KAYBETTİRİLEN BİR DIŞ POLİTİKADIR”
İşte bu bozuk düzenin içinde sağlam çark olmadığından bugünlerde Meclis’ten geçecek Mekke Anlaşması konuşuluyor, Türkiye’nin dış politikası tartışılıyor. Bu iktidar her alanda sadece kendi menfaatini düşünmektedir. Bu nedenle dış politikamız şahsileşmiştir. AK Parti’nin dış politikası milletin ortak çıkarlarına, ülkenin orta, uzun vadedeki yarınlarını düşünen değil sadece iktidarın sürmesini düşünen Erdoğan’ın çıkarlarını düşünen ikili pazarlıklara dönüşmüştür. AK Parti’nin dış politikasının ilkesi, prensibi, stratejisi yoktur. Sadece ve sadece kendi menfaatleri vardır. AK Parti’nin dış politikası dışarıdan bakıldığında, tarafsız bakıldığında, manipülasyonlardan kurtarıldığında, algı operasyonları aşıldığında kaybeden, ülkeye kaybettiren bir dış politikadır. Sürekli ölüm veren ama kazanım sağlamayan bir dış politikadır. Amerika ilişkileri, Trumpçı olmakla, Avrupa ile ilişkileri pazarlıkçı olmak ve Avrupa’nın istediğini vermek, karşılığında kendine taviz koparmak üzerine konumlandırılmış bir dış politikadır. Birkaç başlık halinde bakacak olursak örneğin Doğu Akdeniz’den tamamen dışlanmış durumdayız. Doğu Akdeniz’de en uzun kıyıya sahip ülke Türkiye’dir. Doğu Akdeniz gaz formunda Türkiye yer almıyor, Türkiye’yi dışladılar. Denize kıyısı olmayan Ürdün, Doğu Akdeniz gaz formundadır, Akdeniz’e en çok kıyısı olan Türkiye, gaz formundan dışlanmıştır. Avrupa, Amerika, İsrail, Fransa, İngiltere ayrı ayrı ve hep birlikte Güney Kıbrıs’ın yanında saf tutmaktadırlar. Bizim sondaj gemilerimiz ise limanlarda beklemektedir. Değerli vatandaşlarımıza hatırlatıyorum. 2020 Oruç Reis, mehter marşlarıyla, eşlik eden muhriplerimizle birlikte aramaya gittiğinde işte Türkiye’nin dış politikadaki dirayetli duruşu diyenler, paparayı yiyince önce muhribi, sonra Oruç Reis çektiler. 6 yıldır burnunu doğu Akdeniz’de dışarıya çıkaramayan bir durumdayız. Oruç Reis, balıkçıların gittiği yerlere gidip, oralarda seyrü sefer yapıp, oralarda bir, iki bir şey yapıp dönmekte. Uluslararası sularda ya da tartışmalı sularda bizim hakkımız olup kabul edilmeyen sulara 6 yıldır Oruç Reis bir kulaç geçememiştir. Ama 6 yıl önce Oruç Reis’in aramalarını nasıl bir büyük dış politika başarısı, hamlesi diye anlattıklarını kimse unutmasın. Biz Libya Anlaşmasını önemsiyoruz. İmzalandığı gün, ‘Meclis’e getirin geçirelim, Birleşmiş Milletler’de okutun, hamle üstünlüğü kazanalım’ diyen o günkü Grup Başkanvekili benim. Libya Anlaşmasını önemsiyoruz, destekliyoruz ama Doğu Akdeniz’deki haklarımızı korumaya yetmiyor. Mısır ile bozulan ilişkiler, İstanbul seçimlerinde Ekrem İmamoğlu’nun Sisi’ye benzetilerek ‘Sisi mi Binali mi’ diye çarpık anlayış, şimdi Sisi’nin kapısında beklese de Mısır’ın Yunanistan ile yapmış olduğu anlaşma ve bu anlaşmanın biraz önce bahsettiğim herkes tarafından kabul edilip, bizim Libya ile yaptığımız ve her iki devletin egemenliği ile imzaya alınmış anlaşma ise Avrupalı hadsizler tarafından eleştirilmekte, kınanmakta, kabul edilmemektedir. Bizi bu duruma AK Parti’nin öngörüsüz, saçma sapan dış politika hamleleri getirmiştir. Erdoğan ağzındaki baklayı Avrupa’yla ilgili çıkardı. ‘AB üyeliği önceliğimiz değildir’ dedi. AK Parti iktidara gelirken Avrupa Birliği üyeliği sözü vermişti. Hatırlayın güpegündüz Ankara’da havai fişekler atmışlardı. Şimdi AB üyeliği yerine Avrupa’nın sığınmacı deposu, güvenlik bekçisi olmanın pazarlığını yapıyor kendi iktidarını sürdürme karşılığında. Avrupa savunma programı var, SAFE. 150 milyar euroluk bir program. Bunun farkına vardık. Yurtdışındaki her toplantıda, SAFE, ‘Avrupa’nın güvenliği Türkiyesiz olmaz’ dedik. Türkiye’nin savunma sanayinde yüksek teknolojideki başarılarını, ürünleri, firmalarını söyledik.
“YAPTIKLARI YANLIŞLARLA BİZİ DIŞLATTILAR”
İşlerine geldiğinde buralarda bu firmalarla iç politika malzemesi övünenler, SAFE programına Türkiye’yi dahil ettirip, 150 milyar euroluk bir pazarda yer almak yerine yaptıkları yanlışlarla bizi buradan dışlattırdılar. Güvenlik konusunda her çağrıldığında koşan, Baltıklarda hava sahasını korumak için F-16’larını gönderen Türkiye, bu büyük programa AK Parti’nin şahsi ilişkileri ve beceriksiz yönetimi yüzünden dahil olamamıştır. Gümrük Birliği anlaşmamızı revize edemedik. Bu sorun ortada duruyorken yetmezmiş gibi Made in EU programından da dışlandık. İhracatımızın yüzde 70’ini Avrupa’ya yapıyoruz. Avrupa Türk mallarına gümrük uygulayacak, tüm tedarik zincirimiz olumsuz etkilenecek. Almanya ile Fransa anlaştılar, Avrupa parlamentosundan aynı şekliyle geçerse Türk Otomotiv Sanayi, yan sanayi perişan olacak. Türkiye’ye Çin muamelesi yapıyorlar. Karadağ, Avrupa Birliği’ne üye olmak istiyor. hani Eurovision yarışmalarında Montenegro deyince ‘Neredeydi bu Karadağ?’ denilen o küçücük ülke, 33 fasıl açtı, 22’sini kapattı, Avrupa Birliği’nin kapısında. 65-70 yıldır Avrupa Birliği’nde yer almak için mücadele eden Türkiye’yi Erdoğan’ın bu anlayışları yüzünden Avrupa ile Asya üzerinde üç köprüsü, bir tren yolu, bir yeraltı tüneli olan Türkiye’ye, İstanbul’a Çin muamelesi yapıyor Avrupa. Avrupa’nın Asya’ya bütün bağlantısının olduğu yer, Türkiye. İki tane boğazla Asya’dan ayrılıyor Avrupa. Karadağ girdi girecek, ama Türkiye’ye Çin muamelesi yapıyorlar. Buradan ‘Dış politikayı AK Parti’yi yönetiyor, Erdoğan iyi yönetiyor’ hikayesi, masalı anlatıyorlar. Biri çıksın karşımıza da bir anlatsın bakalım bu hikayelerin neresi başarılı neresi başarısız? Yıllarca bu Made in EU için bütün Türkiye’deki büyükelçilere gittik. Derdimizi anlattık, bir heyet yaptık. Avrupa parlamentosu konseyinde tek tek bütün yapıları dolaştık, anlattık. Ancak bu noktada iktidar, iktidarın beceriksiz ve Türkiye’yi dışlatan yaklaşımı yüzünden bir muhalefet partisinin emeklerinin yeterli olmadığını da gördük. Aynı sorun Eurofighter alımı konusunda. Eurofighter ilgili de Türkiye’nin dışlanmış olduğu, Ekrem Başkan’ın hapse atıldığı günlerde Almanya’nın koyduğu şerhin Ekrem Başkan’ın cezaevinden benim de Alman Savunma Bakanı ile bizzat yaptığımız görüşmelerle Alman Sosyal Demokrat Partisi’ne kaldırıldığını hatırlatmak isteriz. Ama Eurofighter projesinin dışında kalmak da hep Türkiye’deki yanlış hamleler yüzündendi. Son günlerde o konularda ilerlemeler var, umutla takip ediyor yalnız meselenin çok yavaş ilerlediğini de endişeyle tespit ediyoruz.
“YEMEN’DE SAVAŞIN DEĞİL BARIŞIN TARAFINDA OLMALIYIZ”
Değerli arkadaşlar, YENİ Parti Türkiye’nin Orta Doğu ilişkilerinin başarıyla ve bölgesel kalkınma amaçlayan bir zeminde yürütülmesini savunuyor. Orta Doğu’da emperyalistlerin Amerika ve İsrail’in çıkarlarına hizmet etmeyi ise reddediyor. YENİ Parti, Trump yönetiminin her dediğini yapan ve karşılığında onlardan meşruiyet dilenen acizliği reddediyor. Türkiye’nin Arabistan, Pakistan ile ilkeli anlaşmalar yapmasına, savunma alanında işbirliği yapmasına kategorik olarak bir itirazımız olamaz. Ancak Türkiye’nin ‘Bir savunma işbirliği anlaşması yapıyoruz’ diye savaşta olan bir ülkeyle anlaşma yapmasına, savaşa taraf yapılmasına, Türk askerini Yemen çöllerine göndermeye de YENİ Parti asla sessiz kalmaz, asla destek olmaz. Anayasanın 90 ve 92’nci maddeleri ihlal edilerek, Meclis bypass edilerek oraya gidip anlaşmalar yapmak, anlaşma Meclis’e sunulmadan İstanbul’da koordinatörler atamak, gidip asker yollamanın taahhütlerini vermek asla kabul edilemez. Biz Yemen’de savaşın değil, barışın tarafında olmalıyız. O yüzden Türk askerini Amerika’nın, İsrail’in çıkarları için çatışma alanlarına göndermek ve taarruzi faaliyetlerin içine sokmak asla ve asla kabul edilemez. Buna bütün gücümüzle, dilimiz döndüğünce, Meclis’te anayasanın ve içtüzüğün verdiği bütün yetkileri kullanarak itiraz etmeye devam edeceğiz.
“‘DESTEK VERECEĞİM, YERİMDEN ETMEYİN’ DİYENLER VAR”
Erdoğan iktidarı, her dediğine Trump’ın ‘Evet’ demektedir. Karşılığında Türkiye’nin menfaati ise toplamda sıfırdır. Yani Türkiye’nin ABD ile değil, Trump’ın Erdoğan’la ilişkisi vardır. Öyle şanssız bir dönemdeyiz ki Erdoğan’ı neredeyse Amerika’da seven tek kişi Amerika’yı yönetmektedir ve maalesef neredeyse Trump’ı Türkiye’de seven tek kişi de Türkiye’yi yönetmektedir. Ama buradan ne Türkiye’ye, ne Türkiye’nin çıkarlarına hiçbir fayda üretilmemektedir. ‘Trump dedi’ diye, daha doğrusu randevu versin diye, ‘Dedi’ diye değil, ‘Diyeceği masaya oturabilelim’ diye 250 Boeing aldık onlardan, fahiş fiyata LNG aldık onlardan. Amerikan mallarına vergiyi Erdoğan havadayken sıfırladık. Çin mallarına vergiyi Erdoğan inmeden bindirdik. Hatta Eskişehir’de çoğu bulunan nadir toprak elementlerimizin de Trump’a sözünü verdik, bu konudaki Trump’ın aldığı söz Trump için en büyük müzakere başarısı olarak halen daha kendi taraflarında anılıyor. Karşılığında ne oldu? Dostunuz Trump iki yıldır söyledi, söyledi, CAATSA yaptırımlarını kaldıramadı. Şimdi de meclisler kapandı, seçim havasına girdi. Ama Güney Kıbrıs’a silah satışına konmuş yasağı Trump kaldırdı bu arada. Yani CAATSA yaptırımlarını kaldırmazken, Güney Kıbrıs yaptırımlarını kaldırdı. Türkiye’nin parasını ödediği, hatta altı tanesinin üstüne Ay-yıldızın nakşedilip hangara çekildiği, eğitim için pilotlarımızın gönderildiği F35 projesinden kovulduk. Paramızın üstüne kondular. F35’leri başkasına yolladılar. Şimdi Trump ‘İleride bir sürprizim olabilir’ diyor. Bütün gece konuşuyorlar, ‘F35 sürprizi mi geliyor?’ Trump Türkiye’ye geliyor, ‘Kargo uçağından KAAN’a motor mu çıkacak?’ Ne KAAN’a motor çıktı, ne F35 çıktı. İsrail’e, Yunanistan’a sattığı F35’ler yetmezmiş gibi F16 modernizasyonunda en modern F16’lar Yunanistan’ın ve İsrail’in elinde. Karşılıklı kalkınca dakikalarca bizimkisi kör uçuyor, öbürü bizim pilotu neredeyse evinde izliyor. Modernize etmediler. Trump bunların hepsinin sözünü verdi. Bir tanesi dahi olmadı. Bir tanesi dahi. Artık bu dış politikada kralın çıplak olduğunu, bu anlatılanların hepsinin iç politikaya yönelik algı meselesi olduğunu, olgunun bambaşka bir yerde durduğunu görmek lazım. Bunu cesaretle konuşmak lazım. Tutmuşlar orada gündüz-gece bir tema seçip, ekranları bölüp bölüp, sopaları eline verip verip yandaşlara anlattırıyorlar. ‘Muhalefetiz, muhalefet olacağız’ diyerek bunun peşinden koşanlar da var. ‘O anlaşmaya ben de destek vereceğim. Aman benim sırtımı sıvazla, aman yerimden etmeyin’ diyenler var.
“O GÜNLERDE VATANSEVER UZMANLARA ‘HAİN’ DEDİLER”
Öyle bir yerdeyiz ki milletimize yani ‘Türkiye, dış politikada başarılı. İyi. Erdoğan, iyi, yönetir’ diye 20 kanaldan kandırılan milletimize basitçe birkaç şeyi hatırlatmak isterim. S400’ler gelirken ‘Ya bu S400’ler dahil olduğumuz batı savunma sistemine aykırı. Bunu kurdurmazlar. Kurursak kullandırmazlar. Kullanmaya kalkarsak elimizdeki geri kalan her şeyi alırlar’ diyen vatansever, milli savunma uzmanlarına ‘hain’ diyordu bunlar. ‘S400 gelmesin, yanlış olur’ diyene ‘hain’ diyordu bunlar. S400 geldi diye F35 verilmedi, F16’lar duruyor, KAAN’a motoru vermediler. Bütün yaptırımlar duruyor. Hatırlayın, milletimize hatırlatayım. 12 Temmuz 2019, 18 televizyon canlı yayında. Rusya’dan ağır nakliye üç uçak kalkıyor. Uçak kalkarken televizyonlar canlı yayında, S-400’ler Rusya’dan havalandı. Karadeniz’in üstünde rotasını izliyorlar. Çok heyecanlıyız. Hava sahamıza girdi S-400’ler. Mehter marşı çaldılar. Piste indi Mürted’de, üstüne gül suyu sıktılar. Nerede o S-400’ler? Bir kere test için kapağını açtılar, hangarda duruyor. Şimdi ‘CAATSA kalkacak mı?’ diyoruz, ‘S-400’ler Türkiye’yi terk etmeden CAATSA kalkamaz, hayal görmeyin’ diyorlar. O günlerde yerli ve milli duygularla milli duyguları sömürülenlere söylüyorum. Ne oldu S-400 masalı? Biraz önce söyledim, 2020’de Oruç Reis dünyaya kafa tutuyordu. Gidip oradan gaz çıkarıyordu, petrol buluyordu. Altı yıldır Oruç Reis çekildi kenara burada duruyor. Ağzını açan var mı? Trump ‘Çok beğendim Gazze şeridini’ diyor. ‘Buraya oteller yapacağım’ diyor. Orada 76 bin çoğu kadın ve çocuk Filistinli öldürüldü, sürüldü. İnsanlık dramı sürüyor. Trump’ın hesabı öndeki hidrokarbon yatakları, orayı seviyor, orayı orayı. Ne oldu? Bir kelime söylemiyorsunuz. Ama orayı Fransa, İngiltere, Almanya, Amerika aralarında pay ediyorlar. Güney Kıbrıs’ın da sırtını sıvazlayıp özel görev veriyorlar. Ne oldu Türkiye’nin Doğu Akdeniz çıkarları, Mavi Vatan ne oldu? Mavi Vatan’ı böyle haritalarda konuşuyordunuz. Bu mu mavi vatanseverlik? Bugün niye konuşulmuyor? Çünkü orada geri adım atıldı. Çünkü Erdoğan’ın kulağını çektiler, arkasından çektiler. ‘Kardeşim senin istediğini vermem için senin bu Doğu Akdeniz’den çekilmen lazım’ dediler. Söylemeyelim mi? Hatırlayın, 82 Kerkük, 83 Musul diye plaka dağıtıyordunuz, plaka. ‘Türkiye ilk kez Cumhuriyet tarihinde toprak kazanacak’ diyordunuz, Hatay’a da saygısızlık ederek. Ne oldu? Ya da Suriye meselesinde Halep’te 82 plakalı araç gezdirmediniz mi Halep’in civarında? Çekip de paylaştırmadınız mı sosyal medyadan trollere, gazetecilere, onlara bunlara? Ne oldu şimdi? O yüzden Trump Erdoğan’a sandalye itmiş. Sandalyeyi itti, uçağı ittirdi, LNG’yi ittirdi, nadir toprak elementlerine çöktü, vergiyi indirdi, Çin malına vergiyi bindirtti. Altına sandalye itilen Erdoğan neyi aldı da geldi? O yüzden artık bu işlerin bir algı yönetimi olduğunu, tek meselenin Türkiye’deki seçmeni ikna edip oyunu almak olduğunu, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de de Ege’de de, Ege Ege. Dışişleri Bakanı öyle TikTokçu Hakan Efendi, gitmiş Yunan gazetesine röportaj vermiş, Yunan gazetesine. Ne diyor biliyor musunuz? Türkiye’nin en önemli işlerinden biridir, altın milin üstüne çıktıklarında sevgili Allah uzun ömür versin Şükrü Elekdağ. Türkiye’nin en deneyimli, A Plus diplomatlarından bir tanesi. Meclis’ten bir karar çıkarttırdı. Kararda ‘Türkiye bu altı mil konusunda bütün Türkiye’deki partiler olarak casus belli sayarız. Buradan dışarı çıkarsanız.’ Bak bir cümle söylüyor. ‘12 mile çıkması casus belli, savaş sebebi değildir.’ Bak bir cümlede iki şey yapıyor. Ne yapıyor biliyor musunuz? 12 mil değil, altı milin üstü diyoruz biz. Türkiye’nin tezi altı mili bir kulaç geçemezler. 6,1 mil. Bu 11,9’a kadar zaten sesim yok diyor. 12 mile çıkarırsa diyor. Biz altı mil geçemez diyoruz. Düşünün MİT Başkanlığı yapmış birinin bunu bilmemesi mümkün mü? Böyle bir cehalet ancak kötü niyetle mümkündür. İkincisi, ‘Casus belli savaş sebebi değil.’ Bu Yunan diplomatın sözü. Vaktiyle biz 1995, ‘Casus belli sayarız’ demişiz. Yunan diplomatlar şimdi onu yumuşatmak için diyorlar ‘Ya casus belli savaş ilanı demek değildir.’ Biz de diyoruz ki, ‘Casus bellinin ne dediği bellidir.’ Diplomatlar lafı sonuna kadar getirmez. Ben de demiyorum ki karşı karşıya savaşa girelim. Ama senin hattın bir yerde, onun hattı bir yerde. Şimdi Yunan diplomatın lafını kendi söylüyor, altı mili ‘12 mile kadar müsamaha gösteririm’ diyor. Bunun yanında Yunanistan’dan kablo çekecekler. Elektrik verecekler. Normalde Türkiye’nin tezi ne? Ya kardeşim 2 bin kilometreden kablo mu olur? Verelim 70 kilometreden elektriği kullanın. Ya parasını verin, ya siz de interconnected sistem yerine elektrik verin. Stratejik bir hamle. Biz ‘Kablo çekmede izin değil, bildirim istiyoruz’ diyor. Bak bak bak. İzinden geçti, bildirsin yeter. Yunanistan o günden sonra ‘Bildirime de karşıyız’ diyor. Böyle dış politika yapıyor bunu. Sata sata, vere vere, çekile çekile. O yüzden bunların dış politika masallarına artık kimse inanmasın. Türkiye’yi Doğu Akdeniz’de yalnızlaştırdılar. AB üyelik sürecinden kopardılar. ABD ile ilişkilerde taviz üstüne taviz veriyorlar. Artık Türkiye lideri ile kişisel pazarlık yapılan, AK Parti’ye meşruiyet verildiğinde ise işlerin görüldüğü Türkiye’nin her çıkarının terk edildiği, karşı tarafın bu esneklikle davrandığı ve ciddiye alınmayan bir ülke noktasında.
“YENİ PARTİ, GÖREVE HAZIR VE TALİPTİR”
YENİ Parti’nin dış politikası milli menfaatlerden yanadır. Bizim iktidarımızda Türkiye lideri ile pazarlık yapılan bir ülke olmayacak. İlkesi, prensibi, stratejisi, 86 milyonun çıkarlarını savunmayı hedefleyen kurumsal bir dış politikanın o günkü takipçisi olacak. Her gelenin dış politikayı değiştirdiği, kişiselleştirdiği ve kendi çıkarına pazarlık masasına oturduğu bir şey olmaktan çıkarılacak. Türkiye’nin kısa, orta, uzun vadeli menfaatleri hep birlikte takip edilecek. Gücünün farkında olan, bu güç ve kapasitesini halkı için kullanan bir ülke olacağız. Refah üreten bir dış politikayı Türkiye olarak benimseyeceğiz. Komşularıyla barış içinde yaşayan, Orta Doğu’daki ülkelerle ilkeli, bölgesel kalkınmaya dayalı işbirlikleri yapan, Amerika, Rusya, Çin ile eşit müttefiklik ilişkileri tesis eden, hedefini ‘Avrupa Birliği’ne tam üyelik’ olarak belirleyen ve bunu sağlayan bir ülke için YENİ Parti göreve hazırdır ve göreve taleptir. Artık AK Parti’nin kara düzenine de AK Partililerin deyimiyle bu ‘çarpık düzene’ de verilecek yeni bir kredi kalmamıştır. AK Parti’nin bu yolda yürüyecek yolu da kalmamıştır. Yapılacak iş, milletin menfaatine olan yeni bir düzen kurmaktır. Bizim safımız bellidir; milletin yanıdır. Millet de bizimle beraberdir. Milletin umudu YENİ Parti’dedir. Kurulurken kurulduğundaki heyecanı da YENİ Parti’den beklentileri de en iyi siz değerli il başkanlarımız biliyorsunuz. Milletin umudu olan YENİ Parti’yi milletin salonda da masada da sokakta da mücadelesiyle, müzakeresiyle ön plana çıkacağı bir süreci hep birlikte takip edeceğiz. Siyasetteki tüm saldırılara, tüm haksızlıklara, gazetecilere ve sivil topluma yapılan ve bundan sonra yapılacaklara karşı hem mücadele hattında olacağız, hem de bunun milletimizin moralini bozmasına, sandıktan ümidi kesmesine asla izin vermeyeceğiz.
“MİLLET SEÇTİĞİNİN ARKASINDAN BİR SANTİM ÇEKİLMİYOR”
Erdoğan televizyon kapatarak kazanamaz. Erdoğan hesap kapatarak kazanamaz. Erdoğan susturarak, yıldırak, hapsederek kazanamaz. Erdoğan ancak sizin umudunuzu kırarsa, sadece sizin mücadele azminizi kırarsa, milleti kaybetmeyeceğine, kaybetse de makamı terk etmeyeceğine, ne olursa olsun iktidarı sürdüreceğine inandırırsa kazanabilir. Bunun karşısındaki tek çare; mücadeleyi diri tutmak, umudu yüksek tutmak, morali yerinde tutmaktır. Eninde sonunda bu millet ki herkes şunu bilsin ki devletini sever. Çünkü Atatürk kurmuştur, dedesi-ninesiyle bir kurmuştur. Devleti ne istiyorsa verir. Vergi ister, verir. Askere çağırır, gider. Evladını yollar. Evladı ay-yıldızlı al bayrakla bir tabutun içinde gelir. Ağlar, öper, ‘Vatan sağ olsun’ der. Ama ne zaman devlet milletin karşısına dikilir, buna sessiz kalmaz. Ne zaman Gazi’nin eseri Cumhuriyet’in en önemli kazanımı sandığa birisi elini uzatır, o uzanan eli yine bu millet kırar. Onun için milletimizin bu kararlılığı, sandığa bu düşkünlüğü, demokrasiye bu inancı ve ‘Kimin yöneteceğine ben karar veririm’ konusunda defalarca verdiği iyi sınavlar varken 1960’daki darbenin hesabını hâlâ soran, mağdurlarını unutmayan bir milletten bahsediyoruz. 12 Eylül‘de ‘Benimle anayasaya birlikte oy atacaksın’ denip, birkaç ay sonra ‘Şu paşaya oy vereceksin’ diyen darbeciyi dinlemeyen bir milletten bahsediyoruz. 28 Şubat döneminde iradesine, seçtiğine saygısızlık yapıldığını hissettiğinde buna reaksiyon veren, iktidar değiştiren bir milletten bahsediyoruz. Erdoğan’ın yıllarca atadıklarına oy veren, İstanbul’u yönettiren, İstanbul’a yapılan kötülükleri görüp fikir değiştirdiğinde, ‘13 bin farkı fark görmüyorum, seçimi tekrar ediyorum’ dediğinde ‘Sen benim seçtiğime karışamazsın’ deyip 45 gün sonra 806 bin farkla demokrasi tokadını atan bir milletten bahsediyoruz. Seçtiği belediye başkanları iktidara tehdit oluyor diye yapılan operasyonlarda ‘hırsız’, ‘yolsuz’, ‘düzenbaz’, ‘darbeci’, ‘terörist’, efendim ‘ajan’... Bu suçlamaların hepsini 30 kanaldan birden anlatılmasına rağmen bu yapılan haksızlığa karşı seçtiklerinin arkasından bir santim çekilmeyen bir milletten bahsediyoruz. Onun için il başkanlarım, yönetimleriniz, ilçeler, tüm üyelerimiz ve milletimiz şundan emin olsun ki biz o sandığa varacağız, o seçimi alacağız, YENİ Parti’nin yepyeni düzenini kuracağız, AK Parti’nin kara düzenini sonlandıracağız. Hepinize inanıyorum, hepinize güveniyorum. Toplantının başarılı geçmesini diliyorum. Hoş geldiniz.”
Siyaset, 27 Ekim 2026 15:36
Yorumlar (0)
29 Ekim’de Kocaeli’de de ulaşım ücretsiz
İzmit’te tramvayın çarptığı kadın öldü
Kartepe’de çocuklar ve ailelerini eğlendiren oyun
Kocaeli'deki o isim Adalet Bakanlığı'nda görevlendirildi
KOTO üyeleri için American Life Dil Okulları ile de indirim protokolü imzaladı
Çınar Çocuk Evleri miniklerinin gösterisi büyük beğeni topladı
Kartepe’de sürücüleri kızdıran görüntü!
Diliskelesi’ndeki çalışmalar Başkan Ömeroğlu’nun takibinde
Osmangazi Köprüsü kısmen trafiğe kapatılacak!
Başkan Büyükakın o ülkeye gitti
Körfez’in kadın ragbicileri yarı final maçını da kazandı
Yıkılma tehlikesi olan cami minareleri yenilendi
Aracı arızalanan sürücünün yardımına zabıta ekipleri koştu
Kocaeli’de Cumhuriyet coşkusu köprüden meydanlara taşacak
İşsiz sayısı artıyor
Gram altın bugüne de düşüşle başladı!
Kandıra’daki yarışmada oltaya 41 santimetrelik balık takıldı
Akaryakıt tabelaları 100 TL sınırını aşabilir
Başkan Büyükakın’dan gençlere: Hata yapmaktan korkmayın
Elif Serap Gürkan il başkanı oldu
Gölcük’te MHP’li meclis üyesi cinayete kurban gitti
Kocaeli’de okullar tatil değil!
Kebapçıyı silahla öldürdüler
İzmit’te Cumhuriyet temalı ödüllü resim yarışmasında dereceye girenler belli oldu
Halkın sağlığıyla oynayanlardan hesap sorun!
Kocaeli Valiliği'nden şiddetli yağmur uyarısı
KOTO’dan dijital dönüşümde 5 firmaya ücretsiz danışmanlık hizmeti
Başkanvekili Obuz, kapasitesi artırılan Aşevi’ni denetledi
Üsküdar Üniversitesi öğrencileri Arslanbey’de yetiştirilen 41 çeşit bitkiyi inceledi
Erdoğan süresiz nafakanın kaldırılmasını veto mu etti?
Çayırova Kitap Fuarı’nda çocukları sevindiren gösteri!
İzmit’te Murat Yalçıntaş’a vefa gecesi önemli isimleri bir araya getirdi
Zincir marketlerde indirim var, ürün yok
KOÜ’de öğrenciler eğlenceye doydu
Yardım paralarını fona yatırmadıysanız vakıf yetkililerini neden görevden aldınız?
Bu durum beni üzüyor ve utandırıyor
Körfez Yarış Pistin’de Karting heyecanı
Milyonlarca emekliyi ilgilendiren gelişme
Okul önünde öğrencilere yiyecek dağıtmaya devam!
