Bu ortamı yaratan Erdoğan’ın bizzat kendisidir

Siyaset, 06 Ekim 2026 16:32

TBMM'nin yeni yasama yılının ilk grup toplantısında konuşan Özgür Özel, “AKP’lilerin saadet zinciri” olarak nitelendirdiği fon skandalıyla ilgili, “Erdoğan'ın atadıkları bu işin tam göbeğinde” görüşünü savundu. Skandalın yol açtığı kamu zararının 90 milyar TL olduğunu belirten Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeğeni Üsame Erdoğan’ın şirketi ve bağlantıları hakkında da iddialarda bulundu.

Bu ortamı yaratan Erdoğan’ın bizzat kendisidir

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, "Milletimiz geçim derdiyle kıvranırken iktidar partisi mensuplarının içinde olduğu asrın vurgunuyla yeni döneme başladık. Vatandaşın devlere emanet ettiği yatırımlara resmen çöküldü. Erdoğan'ın atadıkları fon vurgununun tam göbeğinde" dedi.

YENİ Parti, yeni yasama yılının ilk Meclis Grup Toplantısı’nı gerçekleştirdi. YENİ Parti lideri Özgür Özel’in konuştuğu toplantıya yurttaşların yoğun ilgi gösterdiği görüldü. YENİ Parti TBMM Grup Toplantısı’na çok sayıda belediye başkanının yanı sıra kentlerin STK temsilcilerinin de katıldığı belirtildi.

Özel kürsüye, “Birleşe birleşe kazanacağız” sloganlarıyla çıktı. Özel konuşmasının başında, “CHP’nin işgal altında olduğunu” savunarak, “Mustafa Kemal Atatürk’ün mirası YENİ Parti’dedir” dedi.

SAHA ÇALIŞMALARI

YENİ Parti milletvekillerinin TBMM’nin tatilde olduğu sürede sahada olduğunun altını çizen Özel, “Arkadaşlarımız, Türkiye’nin 61 ilinde halkımızla bir araya gelerek çözüm önerilerini konuştu. Ekim ayında 81 ile ulaşmış olacağız” ifadelerini kullandı.

Yeni yasama döneminde TBMM çalışmalarında aktif ve belirleyici rol oynayacaklarını kaydeden YENİ Parti Genel Başkanı Özel, “Seçim gelene kadar, tüm grubumuzla birlikte Anadolu'nun dört bir yanında sahada olacağız” diye konuştu. YENİ Parti’nin bütçesinin yurttaşların bağışları ile oluşturulduğunu vurgulayan Özel, “Milletin emaneti” olarak nitelendirdiği bütçenin özenli ve şeffaf şekilde kullanılacağını dile getirdi.

İktidarın taktiğinin, “Umutları kırmak” olduğunu belirten Özel, “Kendilerini seçmenin umutlarını kırarak ayakta tutmaya çalışanlara karşı umut buradadır. Ama umut buradadır, YENİ Parti’dedir. Herkes emin olsun ki o seçimi alacağız” yorumunu yaptı.

YENİ SİYASET MODELİ

YENİ Parti’nin, “Yeni siyaset” sloganıyla duyurduğu modelle ilgili de konuşan YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, “Bir büyük siyaseti hep beraber öreceğiz’ dedik. Resmi kongrelerimiz bitti. Tüm üyelerimizin katılımıyla ilçe başkanlarımızı seçtik” yorumunu kayda geçirdi. Özel, 820 ilçede tamamlanan ilçe kongrelerine katılım oranının yüzde 62,5 olduğunu bildirdi. YENİ Partili Özel, çok adaylı gerçekleştirilen seçimlerin yarısına yakınında mevcut başkanların değiştiğini anlattı.

MECLİS’TEKİ PROTESTO

Özel, 1 Ekim’de gerçekleştirilen Meclis açılışında imza attıkları protestoyla ilgili de bilgi paylaştı. AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasından önce Meclis’ten ayrılmalarına yönelik Özel, şunların altını çizdi:

“Ülkeyi baskı ve korkuyla yönetmeye çalışanların neyini dinleyeceğiz? Bu ortamı yaratan, Erdoğan’ın bizzat kendisidir. Hak etmediğimizi duyarsak hak ettiğinizi duyacaksınız. Kazanmadığı ilçeyi, belediye meclis üyelerini, belediye başkanlarını şantajla, rüşvetle alanlara, saflarına katanlara, sonra da o ilçeyi kazanmış gibi caka satanlara söylüyorum, bundan sonra ne ekerseniz onu biçeceksiniz.”

FON SKANDALI

Fon skandalını, “800 milyar TL’lik vurgun çarkı” olarak nitelendiren Özel, skandalla ilgili sözlerini şöyle sürdürdü:

“Erdoğan’ın atadıkları bu işin tam göbeğinde. Fatma Betül Sayan Kaya, ortalama bir ev parasından 27 ev parasını bir yerlerden bulmuş, fona koymuş, beş ay sonra 2,2 milyar TL ile oradan ayrılmış. Erdoğan, ‘Fatma Hanım şeytana uydu’ diyor. Fırından 20 TL’lik bir ekmeği görüp de nefsine yenik düşenler içeride ama devletin, İBB’nin burslarıyla büyümüş, bütün ailesi ayrı ayrı kayrılmış Fatma Betül Sayan Kaya ifadeye bile çağrılmadan dışarıda. Bir tane tövbe hesabı açmışlar, ana parayı sıyırıp parayı oraya atmış, olaydan böyle kurtulmaya çalışıyorlar.

Fatma Hanım elbette yalnız değildir. Şu an bakanlar kurulunda bulunan bazı bakanların bildiği bir şey var, bu işi çantacılara yaptırıyorlar. Ya da parayı Lüksemburg’a gönderiyorlar, oradaki bir yabancı yatırımcı üzerinden fona yatırıyorlar. FETÖ borsasının kirli parasının, İBB borsasının kirli parasının içine atıldığı bir çamaşır makinesidir Terra Fonu arkadaşlar. Çok yakında ya bu çamaşır makinesinde aklanan paklananın peşine düşecekler, ya da milletin merdanesinde millet tarafından sıkılıp bir tarafa atılacaklar.”

SKANDALA KARIŞAN İSİMLERİ SIRALADI

Özeli fon skandalına ismi karışan AKP’lilerin isimlerini sıraladı. AKP’nin, “Türkiye Yüzyılı” projesinin mimarının da fon skandalına isminin karıştığını dile getiren Özel, şöyle devam etti:

“Dün bu skandala biri daha eklendi, Osman Arıkan Nacar. Fatma Betül Sayan Kaya’nın tam 10 katı parayı vurmuş. Buradan vurulan bina, 3 bin 333 apartman dairesi parası. Bu kişi kim? AKP Sözcüsü Ömer Çelik ile birlikte Bodrum’da tatil yapmış birlikte. Dünden beri kendisinden tık yok. Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim. Fatma Betül Sayan Kaya’yı, Ömer Çelik’i, Hayati Yazıcı’yı söylemesek bunlardan ses çıkmayacak.

Bu işin parti boyutu, bakan boyutu, Saray’da yakın çalışma arkadaşları boyutu var ve bu işin bir de aile boyutu var. Fon operasyonunun ilk dalgasında gözaltına alınan Enver Çelik var. Buz Yatırım’ın Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Akkaya var. Bunlar serbest bırakıldı savcılıktan. Bir Bin Bin Şirketi var. Lidya ile bu şirket doğrudan ortak. Bin Bin Şirketi’nin sahibinin adı Üsame… Ve bu genç yatırımcı, Erdoğan’ın kardeşinin oğlu, Üsame Erdoğan… Üsame Erdoğan’ın Bin Bin hissesi Nisan 2016’da 200 TL, bugün 200 TL koyan zavallının hissesi 47 TL’den işlem görüyor. Parayı vuranlar aldılar çıktılar. Bu AKP'lilerin saadet zinciri. Soygunun ekonomiye doğrudan maliyeti 90 milyar dolar…”

OKUL GÜVENLİĞİ SORUNU

Okullardaki güvenlik zafiyeti ile ilgili de konuşan Özel, “Kurşun geçirmez okul çantası” olarak satışa çıkarılan çantanın, okul güvenliğine yönelik çarpıcı tabloyu ortaya koyduğunu vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 3 bin polis tarafından korunduğunu iddia eden Özel, “Okullara polis yok, beyefendiyi 3 bin polis koruyor” diyerek okul güvenliğinde gösterilen zafiyete tepki gösterdi.

OPERASYON GÖRÜNTÜLERİ

YENİ Parti lideri Özel, Mersin’de belediye başkanlarına yönelik gerçekleştirilen şafak operasyonlarıyla ilgili servis edilen görüntülerini de sert sözlerle eleştirdi. Bir kadının ev hali kıyafetiyle çekilen görüntülerinin basına servis edildiğini belirten Özel, tepkisinde şunları öne çıkardı:

“İçişleri Bakanlığı, ‘Servis edilmesiyle ilgili bizim ilgimiz yok’ dedi. Ben bu açıklamaya itimat ediyorum. Görüntüler kime gidiyor, savcılığa… Adalet Bakanlığı’nda bir yapı var. Bu görüntülerin tamamı, bu yapı tarafından hızla elde ediliyor ve haysiyet cellatlığı için paylaşılıyor. Sayın Erdoğan, ya Adalet Bakanlığı’ndaki bu insanların özel hayatlarına el uzatan bu çeteyi dağıtırsın ya da Allah ailemizi senden korusun.”

SUUDİ ARABİSTAN'A ASKER GÖNDERME KARARI

Konuşmasının son bölümünde Mekke İttifakı toplantısında Türkiye'nin Suudi Arabistan'a asker konuşlandırma kararı almasına sert tepki gösteren Özel, Meclis'te onaylanmadıkça bu kararın uygulanamayacağını vurguladı.

Özel, şunları söyledi: “Suudi Prensi, Cemal Kaşıkçı'yı İstanbul'da öldürttü, cayır cayır eritti, kemiklerini çantalarla taşıttı. Erdoğan 'katil' dedi, Amerika barış deyince barıştı. Şimdi birlikte Suudi Arabistan'ın Yemen'le olan savaşına taraf olacaklar. Anayasa'nın 90. maddesi kapı gibi ortada. İşin içinde asker varsa, silah varsa, bu anlaşma Meclis'te onaylanacak. Uluslararası anlaşma basın bildirisi gibi, peçeteye yazılmış bir temenni metni gibi olmaz.”

Özel'in açıklamalarının tamamı şu şekilde:

“Bugün 28’inci dönem beşinci yasama yılının ilk grup toplantısında hep birlikteyiz. Siyasi tarihimize iz bırakan, kara lekeler bırakan ve büyük başlangıçları not düşen bir yaz dönemini hep birlikte geride bıraktık. 19 Mart 2025 darbesinin ardından 21 Mayıs 2026 sivil darbesini de hep birlikte yaşadık. AK Parti’yi ilk kez bir seçimde mağlup eden, hep birlikte 47 yıl sonra partimizi birinci partiye yaptığımız sizi dostlarımızla, yoldaşlarımızla, yol arkadaşlarımızla birlikte bir yargı darbesine muhatap olduk. Mutlak butlan ve mutlak sultan ittifakını kuranlar partimize saldırdılar, kapılarını kırdılar. Gaz bombalarıyla, plastik mermilerle içeri girdiler. Aziz Atatürk’ün hatırasını tarumar etmeye kalktılar. İşte biz o gün binaları hep birlikte ardımızda bırakarak milletimize, milletimizin vicdanına sandık. Eskimiş, köhnemiş, çürümüş bir siyaset anlayışından ayrıştık; Atatürk’ün mirasını omuzlayarak o binadan ayrıldık. Milletimizin talimatıyla YENİ Partimizi kurduk. Kurulduğu gün bu Meclis’te ana muhalefet partisi olduk. Kurulduğu gün anketlerin birinci partisi olduk ve artık Atatürk’ün partisi cismen, fiziken maalesef orada işgal altındadır. Ancak Gazi’nin, Cumhuriyet’in mirası sizlerin ellerinde, omuzlarında hepimize emanettir. YENİ Parti’ye emanettir.

“ANADOLU’NUN DÖRT BİR YANINDA OLACAĞIZ”

Birileri evlerinden, partilerinden burnunu çıkaramazken ve iktidar partisi kadroları sokağa çıkamaz, esnafa gidemez, pazar gezemezken değerli grubumuz sahadan bir an olsun ayrılmadı. Partinin kuruluş sürecinde milletimizle birlikteydik. Partimizin teknik kuruluşunu yaptığımız grubumuz yaz tatili boyunca da kendi illerinde, ilçelerinde, beldelerinde, köylerinde; ardından eylül ayındaki planlanan kapsamlı iki ayrı 10’ar günlük programla 61 ilde halkımızla bir araya geldiler, sorunları dinlediler ve en önemlisi YENİ Parti’nin çözüm önerilerini anlattılar. Ekim ayı içinde de bu 61 rakamı hızla 81’e tamamlanıyor ve tüm illerimize çok sayıda milletvekilimiz temas etmiş olacak. Meclis’te çalışmaya başlıyoruz. Şüphesiz ki partimiz geleneğinden gelen bir şekilde bir büyük millet meclisinde mücadelenin ve kaliteli yasamaya katkının, iktidar olduğu dönemlerde de çok önemli kazanımları yasalaştırmanın geleneğinden gelen bir partidir. Öyle olduğu için Meclis çalışmaları, Meclis’e katılım önemlidir. Ancak bir yandan her gün seçim bir gün daha yaklaşmakta, milletin umutları YENİ Parti’ye bağlamaktadır. Bunun için bu yasama döneminde Meclis’te olacağız, komisyonlarda olacağız; gerektiğinde hep birlikte, gerektiğinde yeteri kadar olacağız. Ama koca bir yıl boyunca ta ki seçim gelene kadar, o sandık gelene kadar bütün grubumuzla birlikte Anadolu’nun dört bir yanında sahada olacağız.

“BÜTÜN TAKTİKLERİ; UMUTLARI KIRMAK”

Bütçesini milletin oluşturduğu bir parti olarak, hiçbir toplantımızı ve milletvekili kampımızı dahi otellerde, dışarılarda, lüks yerlerde değil milletimizin mütevazı bağışlarıyla kiralayabildiğimiz genel merkezimizde yaptık. Yemeklerimizi genel merkezimizin yemekhanesinde yedik. Çalışma toplantılarımızı orada yapıyoruz. Bundan sonra da milletin emanetine gözümüz gibi bakarak, her bir kurşun hesabını milletimize; bizi ayakta tutanlara, küçücük gelirlerinden bize bir pay ayıranlara hesap vererek yapacağız. Yeni dönemde milletin YENİ Parti’den beklentileri büyük. Yeni dönemde sokağın, çarşının, pazarın, tarlanın, evlerin, evdeki kadınların, umutsuz gençlerin sesi olmaya; emeklinin - emekçinin, esnafın - çiftçinin, arıcının - balıkçının umutlarını yeşertmeye, onları ayakta tutmaya devam edeceğiz. Buradan tüm milletimize sonda söyleyeceğimi baştan bir kez daha söyleyeyim. Bütün taktik, umutları kırmaktır. Bütün taktikleri, beklentiyi yok etmektir. ‘Artık olmaz, artık değişmez, bunlar yenilmez. Yenilse de gitmez’ gibi kendilerini umutsuzlukla, seçmenin umutlarını kırarak ayakta tutmaya çalışanlara karşı umut buradadır, heyecan buradadır, her yaştan genç buradadır. Herkes emin olsun ki o sandığa varacağız, o seçimi alacağız.

“ŞİKAYET EDİLEN ALIŞKANLIKLARI TERK ETME SÖZÜ VERDİK”

Değerli arkadaşlar, her yerde AK Parti’nin kara düzeni hakim. Bu kara düzeni yıkmanın, yerine yeni bir düzen kurmanın tek umudu YENİ Parti’dir. YENİ Parti ilk kurulduğunda ‘YENİ Parti’de ne yeni olacak?’ sorusu önemli, son derece haklı, son derece meşru bir soruydu. Demiştik ki ‘Biz YENİ Parti’de kurulduğumuz gün ana muhalefet partisi olduğumuz gibi, YENİ Parti eskiyi terk edecektir.’ Eskiden şikayet edilen tüm alışkanlıkları terk etmenin sözünü vermiştik. Demiştik ki ‘Demokrasiyi kendi evinde kurmadan Türkiye’ye vaat edemezsiniz. YENİ Parti’de doğrudan demokrasiye geçeceğiz. Hep söylenen, hep reddedilen. ‘Kanuna aykırı, öyle olmaz, böyle olmaz’ denilen bir umudu, bir beklentiyi kanununu değiştirmesek de kanuna uyarak ama daha fazla çalışarak, daha fazla toplanarak, hep birlikte inanarak başaracağız’ demiştik. Dedik ki ‘Gelin YENİ Parti’ye üye olun. İlçe başkanını siz seçin. İl başkanını siz seçin, genel başkanı siz seçin. Seçtiğiniz il başkanları ilçe başkanları artık bir yarış kazanmak için liste yapmayacak. Önümüzdeki, yani parti içi yarışı düşünerek değil; gireceğimiz seçimi düşünerek, ilçeyi kapsayacak, rakibini yendiyse geride bıraktıysa onu dışlamayarak, onu kucaklayarak onunla birlikte listeler yapacak. En sonunda mahalle meclisleri ile, ilçe meclisleri ile, il meclisleri ile siyaset sokakta, mahallede konuşularak başlanacak. Yukarıdan aşağıya değil aşağıdan yukarıya doğru örülecek, güçlenecek ve hep birlikte büyük bir imece ile çoğalarak, televizyondan duyduklarımızı sokakta anlatarak değil; sokakta konuşulanların, mahallenin, köyün beklentisini, beldenin ihtiyacını, ilçenin talebini, ilin sesini Ankara’ya duyurarak bir büyük siyasete hep birlikte öreceğiz’ demiştik. Onun sözünü vermiştik.

“ÖN SEÇİMLERİ YÜZDE 62,5 KATILIMLA GERÇEKLEŞTİRDİK”

Bu hafta sonu resmi kongrelerimiz bitti. Önceki hafta tüm üyelerimizin katılımıyla ilçe başkanlarımızı seçmiştik. Şöyle bir durumun karşısındayız. Toplam 820 ilçede şu ana kadar, ilçe kongreleri tamamlandı. Tüm ilçelerde tüm üyelerimiz ilçe başkanı için sandığa gittiler. Türkiye çapında yüzde 62,5’luk ki hemen hemen adayların yarısında yarış var, yarısında tek adayken, yüzde 62,5’luk bir katılım oranıyla Türkiye’de ilk kez denenen bir işi yüzde 62,5’luk bir katılım oranıyla ön seçimleri gerçekleştirdik. Peki göstermelik mi oldu bu iş? Hayır. Yarısına yakın yerde yarış oldu. Birden fazla adayın yarıştığı ilçelerin yüzde 47’sinde kurucu ilçe başkanı değişti, yerine üyeler yeni bir ilçe başkanını görevlendirdiler. Yani yarışın yarısını kurucu ilçe başkanları önde tamamlarken, diğer yarısını diğer adaylardan birisi yaptı. Yani üyemiz kimin yöneteceğine, kimin devam edeceğine, kimin biraz dinlenip yeni bir adaya, bir kadına, bir gence, bir başka isme katkı sağlamaya görevlendireceğine bizzat üyelerimiz karar verdi. Tarih önünde ifade etmek isterim ki; bu adım bugün bakıldığında ilk adımdır. Yeni bir adımdır. Ne bizim ne bundan sonra Türkiye siyasetinin geriye adım atamayacağı çok ileriye yönelik çok büyük bir adımdır. Bugün itibariyle YENİ Parti’nin üye sayısı bu sabah 753 bine ulaştı. Üye sayımız hızla artmaya devam ediyor. Sırada il başkanlığı seçimleri var. 81 ilde 18 Ekim günü üyelerimizin tamamı, yani düne kadar üye olmuş 753 bin kişi il başkanlığı için oy kullanacak. Buradan açıkça ifade ediyorum. Verdikleri mücadeleyle, kuruluş sürecindeki emekleriyle tüm kurucu il başkanlarımıza, teşekkür ediyoruz. Buradan bütün Türkiye’nin önünde ifade ediyoruz ki; tüm üyelerimiz hangi il başkanını gelecek seçimde görevlendirirse il başkanımız odur. Karar başımızın üzerinedir. Verilecek karar üyemiz bizzat kendisine emanettir.

“YENİ SİYASETE UYGUN ANLAYIŞLA KOL KOLA YÜRÜNECEK” 

Tabii burada bir memnuniyetimi ifade edeyim. Birazdan Artvin’e tekrar değineceğim bir başka başlık altında. Artvin seyahati için Rize Artvin Havaalanına uçtuk. Rize’nin Pazar ilçesindedir havaalanı. Pazar’da geçtiğimiz günlerde bir sel felaketi yaşanmış. Esnaf, çarşı esnafı büyük zararlara uğramış. Evler hasar görmüş. Pazar’a geçmiş olsun ziyareti için gittim. Dolaştık, geçmiş olsun dileklerimizi, yardıma koşan belediyelerimizin emeklerini, gayretlerini milletimizin, Pazarlıların takdir ettiğini gördük. Eksik olanları not aldık, ilgili arkadaşlarımızın Meclis zemininde ifade etmesi gereken hususlar var. En son her şey bittiğinde bir yerde oturduk. Çay ikram ettiler. O sırada ilçe başkanı geldi. İlçe başkanına dedim ki ‘Başkanım nasıldı seçim, rakip var mıydı?’ Dedi ‘Vardı.’ Dedim, ‘Kim kazandı?’ ‘Ben kurucu ilçe başkanıyım, ben kazandım.’ Dedim ki ‘Rakibin nerede?’ Oradan seslendi, ‘Benim başkanım’ dedi. Dedim ki ‘Nasıl aranız?’ ‘Çok iyi başkanım’ dedi. ‘Size’ dedi ‘Tüm üye ile seçim yapmasanız ben aday olmazdım. Yarıştım, başkan kazandı ama iyi ki kazanmış çünkü pazartesi sabahı bana telefon açtı. Yönetim listesini birlikte yapalım’ dedi. Ona da helal olsun, sana da helal olsun, dedim. Bana değil Pazar’da uygarca yarışıp kazanınca rakibini arayana, kaybedince küsmeyip partiye koşana, birlikte liste yapana, esas meseleyi doğru anlayanlara yani rakibini partinin içinde değil şu an ülkenin başında olduğunu anlayanlara helal olsun. Tabii bir işi ilk kez yapıyoruz, bir iş ilk kez yapılırken hatası olur, kusuru olur, eksiği olur. Şimdi dönüp bakıyoruz, bir yönergemiz vardı. Seçimi kazanan aday, rakibine sordu mu? Birlikte çalıştılar mı? Şehri kapsayan bir liste yaptı mı? Meslek dağılımı tamam mı? Gelecek seçime bu yönetim taşır mı? Çok uzaklardan çok iyi haberler oluyor bazen çok yakınlarda çok kötü haberler geldi. Rakip, ‘listeyi kapsamadılar, eksik bıraktılar.’ Tamamı, Genel Başkanın, yönetimin teminatı altındadır. Listeler yapılırken eksik bırakan, rakibini kapsamayan, yönergeye uymayan varsa onun düzeltilmesi, düzeltmeyenin karşısına geçmek, düzeltenin arkasında durmak, Genel Başkanın boynunun borcudur. Sözüm meclisten dışarı, ya yeni siyasete uygun bir anlayışla, kardeşlik, dostluk, yoldaşlık hukukuyla, kol kola girilecek, birlikte yürünecek, zafer birlikte kazanılacak, yok eski siyasete meraklı olanlar yine geride kalacak, yola yeni siyasetçilerle yürünecek.

“HAK ETTİĞİNİZİ DUYACAKSINIZ”

Değerli arkadaşlarım, 1 Ekim’de Atamızın kurduğu Meclis’in açılışına katıldık. Atamıza Meclis Başkanı’nın başkanlığında çelengimizi sunduk. Meclis Başkanının açılış konuşmasını dinledik, İstiklal Marşımızı hep birlikte okuduk. Daha sonra bir siyasi partinin genel başkanı kürsüye çıktığında salondan ayrıldık. Birileri çok rahatsız olmuşlar, ‘Genel Başkanımızı nasıl dinlemezsiniz’ diye feryat ettiler. Yerel seçimlerin birinci partisinin başına mahkeme kararıyla kayyım atananların neyini dinleyeceğiz? Rakipleriyle mertçe yarışmak yerine kendini yeneceğinden korktuğu rakipleri hapse atan ve ülkeyi baskıyla, korkuyla yönetmeye çalışanların neyini dinleyeceğiz? Kimse kusura bakmasın, bu ortamı yaratan Erdoğan’ın bizzat kendisidir. Bundan sonra Erdoğan’a sesleniyorum. Hak etmediğimizi duyarsak hak ettiğinizi duyacaksınız. Kazanmadığı ilçeyi, belediye meclis üyelerini, belediye başkanlarını şantajla, tehditle, baskıyla, rüşvetle alanlara, saflarına katanlara, sonra da pişkin pişkin o ilçeyi kazanmış gibi caka satanlara yani milletin vermediği emaneti çalan, milli irade hırsızlığına kalkışanlara söylüyorum. Bundan sonra ne ekerseniz onu biçeceksiniz.

“ERDOĞAN BU İŞİN TAM GÖBEĞİNDE”

Yeni yasama yılına asrın soygununun yakıcı ortamında başlıyoruz. Milletimiz geçim derdiyle kıvranırken iktidarın açtığı yolda, iktidar partisinin mensuplarının içinde olduğu asrın dolandırıcılığıyla, asrın soygunuyla, asrın vurguyla tanıştık; milletimiz buna muhatap oldu. Vatandaşın devlete emanet ettiği yatırımlarına resmen çöküldü. 800 milyar liralık vurgun çarkı üç-beş kuruşunu enflasyondan korumaya, bir kenarda arttırmaya, belki biriken borçları bu vesileyle kapamaya çalışan küçük yatırımcının üzerine devrildi. 455 bin tekil yatırımcı, 2 milyondan fazla doğrudan fondan etkilenen insan ve 5 milyona yakın toplamda bu işten zarar gören mağdur var. Erdoğan’ın atadıkları bu işin tam içinde, tam göbeğinde. Biri büyükelçi, biri Cumhurbaşkanı başdanışmanı, biri istişare kurulu üyesi, biri Varlık Fonu yöneticisi. Diğerleri Erdoğan’ın yardımcıları, milletvekilleri, Bakanları, Bakan yardımcıları, bürokratları. Fatma Betül Sayan Kaya 163 milyon lira, 27 ev parası… 6 milyon liralık kabul ettiğimiz ortalama bir ev parasından 27 ev parasını bir yerlerden bulmuş, gitmiş ve fona koymuş. Beş ay sonra ‘Çık’ dedikleri gün çıkmış ve 2,2 milyar lira, 367 ev parasıyla oradan ayrılmış. 27’sini koyup, 340’ını gariban vatandaşın sırtından çarpıp 367 ev parasıyla oradan ayrılmış. Peki bu konuda Erdoğan ne diyor? ‘Fatma Hanım şeytana uydu, nefsine yenik düştü’ diyor. Fırından 20 liralık bir ekmeği görüp de nefsine yenik düşenler içeride. Bayram sabahı evdeki çocukların nefsi körelsin diye zengin mahallesinden bir tepsi baklavayı alıp altı evladına yediren adam 14 yıl hapisle içeride. Ama devletin, İBB’nin burslarıyla büyümüş, bütün ailesi ayrı ayrı kayrılmış, kendi her makamlara gitmiş, her paraları kazanmış Fatma Betül Sayan Kaya ‘Nefsine uymuş yazık garibim’ diye ifadeye bile çağrılmaksızın dışarıda. Bir tane tövbe hesabı açmışlar. Bir tane etkin pişmanlık hesabı açmışlar. Ana parayı ayırmış, faizini kaydırmış, bu meseleden kurtulmaya çalışıyorlar. İşte AK Parti’nin ikili hukuk sistemi, işte kul hakkı yiyen AK Parti’nin kara düzeni budur. Bu düzen değişmeden kimseye huzur yoktur.

“ADI; TERA ÇAMAŞIR MAKİNESİDİR”

Fatma Hanım elbette yalnız değildir. İşlemlerini… Kendisi söylemiş, diyor ki ‘Ben eğer bilseydim bu işleri kendi adıma yapar mıydım?’ Onun bilmediği ama şu anda Bakanlar Kurulu’nda bulunan en az bir, belki birden çok Bakan’ın bildiği, bütün AK Parti bürokrasisinin bildiği bir şey var. Bu işleri çantacılara yaptırıyorlar. Ya da parayı Lüksemburg’a yolluyorlar, orada bir offshore hesabına koyuyorlar. Sonra yabancı yatırımcı yani ‘bıyıklı yabancı’ diyorlar bunlar, yabancı yatırımcı… Belki bu bakan için ‘pis sakallı yabancı’ diye söylenebilir. Lüksemburg'daki offshore hesaptan Türkiye’de yabancı yatırımcıymış gibi o TERA’da taklaları atıyorlar, paraları kazanıyorlar. TERA fon için, ileride daha çok konuşacağız, bu fon sadece paraya para katılan bir yer değildir arkadaşlar. Dünyanın en büyük çamaşır makinesidir. FETÖ borsasının kirli parasının, İBB borsasının kirli parasının içinde tur atıldığı, üç ileri - bir geri yıkandığı, ön yıkama - son yıkama - sıkma derken İBB borsasının parasının temizlendiği yerin adı; TERA çamaşır makinesidir. Çok yakında ya bu çamaşır makinesinde aklanan paklanan paraların, aklayan paklayanın peşine düşecekler ya da milletin merdanesinde millet tarafından sıkılıp bir tarafa atılacaklar. Hep birlikte göreceğiz.

“HAYATİ BEY’İN OĞLUNA GELİNCE 1 SAATTE TEDBİRİ KALDIRDILAR”

Tabii Fatma Hanım dili döndüğünce, usturupla şunu söylüyor. Diyor ki ‘Ben yalnız değildim.’ Elbette yalnız değil. Yavaş yavaş ortaya dökülüyor, her gün yeni bir tanesi dökülüyor. Örneğin kısaca hatırlayalım. Sayın Hayati Yazıcı’nın oğlu orada. Mal varlığına tedbir konuluyor. Bir bakılıyor ki ‘Bu Yazıcı bizim Hayati Başkan’ın oğlu Yazıcı.’ Ortağı da işin burasına kadar içinde ama Hayati Başkan’ın oğlunun mal varlığına konan tedbir 1 saat içinde arkadaşlar, 1 saat içinde kaldırılıyor. Bakın İstanbul’da tutuklu belediye başkanlarımızın, annesinin, babasının, oğlunun, kardeşinin hesaplarına, üç kuşaklı şirketlerine tedbir koydular. 18 aydır duruyor. Şirketten maaş ödenecek, o bile hakim imzasına tabi. O şirketin üç kuşaktır işletenlere asgari ücret veriyorlar, ‘Bununla geçineceksin’ diyorlar. 18 aydır tedbirler kalkmıyor. İtirafçı olandan tedbiri kaldırıp, kendini salıp, malı iade edip; itirafçı olmayanın yedi sülalesine zulüm ediyorlar. Hayati Yazıcı’nın oğluna gelince 1 saatte tedbiri kaldırıyorlar. Ben ‘Hayati Bey’in oğluna da zulüm yapılsın’ demiyorum. Ben ‘Bir hukuk varsa herkese eşit uygulansın’ diyorum. Ayrıca iki dönem AK Parti’de milletvekilliği yapan Sayın Ertan Aydın, Türkiye Yüzyılı kampanyasını yapan isim. Öyle bir noktada ki şimdi yurt dışına çıkış yasağı getirilmiş ve Ertan Aydın bir köşede duruyor. Açılacak tövbe hesabına parayı koyarsa ona da hiçbir şey olmayacak inşallah. ‘Türkiye Yüzyılı’ dediler, yüzyılın soygununu yaptılar. Bundan sonra ‘Türkiye Yüzyılı’ yazısını gören yüzyılın soygununu hatırlasın.

“BANA ARKADAŞINI SÖYLE SANA KİM OLDUĞUNU SÖYLEYEYİM”

Dün AK Parti’nin saadet zincirine bir isim daha eklendi. AK Partili bürokrat Osman Arıkan Nacar. Şirket, E-Data. Para, 20 milyar lira. Yani çektiği para 20 milyar lira, Fatma Betül Sayan Kaya’nın tam 10 katını vurmuş. Peki kaç daire parası? Çünkü ‘milyar’ deyince altı sıfır-maltı sıfır, Anadolu’da bazen kafa karışıyor. Benim annem, babam bile tam bu 1 milyar lira nedir? Anlaşılmıyor. Buradan vurulan para 3 bin 333 apartman dairesi parası. Peki bu parayı kim kazanmış? Osman Arıkan Nacar. Peki normal şartlarda bu salondan birinin, herhangi birinin ailesinden, yedi sülalesinden birinin fondan vurgun yaptığı çıksa manşet olur değil mi? Peki bu kimmiş? 15 gün önce tatilini en yakın arkadaşıyla yapmış. En yakın arkadaşıyla baş başa tatil yapmış. Kimmiş? AK Parti’nin Sözcüsü Sayın Ömer Çelik’miş. Bodrum’da tatil yapmışlar beraber. Parti Sözcümüz; dün açıkladı, dünden beri kendinden tık yok. Tatil arkadaşından haber gelmiş. ‘Efendim bazı yerlerde firar etti diyorlar, İstanbul’dayım.’ ‘Tatil yaptın mı Ömer Çelik’le?’ ‘Yaptım, yakın arkadaşım.’ Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim. Fonzipçi Ömer. Ne diyorlardı, ne diyorlardı? ‘Biz üstüne gidiyoruz.’ Kimin üstüne gidiyorsunuz? Fatma Betül Sayan Kaya’yı biz söylemesek, tık yok. Türkiye Yüzyılı Ertan Aydın’ı biz söylemesek, tık yok. Hayati Yazıcı’nın oğlunu söylemesek, tık yok. Ömer Çelik’i söylemesek, tık yok. Ömer Bey geçip televizyonların karşısına kasım kasım etik anlatıyor, rahmetlinin cenazesinde. Ömer Bey etiği anlatmayacaksın, etiği yaşayacaksın. Önce temizliğe sağ kolundan başlayacaksın.

“BU İŞİN BİR DE AİLE BOYUTU VAR”

Şimdi tabii bu işin Parti Sözcüsü boyutu var, kabinlerde Bakan boyutu var, Genel Başkan Yardımcısı boyutu var, sarayda yakın çalışma arkadaşları boyutu var. Ama bu işin bir de aile boyutu var. Bir de aile boyutu var. Şimdi bir bilgiyi de biz buradan paylaşalım. Bugünün bilgisi de bu olsun. Sonra devam ederiz. Fon operasyonun ilk dalgasında gözaltına alınan Lydia Holding var. Yönetim Kurulu Başkanı Enver Çelik. Bulls Yatırım var, AK Partililerin en iyi bildiği fonun yatırım şirketi. Kim var orada, başında gizli sahibi kim, kim özendirdi sizi oraya? Hepiniz biliyorsunuz. Yönetim Kurulu Başkanı Bulls Yatırım’ın; Kemal Akkaya. Bunlar savcılıktan serbest bırakıldılar. Bunlar tutuklanamayacak kadar büyükler. Bunlar nezareti kapısından giremeyecek kadar büyük lokmalar. O yüzden bunlar savcılıktan serbest bırakıldılar. Bu şirketin yönettiği ve tasfiye edilen toplam 15 fon var. Bu isimler Lydia Holding’in ortağı olduğu 1000 Yatırımlar Holding, şehir içinde scooter kiralama hizmeti sunuyor. Adı; BinBin. BinBin şirketi pay sahiplerinden biri Lydia Holding ve EC Yatırım Holding. Lydia ile bu şirketler doğrudan ortak. Peki BinBin var ya BinBin. 1000’den geliyor BinBin. Sahibinin adı Usame. ‘Bin’ dediği şeyin adı 1000. Bu genç yatırımcı, Erdoğan’ın kardeşi Mustafa Erdoğan’ın oğlu Usame Erdoğan. Şimdi yani BinBin’i halka arz eden firma, Bulls Yatırım. Orta firma, Lydia Holding. Lydia, Bulls, BinBin doğrudan bağlantıda ve ortaklar. Lydia Holding hakkında şu bilgiye herkes çok şaşırmıştı. Gerçeğe aykırı olarak borsada aşırı yükselen şirketler konuşulurken Lydia Holding’in kaç kat değer kazandığı görülünce ‘Ne iş yapıyor?’ diye bakılmıştı, çalışan sayısı kaçtı? Sıfır. Hiç çalışanı yok. Sıfır çalışanlı bu Lydia Holding’in içinde olduğu, Usame Erdoğan’ın… Yani Usame Erdoğan Tayyip Bey’e ‘Amca’ diyor. Öz amcası. Kardeşinin oğlu Usame Erdoğan’ın BinBin hissesi işler yoldayken Nisan 2026’da 200 lira, rekorlar kırmış, para yatıran kazanmış, herkese ‘Koşun koşun’ demişler, ‘Usame’nin şirkete koşun.’ ‘Mustafa Erdoğan’ın oğlu zarar mı eder? Paraları koyun.’ Herkes koymuş, işi bilenler çekilmiş. Bugün 200 lira koyan zavallının hissesi 47 liradan işlem görüyor. Parayı vuranlar kenarda oturuyorlar.

“‘YAKINDA DIŞ GÜÇLERE BAĞLAR’ DİYORDUM”

O yüzden şimdi tam oraya geliyorum ama Erdoğan’a şunu söyleyelim. Bakan orada, eski bakan orada, genel başkan yardımcısı orada, danışmanlar orada, atadıkların fonun başında. Sen ilk günler diyordun ki ‘Ucu nereye çıkarsa çıksın ilerleyeceğiz. Kime dokunursa dokunsun devam edeceğiz.’ Birden çark etti bundan. Vallahi ben diyordum ‘Yakında bu işi dış güçlere bağlar’ diye. Diyor ki, ‘Türkiye’nin iktisadi güvenliğine sabotaj düzenlendi.’ Şimdi bu acizliğe güler misin, ağlar mısın? Ama şöyle bir şeyi görmek lazım. Bu AK Partililerin saadet zinciri. Milleti soyup soğana çevirmişler. Borsadaki kayıp 3,5 trilyon, tasfiye fonlardaki para 800 milyar lira. Soygunun ekonomiye doğrudan maliyeti 90 milyar dolar. Ne diyorduk? Asrın felaketi. 11 il yıkıldı, asrın felaketinin maliyeti 100 milyar dolar. Devlet açıklıyor. Asrın soygunun maliyeti 90 milyar dolar. Asrın felaketinin maliyeti 100 milyar dolar, asrın soygununun maliyeti 90 milyar dolar. Neredeyse depremin 11 ilde yıktığı ve ortaya çıkardığı bütün kaybın yüzde 90’ını AK Parti’nin kara düzeninde AK Parti’nin saadet zincirinden vurmuşlar. Şimdi Erdoğan diyor ki, ‘İktisadi güvenliğe sabotaj düzenlendi.’ Eğer bir sabotaj varsa, iktisadi güvenliğe sabotaj, bir ülkede yargı bağımsızlığını ortadan kaldıran, yani kendi bakan yardımcısını önce Cumhuriyet Başsavcısı atayan, siyasi operasyonlar yapan, sonra onu bakan atayan, bu sabotajın başındadır. Eğer bir ülkede yargı bağımsızlığı ortadan kalktıysa, hukukun üstünlüğü ortadan kalktıysa; ekonomiye, iktisadi güvene sabotaj tam oradadır. Hele hele liyakatsiz, partizanca atamalar varsa sabotaj tam oradadır. Şimdi kim para koymuş? Gördük. Kim atamış? Duyduk. Kim kazanmış? Duyduk. Kim kaybetmiş? Duyduk. Peki bu atamalarda atananlar, yani diyorlar ‘Ya Allah’tan korkmuyorsanız Erdoğan’dan da mı korkmuyorsunuz? Bu Erdoğan’a nasıl yapılır?’ Yani şöyle bir çitileme faaliyetiyle nasıl bütün FETÖ'cülerin her isteğini yapıp da FETÖ sabunuyla ellerini yıkayıp, bir günahı yokmuş gibi kenara geçti beyefendi. Şimdi Erdoğan’ın hiç bu işlerden haberi yok, bir yerlerde birileri iktisadi sisteme sabotaj yapmış, Erdoğan da bunu Zeynel Emre’nin yaptığı basın açıklaması ile öğrenmiş. Böyle bir durumdayız şimdi.

“‘BU İŞLE HİÇ İLGİMİZ YOK’ DİYOR YA…”

Şimdi buradan milletimize arz ediyorum. Soruşturmada adı geçenler, tutukluluk durumlarına göre ve atayan kişiye göre tam liste. Emre Alkin, TERA Yönetim Kurulu Üyesi, tutuklu. Bizzat Cumhurbaşkanı tarafından Cumhurbaşkanlığı Akademik İstişare Kurulu’na atanmıştır. Kerem Alkin, TERA Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi. Tutuklu. Türkiye’nin OECD Daimi Büyükelçiliğine Erdoğan tarafından atandı, Varlık Fonu ve Halkbank yönetimine Erdoğan tarafından atandı. Emre Tezmen, TERA Yönetim Kurulu Başkanı. Tutuklu. Fatma Hanım ve ailesiyle yakın ilişkili. Erkan Kilimci, TERA’nın Genel Müdürü, tutuklu. Eski Merkez Bankası Başkan Yardımcısı. 200 liranın üzerinde imzası var, Erdoğan tarafından atandı. Fecir Alptekin, TERA Yönetim Kurulu Üyesi, Cumhurbaşkanı Danışmanı, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu Üyesi. Erdoğan’ın imzasıyla atandı. Abdulkadir Özkan, TERA Yönetim Kurulu Üyesi. Tutuklu. Başbakanlık Başdanışmanı. Erdoğan tarafından atandı. Diyanet ve Milli Eğitim Bakanlığı Basın Müşavirliği yaptı. Erdin Özel, TERA Portföy Yönetim Kurulu Başkanı. AK Parti Ekonomi İşleri Başkan Yardımcısıydı. Erdoğan tarafından atandı. Muhammet Yarız, Pusula Portföy’de yönetici. Tutuklu. Eski AK Parti İstanbul Gençlik Kolları Yönetim Kurulu Üyesi. Özdemir Ataseven. Özata Yönetim Kurulu Başkanı. Tutuklu. AK Parti Tuzla İlçe Başkan Yardımcısı. İskender Balcı, fonda yönetici. Tutuklu. Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik’in damadı. Şimdi öyle bir şey yapıyor ki; ‘Biz bu işin bir yerinde yokuz.’ Vallahi Erdoğan’a şöyle söylemek lazım. O zaman zaman böyle hatırlatmalar, böyle imalar yapıyor. Ey Erdoğan atayan AK Partili, atanan AK Partili. Soyan AK Partili. Maalesef soyulan da AK Partili. Hakkını arayan da YENİ Partili. Hadi bakalım. Sen bu işin tam ortasındasın. Hani ‘Bizim bu işle hiç ilgimiz yok’ diyor ya. Desek desek bir tek biz deriz. Atayan AK Partili, atanan AK Partili. Soyan AK Partili, soyulan AK Partili. Ama soyulan AK Partili kardeşlerime söylüyorum. Sizin hakkınızı aramak da boynumuzun borcudur. Çünkü karıncanın kardeşi var. O da YENİ Parti’nin ta kendisidir.

“OKULLARDA GÜVENLİK YOK, ERDOĞAN 3 BİN KORUMAYLA GEZİYOR”

Erdoğan Türkiye’nin iktisadi güvenliğini koruyacaklarından bahsederken, maalesef ülkenin evlatlarının güvenliğinden haberi dahi yok. Dün gördüm, kahroldum. Dedim ki, ‘Göreceğiz, bununla yüzleşeceğiz.’ Bu ne biliyor musunuz? Kurşungeçirmez okul çantası. Bunu internette satıyorlar. YouTube’a yazın kurşungeçirmez okul çantası. Çanta poligonda gidiyor. Her mesafeden kurşun sıkıyorlar. Burası kurşungeçirmez malzeme kaplı. Çantadan geri dönüyor. Çocuğa gösteriyorlar, ‘Kurşun sıkılan yöne doğru çantayı tutup arkasına saklanacaksın’ diye. Bu niye? Okulda polis yok diye. Okulda güvenlik yok diye. Okulda çocuğu koruyacak yok diye. Yok vallahi. 3 bin kişi Cumhurbaşkanını korumakla meşgul çünkü. Okula bulunamayan polisler Cumhurbaşkanını koruyorlar. 3 bin korumayla geziyor. İşte Türkiye’nin acı gerçeği budur. Kurşungeçirmez okul çantası bir yanda; okul polisi yok okulun önünde, okulun önünde koruma yok. Çünkü hepsi birden beyefendiyi korumakla görevlendirilmişler. Bugün maalesef bir kötü haber de Başakşehir İmam Hatip Lisesi’nden geldi. 10’uncu sınıf bir kız öğrenci yedi kız öğrenciyi bıçaklayarak okulda dehşet saçtı. Bunun için bir kez daha buradan söylüyoruz. Biz devletin alıp, eğitip, yedi yıl terörle mücadelede sınayıp, liyakatle görevini bırakanlardan, uzman çavuşlarımızdan 60 bin önce 60 bin takip eden dönemde 120 bin uzman çavuşu sınava sokup; psikolojik test ve okulda görev yapmayla ilgili eğitimin sonunda bunları okulların bahçesinde, önünde okul güvenliği olarak görevlendireceğiz. Okulların güvenlik zorunlu çözülmeden hiçbir siyasetçi kendi güvenliğini bu şekilde sağlamayacak.

“YARIN 12’DE ERİŞİM ENGELLERİNE KARŞI AYM ÖNÜNDEYİZ”

Değerli arkadaşlar fon krizinde millet cevap bekliyor. İktidar soranın sesini kesiyor. Paranın izini süren gazetecinin, tehlikeyi önceden haber verenin, ya da yaşandıktan sonra riskleri anlatan ekonomistin sosyal medya hesaplarına erişim engelleri geliyor. İfade Özgürlüğü Derneği’nin tespitine göre yalnızca eylül ayında bin 270 X hesabına erişim engeli geldi. T24’ün sitesini ve sosyal medya hesaplarını erişime engellediler. Evrensel, soL Haber’in, Kısa Dalga’nın hesaplarını engellediler. 7 bin üyeli Türkiye Psikiyatri Derneği’nin, Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’nun, Kadın Koalisyonu’nun sesini kıstılar. Kara mizah, şaka gibi ağlanacak halimize güleceğiz ama, sonunda en son hangi hesapların engelli olduğunu yorumsuzca ilan eden Engelli Web sitesini ve sosyal medya hesabını kapattılar. İnanmak güç ama İfade Özgürlüğü Derneği’nin kendi hesabını kapattılar. Ateşi söndüremeyenler çözümü dumanı yasaklamakta buldular. Bu yetkiler geçtiğimiz temmuz ayında burada konuştuk. Milletvekillerimiz, ilgili komisyon üyelerimiz, grup başkanvekillerimiz komisyonda, Meclis’te konuştu. Meselenin kendisi şu. Bu erişim engeli yetkisini Cumhurbaşkanlığı’na bağlı Siber Güvenlik Başkanlığı’na verdiler. Kanun temmuz ayının sonunda 31’inde yayınlandı. Biz de bunu 21 Eylül günü yürütmenin durdurulması talebiyle Anayasa Mahkemesi’ne götürdük. O gün komisyonda, Meclis’te arkadaşlarımız şunu söylüyordu. ‘Siz sosyal medya erişimini bir siyasi partinin genel başkanının atadığı siber güvenlik başkanına bırakırsanız, bunun siber güvenlikle ilgisi kalmaz. Bu kendileri açısından siyasi güvenlik mücadelesine döner. Muhalifleri susturur’ deyince AK Partili, MHP’li milletvekilleri ‘Yok ya suçun ve beş unsuru var, oluşmadan olur mu?’diyorlardı. Şimdi tweeti atıyor, fon krizindeki riski anlatıyor o hesabı kapatıyorlar. Tayyip Erdoğan sarayda akşam oturmuş elde kumanda nasıl kanal değiştiriyorsa, televizyonu ne kadar kolay kapatıp ne kadar kolay açıyorsa muhaliflerin sosyal medya hesaplarını o kadar kolay kapatıyor. Siber Güvenlik Başkanına söylüyor. Onlar zaten kraldan çok kralcı. ‘Ya bu adam ne konuşuyor, kapatın hesabını.’ ‘Kapattık efendim 10 dakika önce.’ ‘Aferin.’ Böyle bir noktaya geldi Türkiye. Yarın saat 12.00’de Anayasa Mahkemesi’nin önünde, Anayasa Mahkemesi’ni suçlayarak değil; ama bu meselenin hassasiyetini vurgulayarak erişim, hesabına erişim gelen gerçek kişileri, kurumları, kurumların yöneticilerini, bizimle birlikte Anayasa Mahkemesi’ne çeşitli yollardan başvuruda bulunmuş herkesi ve erişim engeline karşı sesini yükseltip Anayasa Mahkemesi’ni göreve çağırmak isteyen herkesi yarın 12’de Anayasa Mahkemesi önüne bekliyoruz. Yarın orada biz değil… Elbette biz de başvurusu olanlardan biri olarak ancak hesabı engellenenler, sansüre uğrayanlar orada konuşacaklar. Temel olarak yaklaşımımız şu Anayasa Mahkemesi’nden bu kadar büyük bir hak ihlalinde. Düşünün önceki düzenlemeyi, daha öncesini, diğer ülkelerdeki uygulamaları. Böyle bir şey olması için yargı kararı olması lazım. Kademe kademe geldi bunlar. Önce ‘BTK kapatır, bir gün içinde yargıya gider, bilmem ne’den şimdi ‘Tayyip Bey söyler, siber güvenlik kapatır’ noktasına geldi. Böyle bir hak ihlali varken Anayasa Mahkemesi’nin bir süredir terk ettiği yürütmeyi durdurma yetkisini, daha önceki içtihatları ile kazandığı, Anayasa Mahkemesi’ni Anayasa Mahkemesi yapan yürütmeyi durdurma yetkisini kullanmasını bekliyoruz. Yoksa dokuz ay, 10 ay, 12 ay sonra ‘Millet haklı’ denecek. 12 ay boyunca susturulanlar ne olacak? 12 ay sonra aynı kanunun bir kelimesini değiştirerek, anlamı değiştirmeden, virgülü noktalı virgül yaparak götürüyorlar, bir 12 ay daha kazanıyorlar. Anayasa Mahkemesi bu tip durumlarda verdiği kararı boşa düşüren yani ona ‘Biz seni saymıyoruz, sallamıyoruz. Umurumuzda değilsin, seni bağlayıcı bir kurum olarak görmüyoruz’ diyen şımarık yasama anlayışına, şımarık iktidarın dayattığı kalitesiz ve hak kaybettirici yasama anlayışına karşı milletin hakkını, hukukunu savunmak için yürütmeyi durdurma yetkisini kullanmaya davet ediyoruz.

“İKTİDAR BASINI GÖRMEDİ, ERDOĞAN TEK KELİME KONUŞMADI”

Her konuşmamda ve her mitingde söylüyorum. Allah gani gani rahmet eylesin; Ali Şekeroğlu, emekli polis. 10 gün önce AYM önünde beylik silahı ile canına kıydı. Seyyanen zam hakkını emekliler için isterken, bunu protesto ederken. ‘Para için değil, onurum için’ diyerek tetiği çekti. O günden bugüne iktidar basını kör. İktidar basını görmedi, söylemedi, yazmadı. Erdoğan bir kelime bile bu konuda konuşmadı. Geçen hafta içinde ayrıca beş polisimiz intihar ederek şehit oldu, intihar ederek hayatına son verdi ve ailesini, milletimizi yasa oldu. Hem polislerin, hem emeklilerin, bütün memurların ve tüm emekçilerin içinde bulundukları bu zorlukların bu parlamento tarafından görülmesi gerekiyor. Bir kez daha hayatını kaybeden Ali Şekeroğlu’na başsağlığı diliyoruz. Bütün emeklilerin ve bütün emniyet mensuplarının başı sağ olsun.

“‘SİFUR’UN DA ALTINDA DEDİLER ENFLASYON İÇİN”

Hafta sonu Artvin’deydim, iki gün. Artvin merkez ve ilçelerini, dediğim gibi Rize’nin Pazar ilçesini ziyaret ettim. En son Artvin’den ayrılmadan önceki son ziyaret, Arhavi’deydi; Arhavi pazarına, o Arhavi’nin güzel insanlarına. Hem pazardakilerle hem pazarcılarla, satamayanla ve alamayanla ayrı ayrı sohbet ettik. Türkiye’nin dört bir yanında pazarlarda uzun uzun insan hikayeleri, zorluklar, örneğin fasulyenin Burdur’da tarlada 8 liraya koparılıp, pazarda 60 lira, İstanbul’da 150 lira, Bodrum’da 200 lira olması konuşuluyor. Mazot konuşuluyor. Pahalı ve gitgide de pahalılaşan, şimdi de özelleştirme tehlikesindeki otoyolların maliyetleri konuşuluyor. Çıkmayan Hal Yasası, olmayan lisanslı depoculuk, üretici kooperatiflerinin ayakta kalamaması, devletin çeşitli kurumları olan Fiskobirlik’ini, Çay-Kur’unu, Tariş’ini desteklemeyip kösteklemesi konuşuluyor. O fiyatlar nasıl oluşuyor ve millet ne kadar zorlanıyor? Milletimiz anlatıyor, biz de dinliyoruz. Artvin’de o sarı fasulye var, turşuluk fasulye. 100 lira kilosu. Onu satan teyzeme gittim, selamlaştık. Dedim ki ‘Teyzeciğim vatandaşın alım gücü nasıl?’ Bana dedi ki ‘Sifur.’ Daha iyi açıklanamazdı. Çünkü beyefendiler saraylarında oturup emekliye 23 bin lira verince ki açlık sınırı 37 bin lirayı geçmiş; işçilere 28 bin lira verince ki yoksulluk sınırı da 123 bin lira olmuş, oradaki geçim durumunu sorunca lafı uzatmadı Teyze ve ‘Sifur’ dedi, geçti. TÜİK‘ten dün enflasyon verileri açıklandı. Teyzem ‘Sifur’ diyor ya. ‘Sifurun da altında’ dediler enflasyon için. İlk kez gıda enflasyonu bu ay duy da inanma yüzde -0,2 olmuş. Ancak enflasyon aylık yüzde 1,8, yıllık yüzde 29,7. Yıl; 2026, 2022’den beri Erdoğan’ın sözü var, her yıl ‘Tek haneli enflasyona ulaşacağız.’ 2026 bitiyor, yüzde 30 enflasyondayız. TÜİK’e göre; Tayyip’i Üzmeyin İstatistik Kurumu. Buna göre yüzde 30. Diğer kurumlar yüzde 50 -60 hesaplıyorlar. Gıda enflasyonumuz yüzde 27.6. Dünya ortalaması yani ‘Türkiye tarımda kendine yetebilen yedi ülkeden biridir’ diye okuyorduk ya ilkokulda kitaplarda ve anlatıyorduk. Bugün dünyada kendine yeten yedi ülkeden birinde, gıda enflasyonu yüzde 27,5; bütün dünya ortalaması yüzde 5,8, Avrupa Birliği ortalaması yüzde 0,3. Avrupa Birliği’nin 90 katı gıda enflasyonu var Türkiye’de. Gelir adaletsizliğinde Avrupa’da birinci sıradayız. Ülkenin en zengin yüzde 1’i servetin yüzde 35’ine sahip; nüfusun yoksul yüzde 90’ı, yani sıfırdan yüzde 90’a kadar olan kısmı yüzde 32’ye sahip. Yani yüzde 1, yüzde 90’dan daha fazla servete sahip durumda. Şimdi TÜİK de çıkmış diyor ki ‘Üzülmeyin, bu ay gıda enflasyonu yüzde -0,2.’ 

“İŞTE TÜRKİYE'NİN ERDOĞAN’IN ELİNE DÜŞÜP KENDİNE ETTİĞİ…”

Tabii TÜİK’e güvenmiyorsun, gidip kendin mi alıyorsun? Bu üç harfliler var ya. Burada iktidara en yakın o üç harflilerin satışı. Bir tek bu piyasadaki bildiğiniz simit. Simit Eylül 2025’te 15 lira, hepiniz biliyorsunuz. Şimdi 20 lira. Artış; yüzde 33.3 Üç harflide yoğurt, kooperatif markası reklama girmez; Torku. Soma‘da çok zarar ettiler o kadar uyardık, burada kazansınlar. Yüzde 46 artmış Torku yoğurt. Nasıl? 179 liradan 259 liraya çıkmış. Yüzde 46 artmış. Bir de ‘Normalde 349 liraydı’ diyor, ‘Yüzde 26 indirim yaptım’ diyor. Ona rağmen yüzde 46. Baget piliç 59 liradan 99 liraya çıkmış; artış yüzde 46. Yüzde 20 yağlı dana kıyma, 400 grammış pardon. Ben de ‘Ucuzmuş’ diyecektim. Yağlı dana kıymanın 400 gramlık paketi 179 liraymış, 279 liraya çıkmış. Artış; yüzde 55. Tost peyniri, 215 liradan 349 liraya çıkmış. Artış; yüzde 62. Tereyağı 219 liradan anam anam anam 385 liraya çıkmış. Artış; yüzde 76. İşte kendi kendine yeten Türkiye’nin Tayyip Erdoğan’ın eline düşüp kendi kendine ettiği. Önümüzdeki seçimde Erdoğan’dan kurtulmadan bu enflasyondan kurtulamaz. Milletimize emanet ediyorum.

“BEDDUA DEĞİL, SENDEN KURTULMAK İÇİN DUA EDİYORUZ”

Bir de geçmişte çok kötü kötü kullanıldı; devlet, sosyal yardım diye makarna dağıtınca. Ona biz itiraz ettik. Dedik ki ‘Kim ne sosyal yardım yapıyorsa ihtiyaç sahibine varıyorsa doğrudur. Onları bu hale düşürenler utansın, yoksa onu alanlar neden utansın?’ 2013’te kişi başına makarna tüketimi 4,5 kilogrammış bundan 13 yıl önce. Bu sene 9 kilograma çıkmış. Bu beslenme sağlığı açısından, çocuk gelişimi açısından, halk sağlığı açısından olabilecek en büyük tehlike. Yani tüketilen makarnanın kişi başına 4,5 kilogramdan 9 kilograma çıkması ve bu makarnada da çok çarpıcı bir örnek var. 2023 yılında 13 lira… 2013 rakamına göre kişi başı 4,5 kilogram makarna tüketiyoruz. 2026’da 9 kilograma çıkmış ya, fiyatı da 53 liraya çıkmış. Emeklinin makarnası en düşük emekli maaşıyla 2013’te 577 paket makarna alınabilirken bugün 443 paket alınabiliyor. Bu sadece 12 yılda. Bütün AK Parti iktidarı boyunca da değil. Aradaki bu sürede 134 paket makarna kayıp. Şimdi burada Erdoğan’a bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Demiş ki ‘Üç yıl öncekinden az ekmek alıyorsanız bana beddua edin.’ Erdoğan’a buradan şunu söylüyoruz. Bu milletin kimseye beddua etmek huyu değildir. Bedduadan korkarız. Ama senden kurtulup karnımızı doyurmak için Allah’a dua ediyoruz.

“YA BU ÇETEYİ DAĞIT YA ALLAH AİLEMİZİ SENDEN DE KORUSUN”

Değerli arkadaşlarım, Erdoğan ailenin güvende tutulmasından bahsediyor bir süredir. Ailem Güvende operasyonları yapıyorlar bir süredir. En son Mersin’e de siyasi bir operasyon yaptılar. Sabahın köründe polis, belediye başkanlarımızın, meclis üyelerimizin, bürokratların evlerine şafak baskınları yaptı. Sabahın 5’inde bir kapıyı çaldılar. Bir hanımefendi üstünde ev kıyafetiyle, geceliği ile kapıyı açtı. Karşısında kameraları ve polisleri görünce ‘Ne oluyor?’ dedi. Polis dedi ki ‘Şu sebeple geldik.’ ‘Lütfen çekmeyin bu kıyafetle’ deyince, ‘Korkmayın, polis kamerası.’ Ve biz o polis kamerasının kaydını bu ‘Korkmayın, endişe etmeyin’ sözüyle birlikte iki saat sonra bütün sosyal medya hesaplarında ve yandaş kanallarda gördük. Hanımefendinin yüzüyle ve üzerindeki o ev hali kıyafetiyle birlikte. Buna tepki gösterdik, İçişleri Bakanı açıklama yaptı. Bir ülkenin bakanı böyle diyorsa ona itimat etmemiz lazım. ‘Bu bizden sızmadı’ dedi. ‘Biz polis kamerasını servis etmedik’ dedi. ‘Bu konuda İçişleri Bakanlığının ve polisin bir sorumluluğu yok’ dedi. Ben bu açıklamaya itibar ediyorum. Ve polis o kamera görüntülerini kime veriyor? Savcılığa veriyor. Bugün AK Parti’yi rahatsız edecek bir açıklamayı kim yaparsa; Parti Sözcüsü, onun 10 yıl önce Türkiye’den gitmiş abisine ‘Geçen sene İzmir’de ne yaptı?’ Partinin Genel Başkan Yardımcısı kendi dokunulmazlığı var, karısına yağmadan yarın sabah tutuklama tehdidi. Öbür taraftan bir milletvekili ya da YENİ Parti’ye gelmek isteyen milletvekili, ‘Vay efendim ailene şöyle çökerler, bilmem ne yaparlar.’ Belediye başkanı o tehdit, bu tehdit. Buradan Erdoğan’a söylüyorum. Adalet Bakanlığında bir yapı var. Çekilen polis kamerası, bakın sırf bu örnekten gidin ya. İçişleri Bakanı diyor ki ‘Biz vermedik.’ O görüntü kime verilmiş? Ve verilen kişiyle yayınlayan kuruluş arasında bağ kuracaksın. Bu görüntülerin tamamı Adalet Bakanlığındaki bir yapı tarafından hızla elde ediliyor, kimi o günkü operasyonda bile algı yaratmak için, kimi yarın konuşan biri olursa diye arşivlenerek bir yere konuyor. Ve haysiyet cellatlığı, haysiyet suikasti için yapılıyor. Sayın Erdoğan ya Adalet Bakanlığındaki bu haysiyet celladı, insanların özel hayatlarına el uzatan, insanların mahremini millete teşhir eden ve bundan utanmayan bu çeteyi dağıtırsın ya da Allah ailemizi senden de korusun. Allah ailemizi senden de korusun.

“BELEDİYELER BİRLİĞİ SEÇİMİNDE NE DÜMENLER DÖNECEK”

Şimdi o kirli operasyonda Mersin Büyükşehir Belediye Başkanımızı ki Türkiye Belediyeler Birliği Başkanıdır. İlk başkan Ekrem İmamoğlu, hiç hazmedemediler. Türkiye Belediyeler Birliği yıllardır AK Parti’de, sadece AK Partili belediyelere yardım eder, sadece ondan oluşur yönetim kurulu. Sadece yüzde 1’i gerisine, yüzde 99 kendisine sistemiyle yönettiler yıllarca. Millet 411 belediye bize verince 100 binden fazla nüfuslu doğal belediye başkanlarını delege yapan sisteme göre bütün çoğunluğu bize verince, hiç hazmedemediler. İnanın öyle insanlarız ki yönetimde Türkiye Belediyeler Birliğinde ilk günden beri, Yeniden Refah var. Büyük Birlik’e teklif ettik son gün vazgeçti. İYİ Parti’nin bir belediyesi iki delegesi var, Meclis’te temsilcisi var. DEM Parti’nin belediye sayısı oranında temsilcisi var. Bizim de aldığımız belediye oranında temsilcimiz var. AK Parti yüzde 51’i alınca hepsini alıyor ya. Biz bölüştük. Hatta biz ne yaptık biliyor musunuz? AK Parti’ye ve MHP’ye de ‘Gücünüz nispetinde temsilci verin’ dedik. Onlar vermedi. Son gün Büyük Birlik Partisi de vermişken, herhalde onlar vermiyor diye o da vazgeçti. Yeniden Refah da vermişti o taraftan. Biz milletin verdiği belediye oranında paylaştık. Bunlar tamamını alıp yıllarca yüzde 1 bu tarafa, yüzde 99 kendi tarafına alan alanlar bu belediye başkanlığını sindiremediler. Önce Ekrem İmamoğlu’nu gözaltına aldılar, tutukladılar. Yerine Zeydan Karalar seçildi. Zeydan Karalar’ı gözaltına alıp tutukladılar. Yerine Vahap Seçer seçildi. Şimdi üçüncü kez Türkiye Belediyeler Birliği Başkanını gözaltına aldılar. Haksız hukuksuz bir şekilde gizli tanık ve somut bir kanıtı olmadan, gizli tanık ifadeleri ile tutukladılar. Şimdi Belediyeler Birliği seçimi yine olacak. Bakalım orada tekrar ne dümenler dönecek. Yenişehir, Mezitli ve Mersin Büyükşehir belediyelerinde yapılan operasyonda sorgu sırasında birisine ‘İtiraf et seni salayım. Şu kapıdan çıkarın görsünler. İftira atanı salalım başkanları içine atalım’ prosedürü ile bir büyük kötülük daha yapılmıştır. Hepsini birden takip ediyoruz. Hem Mersin’de hem İstanbul’da hem Türkiye’nin dört bir yanında yapılan bu operasyonların siyasi operasyonlar olduğuna milletimiz yüzde 60 oranında inanıyor. Bunların gerçek operasyonlar olduğuna inananlar yüzde 25 oranında kalıyor. Ama şunu hatırlatmam lazım; 500’den fazla AK Partili belediyeye soruşturma izni var, bir gözaltı yok aktif belediye başkanına bir tane tutuklama yok. Ama çok daha az CHP’li belediye başkanı olduğu halde işte gördüğünüz gibi rakamlar ortada. Bir belediye başkanım güvence altındadır. Eğer yaptığı işte bir şüphe varsa gider müfettiş araştırır. Doğrudan araştırır, ihbar üzerine gider araştırır. Rutin denetim yapar, aniden denetim yapar. Belgelere bakar, eksik görürse sorar, tatmin olmazsa yazı yazar soruşturma izni ister. AK Partili bakan izin verirse soruşturma açılır, soruşturma sürer, deliller toplanır. Suç varsa mahkeme açılır. Peki bu usul terk edilirse ne olur? Bu usul terk edilirse delilden suçluya değil; çünkü o delil belki belediyede yolsuzluğu yapan başkana varana kadar arada birisi. Başkanın bir altında birisi. Eğer varsa başkanla ilgili bir şüphesi onu da ispatlar. Yoksa kimse belediye başkanlığı yapamaz. Ama şimdi? Delilden suçluya gitmek yerine; ki öyle gidilip de suçu ispatlanan bir başkanımız olursa cezasını çekmesine ilk biz razıyız.

“SİYASİ ETİK YASA TEKLİFİMİZİ VERECEĞİZ, HAYDİ BAKALIM”

Bizim itirazımız suçludan delile gidilmesi. Kafada suçluyu belirliyor. ‘Gaziosmanpaşa’da çoğunluk bende, suçlu GOP Başkanı. Bursa’da çoğunluk bende, suçlu Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı. Ya da Ataşehir’de çoğunluk onda. Aradaki fark kadar operasyona adam yolla. Ataşehir hedefteki belediye başkanı.’ Böyle böyle, önce başkanı alıp, dosyaları alıp, bütün müteahhitlerin malına el koyup, sonra ‘İhaleyi almamı şu söyledi.’ Bakın ne para, ne para teslimi, kör kuruş kanıt yok. Sadece ihaleye girmeyeni bulup getiriyorlar. ‘Niye girmedin?’ Girmemiş adam ya, niye girmedin var mı? Mecbur mu? ‘Belediye başkanı beni istemiyormuş diye girmedim. At imzayı çık dışarı.’ Buradan ihaleye fesat çıkarıyorlar. Kimse sanmasın ki belediye başkanları gerçek kanıtlardan giderken burada para alınmış, para burada, görüntü burada, çeken burada, yatıran burada, alan burada. Buna kim ne diyebilir ki? Ama tamamen düzmece oyunlarla belediye başkanlarımıza siyaseten hedef oldukları için önce hedeften suçluya, sonra suçludan delile gidiyorlar. Delilden öbür tarafa giden yok. Bir de bir önemli gazetede her gün yazan, yalan yanlış yazan, kendini bile tekzip eden birisi dönüyor dolaşıyor ‘Özgür Özel dedi ki, ‘Bizim belediye başkanlarında sütte leke var bizimkilerde yok.’’ Ben dediğimi dedim derim, demedi mi demedim derim. Biz Manavgat’ta bir günde ihraç yapmışız. Bodrum’da bir günde ihraç yapmışız. Uşak’ta bir günde ihraç yapmışız. İhraç edilene kadar geçen sürede bile ‘Atamadılar atamadılar’ dediler ilk gün tedbirle disipline yollamışız. Benzer vakaların hepsinde yapmışız. Ben o lafı bir tek Ferdi Zeyrek için söyledim. Aha da buradan bir kez daha söylüyorum. Allah rahmet eylesin. Sütte leke vardı Ferdi’de yoktu. Ölmüş insanın arkasından öyle sözler söylemek, o lafı çarpıtmak, o lafı bir yere çekmek neyine yarıyorsa öyle söylüyor. Bizim içimizde suç işleyen varsa, normal yargı yöntemleri ile adil bir yargıyla gerçek kanıtlarla ortaya çıkarsa, kimse savunmaz. Şimdi önümüzdeki hafta, daha sonraki hafta, hem etik yasa teklifimizi, Siyasi Ahlak Yasasını hem de YENİ Parti’nin yeni etik kurallarını ortaya koyacağız. Göreceğiz bakalım el mi yaman bey mi yaman?

“TRUMP’IN EMİR ASKERLİĞİNİ KABUL ETMİYORUZ”

Değerli arkadaşlar. AK Parti dış politikamızı milli çıkarlarla belirlemeyi bırakmıştır. Meclis’in açılış günü fiilen ilk kez çalışacağı gün olduğu için konu çok önemli. O yüzden bu konuyu da konuşmak durumundayım. Dış politikadaki keyfilikler milletimize çok pahalıya mal oluyor. Erdoğan 2019’da Suudi Arabistan’ı Yemen konusunda eleştiriyordu. ‘Suudi Arabistan aynaya baksın. Yemen’i bu hale kim getirdi?’ diyordu. Arabistan Yemen’e harekat planlarken, şimdi onunla birlikte oldu. 7 Ağustos’ta Mekke’de Suudi Arabistan, Pakistan ile ittifak anlaşması imzalandı. Anlaşmaya göre üç ülkeden birine yapılan silahlı saldırı hepsine yapılmış sayılacak. Yani artık Suudilerin meselesi bizim meselemiz olacak. Buradan önce şunu söyleyeyim. Trump’ın Ortadoğu’daki yeni düzeni, ‘Örgütler yok devletler var.’ O yüzden Suriye’deki bütün örgütler merkezi yönetime dahil edildi. Suriye yönetimini muhatap kabul ediyor. Trump’ın kurduğu düzene göre bölge ülkelerini, Ortadoğu’daki ülkeleri, biz aslında Ortadoğu’ya değil Avrupa’ya tabiyiz. Onların kategorisindeyiz ama bizi Ortadoğu’ya sayıyorlar. Maalesef bunlar da susuyorlar. Ortadoğu’da ‘Hizaya geç’ dedi Trump. ‘Suudi Arabistan, Pakistan, Mısır, Türkiye siz dördünüz birsiniz. Birlikte hareket edeceksiniz.’ Mısır baktı pabuç pahalı, ‘Ben bu işte yokum’ dedi. Bu ittifaktan ayrıldı. Bizimkiler bayram değil, seyran değil Suudi Arabistan ve Pakistan ile ittifak kurdular. ‘Ona saldıran bana saldırmıştır diye kabul ediyorum’ dediler. Türkiye’nin deneyimli dış politikacıları şunu hatırlatıyor. ‘Saldırmazlık paktı, ortak savunma paktları barış döneminde kurulur. Caydırmak için kurulur. ‘Saldırırsan, biz biriz’ denir caydırıcı güç oluşturulur. Savaştaki bir ülkeyle bu anlaşmayı imzalamak doğrudan savaşa taraf olmaktır. Bugün bu anlaşmayı imzalamak suretiyle Türkiye’yi sıcak bir savaşa doğru sürüklüyorlar.’ Birileri öyle konuşmasın. Diyorlar ki ‘Acaba Mekke’yi savunmak bize mi nasip olacak?’ Kardeşim Suudi Arabistan’ın dünya kadar parası, imkanı, silahı, başına kendi açtığı dertler ortada. Bu Suudi Arabistan Prensi Cemal Kaşıkçı’yı İstanbul’da öldürttü, cayır cayır eritti, kemiklerini çantalarda taşıtlı. Erdoğan ‘Katil’ dedi, ‘İki elim yakanda’ dedi. Amerika ‘Barış’ deyince barıştı. ‘Yolla’ deyince katilleri yolladı. Şimdi birlikte Suudi Arabistan’ın Yemen ile olan savaşına tarafa olacaklar. Dün akşam da gitmişler Genelkurmay Başkanımız, Dışişleri ve Savunma Bakanları fiili durum yaratarak asker konuşlandırmasına orada karar vermişler. Bir kere herkes şunu bilsin. Anayasa 90 var, kapı gibi ortada. Uluslararası anlaşmalar öyle işin içinde asker varsa, silah varsa gelecek bu Meclis’te onaylanacak. Uluslararası anlaşma öyle bir yaprak olmaz. Basın bildirisi gibi olmaz. Peçeteye imzalanmış temenni metni gibi olmaz. Her yönüyle belli olur. Kağıda dökülür, Dışişleri Komisyonunda görüşülür. Meclis’e gelir ve kimin ne oy verdiği kayda geçecek şekilde açık oylamayla tarih önünde karara bağlanır. Sen anlaşmayı getirmeden, doğru formatta bir anlaşma daha ortada yokken, Cumhurbaşkanınca Meclis’e yollanmamışken, Meclis Başkanınca kanun teklifine dönüştürülmemişken, Dışişleri Komisyonunda görüşülmemişken dün karar vermişler. Asker gelecek, bir de rahatlatmak için güya lafa bak ülkeler mevzuatlarına göre bu kararı alacak. Bizim mevzuatımız ne? Kararı Meclis alır. Orada bizim bakan Meclis’in alacağı kararı taahhüt eden imzayı atıyor arkadaşlar. Bu milletvekillerinin ne oy kullanacağına Riyad’a gitmiş, Trump’ın talimatıyla Suudi Arabistan ile, Pakistan ile birleşmiş. Mehmetçiği ölüme gönderebilecek anlaşmaya, Meclis’e anlaşma gelmeden, gelse ne yazar. Anayasanın bu sefer de 92’si var. ‘Asker gidecekse karar tekrar Meclis’ten geçecek.’ Bu yapılmadan gidip de anlaşmalar imzalayıp Mehmetçiğin oraya konuşlandırılması ile ilgili taahhütte bulunuyorlar. Trump’ın Ortadoğu düzeninin bir parçası olmayı kabul etmiyoruz. Anayasanın amir hükümlerine göre usulüne uygun görüşüp kabul edilmemiş uluslararası anlaşmayı kabul etmiyoruz. Mehmetçik’i 100 yıl sonra Yemen çöllerine sürecek maceracılığı, Trump’ın emir askerliğini kabul etmiyoruz.

“ERDOĞAN; SEN YENİ DEĞİL; ESKİNİN DANİSKASISIN”

Erdoğan’a buradan sesleniyorum. Yeni dönemde Meclis’i anayasadaki yetkileri ile tanıyıp, Meclis’e saygılı bir tutumda olacaksan, Anayasa Mahkemesi’nin yetkilerini tanıyacaksan, yargı bağımsızlığına, anayasanın vurgularına uyacaksan ancak o gün çıkar ‘Cumhurbaşkanıyım’ dersin. Yoksa Meclis’in yetkilerini tanıyan sayfayı yırt at, Anayasa Mahkemesi’ninkini yırt at, yargı bağımsızlığını yırt at; sonra çık orada ‘Ben Cumhurbaşkanıyım, devleti temsil ediyorum’ diye kasım kasım yetki kullan. Bizi tanımayanı bundan sonra biz de tanımıyoruz. Biz bize bu kadar zulmü, kötülüğü yapanı tanımayıp da sırtımızı dönüp gidince önce biraz arkamızdan baka kaldı. Sonra Prompter’a daldı, konuştu da konuştu. Eski siyaseti kötülüyor. Yeni bir siyasetten bahsediyor. Bu niye biliyor musunuz? Sosyal medyada son üç ayın en çok konuşulan konusu; yeni siyaset, YENİ Parti, YENİ Parti’nin yeni yöntemleri, işte bu hafta sonu yaşadığımız demokrasi şöleni, üyeye, millete önem vermek, yeni bir siyasete, iktidara yürümek olunca… Kelime bulutundan yakalıyorlar sosyal medyadan, koyuyorlar Prompter’a, okuyor beyefendi. Böyle koymuş; efendim eski siyaset kötüymüş, yeni bir siyaset kurmak lazımmış. Sayın Erdoğan; sen yeni değilsin, sen eskisin, sen eskinin daniskasısın, sen eski siyasetin temsilcisisin. Senin siyasetin milletin seçtiği belediye başkanının evine şafak baskını yaptırmaktır. Senin siyasetin kapıyı açan, üstünde gecelik olan kadınların görüntülerini basına servis ettirmektir. Senin siyasetin ana muhalefet partisine darbe yapıp başına kayyım atamaktır. Senin siyasetin milletin bankadaki, fondaki parasını yandaşa yedirmektir. Senin siyasetin İzmir’de, Foça’da aday çıkaramamışken; Foça‘yı MHP’ye bırakmış, AK Parti - MHP yüzde 15 oy almışken; Foça’nın seçtiği kadın başkana tehdit, şantaj, baskı, korkuyla gidip yüzde 15 aldığınız ilçenin belediyesine çökmektir. Yıllardır asla kazanmadığın, kazanamadığın, sana güvenmeyen İzmir’in; güvenip de oy verdiği kişiyi tehditle, şantajla, baskıyla, cezaevinin ucunu göstererek, içeride yatan birinin dosyasında adını göstererek partine devşirmeye çalışan eski siyasetin daniskasıdır. Bu baskılara boyun eğmeyip de içeride aslanlar gibi yatıp arkadaşlarını ve partisini satmayanlar ölene kadar kardeşimizdir. Satıp gidenler haindir, hain oğlu haindir. Onu satın alan da milli irade hırsızıdır. Teyzem dedi bana. ‘Bırak giden gitsin, satan satsın, topuklayan topuklasın.’ YENİ Parti var. İktidara yürüyüşte. Esas onlardan arınalım, önümüze bakalım. Yürüyelim arkadaşlar.”

Siyaset, 06 Ekim 2026 16:32

Yorumlar (0)

Kalan karakter : 450
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Gebze Ticaret Odası, Çayırova’da E-Sınav Merkezi açacak

Gebze Ticaret Odası, Çayırova’da E-Sınav Merkezi açacak

Vecdi Gönül'e sorulan soru yeniden gündemde!

Vecdi Gönül'e sorulan soru yeniden gündemde!

İGSAŞ’ta yeni yatırımla hedef yılda 1 milyon ton su tasarrufu

İGSAŞ’ta yeni yatırımla hedef yılda 1 milyon ton su tasarrufu

Bu yüzden mi İmamoğlu'nun hesabı engelleniyor?

Bu yüzden mi İmamoğlu'nun hesabı engelleniyor?

Alikahya’nın yeni buluşma noktası

Alikahya’nın yeni buluşma noktası

Gölcük’te sağlık yatırımları ne durumda?

Gölcük’te sağlık yatırımları ne durumda?

Hyundai Motor Türkiye, HTech ile genç yetenekleri otomotiv sektörüne hazırlıyor

Hyundai Motor Türkiye, HTech ile genç yetenekleri otomotiv sektörüne hazırlıyor

Türk Sağlık-Sen’in adı Vefasız-Sen olarak değişsin!

Türk Sağlık-Sen’in adı Vefasız-Sen olarak değişsin!

Kocaeli’de öğrendiler, Batı Trakya’da uygulayacaklar

Kocaeli’de öğrendiler, Batı Trakya’da uygulayacaklar

Çayırova için yeni bir nefes alma imkanı

Çayırova için yeni bir nefes alma imkanı

Foncu oldukları ortaya çıkan Diyanet'i yönetenlerden yeni karar

Foncu oldukları ortaya çıkan Diyanet'i yönetenlerden yeni karar

İzmit’te bu hizmetten öğrenciler ve veliler memnun

İzmit’te bu hizmetten öğrenciler ve veliler memnun

Gölcük’te konservatuvar heyecanı 

Gölcük’te konservatuvar heyecanı 

Bahçeli'nin tek arzusu

Bahçeli'nin tek arzusu

Kartepe’nin 4 mevsim turizm için önemli adım

Kartepe’nin 4 mevsim turizm için önemli adım

Kocaeli mutfağı 41 lezzetle tarihe geçti

Kocaeli mutfağı 41 lezzetle tarihe geçti

İzmit’te 5 yeni yetenek Gençlik Orkestrası’na katılmaya hak kazandı

İzmit’te 5 yeni yetenek Gençlik Orkestrası’na katılmaya hak kazandı

Gebze’de 48 milyon TL’lik yatırım

Gebze’de 48 milyon TL’lik yatırım

Başkan Ömeroğlu’ndan Pazar turu 

Başkan Ömeroğlu’ndan Pazar turu 

Sepaş Enerji, ilk 500’deki konumunu sürdürüyor

Sepaş Enerji, ilk 500’deki konumunu sürdürüyor

Ekonomist Demirtaş'tan Erdoğan'a çağrı!

Ekonomist Demirtaş'tan Erdoğan'a çağrı!

Utanmadan sıkılmadan bunu mu yapacaklar?

Utanmadan sıkılmadan bunu mu yapacaklar?

İzmitli Diyetisyenden israf uyarısı: Gıdayı korumak geleceğimizi korumaktır

İzmitli Diyetisyenden israf uyarısı: Gıdayı korumak geleceğimizi korumaktır

Gölcüklüler afet risklerinin azaltılması konulu bu panele davetli

Gölcüklüler afet risklerinin azaltılması konulu bu panele davetli

İktidarın korktuğu İmamoğlu'nun kitabında ne yazıyordu?

İktidarın korktuğu İmamoğlu'nun kitabında ne yazıyordu?

Kazım Dinç, Vali Aktaş’ın kapısını çaldı

Kazım Dinç, Vali Aktaş’ın kapısını çaldı

Derince’de yeni araçlar tanıtılacak

Derince’de yeni araçlar tanıtılacak

Canan Çakar’ın ilk eseri Kitap Fuarı’nda

Canan Çakar’ın ilk eseri Kitap Fuarı’nda

Çayırovalılardan Spor Kompleksi’ne tam not 

Çayırovalılardan Spor Kompleksi’ne tam not 

Kocaeli’nde toplu ulaşım güvenli mi? 

Kocaeli’nde toplu ulaşım güvenli mi? 

Cinsel saldırı ile suçlanmıştı, delil bulunamadı

Cinsel saldırı ile suçlanmıştı, delil bulunamadı

Toplu ulaşımda ortak havuz dönemi başladı 

Toplu ulaşımda ortak havuz dönemi başladı 

Kaya hakkında 6 ayrı suçlamayla suç duyurusu

Kaya hakkında 6 ayrı suçlamayla suç duyurusu

Zeytinoğlu: 26 milyar dolar ihracat rakamına ulaşılmasını sevindirici buluyoruz

Zeytinoğlu: 26 milyar dolar ihracat rakamına ulaşılmasını sevindirici buluyoruz

KOTO ile Türker Sosyal Hizmetler arasında da indirim protokolü imzalandı

KOTO ile Türker Sosyal Hizmetler arasında da indirim protokolü imzalandı

Muhtar buluşmaları bu yıl da devam ediyor

Muhtar buluşmaları bu yıl da devam ediyor

MHP’liler Darıca’da buluştu!

MHP’liler Darıca’da buluştu!

Safiport kimyasallarla denizi kirletiyor, yetkililer açıklama yapmıyor!

Safiport kimyasallarla denizi kirletiyor, yetkililer açıklama yapmıyor!

Başkan Söğüt bu hafta da o lisedeki törene katıldı

Başkan Söğüt bu hafta da o lisedeki törene katıldı

Çayırova’da elektronik atıklarla hediye kazanabilirsiniz!

Çayırova’da elektronik atıklarla hediye kazanabilirsiniz!