Büyük bir utanmazlık!
Siyaset, 28 Mart 2026 21:48CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun serbest bırakılması çağrısıyla her hafta sonu Türkiye’nin farklı bir ilinde düzenlediği "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinginin 100'üncüsü Çanakkale'de düzenledi. Mitingde Ekrem İmamoğlu'nun mektubu okundu. Ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel konuştu. Özel, Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım'ın gözaltına alınmasına ilişkin görüntüler nedeniyle özür diledi ve Sabah gazetesine sert tepki göstererek "O görüntüler devlete emanet. Bir kaç saat içinde AK Parti rejiminin Sabah gazetesinde. Hem de büyük bir utanmazlık içinde. Polisin kamerasından paparazzi kamerası çıkaran düşmüşlüğe lanet olsun, yazıklar olsun.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım'ın gözaltına alınmasına ilişkin görüntülerin yayımlanmasına ilişkin "O görüntüler devlete emanet. Bir kaç saat içinde AK Parti rejiminin Sabah gazetesinde. Hem de büyük bir utanmazlık içinde. Polisin kamerasından paparazzi kamerası çıkaran düşmüşlüğe lanet olsun, yazıklar olsun" sözleriyle tepki gösterdi.
CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun serbest bırakılması çağrısıyla her hafta sonu Türkiye’nin farklı bir ilinde düzenlediği "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" 100. mitingi Çanakkale'de Cumhuriyet Meydanı'nda 13.18'de başladı.
Miting katılan yurttaşlar, tutuklu bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ve diğer tutuklu belediye başkanları lehine sloganlar atarak, iktidarı istifaya davet etti.
Miting, Çanakkale Belediye Başkanı Muharrem Erkek'in konuşmasıyla başladı. Ardından CHP Çanakkale Milletvekili Levent Gürbüz, konuştu.
Gürbüz, "Bu katılım için hepinize teşekkür ederiz. Mustafa Kemal Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı için en büyük gücü arkasında bulduğu Çanakkale'dir. Partimiz birinci parti olduğu günden bu yana saldırılar altında. Ne yaparlarsa yapsınlar bizim iktidar yürüyüşümüz durduramayacaklar. Bu iktidarı alana kadar meydanlardayız, yollardayız" dedi.
EKREM İMAMOĞLU'NUN MEKTUBU OKUNDU
Gürbüz, daha sonra Ekrem İmamoğlu'nun mesajını okumaya başladı. İmamoğlu, Gürbüz tarafından kamuoyu ile paylaşılan mektubunda şu ifadeleri kullandı:
"Büyük destanların aziz şehri Çanakkale! Merhaba! Benim güzel vatandaşlarım; değerli hanımefendiler, kıymetli beyefendiler, yiğit gençler, güler yüzlü çocuklar... Hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum, sizleri hasretle kucaklıyorum. Çanakkale, millet olma bilincini bize en güçlü şekilde hissettiren eşsiz bir coğrafyadır. Bu topraklarda huzur içinde yatan şehitlerimiz, vatan uğruna canlarını feda ederken bir an bile tereddüt etmediler. Onların tek arzusu vatanın birliğini ve bölünmez bütünlüğünü korumaktı; hep birlikte özgür ve onurlu bir yaşam sürmekti. Bu yüzden yalnızca bu toprakların değil, tüm insanlığın onurunu savundular. Çanakkale, barışın kıymetini öğreten bir direniştir; mazlum milletlerin bağımsızlık umudunun simgesidir. Çanakkale hepimize tarihi öğreten, tarihin kıymetini bildiren şehirdir. Bu şehre canla başla hizmet eden, Cumhuriyet Halk Partisi’nin halkçı ve icraatçı uygulamalarını hayata geçirmek için durmadan çalışan Muharrem Erkek başkanıma çok teşekkür ediyorum. Örgütümüzün güçlü ve kararlı iradesini temsil eden İl başkanımız Levent Gürbüz nezdinde tüm örgütümüze şükranlarımı sunuyorum.
"HEVESLERİ KURSAKLARINDA KALDI"
Hep birlikte, şeref ve cesaret dolu bir yılı geride bıraktık. 19 Mart 2025 günü siyasi hayatımı bitirdiklerini, seçimi garantilediklerini düşünenlerin hevesleri kursaklarında kaldı. Milletimiz kumpas siyasetine, milli iradeyi yok sayma teşebbüsüne geçit vermedi. On milyonlar, şehir şehir, meydan meydan büyüyen bir dirençle haksızlığa, adaletsizliğe itiraz ediyor. Sizler, iradenize sahip çıkıyor, her şart altında demokrasiden, cumhuriyetten yana tavır alıyorsunuz. Sizinle gurur duyuyorum. Millet yoksulluğa, adaletsizliğe, güvencesizliğe karşı iktidarı sandığa davet ediyor ama onlar köşe bucak kaçıyorlar. Koltuklarını korumak için, işi gücü bırakmış, organize işlerle seçim kazanma derdine düşmüş haldeler. Önce, bir siyasinin, Adalet Bakan Yardımcısının, İstanbul’a başsavcı olarak atanmasını organize ettiler. O başsavcı siyasi maksatlı soruşturmalar organize etmekle kalmadı, benim diplomam konusunda üniversiteye baskı yaptı. Üniversite’de bir kurul organize ettiler, o yetkisiz kurul diplomamın iptaline karar verdi.
"ADALET BAKANI MIDIR, ORGANİZE İŞLER BAKANI MI?"
Bunların organize işleri saymakla bitmez. Aleyhimde açılan davalara hep aynı bilirkişinin atanmasını organize ettiler. Mahkemeleri organize ettiler, yargılandığım bütün davalarda istedikleri gibi davranmayan hakimleri sürgüne gönderdiler. Davaya başlayan hakimlerle bitiren hakimler hep farklı oldu. Gizli tanıkları organize ettiler. Tanıklıktan çekilen olunca, onun gerçek dışı ifadesini alıp başka bir gizli tanık söylemiş gibi yaptılar. Bir davanın hangi mahkemeye düşeceği önceden bilinmez ama bizim davamızın hangi mahkemede görüleceğini en baştan beri biliniyordu. Çünkü öyle organize etmişlerdi. Bununla da yetinmediler, kendi belirledikleri mahkemeyi de yeniden organize ettiler, ikinci bir heyet atadılar. Organize işlerini daha iyi organize edebilmek için bize dava açan başsavcıyı bakan olarak atadılar. Bu atanmış şahıs, Adalet Bakanı mıdır, Organize İşler Bakanı mıdır, onun cevabını milletimiz gayet iyi biliyor.
"TAPULARININ HESABINI VEREMEYENLER"
Tapularının hesabını veremeyenler ve onları bir aparat olarak kullananlar iyi bilsinler ki milletin iradesi kimsenin tapulu malı değildir. Beni ve arkadaşlarımı kumpas davalarıyla hapsederek, sadece kendi siyasi sonunuzu hızlandırıyorsunuz. En çok da milletin refahına, huzuruna, ülkenin ekonomik ve siyasi gücüne zarar veriyorsunuz. Demokratik, erdemli bir iktidar öncelikle, herkesin adil biçimde yargılanmasını sağlamakla yükümlüdür. Çünkü mahkemelerde adalet yoksa hayatın hiçbir alanında adalet olmaz. Türkiye bugün maalesef bu durumdadır. Siyasi rakibini saf dışı etmek için bu kadar kumpasa, bu kadar organize işe tevessül eden iktidar ülkedeki tüm adaletsizliklerin müsebbibidir. Kaybettikleri meşruiyeti onlara ne Trump verebilir ne başka bir dış güç. Meşruiyeti ancak millet verir. İktidar için başka yol yoktur. Ya bütün bu yaptıklarına milletten onay alacaklar ya da millet kime verirse, yetkiyi ona devredecekler. Bunun arası, ortası yoktur. Bunun gecikmeye tahammülü yoktur.
"ÖZGÜR VE ADİL BİR SEÇİMLE ÇÖZEBİLİR"
Türkiye acil ve büyük sorunlarını, ancak özgür ve adil bir seçimle çözebilir. O sandık gelecek. Adaletiyle, bereketiyle gelecek. Bu topraklarda adalet içinde, özgür ve eşit yaşayacağız. Birliğimizi, kardeşliğimizi, bu topraklar uğruna hep beraber can vermişliğimizi unutmadan yaşayacağız. Çanakkale’deki birlik ruhuna, Kurtuluş Savaşı’ndaki bağımsızlık tutkusuna, Cumhuriyet’in yüksek ideallerine sahip çıkarak yaşayacağız. Çanakkale kahramanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği yönde ilerleyerek yaşayacağız. Türkiye’yi birlik ve beraberliğin, kardeşliğin ve barışın, adaletin ve hürriyetin merkezi yapana kadar durmadan çalışacağız. Bu mücadele zafere ulaşmadan son bulmayacak. Her şey çok güzel olacak."
ÖZEL GÜNDEME İLİŞKİN KONUŞTU
Mektubun ardından miting CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in konuşmasıyla devam etti. Konuşmasında tutuklu belediye başkanlarından Ortadoğu'daki gelişmelere kadar birçok konuya değinen Özel, 100. mitinge dair açıklamalarda bulundu.
Özel, şunları söyledi:
"100’üncü mitingi nerede yapacağız?’ dedik ve dedik ki ‘Neresi olsa olmaz. Olursa direnmenin, ayakta kalmanın, teslim olmamanın, geçilmeyen şehir olan Çanakkale’nin bağrına gideceğiz. Orada olacağız.’ Bundan sonrasını soruyorlar, ‘Bundan sonra ne yapacaksınız?’ diyorlar. Onlara cevabı Çanakkale’den veriyorum. ‘Yaşamaz, ölümü göze almayan. Zafer, göz yummadan koşana gider. Bayrağa kanının alı çalmayan gözyaşı boşana boşana gider. Kazanmak istersen sen zaferi, gürleyen sesinle doldur gökleri. Zafer dedikleri kahraman peri. Susandan kaçar, coşana gider. Bu yolda herkes bir ey delikanlı. Diriler şerefli, ölüler şanlı. Yurt için dövüşen başı dumanlı. Her zaman bu şandan, o şana gider.’ Çanakkale, 100’üncü kez buradayız. Bundan sonra da hep beraber, daha kalabalık, omuz omuza yollardayız. Meydanlardayız, ayaktayız, mücadeledeyiz.
"BU MEYDAN TÜRKİYE İTTİFAKI’DIR"
10 gün önce Çanakkale Zaferi’nin 111’inci yılını hep birlikte kutladık. O gün şehit ailelerimizle, gazilerimizle birlikteydik. Çanakkale, bu milletin tarihine vurulmuş istiklal mührüdür. Çanakkale, sadece bir cepheyi değil, bir bütün olarak milletin ortak geleceğini savunma ülküsüdür. O yüzden Cumhuriyet Halk Partisi bu meydanlarda sandığı savunurken, darbeye direnirken, arkadaşlarına ve evlatlarına sahip çıkarken bir partiyi, bir cepheyi değil; bir bütün olarak demokrasiyi ve bu ülkenin yarınlarını savunmaktadır. Bu meydanlar bu yağmur altında, karda - kışta - doluda, eksi 4 derecede - artı 46 derecede eksilmeden çoğalıyorsa bu meydanlar bir partiyle dolmaz. Bu meydanlar inanmış milyonlarla dolar. Bu meydanlar demokratların birliği ile dolar. Bu meydanlarda sosyal demokratlar, muhafazakar demokratlar, milliyetçi demokratlar, Kürt demokratlar, sosyalist demokratlar, liberal demokratlar omuz omuzadır. Bu meydan Türkiye İttifakı’dır. Bu meydan gücünü milletten, renklerini ay yıldızlı al bayraktan alan Türkiye İttifakı’dır. Geçtiğimiz perşembe günü bütün Türkiye milli takımla bir yürek olup onları hep beraber alkışlarken, İstiklal Marşı’nı hep bir ağızdan söylerken ya da Filenin Sultanları bayrağı göndere çektirip İstiklal Marşı’nı okuturken gırtlağı düğümlenenler, gözleri yaşlananlar, tek yürek olanlar Türkiye İttifakı’dır. Bu ittifakta herkese yer var. Bu meydanda herkese yer var. Bu mücadelede herkese yer var. Çünkü bu meydan, bu mücadele, bu direniş kendini savunan değil; hakkını savunan, hak yemeyen, hak yedirmeyen, ötekinin hakkını da savunan, ülkenin iyi yönetilmesini savunan, kötü yönetenin gitmesini ve milletin görev verdiğinin gelmesini savunan, demokrasiyi savunan, dolayısıyla ortak geleceği, zenginliği ve bunu hep beraber başarmayı savunan meydandır. Onun için hangi görüşten olursa olsun bu meydanları dolduran bütün demokratlara helal olsun. Türkiye İttifakı’nı seviyor musunuz? Bu ülkeyi seviyor musunuz? Kırmızı, beyaz. En büyük Türkiye.
"ENİNDE SONUNDA MİLLET KAZANIR"
İnanın ki bu inançta olanlar, burada olanlar, bu birlikteliğe inananlar kazanacak. Haklılar kazanır. Dürüstler kazanır. Korkmayanlar kazanır. Eninde sonunda millet kazanır. Bu meydan bir evladının ismini haykırıyor. Diyorlar ki, ‘Biz milletiz. Kararı biz veririz. Kim yönetsin dersek mührü ona veririz. Ama seçtiğimizin de arkasında dimdik dururuz. Onu ne darbeciye ne de makamı ne olursa olsun demokrasinin karşısına dikilen kimseye teslim etmeyiz.’ Onun için işte bu meydan 100’üncü kez adayına sahip çıkıyor, Ekrem İmamoğlu’na sahip çıkıyor. İşte bu meydanı görmek lazım. Çanakkale’yi görmek, Çanakkale’yi duymak lazım. Bu ülkenin hiçbir evladı yalnız değildir. Hiçbir evladı sahipsiz değildir. Hasta mı var, müdahale ediliyor mu? Bu devlete bu millete hizmet eden, dirseğini çürüten, gözlük numaralarını büyüten, elleri nasırlı ama büyük bir haksızlığa uğramış bütün emeklilere bir alkış alayım. Şimdi bu ülkenin hiçbir evladı yalnız değil. Hiçbir evladı sahipsiz değil. Çanakkale’de siperden sipere koşan da bu millettir. Afyon’dan İzmir’e zafere yürüyen de bu millettir. 6 Şubat’ta enkaz başında günlerce sabahlayan, yardıma koşan da bu millettir. Soma’da, Kartalkaya’da hep birlikte yüreği yanan da bu millettir. Bugün de bizi ayakta tutacak şey; bu birlik, beraberlik ve dayanışma ruhudur. Aynı ilde, aynı bölgede yaşamak evet, ama aynı bayrağın altında yaşamak ve kardeşliği büyütmek. Türk’üyle Kürt’üyle, Alevi’siyle Sünni’siyle bu ülkede kimlik, köken, inanç ne olursa olsun bir yumruk gibi bir arada durmak, birbirine sahip çıkmak, ülkenin yarınlarına sahip çıkmak, işte o bizim işimizdir. Biz bunu başaracağız hep beraber.
"MÜCADELENİN PARÇASI OLARAK KURTULACAĞIZ"
Milletimizin en ağır günlerinde, kendi özünü herkese gösterme özelliği vardır. Dara düşeni kaldıran, yarayı saran, sendeleyenin koluna giren ve kimseyi geride bırakmayan… Bu anlayışla o günden bugüne bir yıldır hem arkadaşlarımıza hem de bu meydanları dolduran emeklimize, işçimize, çiftçimize, balıkçımıza, arıcımıza, orman köylümüze, bu meydanda geleceğinden endişe ettiğimiz gençlerimize, yarınlarını yurtdışında aramak için düşünürken bir seçim daha kalmaya karar vermiş hepsine şunu söylüyoruz: Bir devir kapanıyor, bir devir açılıyor. Artık bakan evlatlarının devri bitecek, vatan evlatlarının devri başlayacak. Çünkü vatan evlatları artık meselenin farkına varmıştır. Evde oturarak, oradan şikayet ederek, sosyal medyada durarak değil; çıkıp meydana inerek, kol kola girerek, yan yana durarak, çağrıldığı yere giderek, nerede ihtiyaç varsa orayı doldurarak, nerede ses yükselecekse o sese ses olarak, nerede durulup, nerede direnilecekse o mücadelenin parçası olarak hep birlikte kurtulacağız. Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz. Harikasınız. Dron Çanakkale’den öyle bir şemsiye çekti ki yarın bütün sosyal medyada siz varsınız. Yağmur üzüyor. Yağmur korkutuyor. Her seferinde diyorum ki ‘Yağmasa iyi, yağarsa daha iyi. Sıcak olsa iyi, çok sıcak olsa daha iyi. Soğuk olsa iyi, çok daha soğuk olsa daha iyi.’ Çünkü bu meydan yağmurdan kaçmayan, havada üşüyünce dağılmayan, sıcakta bayılmadan meydandan ayrılmayan inançlı 10 binlerin, 100 binlerin meydanıdır. Millet bu iradeyi, bu inancı, bu mücadeleyi gördüğü için teslim olmamaktadır. Anketlerde davaların siyasi olduğuna inanç yüzde 60’tır. Darbeye kalkışanlar milleti inandıramamış, bu meydanları dağıtamamış, yağmurdan, selden, doludan, soğuktan yılmayan, mücadele için meydanları dolduranlar 100 yıl sonra bir kez daha kurtuluşun umudu olmuşlardır.
"ÇANAKKALE’NİN PARTİMİZ İÇİNDE AYRI BİR YERİ VAR"
Değerli Çanakkaleliler, Çanakkale’nin şüphesiz partimiz içinde ayrı bir yeri var. Çok partili dönemde bir dönem hariç Çanakkale Belediyesi hep sosyal demokratlar tarafından yönetildi. Son dönemlerde 1989’dan bu yana İsmail Özay Başkanımız, Ülgür Gökhan Başkanımız görev yaptılar. Bu dönemde bir milletvekilimizi, genel başkan yardımcımızı, Muharrem Erkek kardeşimizi size emanet ettik. Size teşekkür ediyoruz. Ayrıca bugün bu meydana emek veren, herkesi ve Cumhuriyet Halk Partisi örgütünü Levent Gürbüz Başkanımın şahsında kutluyorum. Kendisine bütün ilçe başkan ve yöneticilerine, CHP örgütüne yürekten teşekkür ediyorum. Milletvekilimiz İsmet Güneşhan’a, yıllardır birlikte mücadele ettiğimiz Özgür Ceylan kardeşime ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Tabii ki Muharrem Erkek sizin görevlendirmenizle göreve geldi. İkinci yılını dolduruyor. Bu yağmur altında yapılanları anlatarak, çok sözü uzatmayacağım ancak 46 ton asfaltın, 40 bin metrekare parke taşının, önemli ve rekor hizmetlerin yapıldığını, 27 kilometre su hattı döşendiğini, 6 yeni parkı, etüt, taziye ve bisiklet evini, Can Dostlar Bakım Merkezini büyük bir memnuniyetle takip ettik. Kent lokantasıyla tüm Türkiye’de olduğu gibi burada da gurur duyuyoruz. 33 milyon lira sosyal desteği, 7 milyon lira öğrencilere desteği, toplam 45 milyon liralık sosyal desteği bu dönemde çok kıymetli, çok önemli görüyoruz. Altın Yıllar Yaşam Merkezi için, sağlıklı yaşam merkezi için belediye başkanımıza, Meclis üyelerimize ve tüm belediye emekçilerine yürekten teşekkür ediyorum. Tabii Çanakkale Merkezdeyiz ancak Bozcaada, Gökçeada ve Eceabat Başkanlarımızla, Ayvacık, Bayramiç, Çan ve Biga Belediye başkanlarımızla gurur duyuyoruz. Hepsine yürekten bir alkış gönderiyoruz.
"ÇANAKKALE’DEN KEPÇEYLE ALIP, ÇAY KAŞIĞI İLE VERİYORLAR"
Değerli Çanakkaleliler, bu otobüsün üstünde görev verdikleriniz ve görev verdiklerimiz, yüzünü Çanakkale’ye dönmüş size bakıyor. Bir de Çanakkale’de seçim zamanı oyları alıp, daha sonra Çanakkale’ye sırtını dönenler var. Bugün Çanakkale’ye gelirken öyle bir bakayım dedim. Çanakkale ne vermiş, bu millet Çanakkale’ye bu kadar değer verirken, bu hükümet Çanakkale’ye ne vermiş diye. Allah var ya stratejik bir yer, doğası güzel, zorlukları var. Beklersin ki aldığı vergiden çok daha fazlası verilsin. Biz Manisa’da büyük sanayi siteleri, organize sanayi bölgeleri, güçlü firmalar, tarım ve pek çok alanda çok vergi verebiliriz. Bu vergilerin bir kısmı Çanakkale'ye gelse ‘Helali hoş olsun. Çanakkale'ye her şey layıktır’ deriz. Konya’sı, Kayseri’si, Bursa’sı, Denizli’si, Gaziantep’i verdiği vergiden Çanakkale’ye daha çok hizmet gelse kimsenin aklına bu kadar bir şey gelmez. Baktım ne göreyim. Çanakkale 31,5 milyar lira vergi vermiş. Karşılığında 7,5 milyar lira hizmet almış. Çanakkale bir verse, dört alsa hakkıdır. Bu hükümet döneminde dört veriyor, bir alıyor. Çanakkale’den kepçeyle alıyorlar, Çanakkale’ye çay kaşığı ile veriyorlar. Ben buradan partinin şimdiki genel başkanı olarak hepiniz adına bu onura ermiş bir evladınız. İki emekli öğretmenin çocuğu, bir bahçıvanın torunu Özgür Özel olarak, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün gözlerinin içine baka baka söylüyorum ki; ‘Çanakkale’ye yapılan bu haksızlığı sona senin partin erdirecek. Senin kurduğun parti erdirecek.’ Çanakkale'den dört alıp, bir verenler Çanakkale’ye en büyük haksızlığı edenlerdir. Bunu önce söyleyeyim.
"BU KÖPRÜYÜ BİZ YAPSAYDIK ŞİMDİ BEDAVA GEÇİYORDUNUZ"
İkincisi; partimizin programında evvel ezel yazar, birileri yalan yanlış ‘CHP köprüye karşı.’ Köprüyü ilk öneren, ilk savunan parti programına yazanız. Aması var. Bu yöntemle değil. Bu Özgür Ceylan’ın dilinde tüy bitti. ‘Efendim bu köprüye verilen parayla üç köprü yapılır. Böyle geçiş garantisi olmaz. Böyle finans kaynağı olmaz. Koskoca devletin Çanakkale’ye bir köprü yapacak gücü yok mu?’ diye. Bakın Çanakkaleliler bu köprüyü rahmetli Özal yapsaydı, şimdi 59 liraya geçiyordunuz. Bu köprüyü biz yapsaydık bedavaya geçiyordunuz. Bu iktidar yaptı, 995 lira. Deli dumrul köprüsü gibi para. O yüzden ayrıca bu köprüden her geçişten 995 lira alan anlayışa şunu söylüyoruz. Biz bu kente borçluyuz. Biz bu topraklara borçluyuz. CHP iktidarında Çanakkale Köprüsü, Çanakkaleliler’e bedava olacak. Turistik için, transit için gelen, başka şey için geçen makul bir ücret öder. Ama bu kenti bekleyenler, bu ülkeyi bekleyenler, Atatürk’ün emanetine sahip çıkanlar bu köprüye para ödemeyecekler.
"55 YILLIK BARAJIN PARASINI BELEDİYEDEN KESİYORSUN"
Ayrıca öyle bir hikaye ki Allah gani gani rahmet eylesin, Aziz Nesin yazmaz bu hikayeyi. Hikayenin adı; Atikhisar Barajı. Atikhisar Barajı’nı biliyor musunuz? Atikhisar Barajı bu milletin vergileriyle, 1968 ile 1975 yılları arası yapıldı ve hizmete girdi. Bu baraja Barajlar Kralı rahmetli Demirel’in emeği var, Kıbrıs Fatihi rahmetli Ecevit’in emeği var. Bu baraj o günden bugüne kullanılıyor ya. Tayyip Erdoğan ‘Belediyeleri silkeleyin’ dedi ya. Belediyenin İller Bankası’ndan aldığı paradan bu barajın, 55 yıl önce yapılmış barajın parasını kesmeye başladılar. Rahmetli Ecevit, rahmetli Demirel yapmış, hizmete sunmuş, 55 yıl durmuş, bu faydasız gelmiş ve parayı sizden kesiyor. Yazıklar olsun ve duyan duymayan kalmasın. 55 yıllık borç mu olur? Bu topraklara borçluyuz biz. Dört vergi toplayıp bir yolluyorsun. 55 yıllık barajın parasını belediyeden kesiyorsun. Belediyeden kesiyorsun da bu kimden kesiliyor? Bu belediyenin… Yoksula yardım yapıyor ya. Kesmese üç kat yoksula yapar. Emekliye bir iş yapıyorsa üç katını yapar. Emekçiye bir şey yapacaksa beş katını yapar. Hizmetin alasını yapar. Buradan Çanakkale’deki AK Partili, MHP’li, geçmişte Doğru Yol Partili, Adalet Partili, Saadet Partili, Yeniden Refah Partili tüm Çanakkalelilere söylüyorum; bu soyguna, bu haksızlığa, bu hazımsızlığa itiraz edin, Çanakkale’nin hakkını bunlara yedirmeyin."
"EMEKLİYE DÜŞMANLIK YAPAN İKTİDARDIR"
Açlık sınırının 32 bin lira, yoksulluk sınırının 105 bin lira olduğunu anımsatan Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ama en düşük emekli maaşı 20 bin lira. Emekliler bir el kaldırsın da göreyim. En düşük emekli maaşı, 20 bin lira alanlar? Yüzde 60 - 70’i 20 bin lira alıyor. Bu ülkede, bakın olmaz bir şey demiyorum. Biz diyoruz ki parti programında, ‘Emekli maaşı ilk dönemimizde doğrudan bir asgari ücrete çıkarılacak. Sonra bir sonraki dönemde 1,5 asgari ücrete çıkarılacak.’ Bu olmaz bir şey gibi söylüyorlar. Bakın emekliler biliyor. Unutanlar kontrol etsin. 3 Kasım 2002 tarihinde bu iktidar gelmeden bir önceki ay yani Ekim 2002’de alınan en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Bu iktidar gelip bu emeklilerle hiç uğraşmasa, maaş bağlama oranlarını değiştirmese, 5510’da numaralar yapmasa, her sene TÜİK’e enflasyona olduğundan düşük göstertmese, verirken dahi çeşitli numaralar çekmese, size hiç ellemese bugün beğenmediğimiz asgari ücret 28 bin lira ya en düşük emekli maaşı 1,5 katı yani 42 bin lira olacaktı. Bu iktidar doğrudan emekliye düşmanlık yapan bir iktidardır. Bu iktidar gelmeden hemen önce emekli maaşı 8 çeyrek altın satın alıyordu. Bugün maaşın geldiği nokta ortadadır. Bu iktidar gelmeden önce en düşük emekli maaşı alanlar istisnaydı. Ortalama en düşük emekli maaşının yüzde 50, 60 üstündeydi. Bugün meydanın yüzde 60, 70’i emekli. Onların da yüzde 60, 70’i, 20 bin lira alıyor. Bugün ortalama emekli maaşı da 23 bin lira yani büyük bir sefalet maaşı. Bunun için Cumhuriyet Halk Partisi iktidarından bir; emekli maaşı önce biraz asgari ücret, sonra 1,5 asgari ücret olacak. İki; asgari ücret bugünkü parayla 39 bin lira olacak. Ben bu meydana Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanı ve iktidar partisinin Genel Başkanı olarak gelip bu otobüsün üzerine çıktığımda bu meydanda en düşük işçi maaşı 39 bin lira, en düşük emekli maaşı 39 bin lira olacak.
"ÇİFTÇİYE VERDİKLERİNİN 320 KATINI FAİZE VERİYORLAR"
Ayrıca yanarım, yanarım; çiftçilere yanarım. Bu sene yılın ilk iki ayında, ocak, şubatta çiftçilere kaç para ödendi? Kaç para ayrıldı tarımı desteklemeye? 2 milyar lira. Faize kaç para ödendi iki ayda? 640 milyar lira. Bütün çiftçilere verdiğinin 320 katını faize veren bir iktidarla karşı karşıyayız. O faiz bu iktidarın iktidarını sürdürmek için, tepemizden inmemek için, emeği sömürmek ve sizleri süründürmek için yabancı lobilere ödediği diyet borcudur; kötü yönetimin sonucudur. Kötü yönetildiği için ülkenin risk priminin yüksek olmasının o yüzden yüksek maliyetle borçlanmanın sonucudur. Bir ülkede hukuk yoksa, hukukun üstünlüğü yoksa o ülke çok pahalıya borçlanır. O ülkeye millet para değil, selam vermeye bile korkar. Onun için faize ödenen para kötü yönetimin sonucudur. Bu meydanın cebinden alınıp İngiliz bankerlere ödenen paradır. Bu düzeni, AK Parti’nin kara düzenini alaşağı etmeye, kara düzeni bitirmeye ve hakça, adil, halkın düzenini getirmeye var mısınız? İşte mesele bundan ibarettir. 39 bin lira iyi mi? Yetmez.
"ESASEN BARIŞIN KENTİNDEYİZ, BARIŞIN ARKASINDAYIZ"
Değerli Çanakkaleliler, Çanakkale büyük bir savaşın kentidir ama esasen barışın kentidir. Çünkü mavi gözlü dev adam, Çanakkale’de devleşen adam demiştir ki ‘Savaş kaçınılmaz olmadıkça cinayettir. Son çare savaştır.’ O yüzden biz barışın arkasındayız, barışın kentindeyiz. İran kadınlara yaptıklarıyla, antidemokratik uygulamalarıyla bizim benimsediğimiz bir rejim değildir. Ancak İran’ın demokratik bir cumhuriyet olması için kararı İran halkı verecektir. Mücadeleyi İran halkı verecektir. Demokratik bir rejime İran halkı kuracaktır. Ellerinde 71 bin Filistinlinin kanı olan Netanyahu ile onu savaş kahramanı ilan eden Trump’ın füzeleriyle İran’a yapılan müdahaleyi lanetliyoruz. Emperyalist işgalcilere karşı mücadelenin topraklarından bir kez daha haykırıyorum ki kahrolsun Trump’ın emperyalist emelleri, kahrolsun Amerikan emperyalizmi. Bu sırada İran’da Trump’ın yaptıklarına susan, Trump çağırınca… Ne diyor Trump? ‘Gazze’yi gördüm, çok güzelmiş. Orada Filistinlilere yer yok. Onları etraftaki beş ülkeye süpüreceğim’ diyor utanmadan. ‘Oraya oteller, casinolar dikeceğim. Sahillere turist getireceğim. Önünde hidrokarbonlar var, onları istiyorum’ diyor. Bunun çizimini bile yapmış. Sonra adına ‘barış masası’ dediği bir masa kurdu ve dünyadaki devletleri davet etti. Aklı başındaki hiçbir lider oraya gitmedi. Dostum, kardeşim Pedro Sanchez ‘Filistin Filistinliler’indir’ dedi. Sosyalist Enternasyonal, ki ben ikinci Başkanıyım, 80 ülkede 89 parti ile Filistin’e sahip çıktı. Ancak davet edildiği o masaya maalesef Recep Tayyip Erdoğan katılmayı kabul etti. Biz dedik ki ‘Nasıl olur?’ Dedik ki ‘Filistin’in olmadığı, Filistin’in pay edileceği, işgal edileceği masada ne işin var?’ Dedi ki ‘Filistin yok ama İsrail de yok.’ Toplantıya üç gün kala Netanyahu gitti Trump’a siftindi. Zaten planı öyle kurmuşlar, İsrail’i de dahil ettiler. Bizimkiler de utanmadan, sıkılmadan Hakan Fidan’ı yolladı. Filistin’i işgal masasında İsrail’le bir Trump’ın yanına oturdular. Buradan bir kez daha uyarıyorum. O masadan kalkın. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı, üçüncü Genel Başkanımız Bülent Ecevit’in, Yaser Arafat‘a destek verdiği noktadayız. Filistin’in arkasındayız. Biz Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının Filistin mücadelesinin yanındayız. Bugün rahmetli Erbakan’ın oğlu da dava arkadaşlarının partisi de daha önce AK Parti’de siyaset yapıp ayrılmış, parti kurmuş Genel Başkanların partileri de… Bugün bu iktidarın kendisi dışında hiç kimse Filistin’i Türkiye’de yalnız bırakmamaktadır. Filistin meselesi, CHP için bir onur meselesi, bu millet için milli bir meseledir. Buradan Erdoğan’a bir kez daha sesleniyorum. Filistin işgal masasından kalkın, İran’a yapılanlara sessiz kalmayın.
"‘BU MEMLEKET BİZİM’..."
Bugüne kadar gittiğin her yerde Ekrem Başkan’ın kollarını sıvayan ve bu güzel ‘Millet İradesine Sahip Çıkıyor’ pankartını hep gördüm, bu irade için Çanakkale’ye de teşekkür ediyorum. Kardeşlerim Ferdi Zeyrek ve Gülşah Durbay’ı; doğduğum ilçenin Belediye Başkanı ve Büyükşehir Belediye Başkanımızı kaybettik. O dönem vekillerimiz, belediye başkanlarımız Manisa’ya geldiler, cenazeye katıldılar, hastane bahçelerinde nöbet tuttular. Çanakkale’nin dualarını getirdiler. Hepinize teşekkür ediyorum. Bugüne kadar bu basın otobüsünün üstünden gazeteciler çok görev yaptı, hepsini çok seviyoruz. Ama üstüne böyle güzel ‘Bu memleket bizim’ yazıldığı ilk oluyor. Kim akıl ettiyse yapanların eline, emeğine sağlık. Kim yaptı? Değerli belediye başkanımızın eşi ‘Kadın arkadaşlarla birlikte biz yaptık’ diyor. Çanakkaleli bütün kadınlara bir yürekten alkış. Kadınlar alkışlamasın, hep siz çalışıyorsunuz. Bu sefer sadece erkekler alkışlayacak ama öyle bir ses çıkacak ki duyacağım. Çanakkaleli kadınları, bu milletin kadınlarını, Türk kadınlarını alkışlayın bakalım. İşte, Çanakkale. Vallahi her yere giderken umutla, yüzüm gülerek, kalbim heyecanla çarparak gidiyorum. Ama bu Çanakkale’ye gelirken koşarak geliyorum. Değerli Çanakkaleliler hava müsaade etti, burada emeği ve duaları olan herkese çok teşekkür ediyorum. Hep dua ettiniz. Yağmur da dağıtmadı, gönlümüze göre hava da açtı. İnşallah hava açacak, beyaz bulutlar arkasından mavi gökyüzü çıkacak. Güneş açacak, gül güzel günler göreceğiz, güneşli günler göreceğiz.
"MAZOTTA VE BENZİNDE KDV YÜZDE 1’E İNMELİ"
Biz Türkiye’nin birinci partisi olarak bu İran Savaşı’nda yaşananlar yaklaşırken uyardı. Savaş çıktığı gün ‘Hürmüz Boğazı’ dedik. 13 saat sonra ancak Türk gemilerini uyardılar. O gün ‘Petrol fiyatları 120 doları bulabilir’ dedi Ekonomi Eşgüdüm Konseyimiz. Biliyorsunuz Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi ile MYK’da Türkiye’nin alanında en iyi toplam 11 ekonomisti var ve onlar muhteşem bir çalışma yaptılar. Dediler ki ‘Aman ha aman. Petrol fiyatı 60, 70, 80, 100, 120 dolar olur. Türkiye’deki sistemle mazot bir anda 100 lirayı bulur. Mazot artınca iğneden ipliğe her şeyin fiyatı artar. Petrol fiyatları düşer ama asla o fiyatlar geri gelmez. Yeni bir enflasyon şoku olur. Hatırlayın, pompaların önünde kuyruklar oluştu o gece. Zammı uygulayacaklardı. Raporu yayınladık, ilan ettik, ısrar ettik, uyardık. Son gece zammı yapmaktan vazgeçtiler. Diğer gün önerimizi dinleyip eşel mobil sistemine geçtiler. ‘Ham petrole gelen zam pompaya yansımasın, ÖTV’den karşılansın’ dedik. 4 liranın üçünü ÖTV’den karşıladılar, birini pompaya yansıttılar. Eşel mobille gelen ham petrole gelen zammın 4’te 3’ü ÖTV’den karşılandı, biri pompaya yansıdı. Yine de fiyatlar buralara geldi. Şimdi her gün bir düşüyor, bir çıkıyor. Savaş bitmedikçe bu tehlike büyük. Bu fiyatlar yüksek ama ÖTV kısmı tükendi. Bundan sonra yüzde 20 KDV var. Hükümeti bir kez daha uyarıyoruz. Mazot ve benzinin KDV’sini yüzde 1’e düşürün. Hem millete bir nefes aldırın hem de kalıcı enflasyon şokunu önleyin. Biz sonuçta ana muhalefet partisiyiz. Ama biz enflasyondan beslenmiyoruz. Biz bu milletin yoksulluğundan beslenmiyoruz. Biz bu milletin mücadelesine güvenip, vicdanına sığınıyoruz. Bu ülkede pahalılık olursa hükümet zora girer diye düşünmek yerine; enflasyon artmasın, pahalılık olmasın, millet zor durumda daha da beter olmasın istiyoruz. Onun için KDV’nin savaş bitene kadar yüzde 1’e indirilmesini ve zamların pompaya yansıtılmamasını, iğneden ipliğe her şeyin zamlanmamasını öneriyoruz. ‘Mazot ve gübre desteklerini ödeyin’ dedik, nihayet dün ödendi. Ama yetmez. Buradan bir kez daha çağrıda bulunuyorum. Çiftçilerin kullanmış oldukları kredilerin faizlerini silin, ana parayı taksitlendirin. Bunu yapmak Türkiye’nin yarınlarına ışık tutmaktır, güvence olmaktır. Çiftçiyi korumak ülkeyi korumaktır, milleti korumaktır.
"KAZDAĞLARI’NI MADENE VERMEK VATANA İHANETTİR"
Bulunduğumuz Çanakkale'nin, Biga Yarımadası’nın yani Kazdağları’nın yüzde 79’u maden ruhsatlarına açılmış durumda. Buradan Erdoğan’a söylüyorum, Kazdağı’nın altını üstündeki zeytinidir. Ona göre düşün ona göre davran. Yüzde 79 nedir? Yüzde 79, vatana ihanettir. Biga’yı, Kazdağları’nı madene vermek, vatana da ihanettir, ataya da ihanettir. Ata’nın emanetine ihanettir. Bu arada bu topraklarda bu madenciliğe, vahşi madenciliğe karşı kim mücadele verdiyse, yitirdiklerimiz var Allah gani gani rahmet eylesin. Kim mücadele veriyorsa Allah razı olsun. Cumhuriyet Halk Partisi olarak sonuna kadar arkanızdayız.
"HİÇBİR PARTİDE OLMAYAN YARGI KOLLARINI KURDU"
Milletimiz takdir etti, son seçimleri biz kazandık. Son seçimleri kazandıktan sonra hızla çalışmaya başladık. 8-9 ay geçti. Memnuniyet anketleri yaptırdık. AK Parti de yaptırdı. Memnuniyet anketlerinde yüzde 59 bizim ankette, yüzde 61 AK Parti’nin anketinde CHP’li belediyelerden memnuniyet çıktı. Öyle olunca Tayyip Bey bu belediyeler bizde oldukça, bu okula giden çocuğun beslenme çantasından okulda içeceği suya kadar belediyeler düşündükçe, hoş geldin bebek paketleri verildikçe, annelere destekler verildikçe, kreşler açıldıkça, yurtlar açıldıkça, bin kreş hedefi verdik, 787 kreş açtı belediye başkanlarımız. Hepsine helal olsun. 100 yurt hedefi verdik. 79 yurt açtı belediye başkanlarımız. Daha ikinci yıl doluyor. Hepsine helal olsun. Bunları görünce anladı ki Cumhuriyet Halk Partisi’yle, kadın kollarıyla mücadele edemeyecek, gençlik kolları ile mücadele edemeyecek, belediyecilikte yarışamayacak. O yüzden kendine hiçbir partide olmayan yargı kollarını kurdu. Başına bir siyasetçiyi oturttu. Yani Bakan yardımcısından Cumhuriyet Başsavcısı yaptı. Arkadaşlar yuhalıyorsunuz, sonra üzülüyormuş. Onun da babası varmış. Vallahi öyle bir şey ki şahsiyetle uğraşmayı sevmem. Aileye dil uzatandan nefret ederim, aileyle uğraşmam. Düşmanımın babası olsa ellerinden öperim, sağlığına dua ederim. Ama öyle bir şey ki diyor ki şöyle olmuş, böyle olmuş. Orasını söylemeyeyim. ‘Hepimizin ailesi var’ diyor. Mehmet Murat Çalık’ın annesini görmüyor. Kadriye’nin evladını düşünmüyor. O kadar Fatih Keleş’in oğlu Mustafa’yı 26 yaşında içeride tutuyorlar düşünmüyor. Afyon’da istediği gibi iftira atmayınca Elif Atayman’ı Afyon’a sürüyor, 8 saat. Bir kuru ekmekle. Dönüşte 8 saat duruşmaya getiriyor. Dört kez mola veriliyor. Çay, kahve içiliyor. Tuvalete gidiliyor. Elif Atayman’ın kapısı açılıp, ‘Bir ihtiyacın var mı?’ denmiyor. O Elif Hanım’ın da evladı var, annesi var, babası var. Pınar Türker’in, Kadriye Hanım, annesi var. Evlatlarına 84 yaşında tek başına bakıyor. O yüzden anneyi, babayı hatırladıysan, gelecek hafta, ondan sonraki hafta o mahkemeler ara karar verecek. Ben en tepedekinin ya da emrindekinin ya da kürsüdekinin değil, ama milletimin vicdanına emanet ediyorum arkadaşlarımı. Ne diyeyim yani?
"ÜSTÜNDE TEPİNDİKLERİ YALANLARIN HİÇBİRİ İDDİANAMEDE YOK"
Kolları sıvamam, kolları sıvamak benim işim değil. Benim işim kolları sıvayacak olanı hapisten çıkarmak. Hazır yağmur durmuş, montu da çıkardık. Şimdi buradan AK Parti’nin, Çanakkale’de AK Parti’ye oy vermiş, partinin seçmeni olan, akşamleyin televizyonu açıp AK Parti‘ye yakın kanalları izleyenlere bir şey söyleyeceğim. Bir senedir neler izlediniz neler… Ne iftiralar, ne hakaretler, ne haysiyet cellatlığı. Sonra ben bir yıl boyunca dedim ki ‘O iddianameyi istiyorum. Yargılanmak için değil, yargılamak için.’ Çünkü biliyordum ki, içinden beni, Ekrem Başkan’ı, arkadaşlarımızı mahcup edecek hiçbir şey çıkmayacak. 4 bin 500 sayfa iddianame çıktı. Peçete gibi bomboş. Buradan AK Parti’nin izlerken ‘Vay vay vay, neler yapmışlar, neler yemişler, ne rüşvetler, ne işler’ diyen, ama iddianame bu hale gelince suskunluğu gören, Tayyip Erdoğan’ın artık iddianame diyemediğini görenlere şunu hatırlatıyorum. Darbe günü TRT’de okunan bildiride TRT diyordu ki ‘560 milyar liralık yolsuzluk.’ 560 kuruşunu ispatlayamadılar. Her gün bir itirafçı mahkemede çıkıp ‘Savcılar zorladı, ben öyle demedim. Dışarı çıkarılma vaadine kanıp o yüzden o imzayı attım’ deyip, arkadaşlarımızdan helallik istiyorlar. Her geçen gün bunlar artarak çoğalıyor. Her gün mahkemede ortaya dökülüyor. İftirayı atan ispatlayamıyor, Sorulan sorulardan kimsenin yüzüne, hakimin dahi yüzüne bakamayacak hale geliyor. Şimdi buradan AK Parti ve MHP’lilere soruyorum. 560 milyar çöp oldu. ‘Bin 200 cep telefonu dağıttılar’ dediler. İddianamede yok. Sorulan gazeteci ‘Beni de kandırmışlar’ dedi. Ekrem İmamoğlu’nun lüks araçlarını gösterdiler. Araçlar MHP’li milletvekilinin çıktı. Ekrem Başkan’ın değil. Yine ‘İBB lojmanında parkenin altından 2 milyon euro para çıktı’ dediler. 2 cent bile çıkmadı. ‘Görüntüsü var’ dediler, görüntüsü yokmuş. Aranmış, parkenin altından taş çıkmış. Bunun da evrakı var. Evrakını iddianameye koymuyor, bulsa koyacak, temiz çıktı koymuyor. Lehe delili saklıyor aleyhte delili koyuyor. AK Partili amcam, MHP’li teyzem. Bunlar Gaziosmanpaşa Belediyesi’ni gösterdiler, belediye başkanının sırtından duvardan gizli kasa çıktı. Beynimden vuruldum. TRT’de gördüm, içinden dolar çıktı. Çılgına döndüm. Dedim ki ‘Hemen gidin arama tutanağını getirin. Kasa nereden çıktı, ne işi var belediyede?’ Dediler ki ‘AK Parti döneminde yapılmış, başkana devir teslimde kalmış.’ ‘İçinden nasıl dolar çıkar?’ Dediler ki ‘İçinden dolar değil mühür çıktı, mühür. Belediyenin mührü.’ ‘Peki o dolar görüntüsü ne?’ dedim. TRT’yi aradı bizim çocuklar. Dediler ki ‘Belediyeyi ararkenki görüntüleri bulamadık, stoktan kullandık. İçinde dolarlı kasa çıktı.’ MHP’li amcam, AK Partili teyzem sana sesleniyorum. O görüntüler yalan çıktı. İddianamenin içinden hiçbirisi çıkmadı. Söylenen, örneğin ‘Çantalarda para var’ dediler. İçinden jammer çıktı. Çantalar boş çıktı. ‘Ekrem İmamoğlu’nun görüntüsü var’ dediler, yalan çıktı. Hiçbiri iddianamede çıkmadı. Yaz boyunca ve sonbahar boyunca, kış boyunca üstünde tepindikleri yalanların hiçbir tanesi iddianamede yok. Onun için şimdi buradayız. Kaçıncı mitingdeyiz? Ne diyordu Erdoğan? ‘Bir ay geçsin birbirlerinin yüzüne bakamayacaklar. İnsan içine çıkamayacaklar.’ Sayın Erdoğan 100’ncü mitingdeyim. Karşımda Çanakkalelilerin yüzü var. Yüzlerine bakarak söylüyorum. Ekrem İmamoğlu masumdur. Tek suçu seni yenmektir. Ant içeriz, yine yenecektir.
“MİLLET BU YARGILAMAYI YERİN DİBİNE GÖMECEK”
Şimdi bu dalgaların hepsi yaşandı. Yargılama başladı. Ekrem Başkan, arkadaşlar her gün oradalar. Sırası gelen savunuluyor. Sorulan soruyu cevaplıyor. Aykut Erdoğdu var kardeşimiz. Aykut Erdoğdu’ya tek bir eylem, tek bir soru. Cevabını verdi. O kısmın önemi yok. Dün ring aracında giderken kalkmış ayağa, demiş ki ‘Arkadaşlar ben kendi masumiyetimi biliyordum. Derdimi anlatacağım ve çıkacağım diye de bekliyordum. Sonra sizi dinledim. Hepiniz benden daha masumsunuz.’ Çünkü herkese ayrı bir yalan, ayrı bir iftira. Biliyorsunuz tutuklamalara sebep olan gizli tanık, gizli tanıklıktan çekildi. Bitti o iş. Aynı ifadeleri aldılar koydular. Noktasına, virgülüne bir başka gizli tanık olarak. Yani öyle bir perişan halde ki İBB iddianamesi ve onu hazırlayanlar. Göreceksiniz bu millet gelecekte bu yargılamayı Yassıada yargılamaları gibi, 12 Eylül yargılamaları gibi, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarına yapılan yargılama gibi ya da 12 Eylül’de ‘Bir sağdan asalım, bir soldan asalım’ diyen vicdansızların yaptırdığı yargılamalar gibi, tarihin önünde yerin dibine gömecek. Bir yandan bu işler sürerken, bir yandan Bolu Belediye Başkanımız Tanju Özcan kardeşime. Vakıf kurmuş, para toplamış, ama o para topladığı vakfın AK Partili, MHP’li meclis üyeleri, grup sözcüleri de içinde, bütün Bolu içinde. Bolu’nun yoksul evlatlarına onları yolluyor. Bunun için alıp içeriye koyuyorlar. Ama haysiyet cellatlığına girişiyorlar. Efendim yalan haberler sızdırıyorlar. ‘Cep telefonundan şu çıktı bu çıktı.’ Ailesi önünde onu sıkıntıya sokmaya çalışıyorlar.
ÖZKAN YALIM'IN GÖZALTINA ALINMASINA İLİKİN GÖRÜNTÜLER
Yarın Kuşadası’ndayız. Topuklayan Efe’ye karşı dik duran Ömer kardeşimizi, Topuklu Efe’nin iftiralarıyla. Topuklu Efe kendine yaptırdığı işin faturasını, ki diğer arkadaşlardan bunu bulamıyorlar. Aziz İhsan Aktaş’a ödettiği önüne konunca, ‘Görüyor musun Aziz İhsan Aktaş ödediği bu faturayı’ denince, ‘Ya bize katılacaksın ya hapse atılacaksın’ deyince topuklayan efenin bulduğu iftiracıyla Ömer Günel'i Silivri’ye koydular. Dün Silivri’deydim, bugün buradayım, yarın Kuşadası’ndayım. Arkadaşıma sahip çıkmaya gidiyorum o iftiraya karşı."
Özel, Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım'ın gözaltına alınmasına ilişkin görüntülerin Sabah gazetesinde yayımlanmasına sert sözlerle tepki gösterdi.
"Polis kamerasından paparazzi kamerası çıkaranlara lanet olsun" diyen Özel, konuşmasının devamında şunları söyledi:
"Dün de erken saatlerde Uşak Belediyesi’ne, Belediye Başkanımız Özkan Yalım’a operasyon yapıldı. Konunun iki tarafı var. Bunu burada Çanakkale’nin vicdanında açık açık konuşmam lazım. Bir tarafı; ‘efendim AVM’de kusur vardı,10 kamyon al dedi belediyeye. Üç alayım dedi, olmadı ve şikayetçi oldu.’ Bakacaklar. Kendine almamış, ‘Belediyeye’ demiş. O zorlamaya icbar, ona irtikap falan bakacaklar, neyse çıkacak. Kendi cebine bir şey almamış 300 tane TIR’ı olan, Uşak’ın en zenginlerinden biri olan. Bunları yaptılar, bununla siyaseten mücadele ederiz. Bu sırada bazı görüntüler ortaya çıktı. Öncelikle şunu söyleyeyim. O görüntüler ve tabii ki şu anda dört gün içeride, nedir konuşup kendini anlatacak. Özkan Yalım o görüntülerle ilgili ailesine karşı sorumludur, partimize karşı sorumludur. Biz de Uşak halkına karşı sorumluyuz. O konuda sorumluluğumuz neyi gerektiriyorsa yaparız. Ama başka bir şeyi görün. Devletin polis kamerası kapıya gitmiş, içeriye girmiş. O görüntüler devlete emanet. Milletin özel hayatı devlete emanet. O görüntüler; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı emrinde toplanan o görüntüler birkaç saat içinde AK Parti’nin… Hani Sovyet rejiminde Pravda var ya devlet gazetesi. AK Parti rejiminin Pravda’sı Sabah gazetesinde. Hem de büyük bir utanmazlık içinde ve bugün bütün basınlarında dün buzlayanlar bugün görüntüleri buzlamadan, hiç şunu düşünmeden... Oradaki herkesin bir ailesi, annesi, babası, evladı var. Oradaki evlat da birisinin evladı. Orada kime ne yanlış yapıldıysa o konuda üstüme ve partime hangi etik sorumluluk düşüyorsa hepsini üstlenmeye, gereğini yapmaya hazırım da şunu görüyor musunuz? Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kurulduğunda buna büyük umut bağlayan, kapı kapı dolaşan ve partisinin başarısı için çalışanlara soruyorum. İktidara siz böyle mi geldiniz? Bunun için mi geldiniz?
"BURAYA MI DÜŞTÜLER, BUNU FETÖ’CÜLER YAPMADI MI?"
Partiniz iktidarda kalsın diye bir yıldır yapılanlar burada. En son buraya kadar düştüler. Recep Tayyip Erdoğan’ın seçimleri kazanması için bu yandaş basının bu görüntüleri servis etmesine umut bağlamışlar. Bir yerden yönetiyorlar. Devletin polisinden, polisin kamerasından, namuslu ve şerefli Türk polisinin polis kamerasından paparazzi kamerası çıkaranlara lanet olsun. Yazıklar olsun. Böyle mi tutunacaksınız iktidara? Bu mu? Hatırlayın FETÖ’cüler yapmadı mı bunu? Ne oldu sonları? FETÖ’cülerin getirdiği görüntüye, gözlük takıp bakıp da ‘Servis edin’ diyene söylüyorum. Böyle mi kalacaksın iktidarda, bu mu kurtaracak seni, bu utanmazlık mı kurtaracak seni? O yüzden bugün basılan o tüm paçavraların… Basanlar utanmaz, bastırlar utanmaz. Ama ben milletimden utandım o görüntüler adına. Ben özür diliyorum milletimden bu rezillikler olduğu için ve maalesef bu kadar kirli bir savaşta bunlara bu rezilliği yapacak bir alan açtığımız için büyük sıkıntı içindeyim. Bunu da Çanakkale’den milletime söyleyeyim. Şimdi sanıyorlar ki ‘Cumhuriyet Halk Partisi’ni normal yenemedik, yargı ile yeneriz. İftirayla yeneriz. Hakaretle yeneriz. Şantajla yeneriz. Baskıyla yeneriz.’ O yöntemlerle siyasi partiler yenilebilir belki. O yöntemlerle bazı yapıların bileği bükülebilir belki. Ama Cumhuriyet Halk Partisi dediğin Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür, Çanakkale Zaferi’dir, Çanakkale direnişidir, geçilmeyen Çanakkale’dir. Onun için tüm güçlüklere ve tüm zorluklara, tüm yaşanacak zorluklara rağmen dimdik ayakta durmaya hazır mıyız? Mücadeleye hazır mıyız? Birlikte yürümeye, birlikte kazanmaya hazır mıyız? Söz mü? İktidara yürüyoruz, beni seven arkamdan gelsin, ülkesini seven arkamdan gelsin. Yürüyelim arkadaşlar; 100’üncü kez yürüyelim, 1000’inci kez yürüyelim, yürüyelim arkadaşlar."
Siyaset, 28 Mart 2026 21:48
Yorumlar (0)
Derince esnafı da ayakta kalma mücadelesi veriyor
Gebze'de 5 katlı binanın yıkılma nedeni metro
Moda Akademisi ile gelen büyük başarı!
Vali Aktaş, İçişleri Bakan Yardımcısı Çelik’i ağırladı
Doğruysa, yazıklar olsun!
Bozulan yollara hızlı müdahale
Çınar Çocuk Evleri’nde ön kayıtlar başladı
Kocaeli Büyükşehir’den 23 Nisan’a özel ses yarışması
MHP Dilovası KACEP Başkanı Tonbuloğlu, Kocaeli Şehir Hastanesi'nde şifa buldu
Kocaeli’de faaliyet gösteren OLAB Beauty’den örnek proje
İzmit’te Bir Delinin Hatıra Defteri oyunu seyirciden tam not aldı
AKP'li Külünk'ün İmamoğlu ve Yavaş hayali!
O markete milyonluk fahiş fiyat cezası
Zor durumdaki esnafa yeni bir yük daha!
Büyükakın, son 6 ayda alınan 222 aracı kalem kalem açıkladı
Kocaelili gazeteciler soracak, SP Genel Başkanı Arıkan cevaplayacak
İzmit Millet Bahçesi’nde buram buram tarih kokan sergi
İmralı'da PKK liderine özel bina yapılıyor!
Merkez Bankası tonlarca altın sattı
Altından dere geçen yolda yağmur suyu birikiyor
Akın Gürlek'in Adalet Bakanı olması darbenin ispatıdır
MHP'de şok istifa!
Minik elleri ile fidan diktiler!
MHP Dilovası’ndan Gebze teşkilatına hayırlı olsun ziyareti
Gıda fiyatlarında korkutan ihtimal!
SEDAŞ’ta çalışma saatleri yeniden düzenlendi
Büyükakın: Türkiye’de başka bir örnek yok
Derince’de aileleri buluşturan spor şöleninde start verildi
Dilovası faciası davasındaki yasaklamalara tepki
Gebze Ticaret Odası yöneticileri 4. Burgaz İş Forumu’nda temaslarda bulundu
Kocaeli vekili Kanko sağlıkta küresel lobi iddialarını TBMM’ye taşıdı
O teğmeninin de TSK'ya dönüşü reddedildi
Çayırova’da bozuk et satan kasap mühürlendi
Gülşen öğretmen görevine iade edildi
Cedit kentsel dönüşüm alanında 360 metrelik dere ıslah ediliyor
Gölcük Belediyesi’nden istihdama katkı
Kadın Elim İzmit Kooperatifi Başkanı Çakar’a bir görev daha
Evlenecek çiftler kara kara düşünüyor
Kartepe'de kentsel dönüşüm ve imar konuları masaya yatırıldı
